Çabuk Unutuyoruz Çabuk!

Temmuz 26, 2021

İnsan, doğası gereği çabuk hem de çok çabuk unutur. Neleri, kimleri unutmadı ki? Özeleştiri yapıp unuttuklarınızı, hatırlamak istemediğiniz bir olayı gözünüzün önüne getirdiğinizde yaptığım saptamanın ne kadar doğru olduğunu anlayacak bana hak vereceksiniz. Bu gün sizlere unuttuğunuz, unutmak istediğiniz bir dizi olayı tekrar hatırlatacağım…

İnsan, doğal felaketlerin doğanın kendini korumak için bir refleks, bir uyarı olduğunu, yaptığın yeter! Dediğini duymazdan geldi. Aldırmadı, para ve güç uğruna doğayı ve çevreyi kirletmeye, yaşam zincirinin halkası olan canlıları hiç acımadan öldürmeye, ormanları yakmaya havayı, suyu, denizleri, toprağı kirletmeye devam etti. 

Çoğunluk, kapitalizmin dayattığı “kullan at” politikasına uyup petrol türevi ürünleri ve plastik maddeleri bir sefer kullanıp doğaya bıraktı. O maddelerin yüzlerce, binlerce yıl yok olmayacağını; doğayı kirletmeye, canlıları öldürmeye devam edeceğini hiç düşünmedi…

Harika gazlar olarak nitelendirilen, doğada 65-120 yıl arasında yok olmadan kalan Kloroflorokarbon gazlarını buldu, refahı için kullandı sonuçta Atmosferdeki Ozon tabakasını deldi. Bu tür gazlar kullanılmaya devam ediyor…

Gelişmiş kapitalist ülkeler bu tür kimyasal maddelerin ve fosil yakıtların çevre kirliliği yarattığını, yaşamı tehdit ettiğini acı deneyler yaşayarak öğendi. 1950 yıllarında hava kirliliği yüzünden Londra’da binlerce kişinin öldüğünü gördü.

Kapitalist ülkeler, tarımda kullanılan adına zirai, ilaç denilen kimyasal zehirleri üreten fabrikaların, kimyasal atıklarının ve plastik çöplerin çevre kirliliği yarattığını anladı. Bunları kullanımdan kaldırmak yerine gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelere ihraç etti. İhraç edemediğini bağışladı.

Kimyasal üreten fabrikaları ihraç ettiği ülkelerden Hindistan’ın Bhopal kentinde kurulan fabrikada saklanan 30 ton methylisocyanat adlı kimyasal madde, 1984 yılında depolandığı yerden sızıp, yakındaki kasabaya yayılması sonucu uyumakta olan 25000 kişinin ölümüne neden oldu.

Basın ve bilim insanları, kimyasal üreten fabrikaların insana, doğaya, doğadaki diğer canlılara yaptıklarını, çevreyi kirlettiklerini kamuoyunun gözleri önüne serdi. Onlara kimse aldırmadı, ders çıkarmadı, önlem almadı. Kimyasal üreten fabrikalar çalışmaya, üretmeye devam etti…

İnsan, doğaya uyumsuz, fosil yakıtlara ve çevre kirliliği yaratan kimyasal maddelere dayanan, doğa düşmanı teknolojiyi kullanarak Dünyanın çehresini değiştirdi, doğayı dönüştürüp ona hükmettiğini zannetti ama sonuç hüsran oldu…

Sözde insanın refah seviyesini artırmak, gerçek ise rant elde etmek için Dünyanın akciğerleri yağmur ormanları yok edildi. Atmosfere salınan Co2 ve sera gazları havayı kirletti, ortalama sıcaklığı arttırdı.

Ormanların azalması ve sıcaklık, su döngüsünün bozulmasına ve yağış rejiminin değişmesine neden oldu. Yağışlar ani ve kuvvetli olarak yağıp seller oluşturdu.  Can ve mal kayıpları yaşandı…

Tarihi süreçte Dünyada birçok sel olayı yaşandı. Son yıllarda yaşanan sel olayları alışılan mevsimin dışında daha sık ve daha kuvvetli olmaya başladı, baskının aralıkları çok kısaldı.

2021 yılı içinde Avrupa, Amerika, Asya ve Anadolu hem kuraklığı hem de seli bir arada yaşıyor. Yağan yağmurları tutacak, selleri önleyecek ve yeraltı suyuna dönüştürecek ormanlar ve ekosistemler yok edildi.

Doğa, insanın yanlış yolda olduğunu, hata yaptığını, diğer canlılarla dost geçinmesi gerektiğini zaman zaman hatırlattı ama kimse anlamadı, dinlemedi, aldırmadı. Çevreyi temiz tutması, doğayla dost yaşaması gerektiğini hatırlatan, uyarıda bulunan bilim insanlarını da dinlemedi. Doğal felaketlerin nedenini başka yerlerde aradı, kaderine razı oldu. Geçmişte ve halen yaşadığı felaketlerin nedeninin kader değil, doğal dengenin bozulmasından kaynaklanabileceğini sorgulamadı. Yaşanan acı olayları unuttu. Bu gün yaşadıklarını da çok çabuk unutacak.

İnsan, doğanın çığlığını ve bilim insanlarının sözlerini dinleyip doğaya uyumlu, çevre kirliliği yaratmayan yeni teknolojiler geliştirip doğayı, doğada yaşayan canlıları korumak ve kurtarmak zorundadır. Kaçacağı, saklanacağı, yaşayacağı başka bir dünya henüz yok!

Yorumla

Your email address will not be published.