Geçen haftaki yazımda Aydın kentinin; tarım, turizm ve ticaret kenti özelliğinin korunması gerektiğini yazmıştım. Bu hafta, Dünya cenneti Anadolu’nun neden turizm cenneti olamadığını, ören yerlerini ve tarihi değerlerini anlatacağım…
Türkiye, bazı kaynaklara göre turist sayısı bakımından 6. Turizm geliri açısından 22. sırada yer almaktadır. Daha fazla turizm gelirine sahip ülkelerle kıyasladığımızda, Türkiye’nin doğal güzellikleri, kültür yapısı, geliştirdiği üstün uygarlık, antik kentleri, “Mitosları” ve tarihi geçmişi kat be kat fazladır…
Turist, Türkiye’ye lüks otellerde kalmak için gelmez. Doğal güzellikleri, antik kentleri görmek, tarihi yaşamak, Hristiyan’sa hacı olmak için gelir. Bir kısmı Anadolu kırsal yaşam tarzını, yeme içme alışkanlıklarını görmek, öğrenmek için gelir. Kimisi mitosların geçtiği yerleri görmek o atmosferi yaşamak ister. Bu yazımda, Büyük Menderes Nehri Havzası dışında Anadolu’da kurulmuş başlıca antik kentleri, mabetleri ve efsanelerini hatırlatacağım:
Azra Erhat, “Anadolu’nun Mitoslara katkılarının salt uydurulmuş masal olmadığını, Anadolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsinin; olmuş, yaşanmış olayları ve yaşamış kişileri anlattığını,” yazar. (1) Bu tezin en bilinen örneği, Truva efsanesidir. Efsanenin gerçekliğine inanan Heinrich Schliemann, Truva’yı bulmuş, hazinelerini yağmalamış, dokuz binden fazla tarihi eseri yurt dışına kaçırmıştır…
Türkiye, tam anlamıyla tarih, efsane, doğal güzellikleri bir arada barındıran yeryüzü cennetidir. Batısından doğusuna, güneyinden kuzeyine yüzlerce antik kent kurulmuş, bölgelere, kentlere ait birçok efsane üretilmiştir. Hepsini anlatmam mümkün değil, en bilinenlerini birlikte anımsayalım:
Truva ile başlamışken hemen güneyinde yer alan İDA dağından bahsetmemek olmaz. Tarihte ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Sarıkız efsanesi, yaşanmış bir öyküyü anlatır. Turizme açılması, korunması gereken bu tarihi yer, altın madenlerine kurban edilmiştir…
İda dağının güneyinde yer alan Manisa İli, antik dönemden, Cumhuriyete kadar geçen tarihi süreçte önemli roller almıştır. Salihli ilçesindeki Sart antik kenti, ilk altın paranın basıldığı yer olarak bilinir. Kadın-erkek eşitliğinin en güzel örneğini vermiştir, “Sart antik kentinin kadınları evlenecekleri erkeği kendileri seçerdi.” (2) Manisa, Osmanlı dönemine ait eserleri ve Mesir Macunu ile turistleri kendine çeker…
Daha Güneyde İzmir yer alır, antik kentler; Pergamon, Efes, Smirna, Klaros ve diğerleri tarihte önemli görevler üstlenmişlerdir. Parşömeni bulan ve kullanan Pergamon krallığıdır. Pergamon ve Efes Celsus Kütüphanesi antik dönemin kültür merkezleridir.
Daha güneyde İyon ve Karia uygarlığı kentleri vardır. Dünyanın yedi harikasından birisi olan, Halikarnas Mozolesi, Bodrum ilçesinde inşa edilmiştir. Turkuaz renkli denizleri, sakız ve sığla ağacı ormanları bölgenin bitki örtüsünü oluşturur. Antalya, Karain mağarası ilk yerleşim yerlerinden biridir. (3) Dünyada başka örneği olmayan kumullara sahip Salda Gölü, korunması, görülmesi gereken yerlerdendir. Ne yazık ki göl, ranta kurban edilmek istenmektedir…
Orta ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, ilk yerleşimlerin yapıldığı, tarım köylerinin kurulduğu, tarım devriminin başladığı yerlerdir. Anadolu’da kurulmuş tarihleri M.Ö. 5000 ve daha eskilere dayanan ilk yerleşimler, Beycesultan, Hacılar, Erbaba, Çatalhöyük, Arslantepe, Nevali Çöri gibi ören yerlerinin yanında kuruluş tarihleri 12000 sene öncesine dayanan Göbeklitepe ile Karahantepe gibi Dünya tarih anlayışını kökünden değiştiren ören yerlerine sahiptir…
Orta Anadolu’da Gordion kenti bulunur. Turist, büyük İskender’in kördüğümü nasıl çözdüğünü görmek ister. Kapadokya peri bacaları, yeraltı kiliseleri ilgi odağıdır. Nemrut dağı heykelleri ve Nemrut gölü harikadır. Büyük Menderes Nehri kaynağında Frigyalılar tarafından kurulan ve o günkü Dünyanın en zengin adamının yaşadığı Kelaina kenti yer alır. (4) Güneydoğu Anadolu kentleri turistleri kendine çeken tarihi, antik yapıları ve yeme içme kültürüne sahiptir…
Örnekseme yaparak küçük bir bölümünü sayabildiğim antik kentlere, doğal güzelliklere ve mitoslara sahip Türkiye Cumhuriyeti, neden turizm cenneti olamadı? Yukarıda üçüncü paragrafta turistin neler görmek için geldiğini açıkladım. İşte yöneticiler ne yazık ki bunu anlamadı, turistler için büyük ve lüks oteller yapıldı, sahillerin betonlaşmasına izin verildi, denizler balık çiftliklerine teslim edildi…
Turizm geliri yüksek ülkelerden, eksiğimiz yok, fazlamız var. Ama tarihi kentlerin, hazinelerin değeri anlaşılmamış, yağmalanmasına, kaçırılmasına izin verilmiş ya da göz yumulmuştur. Avrupa ve Amerika müzelerinde sergilenen yüzlerce, belki de binlerce antik eser Anadolu’dan götürülmüştür.
Sadece antik eserlerin kaçırılmasına, yağmalanmasına göz yumulmamış, maden çıkarmak, yol yapmak, arsa üretmek, HES, RES, JES kurmak için doğa, ormanlar, dereler, nehirler, göller kirletilmiş, antik kentler tahrip edilmiştir. Turizm bacasız sanayidir ve aynı zamanda altın yumurtlayan tavuktur. Anadolu’nun değerini bilelim ve sahip çıkalım…
KAYNAK:
1-Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü. S.34
2-Herodotos, Tarih. S. 55
3-Ekrem Memiş, Eskiçağ Türkiye Tarihi. S.9
4- Herodotos, Tarih S. 525