On dört Mayıs, Anneler günü tüm kadınların anneler gününü kutluyorum. On dört Mayıs aynı zamanda Türk Ulusunun kaderini etkileyecek genel seçimlerin yapıldığı gün. 13 Mayıs sabahı kalktığımda çok sevdiğim bir dostumun beyin kanaması geçirdiğini öğrenip hastaneye gittim. Başarılı bir ameliyat geçirdi. Hastaneden ayrılıp sokaklarda amaçsız yürümeye başladım…
Sokakta uçurtma uçurmaya çalışan çocukların uçurtmasını bir direğe takılı gördüm, durdum. Basit bir hareketle kurtarılması gerekirken, çocukların başka yola başvurduğunu görünce uçurtmayı kurtardım. Eğitimin, öğretimin bir ulusun geleceğini nasıl etkileyeceğini tekrar gördüm…
Eğitim ailede başlar, eğitici annedir. Anne bilgili, aydın olursa çocuğu da bilgili ve aydın olur. İnsan, doğanın evrimleştirdiği canlılardan biridir. Ancak o, diğer canlıların aksine doğaya uyum sağlamaz, doğaya hükmetmeye kalkar. (1) İnsan, yeni nesillerin oluşturması için, kadın ve erkek olarak evrimleşmiştir.
Tarım devrimi, kadının eseridir dersek yanlış söylemiş olmayız. Hayvanların evcilleştirilmesi, bitkilerin ehlîleştirmesi, besine dönüştürülmesi hep kadının çabası sonucunda olmuştur. (2)
Neolitik çağda Anadolu kadını, “yaratan ana ve bereketli insan” olarak kabul edilirdi. (3) Bugün, doğadan toplanan şifalı bitkilerle yapılan ilaçlara koca-karı ilacı denmesinin kökeni bu döneme dayanıyor, İlginçtir ki günümüzde Anadolu’da hala “bazı köylerde Ana olarak tanınan insanı dertlerden arındırdığına, sağlık ve şans verdiğine inanılan şifacı kadınlar var.” (4)
Sümer “Kadınları ticaret yapabiliyor, mal-mülk sahibi olabiliyor, borç alıp verebiliyor, mahkemede tanıklık edebiliyorlardı. Kadın; tarla, bahçe, işlerinde, su kanalı açma gibi işlerde çalışıyordu. Doktor, ebe, berber, sekreter, denetleyici ve meyhaneci olan vardı. (5)
Hititlerde kadın erkek eşit haklara sahipti. Antik kent devletleri döneminde: Belediye başkanı, donanma komutanı, filozof olabiliyordu. Lidyalı kadın, evleneceği erkeği seçebiliyordu. Kadını, erkekle aynı haklara sahip olmaktan Yunanlılar uzaklaştırmıştır…
Mustafa Kemal Atatürk, kadının bir ulusun geleceğindeki rolü biliyor, elinden alınan, eğitici ve öğretici rolünü tekrar üslenmesi gerektiğine inanıyordu. Haklarını iade etmek istiyordu. Kadın toplumda yer almazsa yaşama geçirmek istediği devrimlerin başarılı olmayacağını biliyordu…
Bursa konuşmasında: “Siz bizim hesabımıza eğitim savaşını kazanın, memlekete bizden fazla hizmet etmiş olursunuz. Erkeklere: Şu andan başlayarak kadınlar, ülkenin toplumsal yaşamına katılmayacak olurlarsa hiç bir zaman tam anlamıyla gelişemeyiz. Sonuna kadar geri kalır, batı uygarlığıyla hiç bir şekilde boy ölçüşemeyiz. Kişiliğinizi koruyun; ama Batı’dan, ileri bir millete gerekli olan şeyleri alın. Yaşayışınızı bilime uydurun. Bunu yapmazsanız, günün birinde onlar sizi yutar.” (6) Diyerek açıklamıştı…
Kadınlarımız bu gün; seçip, seçilebiliyorsa, milletvekili, bakan, belediye başkanı, okuyup, hâkim, öğretmen, mühendis olabiliyorsa? Bu Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Medeni Kanunu sayesindedir. Üretmeyen beyinler gelişmez, kadını hor gören toplum kalkınmaz.
Toplumsal faaliyette ve sosyal hayatta kadın olmazsa uygarlık olmaz…
KAYNAK:
1-Sadık Usta, Şüphenin Tarihi. S. 513
2-Yıldız Cıbıroğlu, Anadolu’da Kadının Kültürel Şifreleri. S.21
3-A. Muhibbe Darga, Anadolu’da Kadın. S. 44. Şengün G. Aydıngün Mucizenin Kaynağı, Bereketli ve Her Şeye Hâkim.
4-Age. S. 62
5-Muazzez İlmiye Çığ, Ortadoğu Uygarlık Mirası 1. S. 199-200
6-Lord Kinross, Atatürk-Bir Milletin Doğuşu. S. 525