İnsan, rahat yaşamaya ve hazıra alıştırılmıştır; araştırmaz, soruşturmaz, okumaz, gözüyle gördüğüne inanır. Gerçekleri gördüğünde ne yazık ki, önlem almak için iş işten geçmiş olur. Anadolu yarımadasının jeolojik şekillenmesini sağlayan ve canlı yaşamın garantisi ekosistemlerin oluşmasının mimarları nehirlerin kirlendiğinde öleceğini söyleseniz inanmaz. Çünkü atasözü: “Akan su kir tutmaz.” demiştir. Ona inanır, gerçek ise tam aksidir.
Bilim, suyun üç halinin yeryüzünü şekillendirerek, canlıların yaşaması için elverişli ekosistemler oluşturduğunu kanıtlamıştır. Su döngüsü ister doğal olaylar sonucunda isterse insan eliyle kırıldığında ekosistem çöker. Ekosistemin çökmesi, o sistemde yaşayan canlıların ve bitkilerin geleceğini olumsuz etkiler. Bazı canlıların soyu tükenir, bazıları bulunduğu ortamı terk eder, bazıları ise evrimleşerek yeni ekosisteme uyum sağlar…
Su döngüsü, son yüzyılda insanın yarattığı doğaya uyumsuz teknoloji yüzünden kırılmış, oluşan çevre kirliliği iklim krizine dönüşmüştür. Bunun sonucunda Anadolu’nun dört bir köşesinde yüzbinlerce yıldır sorunsuz ve gürül gürül akan nehirlerinin suyu azalmış; bazı dereler, nehirler ve su kaynakları kurumuştur. Sularını denize ulaştırabilen ender nehirlerden biri olan Büyük Menderes Nehri de bundan payını almış, suyu kirletilmiş ve iyice azalmış, kurumaya başlamıştır.
Aşağıdaki resimler, Büyük Menderes Nehrinin 27 Nisan 2021 Salı günü saat 12.30 sırasında Efeler ilçesine bağlı Dalama Köprüsü üzerinden çekilmiş son halidir. Resimde görüldüğü gibi nehir suyu kirli ve çok azalmıştır. Suyunun denize ulaşması çok zor görünmektedir.


Nisan ayı, nehir suyunun en bol olduğu zamanlardandır. Nisan ayı, aynı zamanda tarım ürünlerin ekim-dikim zamanıdır. Bu mevsimde nehir suyunun azalmasının ve kuruma aşamasına gelmesinin iki nedeni var. Birincisi yağışların az olması nedeniyle barajlarda yeterli suyun toplanmaması. İkinci neden ise yetersiz de olsa baraj gölünde toplanan suyun tarımsal sulama için saklanmayıp elektrik üretiminde kullanılarak boşa harcanması.
Barajlar, nehir sularının boşa akmasını önüne geçmek, ani sel baskınlarını önlemek, kentlerin içme suyunu sağlamak, tarımsal sulamada kullanmak ve elektrik üretmek üzere inşa edilir. Rasgele değil, kurulduğu coğrafyada ekosistemi bozmayacak, doğaya zarar vermeyecek ve uyum sağlayacak şekilde inşa edilmelidir.
Yukarıda saydığım amaçların gerçekleşmesini sağlamak için devlet tarafından inşa edilen ve kamunun malı olan barajların işletilmesi son yıllarda ne hikmetse teker teker ve elektrik alım garantili sözleşmelerle özelleştirilmiştir.
Baraj işletmesini özelleştirme idaresinden devralan şirket; köylüyü, çiftçiyi, tarım üreticisini düşünmeden su tükeninceye kadar elektrik üretimi yaparak, yağışın az olması nedeniyle zaten yeterli oranda toplanamayan baraj suyunu harcanmıştır. Baraj gölünde su olmayınca, Nehre su verilemez hale gelinmiş, suyunu nehirden karşılayan çiftçi zor durumda bırakılmıştır.
Özelleştirme şartlarının yeniden gözden geçirilerek, özelleştirmeden vazgeçilmeli, bu mümkün olmazsa sözleşmeye elektrik elde etme zamanının, tarımsal sulamanın olduğu zamana rast getirilmesi şartı konulmalıdır. Bunlar yapılmazsa Büyük Menderes Nehrinin suyu her yıl daha çok azalacak hatta kuruyacaktır…
Yeterli su olmazsa; nehirde yaşayan balıklar, sukuşları, suya bağımlı yaşam sürdüren diğer canlılar ölecek, göç edecek, kalmak zorunda olanların soyları tükenecektir. Bunun sonucu Büyük Menderes Nehri Havzasının ekosisteminin çökmesi, çölleşmesi demektir. Bunu aklımızdan çıkarmayalım.