Suya Eri̇şi̇m Tartişmasiz Bi̇r İnsan Hakkidir…

Şubat 7, 2022

2 Şubat “Dünya Sulak Alanlar Günü”ydü sesiz sedasız kutlandı. Çoğu insan sulak alanın ne oluğunu, ne işe yaradığını, yaşamdaki rolünü bilmez, adını bile duymamıştır. 1997 yılından itibaren kutlanmakta olan gün ile kamuoyunda bilinç oluşturulması amaçlanmıştır. Yılda bir gün kutlanmakla amaca ulaşılmış mıdır? Ne yazık ki ulaşılamamıştır…

Genel bir tanımla sulak alan; “Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, acı, tatlı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbalıklardır.”(1)
Anadolu’da onlarca sulak alan devlet eliyle çeşitli nedenlerle kurtulup tarıma ya da tarım dışı sanayi kuruluşlarının kullanımına açılmış, ekosisteme katkıları görmezden gelinmiştir.  
Sulak alanların korunması için yasa ve yönetmelikler çıkarılmış, uluslararası RAMSAR ve Biyolojik Çeşitlilik sözleşmesi kabul edilmiştir. Yasa, yönetmelik ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmasına rağmen sulak alanların ve biyolojik çeşitliliğin kaybının önüne geçilememiştir…
Sulak alanlar, biyolojik çeşitliliği korumanın yanında kirlenmiş suyun temizlenmesinde, ağır metallerden arınmasında ve yeraltı suyunun oluşmasında önemli bir rol üstlenir. Geliştirdiği ekosistemle canlı yaşamını korur ve devamını sağlar. Bu faydalarının ve işlevini gözden uzak tutulmaması gerekir…
Orhan Veli’nin “Bedava “adlı şiirini hepimiz biliriz.  Şair; İnsana nelerin parasız olduğunu anlatır: “…Hava bedava, bulut bedava;/ Dere tepe bedava;/ Yağmur çamur bedava;…” diye başladığı  şiirinin sonuna doğru, “Acı su bedava; diye devam eder.  Şair, insanın ve canlıların en çok gereksinim duyduğu tatlı suyu bedavalar arasında saymamıştır. Oysa suya erişim; tartışmasız bir insan hakkıdır. Ne yazık ki, günümüzde çiftçiye ve kentliye para ile satılmakta, kamunun malı barajlar özelleştirilerek sermayeye teslim edilmektedir…

Su, Dünya’daki canlı yaşamın kaynağıdır. Bütün inançlar tarafından kutsal sayılır ve sonsuz biyolojik çeşitliliğin temeli kabul edilir. “Sümerlerden Amerikan yerlilerine, Antikçağ Yunan felsefesinden İslam dinine kadar bütün inançlarca kutsal kabul edilmiş,”(2) saygı gösterilmiş kirletilmemiş, korunmuştur…

Anadolu bilgelerinin suyla ilgili görüşleri, antik felsefecileri ve Dünya’nın diğer köşelerinde oluşan kültürleri derinden etkilemiştir. Örneğin, Oğuz Türkleri ve Persler suyu kutsal sayarlar. Suyu kirletmemeye dikkat ederlerdi. Hatta bu yüzden yıkanmaktan bile kaçınırlar, suya tükürenleri cezalandırırlardı…

İslam hukukuna göre, kuyular, artezyenler, küçük kaynaklar hariç, nehirler, göller, denizler kamunun malı sayılmış, özel mülkiyete konu edilmemiştir. “Büyük nehirler ve vadilerdeki su üzerinde hiç kimsenin mülkiyet hakkı yoktur. Topluma zarar vermedikçe herkes eşit olarak onlardan faydalanma hakkına sahiptir.” (3)  

Halen yürürlükte olan Anayasamızın 43. Maddesine göre; Nehirler, göller, denizler ve kıyılar devletin hüküm ve tasarrufundadır. Deniz, göl, akarsu ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanma hakkı öncelikle kamuya aittir…

Türk Medeni yasasının 715. Maddesi,  “kamuya ait sular, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ile bunlardan çıkan kaynaklar, özel mülkiyete konu olamaz…”  Devlet, hüküm ve tasarrufu altında olan nehirleri, dereleri, gölleri ve denizleri korumak, kamunun yararına açık tutmak zorundadır. Peki, devlet bu görevini hakkıyla yerine getirip su kaynaklarını ve sulak alanları korudu mu? 
 
Küresel iklim krizi ve ormanların tahrip edilmesi su döngüsünü kırmış, su kaynaklarını olumsuz etkilemiş, sulak alanları kururmuştur. Bu doğrudur, bunu önlemek ve geciktirmek Devletin, Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelerin kendisine verdiği görev ve yetkiyi halk ve doğa için kullanıp, kamunun malı su kaynaklarını, ormanları, sahilleri ranta açmamaktır. Devlet görevini yapmış olsaydı Türkiye’nin, Denizleri, gölleri, nehirleri kirlenmez ve nehirlerin suları kurumazdı…

2021 yılında Batı Anadolu’da iklim krizi sonucu yaşanan kuraklık, temiz su olmazsa tarım yapılamayacağını, canlıların soyunun tükenebileceğini bir kez daha hatırlattı. Devlet, doğanın uyarısını dikkate almalı su kaynaklarını korumalıdır.

Ders çıkarılıp önlem alınmaz, su kaynakları, sulak alanlar ve ormanlar korunmazsa insan ve canlıları daha kötü günler beklemektedir… 

KAYNAK:
1-https://kelimem.gen.tr/sulak-alan-nedir-ne-demek-283344
2-Orhan Hançerlioğlu, İnanç Sözlüğü. S. 584 
3-Şeyh Bedreddin, Et-Teshil Şerhu Letaifil-İşarat.  2. Cilt S. 1086

 

Yorumla

Your email address will not be published.