Ege Bölgesi̇ Hali̇çleri̇!

Nisan 26, 2021

Haliç deyince hepinizin aklına İstanbul’daki “Altın Boynuz” olarak bilinen halicin geldiğine eminim. Oysa yüz binlerce yıl öncesinde Ege Bölgesinde birden çok haliç vardı. Deniz yüzlerce kilometre içeriye sokuluyordu.

Haliç, “Koy, körfez. Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, gelgitten doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.” (1) Olarak tanımlanmıştır. Günümüzde Anadolu’da bu tanıma uyan, İstanbul halicinden başka haliç kalmamıştır. Eski haliçler bugün verimli tarım ovalarına dönüşmüştür.

Kuaterner, yani dördüncü zamanın başlarında Anadolu yükselmeye başlamış, şimdi Ege Denizi’nin olduğu yerde bulunan Egeid karası çökmüş, Ege denizi ile birlikte Çanakkale ve İstanbul Boğazları oluşmuştur. Anadolu’nun yükselmesiyle denize dik olarak gelen Ege bölgesindeki dağlar arasında derin çöküntüler oluşmuş, deniz suyuyla dolarak Ege haliçlerini oluşturmuştur. Haliçler, dördüncü zamandan beri nehirlerin taşıdığı alüvyonlarla dolarak yok olmuşlardır.

Yazılarımın birçoğunda uygarlığın, Anadolu’da doğduğu ve Dünyaya yayıldığı iddiasında bulunuyorum. Tezimin doğruluğunu kalıntıları en son bulunan ve şimdilik en eski yapı kabul edilen Göbeklitepe’ki mabet kalıntıları doğrulamıştır. Bu gün, daha ileri gidip eski uygarlıkların neden bulunamadığına dair başka bir tez ortaya atacağım…

Son buzul çağında sular büyük oranda kutuplarda ve dağlarda donup buzula dönüşmüş, su döngüsü yavaşlamış ve kısmen kırılmıştır. Döngü kırılınca denizlerin su seviyesi düşmeye başlamıştır. Son buzul çağında deniz seviyesi bugünkünden 150 metre daha aşağıda olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Buzul çağının sona ermesiyle mağaralarından çıkıp, kentler kurmaya başlayan insanlar ilk köyleri ve kentleri nehir ve deniz kenarlarındaki havzalarda kurdular. O günlerde su kenarlarında kurulan kentlerin birçoğu 150 metre toprak altında kalmış durumdadır. Bunun en güzel örneği hala kayıp olan ilk Meandr Magnesia’sıdır. Bu gün kalıntıları Tekin Köyü yakınlarında bulunan Magnesia antik kenti M.Ö. 4. Yüzyılda yeniden kurulan kenttir. (2)

Batı Anadolu’nun denize dik oluşan dağlarının arasındaki verimli ovalar, bundan yüzbin sene öncesinde denizin kara içine doğru sokulduğu birer haliç, yani deniz idi. Haliçler,  nehirlerin taşıdığı alüvyonla dolmuş ve verimli ovalara dönüşmüştür.

Batı Anadolu haliçlerinin en önemlileri, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes Nehirleri tarafından doldurulan haliçlerdir. Gediz Nehri, Bayraklı İlçesi sınırlarındaki eski İzmir kentinin, Küçük Menderes Nehri, Efes kentinin limanlarını doldurmuş, kentlerin denizle olan bağını kesmiştir.

Üzerinde ençok araştırma yapılan haliç, Büyük Menderes Nehri’nin doldurduğu Menderes Halicidir. Bunun nedeni, alüvyonlarla doldurduğu alanın çok geniş bir alan olması ve onlarca kentin limanlarını doldurup yok etmesidir.

Büyük Menderes Halicinin, Sarayköy yakınlarına hatta Denizli’ye kadar sokulduğunu Marsyas’ın Dilinden Meandros ve Havzası isimli kitabımda iddia ettim. Bu iddiamın arkasındayım. Tezimin doğrulayacak yeni kanıtlar bulmaya çalışıyorum. (3)

Profesör Dr. Süha Göney; Aydın Belediyesi tarafından Tarihsel Süreçte Aydın adlı kitapta yayınlanan: “Aydın’ın Tarihi Coğrafyasında Üç Önemli Dönüm Nokrası” adlı yazısında: “Dördüncü Zaman’ın sonlarında günümüzden yüz bin yıl öncesi Büyük Menderes Nehri Halicinin Nazilli’ye kadar sokulduğunu, Çine grabeninin tabanının da deniz suyuyla dolu olduğunu iddia etmek mümkündür.” Demektedir. (4)

“Son buzul çağı sonunda Deniz, Söke-Bağarası’na kadar içeri girmekteydi. 10-12 bin yılda, haliçteki liman kentleri, Milet, Myus, Herakliea, Magnesia, Priene, liman olma özelliklerini kaybetmiş, deniz ovaya dönüşmüştür.” (5) Doğanın devinimi sürmekte ve nehirler, taşıdıkları alüvyonlarla denizi doldurmaya ve yeni ovalar oluşturmaya devam etmektedir.

Nehirlerin çok uzun süren bir zaman diliminde taşıdığı alüvyonla denizi doldurarak oluşturduğu ve canlıların kullanımına sunduğu ekosistemlerden birisi olan, Büyük Menderes Nehri Havzasındaki tarıma elverişli, bereketli topraklar, ne yazık ki, insan tarafından ilerisi düşünülmeden, geri getirilemeyecek şekilde yok edilmeye davam ediyor!

KAYNAK:

1-Dil Derneği, Türkçe Sözlük. S. 678

2-https://aydin.ktb.gov.tr/TR-64426/magnesia.html,

3-İsmail Türkbay, Marsyas’ın Dilinden Meandros ve Havzası. S. 65

4-Süha Göney, Aydın’ın Tarihi Coğrafyasında Üç Dönüm Noktası.  Tarihsel Süreçte Aydın S. 37

5-Age S. 38

Yorumla

Your email address will not be published.