Dünyanin Hafizasi Var Unutmayalim…

Mart 14, 2022

İklim krizini, doğayla dost olmayan teknoloji yarattı. Doğayla dost olmayan, çevre kirliliği yaratan teknoloji ne demek? Sorusuna vereceğimiz yanıt, kısa ve nettir. İnsan gereksinimlerini karşılamak, uygarlık yaratmak için üretilen ve doğada kendiliğinden yok olmayan maddeler kullanılan, atıklarıyla çevreyi kirleten, canlıları hasta eden, ölümüne neden olan, fosil yakıtları enerji olarak kullanan teknolojidir…

Doğadaki canlı, cansız bütün varlıkların bir hafızası vardır, o hafıza canlıların yaşamını sağlayan ekosistemleri oluşturmuştur. Onları görmek, bulmak, ders çıkarmak bilim insanlarının işidir ve Dünyanın geleceği açısından çok önemlidir. İnsanlığın deneyimlerinden oluşan hafızası ise kütüphane dediğimiz yerlerde saklıdır. Kütüphane sözlüklerde çok kısa “Kitaplık, kitap satılan dükkân, kitabevi. Olarak tanımlanmıştır.” Bu anlatım, işlevinden uzak sığ bir tanımlamadır. Kütüphaneyi; sanat, eğitim, kültür ve bilim verilerinin, kitap ve belgelerin derlenip saklandığı, saklanan belge, bilgilerin insanlığın kullanımına sunulduğu kurumlaşmış, mekânsal yapılar şeklinde tanımlamak, en doğrusu olur…

Anooshirvan Miandji, Süzme Felsefe isimli kitabında, “Cehalet bedava gelir, giderken her şeyi götürür” öngörüsüyle cehaletin, insanlığın başının belası ve doğayla dost bir uygarlığın gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğunu açık olarak anlatmıştır. Bu sözü yerden göğe kadar doğrudur. Cehalet insanlığa neler yapmıştır? Gelin birlikte araştıralım…

İnsan, geliştirdiği uygarlığın kayıtlarını ve edebi eserlerini kütüphane adı verilen bu saygın yapılarda saklamış, gelecek kuşaklara aktarmıştır. Bilim insanları, Dünya’da en eski ve ünlü kütüphanenin Asurlular tarafından İ.Ö. 7. Yüzyılda kurulmuş, Ninova kütüphanesi olduğunu kabul ederler. Ama ne yazık ki, Mezopotamya’daki “Ninova kenti, kalıntılarını bulan, Paul Emile Botta, kentin kütüphanesindeki kil tabletleri ülkesine kaçırmıştır.” (1)

Uygarlığın kuruluşu ile ilgili yeni kanıtlar ortaya çıktıkça, insanlık tarihi her geçen gün geriye gitmektedir. Uygarlığımız ne kadar eskidir tam olarak bilemiyoruz. Solon ile Mısır rahibi arasında günümüzden yaklaşık iki bin yıl önce yapılan ve yazıya geçen bir konuşmada Rahip Solon’a, “zekâ olarak çok gençsiniz. Eski geleneklerden size kalmış eski fikirleriniz yok. Ya da yıllarla eskimiş bilim dalları yok elinizde. Sizlere nedenini söyleyeyim… Dünyanın başından çeşitli nedenlerle oluşmuş birçok felaket geçmiştir ve yine geçecektir.” (2) Demiştir.

Mısırlı rahip insan eliyle gerçekleşmekte olan” 6. Yok oluşu mu” işaret etmiştir? Bilemiyoruz. Uygarlığımızın başlangıcını da bilmiyoruz. İnsanlığın hafızasının saklandığı yerlerden Persepolis kütüphanesindeki  “iki milyona yakın, kopyası olmayan tek nüsha el yazması kitabın yakılıp, yağmalanıp yok edilmesi,” (3) insanlığın geçmiş hafızasını silmiştir.

 “Geçmişte yaşamış despotlar, egemenler; bilginin insanlığa kötülük getirdiğini ileri sürerek, kütüphaneleri yıkmışlar ya da yakmışlardır. Çin İmparatoru Tsin Che Hoang Ti, M. Ö. 213 yılında Çin tarihinin en önemli eserlerini yaktırmıştır.” (4)  Anadolu’da yazılı tabletlerin saklandığı ilk devlet arşivi, “Boğazköy’de ortaya çıkartılan, M.Ö.1800-2000 arasında yazıldığı saptanan, Hititlerin resmi yazışmalarının saklandığı devlet arşividir.” (5) Parşömen kelimesini duymuşsunuzdur. Pergamon krallığı tarafından bulunmuş, Anadolu icadıdır. İskenderiye Kütüphanesi ile giriştiği rekabet nedeniyle eserleri yazacak Papirüs bulunamayınca kitaplar inek ya da keçi derisine yazılmış, buna Parşömen denilmiştir. (6)

Geçmiş tarihte, aydınlıktan korkanlar, insanların bilgi sahibi ve özgür olmasını istemeyen, insanı köle olarak kullanmak isteyenler insanlığın hafızasın silen ilk kişilerdi…

Despotların yaktığı, yok ettiği kitaplarda bulunan hastalıkların tedavisi,  tarım, maden arama ve işleme teknikleri ile ilgili birikimler yok oldu. Fosil yakıtlara dayalı maden işleme tekniği çevre kirliliği yarattı. Salgın hastalıkların, yangınların önü alınamadı, Toplu ölümlerin yaşandığı antik kentler terk edildi. Terk edilen kentlerdeki kütüphanelerin bir kısmı yıkıldı, bir kısmı toprak altında kaldı. Binaların içindeki eski deneyimlerin yazılı olduğu binlerce el yazması eser yok oldu.

Despotların insanlığın hafızasını silme çabaları tarih boyunca hiç durmadı. Sonraki yıllarda yıkımdan, yangından kurtulabilen son kütüphaneler de yakılıp, yıkıldı, insanlığın hafızası tamamen silindi. Binlerce yıl doğayla dost yaşayan ve doğaya uyumlu teknoloji geliştiren insan, geçmiş deneyimlerinin yazılı olduğu belgelerden mahrum kaldığı için, 18. Yüzyılda fosil yakıtlara dayalı bir teknoloji geliştirmeye başladı…

Hafızası silinen insanlığın geliştirdiği yeni uygarlık ve teknoloji, doğaya, insana, canlılara düşmandır. Kısa sürede yok olmayan, doğayı kirleten, canlıları hasta eden, öldüren ürünler üretmiştir. Doğayla dost, çevreyi kirletmeyen ürünler üreten bir teknoloji geliştirmek elbette mümkün.  Ama insan, daha fazla gelir elde etmek için kolaya kaçıp doğayla dost olmayan bir teknoloji geliştirmiştir. Henüz fırsat varken doğayla dost teknolojileri geliştirerek Dünya canlı yaşamını kurtarabiliriz.

KAYNAK:

1-4-C. W. Ceram, Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler. S. 165-166

2-Charles Berlitz, Kıyamet Günü. S. 134

3-Aydın Seziner, Bilimsel Vahşet. Makale, Bilim Teknik Dergisi134. Sayı S.19

4- Aydın Seziner, Bilimsel Vahşet. Makale, Bilim Teknik Dergisi134. Sayı S.19

5-Kader Gün, https://iyikigormusum.com/hitit-arsivleri-anadoludaki-ilk-kutuphane

6- Devrim Erşen, Türkiye’nin Antik Kentleri. S. 80

Yorumla

Your email address will not be published.