Geçen hafta sayfalarımıza bir davetiye düştü. Adnan Menderes Üniversitesi, Nazilli Belediyesi Ve Esenköy (Arpaz ) muhtarı işbirliği ile düzenlenen “İmparatorluğun Son Yüzyılında Arpaz “konulu panel davetiydi bu.
ADD ve Üniversitedeki toplantılarda karşılaştığım güler yüzlü ve herkesle kolay iletişim kurabilen çok başarılı, bilimsel makalelerini okumaktan keyif aldığım Adnan Menderes Üniversitesi Siyaset Bilimleri ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuncay Ercan Sepetçioğlu moderatördü. Paneldeki konuşmacılar ise Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneğindeki Başkanlığım Dönemimde çıkarttığım Aydın Aydın Bülteninden ve AYDIN AYDIN Dergimizde yazılarıyla yer alan hayran olduğum Sökeli Ege Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olcay Pullukçuoğlu Yapucu, saygısı ve sevgisi, yazdığı kitaplar, araştırmalarıyla dergimizi ve beni daima destekleyen Adnan Menderes Üniversitesi Tarih Bölümünden Doç. Dr. Mehmet Başaran ve Tire Belediyesi Kent Arşivi Uzmani Ali Özçelik ‘ di. Adını çok duyduğum, o gün tanıdığım ve dinlediğim Ali Bey tek kelimeyle Olcay hanım ve Mehmet Beyden beslenmiş akarsu gibi.
Panel, kuleyi aydınlatan lambalar yandığında Düğün salonunun bahçesinde gerçekleşti. Nazilli Belediye Başkanı Kürşat Engin Özcan’ın da ifade ettiği gibi; . İlk defa köylüler bu kadar akademisyeni bir arada dinleme şansına sahipti.
Slaytlarla Kuleleri anlattı Olcay Hanım. Bahçe’de iki direk arasına gerilen beyaz perdeye Yunanistan’dan, İrlanda’dan, Bodrumdan, Foça’dan daha da yakınımızdan Dondurandan, Koçarlı’dan Kule fotoğraflar geldikçe ARPAZ’la benzeyip benzemediğini, birbirlerine fısıldadı dinleyiciler. Farkları fark etmeye başlayan köylüler, Arpaz Kulesinin bu bölgede yaşayan bir ayan tarafından geniş bir tarım arazisinin ortasında dört bir yanı görebilecek, stratejik konumda çevreden gelebilecek tehlikeleri görebilecek şekilde inşa edildiğini, kulede depoların, sarnıçların, kilerlerin bulunduğunu Olcay hanımın sunumu ilgiyle izlediler.
Mehmet Başaran’ın, Nazilli’nin 1800’lü yılların başında tarım ve insan kaynakları bakımından oldukça zengin olduğuyla başlayan konuşması, yönetim biçimlerinden ayanlığa daha sonra Aydın İhtilaline giden yolculuk olarak sürdü. Atçalı Kel Memet bu anlatının kahramanıydı. Bir aşk öyküsüyle başlamıştı Atçalı Kel Memed’in hikayesi. Kötü yönetimlerin sivrisinek öldüremeyen insanları bambaşka insan haline getirilişi yatıyordu özünde.
Atçalı Kel Memet, Bey kızını isteyince sevdiği kız verilmediği gibi ağır hakarete uğramıştı. Memed de dağa çıkmıştı. Artık halkı zulmederek vergi toplayan büyük toprak sahiplerine karşıydı. Dağa çıkanlara devlet eşkıya dese de, halk bunları kurtarıcı olarak görüyordu.
Ali Özçelik Hocam zeybeklikle başladı sözlerine… Çetelere geldiğinde ATÇALI KEL MEHMET ‘in ARPAZ KALESİ’Nİ yakışını anlattı. Onun o güzel anlatısını naçizane kısaca yazmaya çalışacağım. 1 Ekim 1829 tarihinde Atçalı Kel Mehmet 40 Kişilik çetesiyle Kuyucak ve Nazilli’yi basıyor. Baskınlar Güzelhisara kadar ilerliyor. Bu arada Atçalı Kel Memedin çetesi de 1500 kişiye çıkıyor. Dönemin padişahi üzerine ordu gönderiyor. Bu saldırıda zeybeklerinin çoğu öldürülüyor. Atçalı ise kayboluyor. Altı ay sonra Atça’lı tekrar ortaya çıkarak ARPAZ kalesini yakıyor. Ordu birlikleriyle girdiği çatışmada öldürülüyor. Başı padişaha gönderiliyor.
Ali Özçelik’in diğer anlatısı Çakırçalıydı. Ve Eylül akşamının soğuğu içimize işlerken panel sona erdi.
Ama benim için bitmemişti. Yaşadıklarımı, gördüklerimi yazmak kadar emeği geçmiş benim için değerli kişileri yazmak gibi bir huyum var. Bu kadar güzel insanı bir araya getiren, emeği geçen o kişi bir kadın. Adı: Müzehher Günyol.
O, sosyal sorumluluk projeleri üreten uygulamak için iletişime geçen gerçekleştiren kahramandır. Nazilli’den bir isim söyle deseniz aklıma gelen ilk isimdir. Pamukören’de doğmuş, Ankara da liseyi, Eskişehir’de iki fakülteyi bitirmiş, çalışma hayatına da Ankara’da başlamış çalışkan kadındır Müzehher.
Aydın’a geldiğinde Adnan Menderes Üniversitesinin çeşitli bölümlerinde çalıştı. Şuan Nazilli Sağlık Meslek yüksekokulunda görevli, görevi onu daha çok kadın ve çocuk, engelsiz yaşam, köylerde muhtarlarla işbirliğine kadar götürmüş. Aydının Turizm açısından tanıtılmasında ARPAZ’ı da ele alması bu projeyi ortaya çıkartmış. Çünkü O, TUTAP GENEL MERKEZİ (Turizm ve Tanıtma Platformu) Aydın İl Başkanlığını da yürütmekte.
Onunla ilk, Kültür Turizm bakanlığının desteklediği Sümerbank Belgesel Filminin tanıtım akşamında konuştum. Sümerbank için projelerini anlattı. Yaptıkları gelecekteki yapacaklarının garantisiydi ve hepsini teker teker yerine getiriyor. Şimdi 9 Ekim hazırlıklarını yapıyor. Nazilli çalışkan Müzehher Günyol’la çok şanslı.

DURASILLI KÖY ÇOCUKLARI
Mehmet Bey,son seçimle başlamış muhtarlığa. Genç, hoş sohbet, köylülerle iletişimi oldukça iyi Muhtarlardan. Muhtarlık odasında köylülerin dertlerini dinleyip çözüm bulmak için çalışmaktan yılmıyor. Köyünü öyle güzel anlatıyor ki… Gözünüzde kerpiç evleri çiçekli bahçeleri, güler yüzlü kadınlarıyla canlanıveriyor. Onun savaşı; Köyde atıl olan okulu yeniden kazandırmak. İlkokula taşıma ile giden çocukların burada eğitim öğretim görmesini sağlamak. Onları merak eden anneleri babaları endişeden kurtarmak.
Tadilat için İlçe milli eğitimden izin aldım derken yüzü gülüyor. Şimdi okulun tadilatı için çalışma zamanı diyor ve devam ediyor. “Okulun bir bölümünde halk eğitimle iş birliğine giderek kadınlarımızın eğitimi, zamanlarını daha iyi değerlendirmeleri için el sanatlarına yönelik kursların açılması yönünde de çalışma yapacağım. Halk eğitim bu konuda çok destek veriyor.” diyor.
Zaman zaman okula giden öğrenciler muhtarlık odama gelip benden muhtarlıkla ilgili bilgiler alıyorlar. Çocuklarımıza ve gençlerimize kötü alışkanlıklardan uzak tutacak, tarıma ve kitaplara dayalı bilgi ve beceriler kazandıracak tüm projeler köyümde gerçekleşsin arzusundayım. “
Toprak suya aşıktır. Ağaç toprağa sıkı sıkı kökleriyle tutunur. Muhtarımla sohbetimde çocuklarımızın bir fidan olduğunu köklerinin sağlam, güçlü olması için bizim yağmur olmamız gerektiğini düşündüm. Okulun tadilatından sonra ben de o okulda tüm anneleri toplayıp onlara “çocuklarınızı 12 yaşına kadar telefondan uzak tutun, onlara masal okuyun, masal anlatın, on dakika her gün el ele göz göze, dilden dile söylenen masallar anlatın. Masallar en güçlü iletişimdir, çocuğunuzun hayal gücünü arttırır, yaratıcılığını ortaya çıkarır“ diye konuşma yapma sözü verdim.
Ama en önemlisi, başta Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz Durasallı köyümüze uzatacağı el. Köylülerimizin ve bizlerin birlik beraberliğimiz.
İşte o gün güneş Durasallı’da başka doğacak.



havvacetinturk@gmail.com