Etrüsk’lere Ne Oldu?

Kasım 9, 2020

Yaşadığı coğrafya insanın kaderidir. Coğrafyanın iklim yapısı, madenleri, yüzey şekilleri, besin kaynakları ve bitki örtüsü uygarlık yaratmasında önemli bir rol oynar.  

Anadolu coğrafyasının yüzey şekilleri, bitki çeşitliliği, doğal güzelliği, ılıman iklimi ve su kaynaklarının bolluğu insanın uygarlık yaratması için uygun ortam oluşturmuştur.

İ.Ö. 11000 yıllarında oluşmaya başlayan uygarlıklar gün yüzüne çıkarılmaktadır.

O yıllarda hangi ulusların yaşadığını henüz bilmiyoruz. Bildiğimiz, Anadolu’ya ilk yerleşen, uygarlık yaratan uluslardan birinin Etrüskler olduğudur.

Etrüskler, Büyük Menderes Havzasında İ.Ö. 3000 yıllarında yerleşmiş, Türk asıllı bir kavimdir.

İ.Ö. 1850 yılında meydana gelen büyük ve yıkıcı depremden etkilenmiş, Anadolu’yu terk edip İtalya’ya yerleşmiş ve Roma kentini kurmuşlardır.

Tralleis’i ve Büyük Menderes havzasındaki birçok antik kenti kuranlar onlardır.

Tralleis büyük depremde yıkılmış, bölgeye gelen Traklar ve Argoslu’lar tarafından az hasar görmüş olan kesimi İ.Ö. 13.yy da tekrar inşa edilmiştir. (1)

Deprem, tektonik plakaların sürtünmesi ya da birbirinin altına girmesiyle biriken enerjinin, kırılma sonucu açığa çıkmasıyla oluşan yıkıcı bir doğa olayıdır.

Eski halklar, depremi tanrıların öfkesine bağlamıştır. Yunanlılar depremi Poseidon’un yaptığına inanırlardı.

Kilise, depremi Tanrı’nın gazabı olarak görmüş, nedenini insanların ahlaksızlığına bağlamıştır.

Bilim, depremin nasıl oluştuğunu, yerini ve zamanını açıklayabiliyor. Deprem olgusunu başka nedenlere bağlamak cahilliktir, aymazlıktır. Deprem; sağcı-solcu, dinli-dinsiz, güzel-çirkin, küçük-büyük ayrımı yapmaz.

Anadolu, aktif fayların oluşturduğu deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır.

Büyük Menderes Havzasında yer alan antik kentler ve günümüz kentleri istisnasız hepsi aktif faylar üzerinde kurulmuştur. (2)

Batı Anadolu’nun geçmişine baktığımızda, kayda geçen, İ.Ö. 26 yılı ile İ.S. 1850 yılları arasında 8-10 büyüklüğünde 5 ten fazla yıkıcı depremin olduğunu görürüz. (3)

Büyük ve yıkıcı depremler sonunda antik kentler yıkılmış, harap olmuş, insanları ölmüş ve bölge terkedilmiştir.

Yeterli önlem alınmadığından depremler, binaları yıkmaya, can almaya devam etmiştir. Binalar depreme dayanıklı yapılmazsa yaşananlar tekrar yaşanacaktır.

Hafızamızı yokladığımızda Cumhuriyet döneminde birçok yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Onları unuttuk, okumadık, sorgulamadık, ders çıkarmadık.

Aklımızdan çıkmayan, büyük yıkıma ve can kaybına neden olan, 1999 yılında meydana gelen Gölcük-İzmit depremidir…

Üzerinden 21 sene geçtiği halde ders çıkarılmadığı, yeterli önlem alınmadığı, binaların güçlendirilmediği ve gerekli kontrollerin yapılmadığını 30 Ekim 2020 tarihinde yaşanan deprem göstermiştir.

Anadolu Türklerin ebedi yurdudur. Etrüskler gibi depremden korkup Anadolu’yu terk etmeyeceğiz.

Devlet, halkını yaşatmak, depremin kentleri yıkmasını ve insanı öldürmesini önlemekle görevlidir.

Bilim insanlarının “Deprem öldürmez, bina öldürür.” Uyarısını dinleyip binalar gözden geçirmeli, güçlendirmeli, halk deprem konusunda bilinçlendirilmelidir.

KAYNAK:

1-Hüseyin Hilmi Bayındır, Tiral Tarihi. S.4-5

2-İsmail Türkbay, Marsyas’ın Dilinden Meandros ve Havzası. S. 49

3-T.C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Deprem Araştırma Dairesi Batı Anadolu

   Bölgesinin Paleosismoloji sonuç raporu. S. 25-26

Yorumla

Your email address will not be published.