Osmanlı Devletinin uyguladığı toprak rejimi, mirasını devraldığı Selçukluların İkta sisteminden ayrılarak “Toprakların mülkiyetinin padişaha ait olduğu vergi ve asker güvencesine dayanan, köylülerin kontrol altında tutulduğu egemen ve hiyerarşik bir düzen olan, Tımar (Mir’i) sistemine dönüşmüştür.” (1)
Bu nedenle Osmanlı Devletinde köy ve köylüyü Tımar topraklarının Tımarlı sipahi tarafından kullanıldığı dönem ve iltizam usulü dağıtıldığı dönem olmak üzere iki ayrı bölümde incelemek gerekir.
“Fethedilen toprakların kontrolü savaşta yararlılık gösteren beylere bırakılırdı. Toprağı, köyü ve köylüyü kontrol eden beyler aynı zamanda; idari, askeri ve adli görevleri yerine getirmek ve denetlemekle yükümlü tutulurdu.” (2)
“Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarında Anadolu ve Rumeli’de fethettiği topraklarda yaşayan yerli halk ve köylüye iyi davranmış, nispi rahatlık sağlamıştır.” (3) Bu rahatlık, Fetret devrine kadar sürmüştür…
Anadolu köylüsü, 1402-1413 yılları arasında yaşanan kargaşa ortamında devletin korumasından yoksun kalmış ve perişan olmuştur. Tarlalar, bahçeler ekilemez olmuş, bağlar bozulmuş, köyler yıkılmıştır. Bıraktığı tahribat uzun yıllar sürmüştür. Virüs salgını nedeniyle bir yıldır yaşanan sıkıntılar göz önüne alındığında Fetret dönemi çok uzun bir süre sayılır.
Fetret devri sonunda 1413 yılında padişah olan, Osmanlı Devletini dağılmaktan kurtaran ve çiftçiyi ayağa kaldıran Çelebi Mehmet, “Tarım ve kente dayalı yerleşik düzenin temsilcisi olmuştur.” (4)
Yerleşik düzenin ve kentlinin temsilci olması, Devletin omurgasını oluşturan Türk tebaa ve reayayı “istediği gibi yönetmesi, vergiye bağlaması, savaşta Tımar askeri olarak kullanmasından ” (5) kaynaklanır.
Ülke toprakları, “Miri topraklar, Kamuya bırakılmış topraklar, Ölü topraklar ve vakıf toprakları olmak üzere dörde ayrılırdı.” (6)
Komutanlık toprakları denilen Mir’i topraklar gelirlerine göre sınıflandırılırmış, Tımar, Zeamet ve Has olarak ayrılmıştır. Tımar, sipahilere verilir. Sipahi, araziyi işleyen köylüden icar ve tapu bedelini alır ve vergileri toplar, kendi kullanacağı miktarı düşer geri kalanını devlete ulaştırırdı. (7) Padişah istediğinde orduya göndermek ve sefere katılmak üzere belli sayıda asker besler ve at yetiştirirdi…
Köylü, kaldırdığı üründen aşar vergisi, beslediği hayvan için ağnam vergisi ödediği gibi daha birçok vergiyi de ödemekle yükümlüydü…
Köylünün yükümlülüğü salınan vergileri ödemekle bitmiyordu. “ Savaş halinde Sürsat sistemi devreye girerdi. Köylü, ordunun gereksinimini karşılamak üzere Devletin istediği ürünleri üretmek zorundaydı. Devlet, çiftçinin ürettiği ürüne el koyma hakkına sahipti.” (8)
Devlet adına köylüyü denetlemek ve vergileri toplamakla yükümlü Sipahinin köylü üzerinde yetkisi çok fazlaydı. Köyünü terk edip giden köylüyü, gittiği yerden geri getirme hakkına sahipti. Hatta “Köylü çocuklarının okula gidip gitmeyeceğine, kimlerin okula gideceğine karar verme yetkisi ona aitti…” (9)
Köylü, Sipahinin, Ayan’ın, Kadı’nın ve diğer devlet görevlilerinin kendisine bakışından, davranışından, yaptıklarından memnun değildi, canından bezmişti. Bu bezginlik, Şeyh Bedreddin isyanına neden olmuş, sonuçta yine köylü ezilmişti. Köylünün neden isyan ettiği sorgulanmamış, talepleri sorulmamış isyanın suçlusu olarak görülmüştü…
Köylünün, can ve mal güvenliği olmadığı gibi sesini duyan, duysa da yardımına koşan yoktu. Çareyi, yollardan, ovalardan uzak dağlık ve ormanlık bölgelere çekilmekte, 5-10 hanelik yerleşim birimleri kurmakta veya toprak işlemeyi bırakıp göçebeliğe geri dönmekte bulmuştu. (10)
Bütün olumsuzluklarına rağmen Tımar arazilerinin Sipahi tarafından yönetilmesi uygulaması 16. yüzyıla kadar sürmüştür.
“Sadrazam ve serdar gibi kişilerin Tımar arazileri üzerinde rüşvete dayalı tasarrufta bulunmaları” (11) belki de en önemlisi Devletin sıcak paraya olan ihtiyacını gidermek için Tımar arazilerinin dağıtımında İltizam usulüne geçilmişti
KAYNAK:
1-Erdoğan Ayhan, Osmanlı Gerçeği. S. 226
2-İlber Ortaylı, Osmanlı Barışı. S. 97-98
3-Erdoğan Ayhan, Osmanlı Gerçeği, S.109
4-Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi 1. Cilt. S. 172 Erdoğan Ayhan, Osmanlı Gerçeği. S. 137
5-Erdoğan Ayhan, Osmanlı Gerçeği. S.34
6-Hikmet Kıvılcımlı, Osmanlı Tarihinin Maddesi. Cilt1. S.125-126
7-Doğan Avcıoğlu Türkiye’nin Düzeni. Dün, Bugün, Yarın. 1. Kitap S. 24
8-İlber Ortaylı, Osmanlı Barışı. S.84
9- Bezmi Nusret Kaygusuz, Şeyh Bedreddin Simaveni. S. 75
10-Doğan Avcıoğlu Türkiye’nin Düzeni. Dün, Bugün, Yarın. 1. Kitap S.60 ve 175
11-Doğan Avcıoğlu, Osmanlı’nın Düzeni-Türklerin Tarihi 6. Kitap. S. 171