Eğitim-İş Aydın Şubesi Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
Eğitim-İş Aydın Şube Başkanı Şaban Özdemir, Şube Örgütlenme Sekreteri Yasemin Semiz ve Şube Avukatı Burak Özdemir suç duyurusu dilekçesini Aydın Adliyesi’ne teslim etti.
Eğitim-İş Aydın Şube Başkanı Şaban Özdemir, suç duyurusunu yaptığı basın açıklamasıyla bildirdi. Açıklamada “Atatürk’e dil uzatan hadsiz, karşısında Başöğretmenin eğitim neferlerini bulacak!” mesajı verildi.
Açıklamanın devamında şu ifadeler kaydedildi: “ Cumhuriyet’in taşıyıcı kolonları arasında AKP iktidarının en çok tahrip ettiği adaletin artık ne kadar çarpık işlediği ve hukukun üstünlüğünden ‘üstünlerin’ hukukuna nasıl geçildiği son gelişmelerle birlikte iyice ayyuka çıkmıştır.
Mesleği gereği her gün adliyede olan, yani ifadeye çağrılsa dakikalar içinde ifade vereceği kesin olan bir avukat, evi aranarak, onlarca polis eşliğinde gözaltına alınırken; bu ülkenin kurucusuna adice hakaret edenler için ise yaprak kımıldamamaktadır.
Oysa tarihçi İlber Ortaylı’nın da nikah şahidi olduğu, II. Abdülhamid’in torunun kızının düğününde çekilen bir videoda, eski Refah Parti milletvekili Şevki Yılmaz’ın ülkemizin kurucusu Atatürk’e ağza alınmayacak hakaretler edip beddualar savurduğu, Diyanet’e bağlı bir kamu görevlisi olan İmam Halil Konakcı’nın ise gülerek ‘amin’ dediği görüldü.
Bu iki olay şu soruları gündeme getirmektedir: Bu ülkenin kurucusunun hatırasını densizlerden korumak için bir kanun varken, daha önce de milletin egemenliğinin sembolü olan TBMM’ye hakaret etmiş küfürbaz yobaz Şevki Yılmaz ile ilgili neden harekete geçilmemiştir?
Atatürk’ün kurduğu bu devletin görevlisi olan bir şahsın Atatürk’e edilen hakaret ve bedduaları onaylamasına ne hakla sessiz kalınır?
Bu iki olay elbette münferit ve rastlantısal olarak üst üste gelmiş değildir.
Büyük önder Atatürk’e hakaret edenlerin on yıllardır kamuda bırakın koltuğunu kaybetmek, terfi alması; Ülkenin kurucusuna hakaret edenlere dair hiçbir hukuki işlem yapılmaması, ülkede 50 binden fazla insanın öldüğü depremin anmasının bile yapılmasının yasaklandığı günlerde gericilerin ellerinde hilafet bayraklarıyla polis gözetiminde miting düzenlemesi, iktidarı eleştirmek bile ‘terörist’ ilan edilmeye yetiyorken anayasal düzeni kaldırmak anlamına gelen şeriatın rahatça ve hemen her mecrada propagandasının yapılması iktidardan alınan güçle gerçekleştirilmiş rezaletlerdir.

Bir yanıt yazın