Bir ayı aşkın süredir Türkiye’nin zeytin yetiştirilen bölgelerindeki üreticiler ve sivil toplum örgütleri zeytin ağacını korumak için ayağa kalktı. Birçok yerde eylemler, protestolar, basın açıklamaları yapıldı. 1 Mart 2022 tarihinde Anayasa ve Yasaya aykırı olarak çıkarılan ve zeytin ağacının idam fermanı olan yönetmelik değişikliğinin iptali için davalar açıldı, açılmaya devam ediyor…
Zeytin, halk arasında ölmez ağacı olarak bilinen binlerce yıl yaşayan ve yaşadığı süre ürün veren, Türkiye’de yasayla korunmuş ilk ve tek meyve ağacıdır. Yasaya göre zeytinlik alanlara zeytinyağı fabrikasından başka toz çıkaran hiçbir tesis kurulamaz…
Zeytin ağacı ve meyvesinin insanlığa, doğadaki canlılara sağladığı değerleri birlikte araştıralım ve korunması gerektiğini bilen, bilmeyen herkese anlatalım, hatırlatalım. Hatırlatalım ki, yapılan hatadan dönülerek tekrar koruma altına alınsın…
Ölmez ağacı zeytin, binlerce yıl süren buz çağlarında bile yok olmadı, yaşamını sürdürdü,(1) onu insan da yok edemez. Ağaçların sayısını azaltıp hemcinslerini ve zeytin yiyen canlıları, kuşları yok eder, doğayı katleder…
Yönetmelik değişikliğini yapanların bunu anlaması gerekir. Zeytin ağacı, kendini yok etmeye çalışan insanlara şöyle sesleniyor: “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım.” Beni yok edemezsiniz…
Tarihi kaynaklar, zeytin yetiştiriciliğinin M.Ö. 6000 yılında Suriye’de Samilerle başladığını, M.Ö. 4000 yıllarında Anadolu’ya geldiğini (2) ve Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere yayıldığını yazsalar da yabani zeytinin (Delice) aşılanması ve tarımının yapılmasının daha da eski çağlara dayandığı su götürmez bir gerçektir…
Anadolu’da 4000 yıldır, belki daha yaşlı Hititleri görmüş, onları ürünleriyle beslemiş, odunları İle ısıtmış zeytin ağaçları bulunmuştur. Hititler zeytini, zeytinyağını biliyor ve yetiştiriciliğini yapıyorlardı Hitit dilinde zeytine, “Gis. zeer. tum” deniyordu. (3)
Antik Yunanlılar, zeytin ağacını yaratanın tanrıça Athena olduğunu kabul ederek efsaneler üretmişler, sahip çıkmışlardır. Dünyadaki bütün zeytinlerin ilk yaratılan zeytin ağacından çoğaltıldığını iddia ederler. Zeytin ağacı, tanrıların insanlara bir armağanıdır…
Nuh Tufanında suların çekildiği bir kara bulmak için gemiden salınan güvercinler ağızlarında zeytin dalıyla dönmüşlerdir. Antik Yunanlılar, “Doğum olan bir evin kapısına, çocuk erkekse eski Yunan’da zafer sembolü kabul edilen zeytin dalı, asıyorlardı.” (4) Olimpiyat oyunlarında kazananların başına zeytin dalından çelenk takıyorlardı…
Antik dönemlerin en önemli ticaret mallarından birisi de zeytinyağı idi. Solon kanunlarında ihracı yasaklanmayan tek ürün zeytinyağı idi…
Semavi dinler zeytini kutsal olarak kabul etmişlerdir. Zeytin ve zeytinden elde edilen ürünler insan sağlığı ve yaşamı için çok önemlidir. Sağlık açısından zeytinyağı kalp dostu kabul edilir ve Akdeniz tipi beslenme düzeninin temelini oluşturur. Sadece yağı değil yapraklarından, çekirdeklerine, odununa kadar insan yaşamında yerini alır…
Zeytinyağı, yüksek oranda E vitamini içerir bu da yaşlanma etkilerini en aza indirerek cildin daha sağlıklı ve parlak görünmesini sağlar. Kemiklere yararlıdır, kireçlenmeyi önler. Zeytinyağı düzenli tüketildiğinde hafızayı güçlendirir ve unutkanlığın önüne geçen harika bir gıda maddesidir…
Sabun yapımından, sağlıklı beslenmeye kadar insan yaşamının birçok alanında yerini alır. Ağacından odun olarak, yağı sıkılan çekirdeklerinden elde edilen prinasından yakacak olarak faydalanılır. İftarımızı açtığımız, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi, severek yediğimiz kırma, dilme, çürütme, salamura, zeytin ezmesi gibi zeytin ürünleri, yüksek besin değeri ile insan sağlığının kaynağıdır…
İnsan yaşamında bu kadar öneme sahip bir meyve ağacının korunması, yenilerinin yetiştirilmesi gerekirken, yönetmelikle yok edilmesinin önünün açılmasını anlamak mümkün değil. Unutmayalım ki, zeytin yetişen bölgelerin yerüstü zenginliği yeraltı zenginliğinden daha değerlidir.
KAYNAK:
1-James H. S. McGrgor, Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa. S.41
2-http://www.marmarabirlikakademi.com/tr/zeytin-kutuphanesi/zeytinin-tarihcesi
3-Ali Narçın, A’dan Z’ye Hitit.S.160
4-İsmail Tokalak, Bizans-Osmanlı Sentezi. S.555-556.