100. Yilinda Cumhuri̇yet…

Ekim 23, 2023

Önümüzdeki 29 Ekim Pazar günü, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılını, Cumhuriyetin değerini bilenlerle coşkuyla kutlayacağız, kutlamalıyız. Cumhuriyete Ulus ve birey olarak çok şey borçluyuz. Benim kimseye borcum yok diyenler elbette olacaktır…

Borçlu olmadığını iddia edenlerin çoğunluğu Cumhuriyetin nimetlerinden, getirdiği eşitlikten, özgürlükten faydalanıp, ona ihanet edenlerdir. Cumhuriyete neden borçlu olduğumuzu gelin birlikte araştırıp, soruşturalım, kafa yoralım, geçmişimizi, geçmişte yaşananları, bu günlere nasıl gelindiğini kurcalayalım…

İnsan, yaratılışı gereği hazıra, terlemeden başkasının sırtından kazanmaya, lüks içinde yaşamaya alışkındır. Alışkanlıklarından öyle kolay vazgeçmez. Türk’ün son vatanı düşmandan kurtarılırken, Cumhuriyet kurulurken yaşanan zorlukları, özverileri, dökülen kanı, verilen canları, halkın ve köylünün yaşamını bilen, tarihini okuyan, tarihinden ders alan çok az insan var…

“İnsan yaşamı sınırlıdır. Asıl olan, gelişmiş, kalkınmış bağımsız, özgür, hukuka inanmış uygar bir devlet ve çağdaş bir ulus olarak sonsuza kadar var olabilmektir.” (1) Bunun yolu; üniter devlet yapısını korumak,  bilime inanmak, laiklikten, eşitlikten, özgürlükten ödün vermemek, hukukun üstünlüğünü kabul etmek ve devletin adil olmasından geçer, “Cumhuriyet” bunu sağlamıştır…

Cumhuriyetten önce; halk ve özellikle köylü “Osmanlı Padişahının gözünde hiç bir hakka ve özgürlüğe sahip değildi. Kayıtsız şartsız padişaha tabi olmak, çalışmak, üretmek, çağrıldığı zaman askere gitmek, gayrimüslimse dinini değiştirmemek, Müslüman’sa Sünni olmak zorundaydı. (2) Cumhuriyet, köylüyü reayalıktan kurtarıp eşit, özgür vatandaş ve “Milletin Efendisi” yaptı…

Osmanlı Ülkesindeki okullar, öncelikle seçkinlerin çocuklarının okumasına açıktı. Halktan birinin özellikle de köylü çocuklarının okuması, Tanzimat Fermanına kadar hemen hemen olanaksızdı. Örneğin, “köylü çocuklarının okuması Sipahinin iki dudağı arasındaydı. “ (3) Her isteyen okula gidemez, öğrenim göremezdi…

Cumhuriyet öncesi, Osmanlı Devletinde okuryazar oranı %8-10 oranında iken, “28 Ekim 1927 tarihli nüfus sayımında, Arap harfleri ile okuma yazma oranının erkeklerde % 17,42, kadınlarda % 4,63 olduğu görülür. Toplam nüfus içerisindeki okuryazar oranı % 10,58 olarak saptanmıştı.” (4) “Harf Devrimi sonrasında 1935 yılında yapılan nüfus sayımında okuma yazma oranı, erkeklerde % 28.3, kadınlarda 9.6, toplamda %18.7’ye kadar yükseldi. (5)

Köy Enstitülerinin kurulması ve ilk mezunlarını vermesinden sonra okuma yazma oranı daha da arttı. “1965 yılında toplamda % 48. 7 ye, 1975 yılında % 61. 6 ya yükseldi. (7) Cumhuriyet, halkın okuması için her türlü alt yapıyı hazırladı. Bu çabalardan en önemlisi eğitim alanında atılan adımdı. Ne yazık ki, köylüyü uyandıracak, bilinçlendirecek, devrimleri yaşama geçirecek öğretim yuvaları “Köy Enstitülerinin” ömrü uzun olmadı…

Uygarlığın yaratılmasındaki başlıca etken dildir. Dilin gelişmesi, yabancı akımların ve dillerin etkisinden arındırılmasıyla olur. Cumhuriyet idaresi, “Türk Dil kurumunu,” “Türk Tarih Kurumunu” tarih ve dil bilincini geliştirmek için kurarak önemli bir adım attı…

Cumhuriyet, kişiler arasındaki ayrımı kaldırdı, yasa önünde eşitlik kuralını getirdi. Türk köylüsünü milletin efendisi yaptı, köylü çocuklarının okumasını, Türk Ulusunu çağdaş ulusların arasındaki yerini almasını sağladı.

Ülkemiz, Cumhuriyet idaresi sayesinde gelişti, halkımız tüketici iken üretici hale geldi. İnsan olmasından kaynaklanan haklara kavuştu. İşte bu nedenlerle Cumhuriyete borçlu olduğumuzu unutmayalım, alanlara çıkalım, Cumhuriyet bayramını coşkuyla kutlayalım. Bayramımız kutlu olsun…


KAYNAK:

1-M. Tevfik Kızgınkaya, Aklın Yolu-Cumhuriyet. S. 19

2-Erdoğan Aydın, Osmanlı Gerçeği “Nizam-ı Âlem” in Gayrı Resmi Tarihi S. 276.

3-Bezmi Nusret Kaygusuz, Şeyh Bedreddin Simaveni. S. 75
4-https://www.dunyabulteni.net/t-genel/osmanlida-okuryazar-orani-kacti-h466227.html

5-Emre Kongar, Türkiye’nin toplumsal yapısı. 3. Bası S. 372

Yorumla

Your email address will not be published.