10 Kasım Perşembe günü, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin, 84. Yılı. O gün; yas tutma, dövünme günü değil, övünme, onur duyma ve anma günüdür…
Mustafa Kemal Atatürk, bütün dünya uluslarının kabul ettiği, saygı duyduğu ender insanlardan biridir. İngiltere başbakanı Lloyd George: “Yüzyıllar, nadiren bir dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o da Türk Milleti ’ne nasip oldu.” Sözleriyle değerini anlamış, anlatmıştır…
On Kasım, Türk’ler için çok ayrı bir anlam taşır. On Kasım 1938’de Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikal etti. Kendi deyimiyle “Naçiz vücudu elbet bir gün toprak olacaktı.” Atatürk, insandı tıpkı bizim gibi. Türk Ulusunun kalbinde yaşamaya devam ediyor. O, Tanrı’nın Türk Ulusuna armağanı, yeri asla doldurulamayacak, ender insan ve “dâhiydi.”
İnsan ölümlüdür. İnsanı ölümsüz yapan; yaşarken insanlık için, ulusu için yaptıkları ve geride bıraktığı eserleridir. Mustafa Kemal Atatürk, Türk ulusu ve insanlık için neler yapmıştır? Ne gibi eserler bırakmıştır, birlikte araştıralım:
Yüzyıllarca hurafelerle uyutulan, kandırılan, cahil ve geri bırakılan, emperyalist uluslarca esir alınmak istenen Türk Ulusunu uyandırdı. Anadolu halkı ile birlikte işgalci emperyalist düşmanı yendi, Halkına özgürlüğü kazandırdı. Bununla yetinmedi Türk Ulusunun uygar ve çağdaş olması için çaba sarf etti, hayata geçirdiği devrimlerle Dünya ulusları arasında seçkin bir yere gelmesini sağladı…
Yüzyıllardır tebaa (reaya) olarak kabul edilen, hiçbir hakkı tanınmayan, devlet kademelerinde yer alamayan, horlanan Türk insanını, eşit ve özgür vatandaşlar olarak toplumdaki ve sosyal yaşamdaki yerini almasını sağladı…
Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri, “Türkiye Cumhuriyetidir.” Cumhuriyet, halka ait olan egemenliği gerçek sahibi, Türk Ulusuna verdi. Egemenliği eline alan Türk Ulusu, çok kısa sürede ülkenin kalkınmasını sağlayan fabrikalar kurdu. Kalkınma hamlesi başlattı.
Eve kapatılan Türk kadınını kapatıldığı yeden çıkardı, eşit yurttaş yaptı. Sosyal hayatta yerini almasını sağladı. Harf devrimi yaptı, okullar açtı. Bu sayede Türk kadını okudu, hâkim, avukat, doktor, mühendis, milletvekili, fabrikada işçi oldu. Ülkesinin kalkınması için her alanda canla başla çalıştı…
Her bireyin, her Türk gencinin okuma yazma öğrenmesi için “Millet Mektepleri” açtı. Okuma yazma oranını yükseltti. Müspet ilimleri ve teknolojileri geliştirecek okullar açtı, yurt dışından öğretmenler getirdi…
Halkımızın dini duygularını sömüren yozlaşmış amacından sapmış tekke ve zaviyeleri kaldırdı. Öğrenim birliğini sağladı… Her bireyin dinini öğrenmesi, anlaması ve kendi dilinde ibadet etmesi için Kutsal Kitabımız, Kur’an’ı Kerim’in Türkçe mealini hazırlattı ve yayınlattı…
Çiftçinin sırtına kambur olan aşar vergisini kaldırdı. Beşeri kanunları kabul edip uyguladı. Medeni Kanun ile toprağının sahibi olamayan köylünün, tapu ile toprak sahibi olmasını sağladı. “Çiftçiyi Milletin Efendisi.” Yaptı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ulusu için yaptıkları elbette yukarıda saydıklarımla sınırlı değil. Bu günkü modern yaşantımızı, bağımsız ve özgür olmamızı, yaşama geçirdiği devrimlere borçluyuz…
Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak, Atatürkçü olmak, O’nun devrimlerine sahip çıkmak, gösterdiği yoldan sapmadan ilerlemekle olur. Bu da en basit ifadeyle çağdaş ve uygar olmak, hukukun üstünlüğünü tanımak, O’nun kurduğu Cumhuriyete, Cumhuriyetin kurumlarına sahip çıkmak ve devrimlerini özümsemektir. Lafla Atatürkçü olunmaz!
Türk halkına düşen görev, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Yaşayacaktır.” Sözünü yerine getirmek için çok çalışmak, laik Cumhuriyeti yaşatmak, çağdaş ulusların arasındaki yerini korumaktır…