İnsan, yaşadıklarından ders çıkarıp, geçmişte ve bu gün yaşanan olumsuzlukları masaya yatırıp, Dünya canlı yaşamını ve soyunu kurtarması için nasıl davranması gerektiğine karar vermek zorundadır!
İnsanlık bir yol ayrımına geldi, tamam mı devam mı? Tamam dediği an, kendi soyunun sonunu getirecek. Devam derse doğayla dost geçinip, kirletmeyerek doğanın kendini yenilemesine olanak tanıyacak…
Son yıllarda yaşanan iklim krizi sonucu oluşan doğal afetler ve Kovit-19 salgını insanın doğayla barışık yaşaması gerektiğini acı çektirerek hatırlattı, hatırlatmaya devam ediyor…
Kapitalizm tüketici bir toplum yarattı. Üretmeyen, doğaya ve canlılara saygısı olmayan, kullandığı ürünlerin, yediği besinlerin nasıl üretildiğini bilmeyen ve asla sorgulamayan sadece tüketen bir toplum…
Bu anlayışla tüketmeye devam eder ve atıkları doğaya gelişigüzel bırakırsak, kendimizle birlikte Dünya canlı yaşamını da yok edeceğiz. Dünya ölü bir gezegen olarak varlığını sürdürecek…
Yeryüzündeki madenler, ormanlar ve diğer doğal değerler artık yetmez oldu. Yeni kaynaklar bulmak ya da kullanıp attıklarımızı geri dönüştürmek zorundayız…
Simdi diyeceksiniz ki anladık, Dünyayı çok kötü kullandık, yağmaladık yok etmek üzereyiz. Peki, soyumuzu sürdürmek, Dünya canlı yaşamını kurtarmak için ne yapmalıyız? Sen bize onu anlat! Anlatacağım, sorunun iki yanıtı var.
Birincisi birey olarak bize düşen görev, alacağımız basit önlemle çevreyi kirletmeyerek, kullanıp eskittiğimiz eşyaların geri dönüşümünü sağlamak, doğal değerleri idareli kullanarak doğanın kendini yenilemesine yardım etmek!
(1)
Doğa kendi haline bırakıldığında belirli bir süre sonunda kendini yeniler. Dünya üzerinde bunun örnekleri çok görüldü… “1990 yılına kadar sanayi bölgesi olan Almanya’nın Ruhr bölgesi, sanayi üretimini durdurup kültür odaklı metropol olarak kurgulanmıştır.” (1) Geçen 30 yılda doğa kendini yenilemiş, bitki örtüsü canlanmış, yaban hayvanları tekrar bölgeye gelmiştir…
Sorunun ikincisinin cevabı, devletlerin yapacağı işlerdir. Ulusal ve küresel ölçekte köyleriyle bütünleşmiş, ormanlardan, göllerden, nehirlerden elini çekmiş, doğayı kendi haline bırakmış akıllı kentler kurmak! Yaşadığımız kentleri yenileyerek akıllı kentlere dönüştürmek.
Akıllı kentler, elektrik enerjisini Güneş’ten üreten, atık suları geri kazandıran, temizlediği atık sularda balık yetiştiren ve tarımsal sulamada kullanan, katı atıkları geri dönüşüm ve gübre yapımında değerlendiren tesislere sahip olmalıdır.
Yağmur sularının akıp gitmesini önleyerek onları depolayıp içme ve kullanma suyuna dönüştüren teknolojiler geliştiren, fosil yakıt kullanımını sıfırlamış, kendi oksijenini üretecek geniş yeşil alanlara ve korulara sahip olmalıdır…
Akıllı kentler çoğaldıkça doğa nefes alacak ve kendini yenileyecek, iklim krizi sona erecektir. Bunları yapmak için çok az zamanımız kaldı, farkında mısınız?
KAYNAK: