ANADOLU’NUN GÖLLERİ, NEHİRLERİ KURUYOR…
Canlı yaşamın kaynağı, hayatı başlatan mucize sıvı su, kutsaldır. Hristiyanlar, pınarlara, kaynaklara “Ayazma” demişler, suyu kutsamışlardır. Müslümanlar, suyun insanları temizlemesi için, Allah tarafından gökten indirildiğine inanır, saygı duyar. Semavi dinler ve pagan inançlarda su kutsaldır…
Anadolu, geçmiş yıllarda suyu bol bir yarımadaydı. Sümerler, Anadolu için, büyük su ülkesi anlamına gelen “A-kur-gal” diyorlardı.(1) Bugün Bozkır ve yarı çöl haline gelmiş olan Tuz Gölü çevresi o yıllarda bugünden çok farklıydı. Bölge ormanlarla kaplı, çok sayıda antik yerleşime sahipti. Bunun doğruluğu bölgede bulunan ören yerlerinden anlaşılmıştır. (2) İlerleyen yıllarda bölge ormanlarının yok edilmesiyle yarı çöl haline getirildi…
Anadolu, göl ve sulak alan varlığı bakımından da zengin bir coğrafyadır. Günümüzde bu göllerden birçoğu kurudu, kalanların suları kirlendi. “Türkiye’de kuruyan ve tehlike altında olan göllerle ilgili bir rapor hazırlayan göl uzmanı, Dr. Erol Kesici, Türkiye’de neredeyse tüm göl alanları kirlilik nedeniyle doğal dokusunu kaybetmiş,” (3) Olduğunu raporunda belirtmiştir…
Sadece göller, sulak alanlar kirlenip kurumadı. Anadolu’nun birçok nehri kirlendi, hatta bir kısmı kurudu. Kuruma, nehirde yaşayan canlıların, özellikle balıkların ölümüne neden oldu, tarım ürünleri etkilendi. 2021 yılında Aydın yöresinde tarımsal sulamada kısıtlama yapıldı. 2022 yılındaki bol yağışa rağmen kuraklık tehlikesi devam ediyor. Göllerin ve barajların suyu en düşük seviyede…
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yayınladığı aşağıdaki haritadan, bu yıl ve önümüzdeki 2023 yılında kuraklık tehlikesinin devam ettiğini görüyoruz.

(Harita MGM sayfasından alınmıştır)
Devlet, belediyeler, sanayici, kentli, çiftçi, köylü, suyu idareli kullanıp, kuraklık tehlikesi ile mücadele edip, önlem alıyor mu? Sanmıyorum…
Yağışların yıldan yıla azalması, göllerin, sulak alanların, nehirlerin kuruması, tarımsal sulama ihtiyacının artezyenlerden karşılanması yeraltı su rezervlerinin azalmasına neden oldu. Yeraltı suları maden arama çalışmaları, jeotemal akışkanın tam olarak reenjeksiyon edilmemesi nedeniyle kirlendi…
Aydın ve Manisa illerindeki yeraltı sularının kirlenmesinin nedeninin Jeotermal akışkan olduğu: Gediz vadisi pilot bölge seçilerek, jeotermal akışkanın yeraltı sularına karışıp karışmadığının saptanması amacıyla bir çalışma yapıldığını. Bu çalışma sonunda verilen rapordan, yeraltı sularının kirlendiğini; İzmir ve Manisa Valiliklerine Orman ve Su İşleri Bakanlığınca gönderilen 14.08.2017 tarih ve 22850967-241.09-173934 sayılı belgeden öğreniyoruz…
Ortalama sıcaklığın artması; Atmosferin, denizlerin, göllerin, barajların, nehirlerin, derelerin kirlenmesi ve kurumasının nedeni, insan faaliyetleri sonucunda oluşan, iklim krizidir…
Yerkürenin 4/3‘ü suyla kaplıdır. Dünyadaki su kütlesinin büyük kısmı, denizleri oluşturan tuzlu sudur. Canlıların kullanacağı tatlısu ne yazık ki çok azdır. Zaten az olan tatlusuyu da kirletip, tüketmeye çalışıyoruz. Suları korumadığımız gibi, su döngüsünü sağlayan, yeraltı sularını besleyen ormanları da yok ediyoruz…
Uzaydan bakıldığında “Mavi Bilyeye” benzeyen gezegenimizin tatlı ve tuzlu sularının kıymetini bilmeli; sahip çıkmalı, idareli kullanmalı ve kirletmemeliyiz. Peki, bunun için ne yapmalıyız?
Yapacağımız çok şey var. “Doğayı kirletmeyen temiz enerji kaynaklarını kullanmak, akıllı evler yapmak,” ( 4) ormanları korumak gibi. Gidebileceğimiz başka bir dünya yok…
KAYNAK:
1-Devrim Erşen, Türkiye’nin Antik Kentleri. S. 105
2- J. G. Macqueen, Hititler. S. 11
3-https://www.atlasdergisi.com/gundem/domino-etkisi-turkiyenin-kuruyan-golleri.html
4-İsmail Türkbay, Marsyas’ın Dilinden Meandros ve Havzası. S. 148 vd.