Norveç’e bağlı Svalbard takımadalarında buzulların içinde “Küresel Tohum Deposu” kurulmuştur. Bu silolar, bitki tohumlarının olası bir felaket anında güvenliğini sağlamak ve ileride kullanılmak üzere oluşturuldu. Siloların dünya ekosisteminde yer alan her türlü bitki ve ağaç türlerinin korunmasını sağlamak amacıyla yapıldığı söyleniyor. Gerçekten öyle mi? Gelin birlikte araştıralım…
İklim değişikliğinin birinci sorumlusu insandır. İnsanın enerji olarak kullandığı fosil yakıtlar, evlerde ve sanayide kullanılan sera gazları Atmosferde birikerek sera etkisi yaratmaktadır. 2005 yılında yürürlüğe giren Kyoto anlaşması ile sera gazlarının sınırlandırılması amaçlanmış, ama ne yazık ki, Atmosfere ençok sera gazı salan ülkeler bu anlaşmayı imzalamamıştır…
Sera etkisi sonucu dünyanın ortalama ısısının yükseleceği, buzulların eriyeceği, verimli tarım alanlarının deniz suyuyla tuzlanacağı, tatlı su kaynaklarının yok olacağı ve deniz seviyesindeki bölgelerin çöl haline geleceği bilim insanları tarafından öne sürülmektedir…
Dünya ısısının sanayi devriminden bu yana 0,87 santigrat derece arttığı, sıcaklık artışının 2 derece ile sınırlı tutulması halinde küresel iklim değişikliğinin önüne geçilebileceği bilim insanlarınca öngörülmektedir… (1)
Sera gazlarının Atmosfere etkilerinin sınırlandırılması, küresel ısınmanın sanayi devrimi öncesine döndürülmesi için 4 Kasım 2016 tarihinde “ Paris İklim Anlaşması” imzalanarak, sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutulmasına karar verilmiştir. (2)
Oysa Ülkemiz için yapılan iklim senaryolarında Anadolu’da sıcaklık artışının 1,8-4 derece arasında dünyanın diğer bölgelerinden daha yüksek olacağı, deniz seviyesinin 18-59 Cm arasında yükseleceği, bunun da kısa zamanda gerçekleşeceği belirtilmektedir. (3)
İklim değişikliğinin gerçekleşmesi halinde dünyadaki 69,276 omurgalı türünden 8.400’ünün,1.000.000 omurgasız canlıdan 4,967’sinin, 310, 442 bitki türünden 12, 781’inin neslinin tükeneceği ileri sürülmektedir. (4)
Isı artışı durdurulamadığı takdirde bugün ılıman ve yağışlı bir iklime sahip ekilebilir topraklar, suyu içilebilir alanlar, canlı yaşamına uygunluğunu kaybedeceği için canlı yaşamı zora girecek hatta olanaksız hale gelecektir…
Yaşanmaz hale gelen bölgelerde yaşamını sürdürmekte olan insan, omurgalı ve omurgasız canlılar için önlerinde iki seçenek olacaktır. Ya bu bölgenin yeni koşullarına uyum sağlayıp yaşamlarını devam ettirecekler ya da yaşama uygun yeni bölgelere göç edeceklerdir…
Bugün buzullarla kaplı Sibirya, Grönland, kuzey ve güney kutup bölgesi buzulların erimesiyle ılıman ve canlı yaşamına uygun bölgeler haline gelecektir. Çoraklaşan, çölleşen bölgelerin yüksek dağları, sıcaklık açısından yaşanabilir olsa da bu bölgelerde su kirlenmiş olacağından canlıların yaşama şansı olmayacaktır…
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir taraftan sera etkisini azaltarak ısı artışını minimum düzeye indirmeye çaba harcarken, diğer yandan her türlü olasılığı göz önüne alıp Norveç’te buzulların altına bitki ve ağaç tohumlarını ileride kullanmak üzere depolamaktadır…
Bitkilerin yaşanabilir alanlara göç etmesi çok uzun yıllar sürer. Tohumları taşıyacak memeli hayvan ve kuş varlığı ister. Ağaç, kökleriyle bulunduğu toprağa bağlıdır. Oysa omurgalı canlılar yeni koşullara uyum sağlayabilir ya da yaşanabilen alanlara göç edebilirler…
Bunun bilincinde olan uluslar, olası küresel iklim değişikliğini göz önüne alıp, bitki tohumlarını ileride olası bir felaketten kurtulup sağ kalan insanlar tarafından kullanılması için Küresel Tohum Deposunu oluşturmuşlardır.
KAYNAK:
1-Doğanay Tolunay, İklim Değişikliğinin Ekolojik Sistemlerdeki Yeri. S.20
2-Nuran Talu, Avrupa Birliği İklim Politikaları. S. 15
3-Nüzhet Dalfez, İklim Senaryoları. Bilim Teknik Dergisi 496. Sayı S.33-35
4-Doğanay Tolunay, İklim Değişikliğinin Ekolojik Sistemlerdeki Yeri. S.13