Uygarliklar Öyle Kolay Oluşmuyor

Nisan 12, 2021

Uygarlık, öyle bir günde ya da kısa sürede oluşmaz, yüz yıllar süren birikimlerin, deneyimlerin, emeğin ürünüdür. Bir yazarımız “uygarlığı, tarihi olan ulusların yaratmalarından oluşan bir bütün” olarak tanımlamıştır. (1) Bu tanım yerinde bir tanımdır. Tarihi olmayan bir ulusun kültürü ve uygarlığı olmaz!

“Genetik araştırmalar, Anadolu halklarının otuz beş bin yıldır bu coğrafyada bir arada yaşadıklarını belirlemiştir.” (2) “Doğu Anadolu tarihi, M.Ö. 13.000 Orta Asya’dan göçen Türklerle başlamıştır.” (3) Bu kadar uzun süre aynı coğrafyada ve bir arada yaşayan insanların geliştirdiği kültür, köklü ve yok edilemez bir kültürdür.

Kültür, insan tarafından üretilmiş ve geleceğe miras bırakılmış maddi ve manevi değerler bütünüdür. İnançlar, tapınaklar, mimari yapılar, saraylar, köprüler, su kemerleri, plastik sanatlar, heykeller, resim, halı, kilim, masallar, öyküler, folklor, türküler birer kültür ürünüdür…

Sadece bunlar değil, yaşam tarzı, giyim-kuşam, yemek alışkanlıkları, yetiştirilen tarım ürünleri, toplum yapısı, töre, yönetim anlayışı, hukuka bakışı, kadın-erkek ilişkileri, gelenekler de kültür değerlerindendir.

Anadolu, doğudan batıya göç eden kavimlerin geçiş yolu üzerindedir. “Kendi kültürüne yabancı birçok ulus görmüş, kültürlerini özümsemiş, kendi kültürüyle sentezlemiş ve en güzel efsanelerin kaynağı olmuştur.” (4)

Dışardan gelen kültür ile Anadolu kültürü karışmış, kaynaşmış yeni bir kültür dokusu oluşturmuş, yarattığı yeni kültürü insanlığa miras bırakmıştır. 

İlk yabani buğdayı ehlîleştirmiş, ilk yabani atı evcilleştirmiş, en eski tapınak olan Göbeklitepe’yi inşa etmiştir…

At bakımı ve eğitimi için hazırlanan ilk yönetmelik Anadolu’da hazırlanmış, yazıya dökülmüş ve uygulanmıştır. (5)

Çatal Hüyük’ün kadim insanı, M.Ö. 6.500 yıllarında yemek yerken çatal ve bıçak kullanacak kadar ileri bir uygarlık geliştirmiştir.(6)

Roma icadı olarak bilinen kemerli mimari yapılar Sümerliler tarafından icat edilmiştir.  Bu teknik Mezopotamya ve Anadolu’da kullanılmış, oradan Yunan ve Romalılara geçmiş, (7) Romalılarca daha da geliştirilmiştir.

Hristiyan inancı olarak bilinen birçok kültür ögesi Anadolu halklarının gelenek ve göreneklerinden oluşmaktadır.

Anadolu halkının baş tanrıçası Kybele diğer adıyla Ma ana, Bizans İmparatoru I. Konstantin’in çabalarıyla Mary Ana (Meryem Ana) olmuştur. (8)  

Anadolu’nun birçok yöresinde halen kutlanan, yeni yılı karşılamak, eski yılı uğurlamak için düzenlenen Khal Gağan geleneğindeki ak saçlı dede Khal Khelk, birden bire Noel baba oluverdi. (9)

Kadim Anadolu kadını özgürdür, erkekle eşittir. Yasaların koruduğu, miras, velayet, boşanma, tazminat, mal paylaşımı hakkına sahiptir. Tarımda çalışan erkekler için uygulanan bir kadın işçinin iki katı yevmiye alması, Hititler döneminden beri devam etmektedir.

Levirat denilen, eski çağ toplumlarında uygulanan, bugün bazı yörelerde halen uygulanmaya devam eden, ölen eşin karsının kayınbiraderi ile evlendirilmesi geleneği, ne yazık ki, Anadolu’da da uygulanmıştır.

Alevi vatandaşlarımız arasında uygulanmaya devam eden, “Eline, Beline, Diline sahip olma”  geleneği, Luvilerden beri uygulanan bir Anadolu geleneğidir.

Diline, eline, beline mühür vurulan kişi, “ Kötü söz söyleyemez, iftira atamaz, haram yiyemez. Hiçbir canlıya zarar veremez, öldüremez, başkasının malına el uzatamaz. Eşine sadık kalır, yuva yıkamaz…” (10)

Giyim kuşamları bugün için yadırgansa da Nemrut Dağındaki heykellerin başlıkları ile Mevlevi dervişlerin başlıkları birbirinin benzeridir.

1930 yıllarında Anadolu’yu gezen, Arkeolog Von Der Osten, Orta Anadolu köylülerinin günlük elbisesini giyerek Hitit heykeli önünde resim çektirmiştir. Heykel ile giydiği kıyafet hemen hemen aynıdır. Bu da bize giyim kuşam alışkanlığının eskiden kaldığını ve düne kadar devam ettiğini gösterir.(11) 

Yemek çeşitleri, yemeklerde meyve kullanılması önce Bizans’a sonra Osmanlı’ya geçerek zengin bir mutfak kültürü oluşturmuştur.

İnsan yaşamı inançlarıyla sınırlıdır. İnanç, dinle olduğu gibi bilimle, felsefeyle sınırlı olabilir. Anadolu ilk çağı bilim, sanat ve felsefeyle ilgili inançlara sarılarak özgün bir kültür geliştirmiştir. (12)

Anadolu halkının özgün kültür yaratıcılığı, Bizans’ın Hristiyanlığı devletin resmi dini olarak kabul etmesiyle son bulmuştur…

KAYNAK:

1-İsmet Zeki Eyuboğlu, Şeyh Bedreddin ve Varidat. S. 29

2-Erdoğan Çınar, Aleviliğin Kökleri-Abdal Musa’nın Sırrı. S. 82

3-Haluk Tarcan, Ön Türk Uygarlığı. S. 228

4-Muazzez İlmiye Çığ, Ortadoğu Uygarlık Mirası-1. S.116

5-Age. S. 131

6-Haluk Tarcan, Ön Türk Uygarlığı. S. 303

7-Muazzez İlmiye Çığ, Ortadoğu Uygarlık Mirası-1. S. 48

8-Erdoğan Çınar Aleviliğin Kökleri-Abdal Musa’nın Sırrı. S. 97

9-Age. S.98

10-Age. S. 145

11- Muazzez İlmiye Çığ, Ortadoğu Uygarlık Mirası-1. S.137

12-İsmet Zeki Eyuboğlu, Şeyh Bedreddin ve Varidat. S. 33

Yorumla

Your email address will not be published.