Gündemde Yi̇ne Sera Var!

Aralık 13, 2021

Antik tarihçi Herodot’un, “en güzel gökyüzü altındaki en güzel iklime sahip ülke.” (1) Ünlü seyyah Evliya çelebinin, “Dağlarından yağ, ovasından bal akar.” Dediği, binlerce yılda oluşmuş, Aydın’ın bereketli toprakları, yetiştirdiği ürünler ve doğası görmezden gelinerek, gözden çıkarılmaya çalışılıyor…

Bereketli Aydın topraklarında yetişen endemik sebze ve meyvelerin yerine coğrafyaya yabancı, seçilim yoluyla oluşmamış ürünler yetiştirmek için organize tarım bölgeleri oluşturulup, seralar kurulmak isteniyor…

Sera, sözlükte “sıcak iklim bitkilerinim yetiştirilmesi için hazırlanan bir bölümü ya da tamamı camla kapatılmış yer” (2) olarak tanımlamıştır. Oysa sera, iklim ve toprak şartlarının uygun olmadığı yerlerde üretilecek bitkileri hava şartlarından korumak amacıyla yapılan ve dört mevsim süren bir tarım uygulamasıdır…

Daha önce Aydın İl’inin Efeler İlçesinde organize tarım bölgesi oluşturulması gündeme gelmiş, sera kurulması için yer tahsis edilerek protokol imzalanmıştı. 6 Temmuz 2020 tarihinde Aydın Paragraf internet gazetesinde yayınlanan, “Toprak, Hava, Su,  Jeotermal Ve Sera?” adlı köşe yazımda (3) sera uygulamasının Aydın tarımı ve çiftçisi için yaratacağı sakıncaları anlatmaya çalışmıştım, dinleyen olmadı ki,  başka bölgelere de sera kurulması gündeme getiriliyor…

Büyük Menderes Havzasının batısındaki özel iklime sahip, tarım toprakları, birinci sınıf tarım topraklarıdır, yılda 3-4 kez ürün almak mümkündür. Yetişen sebze, meyve ve endüstriyel ürünler başka bir coğrafyada aynı lezzette ve bollukta yetişmez. Çünkü onlar, havzanın geliştirdiği ekosistem sayesinde seçilim yoluyla oluşmuştur. Belirleyici ürünleri incir, kestane, zeytin, pamuk, üzüm, ceviz, çilek, narenciye, tahıllar ve sebzelerdir…

Aydın, incir üretimi ve ihracatında Dünya birincisi, kestane üretiminde Türkiye birincisi zeytin ve pamuk üretiminde Türkiye ikincisidir. Elde edilen ürünler, ülkeye getirdiği katma değer ve yarattığı istihdam ile belirleyicidir. Aydın tarım kentidir, en az 500.000 kişinin geçim kaynağı tarımdır…  (4)

“Zeytin, incir, kestane, üzüm, ceviz ve diğer meyveler Neolitik çağdan beri bu coğrafyada yaşayan insanın, yetiştirdiği ve faydalandığı meyveler arasında ilk sırada yer alır.  Zeytin, incir, kestane, ceviz ve diğer endemik meyveler, son buzul çağında yalıtılmış Anadolu kovuklarına sığınarak yaşamını günümüze kadar sürdürmüştür.” (6) Bu meyveler en az on bin yıldır, Anadolu insanını besleyen ürünler arasında yer alırlar.

Kapitalizm, bölgenin belirleyici ürünlerinden pamuk, tahıl ve sebze tarımında kullanılan, yerli,  geleneksel tohum yerine kendi geliştirdiği aşırı su, yapay gübre ve kimyasal tüketen GDO’lu ve Hibrit tohumları dayatarak tarım topraklarını zehirlemiş, suları kirletmiş, çiftçiyi tarım yapamaz hale getirmiştir.

Sera kurulursa seralarda hangi ürünler yetiştirilecek, kaç kişi istihdam edilecek, hangi amaçla kurulmak isteniyor biliyor musunuz? Anlatayım: Kurulacak seralar, endüstriyel bitki üretimi yapacağından en az istihdamla çalışacaktır. Üretilecek ürünler açısından katma değer sağlamayacaktır. Öyleyse sera kurmakta neden ısrar ediliyor?

Sakın organize tarım bölgesi projesi, Aydın kentine gelir getirmek ve istihdam yaratmaktan çok, halkın jeotermal santrallara olan tepkisini kırmak, yeni kurulacak santral ve tesisleri, halkın gözünde güzel görünmesini sağlamak olmasın?            

Tanrı vergisi, doğanın armağanı, on binlerce yılda oluşmuş bereketli topraklara ve ılıman iklime sahip bölge, elektrik üretmek için feda edilmesin! Zira elektrik enerjisi başka yolla elde edilebilir, ama bölgeye özgü endemik ürünleri başka coğrafyada üretmek mümkün değildir…

“Ekonomik sektörler arasında iklime karşı en duyarlı sektör tarım sektörüdür.” (5) İklim krizine bağlı olarak bölgede hüküm süren, devam etmesi olası görülen kuraklık göz önüne alınmalı susuzluğa dayanıklı, incir ve zeytine kıyılmamalı, korunmalıdır.

Çölde bitki yetişmez, tarım yapılmaz, nedeni bitki yetişecek iklim koşullarının elverişli olmaması ve tarım toprağının oluşmamasıdır. Kutuplarda ise aşırı soğuk ve don nedeniyle tarım yapmak mümkün değildir.

Büyük Menderes Nehri Havzası, endüstriyel tarım ürünleri, meyve ve sebze yetiştirmeye en uygun iklime ve toprağa sahiptir. Havzada yetişen endemik bitkiler, ormanlar ve meyve ağaçları yok edildiği takdirde bölge çölleşecek, doğal doku, nehirler ve su kaynakları tahrip olacak, tarım yapılması olanaksız hale gelecektir…

Havzanın binlerce yılda oluşmuş bereketli topraklarını, bol ürün yetişmesine olanak sağlayan iklimini, endemik bitkilerini, meyvelerini ve ormanlarını korumak, başta devlet olmak üzere, bu coğrafyada yaşayan her Türk vatandaşının asli görevidir…

KAYNAK:

1-Heredotos, Tarih. S. 79

2-Türkçe Sözlük, Dil Derneği. S. 1387

3-https://www.aydinparagraf.com/toprak-hava-su-jeotermal-ve-sera-makale,171.html

4-Efeler Ziraat Odası 2014 verileri.

5-James H. S. McGregor. Tarih Öncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa- Kriz Çağına Nasıl Geldik? S.41

6-William Nordhaus, İklim Kumarı. S.96

Yorumla

Your email address will not be published.