Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının atmosferde birikmesiyle oluşacak sera etkisinin ortalama sıcaklığı arttıracağını, iklim değişikliğine ve krize neden olacağını, bir asırdır söylüyor. Dinleyen ve önlem alan yok!
“Le Nouvel Observateur dergisi ‘ Dünyamızın Son Ümidi’ başlığını taşıyan 1972 Tarihli özel sayısında; İnsan bir yüzyıldan beri, gelişim adına yaşamı destekleyen çevreyi tahrip ediyor. Bu durumu, insanlığın intiharı.” (1) Olduğu yazdı.
Dünya canlı yaşamının geleceği tehlike altında. Bunun başlıca nedeni, doğayla uyumlu olmayan enerji kaynakları, teknoloji ve sanayi kuruluşlarına hammadde temin için doğanın tahribi, kirletmesi. Sera gazlarının Atmosfere salımı…
Doğa dostu olmayan teknoloji “doğrudan veya dolaylı olarak fosil yakıtları kullanır. Atmosfere Co2 ve sera gazı salımı olur.” (2) Atmosferde sera etkisi oluşturarak sıcaklığı artırır…
İnsan, doğayı tahrip ederek, kirleterek, canlıların soyunu tüketerek intihar ediyor. Ama çok az kişi bunun farkında. Farkına varanlardan çevreciler seslerini duyurmakta zorluk çekiyor…
Nihayet, 20 yıl sonra dünyayı çevre kirlenmesinden kurtaracak ve gereken önlemi alacak yetkili kuruluşlar harekete geçti. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği sorununa karşı evrensel tepkinin temelini oluşturmak amacıyla 1992’de Rio antlaşması kabul edildi ve 1994’te yürürlüğe girdi…
Rio sözleşmesi, küresel ısınmaya karşı alınması gereken önlemleri, sera gazlarının ve Co2 gazının Atmosfere salımını sınırlandırmayı amaçlar. Rio antlaşması, hükümetlerin uyacaklarını taahhüt ettikleri ve imzaladıkları ilk çevre anlaşması olarak tarihteki yerini aldı…
Rio sözleşmesinden sonra iklim krizinin önlenmesi için birçok çevre anlaşması yapıldı. En son Paris anlaşması imzalandı. Bütün önlemlere rağmen 2023 yılında sıcaklığın 1 derece artmasının önüne geçilemedi.
İklim krizini önlemek, sıcaklığın azalmasına bağlıdır. Sıcaklığın azaltmak için, sanayide ve günlük yaşantımızda daha az fosil yakıt kullanmamız gerekir. Bu mümkün mü?
Yeni, temiz, doğayı kirletmeyen çevre dostu enerji kaynağı bulununcaya kadar, fosil yakıtların önce sınırlandırmak ve sonra tamamen ortadan kaldırmak dünyanın bu günkü şartlarında mümkün görünmüyor.
Fosil yakıtları kapitalist ülkeler sanayide kullanmakta ve ürün üretmekte. Yakıt kullanımının sınırlanması, ortadan kaldırılması onların karlarının azalması demektir. Bu nedenle fosil yakıt ve sera gazlarının kullanımının azaltılmasına izin vermezler…
Paris Antlaşmasına imza koyan ülkelerin tüm iyi niyetlerine rağmen, ortalama sıcaklık artışına engel olmadı. Fosil yakıt kullanımını sınırlandırılamadı ve ormanlar korunamadı…
İnsan, para ile doğa arasında sıkışmış durumda. Para kazanmaya devam ederse doğayı yok edecek, doğayı korursa paradan olacak! Çözüm ve karar insanın elinde. Para mı, gelecek mi? Göreceğiz!
KAYNAK:
1-Cemil Meriç, Umrandan Uygarlığa. S.118
2-William Nordhaus, İklim Kumarı. S.30