Gereki̇rse Zi̇l Takip Oynayacağiz…

Temmuz 3, 2023

Aydın halkının yeraltı ve yerüstü sularının kirliliği konusunda hiç bir bilgisinin olmadığı gerçeği ile yüzleştim. Çevrecilerin, çevre kirliliği konusunda uyandırma, aydınlatma çabalarının tabana inmediğine, çevre kirliliğinin önemsenmediğine tanık oldum…

Haziran ayındaki aşırı yağmur ve dolu yağışları, sele neden olduğu gibi yer yer asit yağmuruna dönüştü. Bahçemdeki asmanın yapraklarını, korukları, arkadaşımın bahçesindeki çimleri yaktı domates tarlalarını kuruttu, domatesi eritti.

Pazarda sebze ve meyveyi üreticiden almaya dikkat ederim 21 Haziranda devamlı alışveriş yaptığım üreticide salatalıkların yanık olduğunu gördüm, nedenini sorduğumda “yağmurdan böyle oldu, yağmur yaktı” dedi…

Bayram alış verişi için bu kez 25 Haziranda Pazar pazarına gittim. Tarla domatesinin pazara çıktığını gördüm, domateslerin üzerinde de yanıklar vardı. Sorduğumda, “yağmurdan sonra oldu, bazı tarlalarda domates tamamen eridi, bozuldu” yanıtını verdi.  

Kendisine yağmurların asite dönüştüğünü, sonuçta mahsulü yaktığını söyledim. Üretici beni doğruladı. O esnada alışveriş yapan iyi giyimli biri. “Zeytin yağmur istiyor, yağması lazım” diye söze girdi. Belli ki asit yağmurunun ne olduğunu bilmediği gibi zeytine asit yağmurunun yarardan çok zarar vereceğini de bilmiyor…

Kendisine asit yağmurunun ne olduğunu dilim döndüğünce bilimsel olarak anlatmaya çalıştım. Ama sanki duvara laf anlatıyorum, adam bir türlü anlamıyor, sadece “yağmur iyidir” deyip duruyor…

Bende yılacak göz var mı? “Jeotermal ve termik santrallardan salınan Hidrojen sülfür, su buharı ile birleşip asite dönüşür. H2SO4 olur” diye ısrarla anlatmaya çalıştım. Ama nafile, adam yüzüme bakmadan çekip gitti. Onun aklında zeytin vardı ve zeytin, Mayıs, Haziran yağmurunu severdi…

Yeraltı suyunun sağlıklı kalması, korunması ve önlem alınması için yapılan basın açıklamaları, sosyal medya paylaşımları, çevrecilerin tepkisi yeterince ses getirmiyor. Önlem alması, halkın sağlığını koruması gereken ilgililer ise tamamen sessiz…

Jeotermal santralda kullanılan akışkanın yeraltı suyuna karışıp kirlettiği, DSİ raporuyla saptandı. Bölgenin can damarı Büyük Menderes Nehri yazları kurumakta, suyunda canlı bile yaşamamakta, tarımsal sulamada dahi kullanılamayacak derece kirlenmiş durumda ama kimse bilmiyor, bilenlerden çevreciler dışındakilerin umurunda değil…

Resim Burhan Ceyhan. Kuruyan Büyük Menderes Yatağı

Buradan bir örnekle tekrar hatırlatıyorum, içme ve kullanma suyunda insan sağlığı için zararlı olan Arsenik saptanmıştır. Arsenik oranı DSİ raporuna Germencik’te 5300, Söke’de Dokuz Eylül Üniversitesine göre 6100 kat fazladır. Suda bulunan diğer zararlı gazlar ve ağır metaller normalin çok üstündedir. Fazla söze gerek var mı? Zehirleniyoruz…

Suyu temiz tutmak, insan sağlığını korumak, insanın sağlıklı bir çevrede yaşamasını sağlamak devletin ve belediyelerin asli görevidir…

Çevreciler gerçekleri söylemeye halkı ve ilgilileri uyarmaya devam edecek bundan kimsenin şüphesi olmasın. Halk, aç ve susuz kaldığında çevrecilerin ne kadar haklı olduğunu anlayacak. O gün iş işten geçmiş olacak…

Çevreciler, doğaseverler gerçekleri, doğa talanını, çevre kirliliğini halkın anlaması, görmesi için elinden gelen her şeyi deniyor, denemeye devam edecek. Buna zil takıp oynamak gerekirse onu da yapacak. Bu ülke hepimizin…

Yorumla

Your email address will not be published.