Kahvehane; Arapça kahve, Farsça hane kelimelerinin bir araya gelmesiyle olmuş, bir kelimedir. Kahvehane, dinlenmek, vakit geçirmek; çay, kahve, meşrubat gibi alkolsüz içeceklerin satıldığı, işsizlerin, nüktedanların, edebiyatçıların toplandığı hoşça vakit geçirdiği ve oyun oynadığı yerdir. (1)
Kahve bitkisi, sıcak iklimlerde yetişen, kökboyasıgillerden çok yıllık bir ağaçtır. İçtiğimiz kahve, meyve çekirdeklerinin kurutulup, kavrularak dövülmesiyle oluşan unumsu maddenin suyla karıştırılıp pişirilmesiyle olur. (2)
Osmanlı Devletinde İlk kahvehane 1554 yılında İstanbul’da açıldı, böylece Türklerin kahvehane alışkanlığı başlamış oldu. “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister kahve bahane.” Söylemiyle kahvehaneler meşrulaştırıldı…
Kıraathane ya da kahvehane Türkler için önemlidir. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Özdeyişinin, İstanbul Yemiş iskelesindeki Türk kahveci ile Rum kaptanın öyküsünden geldiği söylenir. Kahve; değer verilen, saygı duyulan kişilere ikram edilen özel bir içecektir. İkram edilen kahve ile yeni dostluklar kurulur, kurulmuş dostluklar pekiştirilir…
Kıraat kelimesi okuma, okuma kitabı anlamında kullanılır. Kahvelerin kıraathaneye dönüşmesi, “19. yüzyılın ikinci yarısında sadece kahve, çay içilen, hoşça vakit geçirilen yerler değil, gazete, mecmua ve dergi okunan, edebiyat sohbetlerinin yapıldığı, tartışıldığı yeni tip kahvelerin ortaya çıkması sonunda olmuştur.”(3)
Sinema ve televizyonun insan yaşamına girmediği günlerde kıraathaneler gençler için adeta okuldu. Her kentlinin, köylünün belleğine yer etmiş, herkesçe bilinen kahvehaneler vardı. Bazı köylerde bulunan kahvehaneler, “gençler, yaşlılar, orta yaşlılar” olarak ayrılır, yaşı ilerleyen diğer kahveye devam ederdi.
1980 yılından sonra Kıraathaneleri işlevine uygun hale getirmek için, kitap ve okuma köşesi bulundurma zorunluluğu geldi. Kıraathaneler, okuma köşelerini ansiklopedilerle, mecmularla, dergilerle doldurdu. Ama onların hiç birinin kapağı bile açılmadı, gerçek anlamda okunmadı…
Kapalı yerde Sigara içme yasağı gelince, yarısı açık yarısı kapalı acayip mekânlara dönüştü. Kıraathanede genellikle emekliler, işsizler, gidecek yeri olmayanlar oturuyor.
Batılı ülkelerde de aynı işlevi gören değişik isimler verilen böyle yerler var, mesai saatinde kimse gelmez, oturmaz. İş çıkışı buluşulur, sohbetler edilir, günün yorgunluğu atılmaya çalışılır, hoşça vakit geçirilir…
1892 yılında Aydın merkez ilçede 87 kahve bulunurken (5) 2017 yılında Aydın genelinde 3004 kahvehaneye ulaşmıştır. Buna karşın ülke genelinde 1137 kütüphane vardır. (6) 21. Yüzyılda kıraathane sayısının bu kadar çok artmasının başlıca nedeni genç nüfusun işsiz olması, emeklilerin kültürel ve sanatsal uğraşılara, üretim alanlarına yöneltilmemesi olarak gösterilir…
Üretici toplumlar, ülkelerinin kalkınmasını ve uygarlaşmasına katkı sağlar. Tüketici toplumlarda gençler, işsizler ve emekliler üretime katkı yerine, kıraathane köşelerinde ömür törpülemeye devam eder…
KAYNAK:
1-Meydan Larouse 6. Cilt S.780
2-Türkçe sözlük. S.851
3-https://turkcetarih.com/kıraathaneler/
4-http://www.hurriyet.com.tr/gundem/kahvehaneler-okul-sayisini-uce-katladi-201218
5-İbrahim Cavid, Aydın Vilayet Salnamesi. S. 408
6-https://www.aydinlik.com.tr/politika/2017-haziran/issizlikle-birlikte-kahvehane-sayisi-patladi