Büyük Menderes Havzasini Neden Yaziyorum?

Ekim 26, 2020

Köşe yazılarımda Büyük Menderes Nehrini, Havzasının güzelliklerini, yetiştirdiği ürünleri, mitolojik öykülerini ve kirlenme nedenlerini anlatıp uyarmaya çalıştım.

Neden böyle yaptığımı merak edip düşündünüz mü?

Havza, doğal kaynaklarının güzelliği ile Anadolu’nun cennet köşelerinden biridir.

Söğüt ağaçlarına tüneyen bülbüllerin, karatavukların şarkılarını dinledim, su kuşlarının yüzmesini seyrettim. Sularında yaşayan boyumdan büyük yayın balığı, devasa sazanlar gördüm.

Doğal güzelliklerin talan edilmesini önlemek için mücadele ettim.

Gördüklerimi, yaşadıklarımı unutulmadan yeni kuşakların bilmesini istedim…

Havzada birçok kadim ulus yaşamış, uygarlık kurmuş ve Dünyaya yaymıştır…

Nehrin yeryüzüne çıktığı Dinar İlçesinden denize döküldüğü Balat Deltasına kadar geçtiği topraklarda onlarca devlet, yüzlerce antik kent kurulmuştur.

Yöreye ait mitolojik öyküler ve antik tanrılar, Dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar çoktur.

İnsan, iklim yapısı, yetiştirdiği ürünlerin bolluğu, lezzeti ve çeşitliliği nedeniyle bölgeye yerleşmiş, kent kurmayı yeğlemiş, uygarlık geliştirmiştir.

Geliştirdiği uygarlığın izlerini antik kent kalıntılarında görmekte ve hayranlık duymaktayız.

M.Ö. 80.000 yılarında başlayan buzul çağı ile Avrupa’da 1570-1630 yıllarında hüküm süren mini buzul çağından Anadolu, özellikle havza etkilenmemiştir.

Ilıman iklimi, sayesinde on binlerce yıl insanı korumuş, bereketli topraklarında yetişen ürünlerle beslemiştir.

Son yıllarda insan kaynaklı kirlenmeyle Büyük Menderes Nehri ve Havzası yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır…

Anadolu coğrafyasının doğal güzellikleri, bitki örtüsü, şifalı suları ve canlı yaşamı para uğruna talan edilmektedir…

Korunması, gelecek kuşaklara aktarılması gereken havzanın doğal ve kültürel değerleri madene, JES, RES ve HES’e kurban edilmektedir.

Genç kuşak, nehrin ve havzanın eski doğal güzelliğini bilmez, görmemiştir.

Nehrin ve havzanın güzelliğini, bir elin parmaklarını geçmeyen kitaplardan öğrenmek zorunda bırakılmıştır…

Gençlerimiz, eskiden nehir kenarındaki söğüt ağaçlarında ve nehrin sularında yaşayan canlıları görmemiş, kuşların şarkılarını dinlememiştir.

Bülbül, üveyik, karatavuk, serçe ve su kuşları yaşam alanlarının kirlenmesi nedeni ile Büyük Menderes Nehrinden kaçmıştır.

Devasa sazan ve yayın balıklarının nesli tükenmiştir. Nehir, oksijen yetersizliği ve kirlilik nedeniyle can çekişmektedir.

İşte bunların gelecek kuşaklar tarafından bilinmesi için yazıyorum.

Geçen haftalardaki yazılarımda Büyük Menderes’in gün yüzüne çıktığı Dinardan başladım.

Suçıkan ve Dinar İlçesi ile Işıklı Gölü ve Çivril İlçesi’nin doğal güzelliklerini, Nehrin kirlenme nedenlerini yazdım.

Havzanın doğal güzelliklerini ve kirlenme nedenlerini nehrin akışını takip ederek anlatmaya, yazmaya devam edeceğim.

Yorumla

Your email address will not be published.