Su, Canlilar İçi̇n Evrensel Bi̇r Haktir

Aralık 7, 2020

Su, yanıcı ve yakıcı iki elementin birleşmesiyle oluşmuş; katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilen, yaşamı başlatan ve devamını sağlayan mucizedir…

Su yoksa hayat yoktur. Yerkürenin 4/3‘ü suyla kaplıdır. Dünya’daki suyun büyük kısmı tuzludur. İçilebilir tatlısu, büyük su kütlesi içinde çok küçük bir miktardır…

Su enerjiden önemlidir. Enerji kaynakları çeşitli olduğu halde tatlısu kısıtlıdır…

Kırktan fazla ülkede tatlısu sıkıntısı yaşandığı, susuzluğa bağlı çocuk ölümlerinin arttığı, Dünya sağlık örgütünün raporlarına yansımıştır…

Türkiye’de 2009 yılında yayınlanan raporda, “30 yıl içinde yağış rejiminde önemli değişiklik olacağı, su rezervinin azalacağı ve kuraklık başlayacağı saptandı.” (1)

Aradan geçen 11 yıldan sonra Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaptığı yeni çalışmada Türkiye’nin 2020 Ekim ayı kuraklık durumunu gösteren rapor yayınlandı. Harita, Anadolu’da kuraklık yaşandığını gösterdi…(2)

Türkiye sulak bir coğrafyadadır. Mevcut rezervlerin hoyrat kullanılması nedeniyle 2030 yılında su fakiri ülkeler arasına girecektir.

Buna rağmen; tatlısu kaynakları ve sınırı aşan nehirlerin işletme hakkı yabancılara veriliyor. Barajlar özelleştiriliyor, yeraltı sularını kirleten maden ve JES işletmelerine izin veriliyor. (3)

Sudan yararlanma, insan ve canlılar için evrensel bir haktır. Meta haline gelirse doğada yaşayan canlıların suya erişimi engellenir, denge bozulur. (4) Su, stratejik bir kaynaktır. Kamunun malıdır ve öyle kalmalıdır.

Canlılara yaşam veren sular; sadece nehir, göl ve dereden ibaret değildir. Bazı bölgeler yeraltı sularından yararlanır.

Kullanılabilir yeraltı suları belli derinliğe kadar iner. Daha derinlere inildiğinde suya ağır metaller karışır su kirlenir, ısınır, artık o, normal su değil jeotermal akışkandır. Çünkü magmanın ısısını ve eriyik haldeki ağır metalleri ve zararlı gazları bünyesine almıştır…

Akışkanın bünyesinde bulunan Kadmiyum, Bor, Lityum, Arsenik, Cıva ve Amonyak gibi ağır metallerin yeraltı suyuna ve tarım topraklarına karışması toprağı zehirler.

Sağlıklı bir yaşam sürmek ve soyumuzun devam etmesini istiyorsak, henüz vakit varken suyu, toprağı, havayı ve doğayı korumak zorundayız…

Suları korumak, başta devlet olmak üzere tüm yurttaşların asli görevidir…

KAYNAK:

1-Bülent Gözcelioğlu, Makale. Bilim Teknik Dergisi 496. Sayı. S. 33 vd.

2-https://mgm.gov.tr/veridegerlendirme/kuraklik-analizi.aspx

3-https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2885785-kime-degil-niye

4-Erhan Ünal, Toprak Biterken. S.323

Yorumla

Your email address will not be published.