“Anadolu insanı, bağlandığına dört elle bağlanır, sevdiğini bütün eksiklikleriyle sever, sevmediğini de ağzıyla kuş tutsa sevmez, sevemez. Yaşayarak düşünür, O’ nun gözünde iyinin, kötünün özelliği yaşamındaki etkisiyle belirir, biçimlenir. Anlaşılması bu özelliğine bağlıdır.” (1) Geçmişte kendisini sayan, adam yerine koyan, art niyetsiz kişileri, adil ve yansız devlet adamlarını daima sevmiş, onlarla birlikte Anadolu topraklarını canı pahasına savunmuştur…
Anadolu halkları, çok eski tarihlerden beri dışarıdan gelen düşmana karşı birlik olmuş, topraklarını savunmuştur. İlk birleşme Akad İmparatoru Naram-Sin’in Anadolu’yu işgal etmeye yeltendiğinde yaşanmıştır. Anadolu şehir devletleri ve kadim halklar, Hatti Kralı Pampa’nın önderliğinde birleşerek, birlikte savaştılar ve düşmanı yenerek Anadolu’dan atmışlardır. (2)
II. Ramses’in Anadolu’yu istilaya kalkışması üzerine Arzava’lılar, Mysya’lılar Dardanas’lılar, Gaşka’lılar, Kizzuwanta’lılar, Lukka’lılar, Karişka’lılar, Salagas’ lar ve Tiren’ler Hitit Kralının önderliğinde Mısırlılara karşı savaştılar ve düşmanı Anadolu’ya sokmadılar. (3)
Türkler, IX. yüzyıldan itibaren Anadolu topraklarına obalar halinde göçmeye başladı. 1071 yılında yapılan Malazgirt Savaşı sonunda Anadolu Türklerin ebedi yurdu oldu. Anadolu halkları ile birleşen, kaynaşan, karışan Türkler, Anadolu’yu savunma görevini üstlendi. Haçlı ordularına karşı savaşıp Anadolu’yu korudular.
Anadolu’yu işgale ve Osmanlı Devletine son vermeye yeltenen Emperyalist Uluslara karşı yapılan savaşta Mustafa Kemal Paşa komutasında düşmanı mağlup ettiler ve Çanakkale Destanını yazdılar…
Bu kadar direnmeye, can ve mal kaybına karşın, Osmanlı Devleti Sevr Anlaşmasını imzalayarak Anadolu’yu Emperyalistlerin işgaline açık hale getirdi. Emperyalistlerin maşası her türlü silah ve teknoloji ile donatılmış Yunan ordusu Batı Anadolu’yu, Fransızlar, İtalyanlar ve İngilizler diğer bölgeleri işgal etmeye başladı…
Anadolu halkı, emperyalistlerin işgaline son verecek, kendisine önderlik edecek bir kahraman arıyordu, Mustafa Kemal Atatürk Anadolu’ya geçerek, “Ya İstiklal Ya Ölüm!” Dedi ve özgürlüğe susamış Türk halkına önder oldu. Halk, aradığı kahramanı bulmuştu; silahı yoktu, askeri yoktu, parası yoktu ama inancı vardı, sevgisi vardı, güveni vardı. O güven “ Tek dişi kalmış canavarı” yenecekti. Eli silah tutan; genci ihtiyarı, efesi, zeybeği kızanı cephede; yaşlısı atölyede, kadını cephede savaşan askere mühimmat, su, yiyecek, giyecek taşıyarak savaştı.
Emperyalistlerin desteğini alan Yunanlılar, 1. ve 2. İnönü Savaşlarında yenilmelerine rağmen, Polatlı yakınlarına kadar ilerlediler. İlk büyük savaş, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihinde yapılan ve 22 gün 22 gece süren “Sakarya Meydan Savaşı” oldu ve Türklerin kesin zaferiyle sonuçlandı. Yunan, Afyonkarahisar’daki mevzilerine çekildi ve mevzilerini tahkim etmeye başladı. İçine korku düşmüştü bir kez, ne yaparsa yapsın artık Anadolu’da tutunamayacaktı.
26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz başladı, Emperyalistlerin 6 ayda geçilemez dediği ve öğündüğü tahkimatlar 4 günde yerle bir edildi. 30 Ağustos 1922 de düşman tamamen yenildi. Bozgun halinde kaçmaya başladı, İzmir yolu açıldı. Kaçarken de geçtiği yerleri yaktı-yıktı. Dokuz Eylül 1922 tarihinde son kılıç artıkları yok edilerek Anadolu Yunandan tamamen kurtarıldı.
Anadolu halkı ve köylüsünün işgalci düşmana karşı bir olma, karşı koyma içgüdüsü ne ilk ne de son kez olacaktır! Bu güzel vatanı işgale yeltenen düşmanlar daima hüsrana uğrayacaktır.
30 Ağustos Savaşının sonunda Türk Halkı, emperyalistlere sesi dünyada duyulan, mazlum uluslara örnek olan, cesaret veren bir tokat atmıştır. Türk’ün gücünü, inancını, Anadolu halkı ve köylüsünün silahla yenilmeyeceğini dosta düşmana bir kez daha gösterdi.
30 Ağustos 1922 Zaferi, mazlum uluslara, emperyalistlerin sanıldığı kadar güçlü ve yenilmez olmadıklarını, onların yenilebileceğini göstermiştir. Mazlum ve köle haline getirilmiş ulusların, özgürlük istemiyle emperyalizme başkaldırısının yolunu açmıştır.
Türk Ulusunu silahla yenemeyeceğini anlayan Emperyalistler taktik değiştirip kuzu postunda Anadolu’ya tekrar döndüler. İşbirlikçileri ile birlikte ülkeyi silahsız ele geçirmeye, işgal etmeye, doğal varlıklarına el koymaya başladılar…
Anadolu’nun bağımsızlığı ve halkın özgürlüğü için kanlarını döken, canlarını veren kahramanların ruhlarının huzur bulmasını istiyor ve özgürlüğümüzü kaybetmek istemiyorsak emperyalistlerin oyunlarını bozmak zorundayız.
KAYNAK:
1-İsmet Zeki Eyuboğlu, Şeyh Bedreddin ve Varidat S.21
2- Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi. S.21-22
3-Yüksel Güngör, İlk Çağ Anadolu Medeniyetleri. S.68-69, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Merhaba Anadolu. S.16