Bacasiz Sanayi̇ Turi̇zm…

Temmuz 17, 2023

Doğa bazı bölgelere cömert davranıp, geliştirdiği ekosistemlerle yeryüzü cenneti haline getirmiştir. Dünyada böyle yerler çok azdır. Anadolu; antik kentlere, eşsiz göllere, turkuaz renkli denizlere, serinleten yaylalara ve şifalı pınarlara sahiptir…

Anadolu’nun bu özellikleri Bizans’la birlikte göz ardı edilmiş, para için talan edilerek, antik kentler kaderine terkedilmiştir. Bunu fırsat bilen batılılarca da yağmalanmıştır. Anadolu’dan kaçırılan antik eserler Avrupa uluslarının müzelerinde sergilenmektedir. Sergilenen eserleri görmek isteyen milyonlarca turist bu müzelere akın etmektedir…

Turist, sözlüklerde “dinlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla geziye çıkan kimse, gezgin, seyyah” (1) olarak tanımlanmaktadır. Yani turist yeni yerler görmek,  yeni ve eski kültürleri tanımak için gelir…

Turizm bacasız sanayi olarak da anılır. Bunun nedeni, otel yapmak amacıyla yakılan ormanları ve doğaya aykırı yapılaşmayı saymazsak kirletici, zehirleyici faaliyetlerden uzak olmasıdır. Anadolu’da turistin görmek ve konaklamak istediği o kadar çok antik kent, mabet, yayla, otantik köy var ki, saymakla bitiremeyiz…

Geçmişte ders alınmadığından yetkililer turizm sadece deniz ve kumsal olarak görmekte, diğer güzellikler göz ardı edilmektedir. Oysa ülkemize gelen turistin önceliği “yerel yiyecek-içeceklerin tadına bakmak, antik köylerin huzurunu yaşamak, üzüm bağlarını ve zeytinlikleri”  (2) antik kentleri ve antik mabetleri görmektir.

Bu gerçeği görmezden gelenler, maden aramak, termik ve jeotermal santral kurarak doğal güzelliklerin ve tarihin yok olmasına zemin hazırlıyor. Turistin gezmesi, görmesi gereken ören yerlerini talan ediliyor. Talan edilen yerler aynı zamanda Dünya kültür mirası olduğunu görmezden geliniyor?

Dünyada en çok turizm gelirine sahip ülkelerdeki antik kentleri ve doğal güzellikleri karşılaştırdığımızda Anadolu’nun eline su dökecek başka bir ülkenin olmadığını görüp, neden ülkemiz daha az gelir elde ediyor diye şaşırıyoruz…

Anadolu’da ne var diye hafızamızı zorlayalım. 12.000 yıllık ilk iki mabet, ilk tarım köyleri, antik kentleri, su kemerlerini, amfi tiyatroları, ilk filozofları anımsarız. Yetti mi? Yetmez. İlk kadın belediye başkanı, ilk kadın deniz filosu komutanı, ilk kadın filozof Anadolu’da yaşamıştır…

Türkiye dört mevsimi bir arada yaşayan, yılda 3 ürün alınabilen topraklara, kayak, dağ yürüyüşü, rafting turizminden, yayla turizmine kadar değişik alanlara ve olanaklara sahiptir.

Bunlar bilinenler, bilinmeyen yeraltında kalmış, gün yüzüne çıkmayı bekleyen tarihi kalıntılar, açılmayan ören yerleri var. Türkiye ve Anadolu, görülmesi, gezilmesi gereken turizm cennetlerinden biridir. Yeterince değerlendiriliyor mu derseniz, turizm anlayışımız otel, motel ve deniz turizmi ile sınırlı kalır…

Sahiller; yazlık evlerle, doğayla uyumsuz otellerle, turkuaz renkli denizler balık çiftlikleriyle işgal edilmiş durumda. Orman ve sulak alanlar ortadan kaldırılarak doğal doku yok edilmiş, ekosistem çökertilerek canlı yaşam göz ardı edilmiştir. Oysa doğayla uyumlu konaklama yerleri yapılsa daha çok turist gelecektir…

KAYNAK:

1-Dil Derneği, Türkçe Sözlük. S. 1600

2-James H. S. McGregor,  Tarih Öncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa. S.307

Yorumla

Your email address will not be published.