Korona, Paranoya Ve Vurdumduymazlik!

Mart 30, 2020

Değişik anlamları olan bu üç kelime nasıl olur da yan yana gelir? Paranoya, sözlük anlamı olarak “ abartılı gurur, kuşku, güvensizlik, bencillikle belli olan bir ruh hastalığıdır.” (1) Kişinin bir olay veya olgu karşısında aşırı endişe veya korku duyması ile de anlatılabilen, mantıksız kuruntu oluşturan bir rahatsızlıktır…

Geçtiğimiz yıllarda İlimizde ilk kez Kırım Kongo Kanamalı ateşi sonucu meydana gelen ölümden sonra olayın olduğu köye yaptığım ziyarette halkın her gördüğü böceği kene zannederek irkilmesine hatta sıçramasına tanık oldum demek ki, halk paranoyaya kapılmıştı bu beni ürküttü. Koronavirüs salgını nedeniyle bazılarımızın aynı duruma düşme olasılığı var. Sakın panik yapmayın, dikkatli olun, önlem alın!

Uluslararası sağlık örgütü tarafından Pandemi ilan edilen, Koronavirüsün yayılması sonrası ilk vakaların görülmeye başlanması ile birlikte Türkiye’de Koronovirüsten korunmak için alınan önlemler açıklandı.

Yaşı 65 ve daha üzeri olan insanlar için sokağa çıkma yasağı getirildi. Halkın topluca bulunabileceği yerler kapatıldı insan sağlığı ve virüsün yayılmasını önlemek için her türlü önlem alındı. Alınmaya devam ediyor…

Alınan önlemlere uymak, önlemlerin ne için alındığının bilincinde olmak vatandaş olmanın gereğidir. Halkımızın sağlığı için alınan önlemlere ne yazık ki, az da olsa belli yörelerde uyulmadığı basın yayın organlarının haberlerinde yerini aldı…

22. 03. 2020 Pazar günü akşam haberlerinde 23.03. 2020 sabah kuşağında tekrar verilen TV haberinde (Fox TV) büyük kentlerimizin bazılarında devletin aldığı önlemlere uyulmadığı görüldü. Görüntülerde bazı vatandaşların sorumsuzluğunun kendisi ve başkalarının yaşamını tehlikeye attığının bilincinde olmadığını ve vurdumduymazlığını gösterdi…

Yasakların konuluş nedenin bilincinde olanlar yasaklara harfiyen uydu, hiçbir sorun yaratmadı onlar bilinçli insanlardı. Bazıları ise virüs bulaşacak korkusuyla gereğinden çok önlem alarak abarttı, adeta paranoya haline getirdi…

Salgının üstesinden gelmek, en az zararla kurtulmak bilimle ve bilim kurulunun salık verdiği önlemlere aynen uymakla olur. Bilim dışı önlemler, hurafeler salgını önleyemediği gibi artmasına can kayıplarının çoğalmasına neden olur. Yetkililer, salgını önlemek için koydukları kuralların uygulanmasını sağlamak ve takipçisi olmak zorundadır. Yapacakları küçük bir hata dahi onarılmaz zararlara ve can kayıplarına neden olacaktır…

Dünyanın ve ülkemizin başına bela olan bu salgın neden oldu? Salgında insanın rolü ne? Sorularına başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmeli ve öz eleştiri yapmalıyız. Biz nerde yanlış yaptık?

Ülkemizde ve Dünyada yapılan yanlışlar, doğaya verilen zararlar o kadar çok ki, hepsini anlatmaya kalksam ciltlerce kitap yazmam gerekir…

Birkaç cümle ile özetlemek gerekirse Dünya ve doğanın sadece insanın malıymış gibi hareket ettik. Doğada yaşayan canlıları yok saydık, onların bizim sağlığımız için önemli olduğunu görmezden geldik…

İnsan, Dünyanın canlı bir organizma olduğunu, kendi ekosistemini geliştirdiğini, kendini koruyacağını ve üzerinde yaşayan canlılardan oluşan sistemin bir parçası olduğunu görmezden geldi…

Neleri yok ettiğimizi hafızamızı zorlayarak şöyle bir düşünelim. İlk önce canlıların evi sulak alanları, ormanları, meraları ve özellikle oksijen deposu, dünyanın akciğeri olan yağmur ormanlarını yok ettik…

Yaşam zincirinin parçası olan canlıları yok ettik, “1900-2014 yıları arasında 69 memeli türü,  80 kuş türü, 24 sürüngen, 146 amfibi (suda ve karada yaşayabilen canlı türü) olmak üzere 468 omurgalı canlının soyunu tükettik.” (2)

Soyunu tükettiğimiz canlıların ekosistem içindeki rolünü tam olarak bilemiyoruz. Ama bir şeyi biliyoruz ki, onlar yok oldukça felaketler kapımızı çalıyor.  “Papa 9. Gregory’nin ‘kediler şeytandır, onları hemen öldürün!’ diye fetva vermesi ve kedilerin öldürülmesiyle çoğalan farelerden yayılan veba mikrobu milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştu. (3)

Doğa yasasında insanoğlunun anlamak istemediği daima gözardı ettiği değişmez bir kural vardır. Doğal dengeyi bozacak şekilde çoğalan her canlı doğa tarafından bir şekilde normal sayısına indirilir ve denge sağlanır…

Sanayi devrimi sonrası dünyanın dengesi insandan kaynaklanan nedenlerle hızla doğa aleyhine değişmeye, kirlenmeye başladı. Kirletme ile yetinmeyen insan, doymak bilmez ihtirası yüzünden kendi sağlığını koruyan bitki ve hayvanları da yok etti. Hala akıllanmayacak mıyız?

KAYNAK:

1-Türkçe Sözlük, Dil Derneği yayını. S.1266

2-Doğanay Tolunay, İklim Değişikliği Eğitim Modülleri Serisi 5. S. 11

3-Ahmet Takan, https://www.yenicaggazetesi.com.tr/kedilerin-olumu-48317yy.htm

Yorumla

Your email address will not be published.