Dün, Bugün, Yarin?

Mayıs 31, 2021

İklim değişikliği, değişikliğin krize dönüşmesi; çevre kirlenmesinin ve doğanın talan edilmesinin sonucudur. Çevre sorunlarının altından kalkıp Dünyayı tekrar yaşanabilir bir gezegen haline getirebilecek miyiz? Sorunun doğru yanıtını bulmak Dünya canlı yaşamının geleceği açısından çok önemlidir. Soruya buharın keşfi ve sanayi devrimi öncesi,  sonrası ve yarın olmak üzere üç zaman dilimini ayrı ayrı değerlendirerek yanıt vermek gerekir.

Dün: Sanayi devrimine kadar çevre kirliliği yok denecek kadar azdı. Petrol ve petrol türevi maddeler henüz insan yaşamına girmemişti. Bu nedenle çevre kirliliği iklim değişikliğine neden olabilecek boyutta değildi. Doğa hemen kendini yeniliyor, zararı ortadan kaldırıyordu. Yirminci yüzyılın ortalarına gelindiğinde çağdaş bilim insanları kontrol edilemeyen sanayileşmeden doğan doğa yağmacılığının Dünyanın sonunu getireceği tezini ileri sürmeye başladılar. (1) Doğal değerlerin yağmalanmasının durdurulması için acil önlem alınması gerektiğine işaret ettiler, dinleyen olmadı…

Bugün: Binlerce yıldır bozulmayan doğal ortam, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren hızla bozulmaya, tatlısu kaynakları, göller, denizler, tarım yapılan topraklar, evsel ve sanayi atıklarıyla kirlendi. Doğa kirliliği ortadan kaldırmada yetersiz kaldı…

Kirlenme sonucu ekosistemler, çökmeye, olağan iklimin yapısı değişmeye hatta krize dönüşmeye başladı. İklim krizi; ani yağış, sel baskını, hortum, kuraklık, sıcaklık artışı, kutup buzullarının erimesi, denizlerin ısınması gibi anormal olaylar olarak kendini göstermeye başladı…

Bilim insanları, çevre kirlenmesinin Dünyanın sonu olabileceğini yüksek sesle dillendirmeye başladılar. Birleşmiş Milletler, bilim insanlarını dikkate alarak. 1972 yılında Çevre Konferansı düzenledi. Çevre kirliliğine dikkat çekmek için, 5 Haziran tarihini “Dünya Çevre Günü” olarak ilan etti.

Çevre bilinci yerleştirmek, sorunları dile getirmek, çözüm yollarını bulmak bir günde olacak iş değildir. Bir güne sığdırıp kutlamak, Dünyayı çevre sorunlarından ve kirlilikten kurtarmaz. Çevrenin korunması, doğal ortamın, havanın, suyun ve tarım toprağın temiz kalması, canlıların yaşamını ve insanın geleceğini yakından ilgilendirmektedir.

Çevre kirlenmesinden kurtulmak, canlıların yok olmasını önlemek mümkün mü? Sorusuna elbette mümkün derim. Çok az zamanımız kalsa da hala kurtulma şansımız var. Doğanın kurtulması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve sağlıklı bir çevre yaratmak, insanın gün geçtikçe artan, enerji bağımlılığının ve lüks yaşama isteğinin nereye kadar gideceğine bağlıdır.

Lüks ve refah içinde yaşamak için, gerekli olan materyaller çevreyi kirletmeyecek şekilde elde edilir, enerji ihtiyacı alternatif enerji kaynaklarından karşılanırsa doğa kurtulur, çevre kirlenmez!

İnsan, doğayı hiçe sayarak vahşi şekilde maden aramaya ve doğayla dost olmayan teknoloji kullanmaya devam eder, elektrik üretiminde doğal enerji kaynakları yerine fosil yakıtlar kullanılmayı tercih ederse dünya canlı yaşamı yok olur.

Doğanın kurtulması için, bilim insanlarının önerilerinin Dünya’da ve Türkiye’de hiç uygulanmadığı, doğayı talan eden her türlü yöntemin ısrarlı bir şekilde uygulandığını üzülerek görmekteyiz…

Dünyanın akciğerleri, su döngüsünü sağlayan yağmur ormanları kereste ihtiyacı için, verimli tarım alanları maden aramak, kent kurmak için, kutuplar petrol aramak için talan edilmekte buradaki canlıların yaşamı sona ermektedir. Çıkarılan madenlerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan Co2 ve sera gazları Atmosferi kirletmekte, evsel ve sanayi atıklar dereleri, nehirleri, gölleri, denizleri ve okyanusları çöplüğe çevirmektedir…

Türkiye’de maden aramak, taş ocağı açmak, liman yapmak, RES, HES ve JES kurmak için doğanın binlerce yılda oluşturduğu yeri asla doldurulamayacak ekosistemler birer birer çökertilmektedir.

Yarın: İnsanın bugünkü tutumu ve yaptıkları yarını belirleyecek; doğayı talan etmeye, doğayla dost olmayan teknolojileri ve fosil yakıtları kullanmaya devam ederse Dünya canlı yaşamı ve insan için bir yarın olmayacaktır! Beş Haziranı bu gerçekleri bilerek kutlayıp, çevre bilinci yaratmalıyız…

KAYNAK:

1- Charles Berlitz, Kıyamet Günü. S.7

Yorumla

Your email address will not be published.