Tarim Topraklari Ne İçi̇n Feda Edi̇li̇yor?

Ocak 30, 2023

Toprak, antik Anadolu halkları ve Türk halkı için anadır. Geçmişte, Ma Ana olmuş, Kybele olmuş, Artemis olmuş, sonuçta Toprakana olmuştur.  Son buzul çağında doğayı, canlıları ve insanı yok olmaktan kurtarmıştır. Atasözlerimizde, ozanlarımızın deyişlerinde hep kutsanmış, saygı duyulmuştur…

Doğa, canlı yaşamın sürmesi için ekosistemler geliştirmiştir. Geliştirdiği ekosistemler canlıları besler, barındırır, mutlu bir yaşam sürmesine ve soylarının devam etmesine olanak tanır. Anadolu birçok tarım havzasından oluşur, her havzanın kendine özgü iklim yapısı, doğası, canlı yaşamı, bitki örtüsü vardır.

Anadolu’nun doğası çok zengindir, Avrupa kıtasından daha çok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapar. Anadolu havzalarından birisi Büyük Menderes Havzasıdır. Havzada yaşayan insanlar ve hayvanlar son günlerde çok dertli ve üzgündür…

Büyük Menderes Havzası, ölmekte, öldürülmektedir. Havzada elektrik elde etmek için kurulan onlarca JES ve bu santrallara akışkan sağlayan sondaj kuyularından doğaya bırakılan akışkan ve atmosfere salınan gazlarla kirlenmektedir…

Halk, yapılan tahribatın, neleri, hangi değerleri yok ettiğinin farkında değil. Aydın ovalarını şefkatle sulayan Büyük Menderes Nehri suları, tarımsal sulamada kullanılamayacak derecede kirlendi. O nehir ki, insanlara tarih boyunca bolluk ve bereket sunmuştu…

Geçmişte “Bin bir meyve ağacının, sebzenin yetiştiği, geçmiş uygarlıkların tarihini okuya okuya akan Büyük Menderes Nehrinin, suladığı Aydın ovası bereketinden, sevincinden adeta çıldırırdı.” (1) Bu gün öyle mi?

Aydın ovaları Anadolu’nun gözbebeğidir. Hiçbir ülkede buradaki kalitede yetişilemeyen “İncir”i, Ülkemizdeki en kaliteli kestanenin, yetiştiği dağları, “dağlarından yağ akar dedirttiği” zeytini ve lif uzunluğu bakımından Dünyanın en kaliteli pamuğunun yetiştiği ovasıyla bir tarım cennetiydi Aydın…

Herodot’un Aydıneli coğrafyası için yazdıkları elbette önemlidir. XIII. Yüzyılda “Cuma Ovası, Aydın, Germencik, Sultanhisar, Nazilli Zenginlik bakımından, Avrupa’da hiçbir hükümdarlık bu topraklar kadar zengin değildi. Bölgenin zenginliği incir, üzüm, kestane, tahıl gibi tarım ürünleri ile deri ve dokuma ihracatından kaynaklanıyordu.” (2) O ürünleri bugün ithal ediyoruz!

Aydın’ın zenginliğini, bölgeyi gezen Evliya Çelebi, “Havası sahil havasıdır. Balat’a kadar büyük ovadır. Yirmi altı günde mahsul yetişir. Halk, bundan faydalanır. Evlerin bahçesinde limon, turunç, nar, şeftali, incir, kiraz ağaçları vardır. Pamuk, pamuk ipliği dimisi, bademi, susamı, helvası, beyaz ekmeği, karpuzu, kavunu, limonu ve turuncu meşhurdur.” (3) Diye anlatır.

Çocuklarımızın, ülkemizin geleceğini ne uğruna feda ediyoruz, farkında mıyız? Para için mi? Elektrik için mi? Ne umuluyor, ne için yapılıyorsa yanlış yapılıyor. Çevreciler, toprağını, yurdunu sevenler, köylüler; elektrik üretirken, maden ararken doğanın koruması gerektiğini haykırıyor…

Elektrik üretimi için kurulacak tesisler, bölgenin iklimi, bitki örtüsü, nüfus yoğunluğu, tarımsal faaliyetleri göz önüne alınarak kurulmalı, bölgenin ekolojik yapısının bozulmamasına özen gösterilmelidir.

Aydın Ovası gibi bin bir ürünün yetiştiği geçmişten günümüze, tarımsal zenginliği dillere destan olan topraklar, ülke nüfusunu doyurabilecek potansiyele sahiptir. Elektrik üretimi ve maden arama faaliyetleri için feda edilmemelidir…

KAYNAKÇA:

1-Zeki Mesud Alsan, Mustafa’nın Romanı-Memleket Çocuğu. S. 52

2-İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi S. 244

3-Engin Ertan, Makale- Ayto Dergisi. (Evliya Çelebinin unuttuğu değer kestane.) S.50

Yorumla

Your email address will not be published.