Vi̇rüslerle Yaşamak Zorunda Miyiz?

Haziran 14, 2021

Dünyada canlı yaşam başladığı andan itibaren virüsler hep olmuştur. Dünya, 2019 yılının Aralık ayında hayvanlardan insana, insandan insana bulaşan öldürücü etkisi yüksek, Covit-19 adı verilen yeni bir Virüsle tanıştı. Bilindiği gibi Virüsler, Protein kaplı bir kılıf içinde, DNA ya da RNA taşıyan bir çekirdeğe sahip, yaşamak için bitki, hayvan ya da bakterilere ihtiyaç duyan mikroptan küçük yarı canlı varlıklardır.

Doğal ortamlarında bitkiler ve hayvanlar üzerinde yaşamlarını sürdüren, insana ender bulaşan virüsler, yaşamlarını sürdürecek bitki ve canlı bulamayınca evrimleşmiş ve insana yönelmiştir. İnsana yönelmesinin nedeni?  Yaşam alanı olan, bitki türlerinin yok olması, canlıların soylarının tükenmesidir. “1900-2014 yıları arasında 69 memeli türü,  80 kuş türü, 24 sürüngen, 146 amfibi (suda ve karada yaşayabilen canlı türü) olmak üzere 468 omurgalı canlı soyu tükenmiştir.” (1)

Virüsler, inanılanın aksine insana bulaştıklarında her zaman hastalık yapmaz ve bulaştığı kişiyi öldürmezler. Büyük çoğunluğu zararsızdır. Birçoğu kısa süren ve bağışıklık sistemi tarafından hemen yok edilen belirgin olmayan bazı enfeksiyonlar yaparlar. Konu üzerinde araştırma yapan, Ron Javier ve arkadaşları. Zararsız virüslerden Herpes virüslerinin zararsız iki türünü fareye verdiklerinde öldürücü etki yaptığını gördüler. Böylece birden çok zararsız virüs birleştiğinde canlılar üzerinde öldürücü etkisinin olacağı kanaatına vardılar.  (2)

İnsanın Virüslerle tanışması, birlikte yaşaması eskilere dayanır. Günümüzde bilinen ve oldukça sık görülen Herpes Virüsü yaklaşık 1,5 milyon yıl önce atalarımızdan Homo Erectus’a bulaşmış ve birlikte yaşamaya başlamıştır. Dünyada son yüz elli yılda ortaya çıkan ve can kayıplarına neden olan Virüs salgınlarına örnek olarak İspanyol gribi, Sars, AIDS ve kuş gribini sayabiliriz. Tabi bu salgınlar, doğası gereği insan tarafından çok çabuk unutulmuştur.

Bir yıldan fazla süren ve hepimizi her yönüyle olumsuz etkileyen Covid-19 salgını bittiğinde unutulacaktır. İnsanın doğa karşısında ne kadar aciz olduğunu Covid-19 salgını ile bir kez daha anladık. Anladık anlamasına da doğayı yok etme inadından vazgeçmedik.

Gelişmiş teknolojimiz, diğer virüslerde olduğu gibi Covid-19’un aşısını üretti ama tedavi edecek ilacı henüz bulamadı!

Doğal ortam yok olduğunda o ortamda yaşayan bitki ve canlı türleri de yok olur mu? Canlılar yok olursa o canlılarda yaşayan Virüsler, mikroplar da yok olur mu? Bu sorulardan birincisinin doğru yanıtı: Canlılar ve bitkilerde yaşayan virüsler, yaşam alanlarını değiştirip insana yönelmeye başlar. Onun için doğal ortamın korunması gerekir.

İkinci sorunun yanıtı ise: Doğanın korunması, insanın gün geçtikçe artan enerji bağımlılığının nereye kadar gideceğine bağlıdır. Enerji ve maden ihtiyacını, çevre kirliliği yaratmayan, doğa dostu kaynaklarından karşılamak yerine fosil yakıtlar kullanmaya devam ederse, dünyadaki canlı yaşam yok olur.

İnsanın, doğaya uyumsuz, çevre kirliliği yaratan, kendi soyunu ve diğeri canlıları yok edebilecek bir teknoloji kullanarak sanayileşmesi dünyaya zarar vermektedir. Dünyaya verdiği zararı, bilim insanları, bir avuç çevre dostu dışında anlayan, gören ve kaale alan da yok gibidir…

Son yüz elli yılda insan tarafından kirletilen, canlılar için yaşanmaz hale getirilen doğa, kendini korumak, yenilemek, kirliliğinin verdiği zararı yok etmek için kirletilmiş bölgede ortaya çıkan mikroorganizmalarla kirliliği yok etmeye çalıştı. Büyük boyutlu kirlenmelerde doğanın kirliliği yok edip yeniden canlanması çok uzun süre almaktadır. (3) Doğanın kendisini yenilemesi ile ilgili görüşleri önceki yazılarımla anlattığım için burada tekrarlamayacağım.

Doğayı katlettiğimiz, virüslerin yaşam alanı olan bitki ve canlıları yok ettiğimiz süre Virüslerle birlikte yaşamak zorundayız. Kovid-19, son salgın olamayacaktır. Bunun bilincine varıp doğayı eski haline getirmek için çaba harcamalıyız…

KAYNAK:

1-Doğanay Tolunay, İklim Değişikliği Eğitim Modülleri Serisi 5. S. 11

2-New Scientiest’te çeviren Uğur Hodoğlugil. Bilim Teknik Dergisi. 232. Sayı S. 5

3-Bülent G. Akınoğlu, Doğanın Antikorları. Makale Bilim Teknik Dergisi 24. cilt 283. Sayı. S. 29

Yorumla

Your email address will not be published.