Umudumuz Ni̇san Yağmurlarina Kaldi…

Nisan 5, 2023

İklim krizi su döngüsünü kırdı, yağışlar ani ve yoğun yağmaya başladı, toprağa işlemeden sele dönüştü. Can ve mal kayıplarına neden oldu. Yeraltı sularını besleyen kar ve olağan yağmur azaldı. Dağlardaki ve kutuplardaki buzullar eridi. Yazın akan dereler, nehirler, göller kurudu. kirlendi, tarımsal sulamada kullanılmayacak hale geldi…

Tarım ürünleri yeraltı suyundan, vahşi sulama yöntemi ile sulandı. Damlama sulamaya geçilmediği için, yeraltı suları azalmaya ve giderek türkenmeye başladı. Farkında değiliz ama Türkiye’nin yeraltı suları tükenmek üzere. (1)

14 Mart 2023 tarihli Hürriyet Gazdetesinde İsmail Sarı’nın haber röpötajında, İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi, Meteoroloji Mühendisi Dr. Güven Özdemir, “Avrupa son 500 yılın en kötü kuraklığı yaşanıyor. Bu durumdan Türkiye’nin de etkilendiğini,” (2) öğreniyoruz.

 “Türkiye’de Ocak ile Şubat aylarında düşen yağışların 2022’ye oranla yüzde 31’lik azalma gösterdiği ve kışın neredeyse yağışsız geçtiği, kuraklık tehlikesinin bu yılda devam edeceğine işaret edilmektedir.” (3) Bu durumda çiftçinin umudu Nisan yağışlarına kaldı. Nisan yağmurları yağmazsa kuraklık kapıya dayandı demektir…

Dilim döndüğünce, aklım yettiğince suyun canlı yaşamı devam ettiren, mucize bir sıvı olduğunu ısrarla söylüyor, yazıyorum. Suyun, israf edilmemesini, kirletilmemesini ve korunması gerektiğini hatırlatıyorum…

Suyun, canlı yaşamı için ne kadar önemli olduğunu;  6 Şubatta meydana gelen ve on bir ilimizi etkileyen, içimizi yakan, ülkeyi yasa boğan, can ve mal kaybına neden olan depremler sonrası yaşayarak gördük. İçme ve kullanma suyu bulunamadı, insanlar uzun süre banyo yapamadı. Kuraklık devam ettikçe suya olan gereksinim artacağından suyun değerini daha iyi anlayacağız.

Anadolu’da kuraklık yaşanacağını, önlem alınması gerektiğini bilim insanları 50 yıldır söylüyor, yetkilileri uyarıyor. Yetkililer, suyu korumak için gerekli önlemleri alıyor mu? Derseniz. Ne yazık ki, almıyor derim…

Önlem alınmadığı gibi, su kaynaklarının kirletilmesine de göz yumuluyor. Su döngüsünü sağlayan, yeraltı sularını besleyen ormanları yok ediliyor, denizlerin kirlenmesine sessiz kalınıyor. Şimdi bu nasıl olur, Sosyal devlet vatandaşının canını, sağlığını, malını ve ülkenin doğal değerleri korumak zorunda değil mi? Diyeceksiniz anlatayım:

İktidardaki hükümetler, kentlerin kanalizasyon sularının nehirlere deşarj edilmesine ses çıkarmıyor. Arıtma tesisi kurmak zorunda olan organize sanayi bölgelerinin ve sanayi kuruluşlarının ağır metallerle kirletilmiş sularının arıtılmadan nehirlere deşarj edilmesine izin veriliyor…

Yeraltı sularının kirlenmesine ve yok olmasına neden olan her türlü maden aramasına, ormanları yok edilmesine, jeotermal akışkanın reenjekte edilmeden yeraltı ve yerüstü sularına karışmasına göz yumuluyor. Sizin anlayacağınız, suyu kirletecek her türlü faaliyete izin veriliyor.

Suyu kirleten, kullanılmaz hale getiren uygulamalar, anlattıklarımla sınırlı değildir. Unutmayalım su yaşamdır, su yoksa yaşam yoktur… 

KAYNAK:

1-https://www.aydinparagraf.com/yeralti-sulari-tukeniyor-makale,371.html

2-https://www.hurriyet.com.tr/gundem/turkiyede-kuraklik-tehlikesi-artiyor-soframizdaki-hangi-urunler-tehlike-altinda-karadenizde-bile-kuraklik-yasiyoruz-bu-durum-cok-korkutucu-42233505

3-Aynı söyleşi

Yorumla

Your email address will not be published.