Dostlarimiz Kuşlar…

Nisan 29, 2024

İnsan, yerleşikliğe geçtiği günden günümüze, Turna, Leylek, Güvercin, Kırlangıç, Serçe, Kumru, Baykuş gibi bazı kuşları, kutsal saymış, korumuş, kentlere yerleşmesine onlarla birlikte yaşamaya karar vermiştir…

Osmanlı döneminde yapılan Cami, külliye, kervansaray gibi yapılara kuşların yuva yapması için, “kuş sarayı” denen yerler ayrılırdı. Kentlere yerleşen kuşlar, insanla bir arada dostça yaşayabileceklerini gösterdi. Birlikte yaşadığımız kuşlara, evcil canlılara gösterdiğimiz hoşgörüyü, kırsalda yaşayan diğer kuş ve canlılara da göstermeliyiz…

Nüfusun artması, şehirleşme, sulak alanların, ormanların, meraların yok edilmesi, çevre kirliliği doğada yaşayan bazı kuş türlerini kentlerde yaşamaya zorladı. Leylek, Karatavuk, Saksağan, Karga parkları mekân tuttu. Kerkenez, baykuş gibi yırtıcı kuşlar bile kentlere yerleşti…

Kuşların ekosistemde üstlendikleri görev, sağladıkları yarar saymakla bitmez. Örneğin: Kuşlar, tarım ürünlerine zarar veren, çekirgeleri, fareleri, yılanları, kurbağaları, her türlü zararlı böcekleri yiyerek doğal dengeyi korur ve aşırı üremesine engel olur…

Zararlılarla beslenen kuşların nüfusunun azalması ya da nesillerinin yok olması sonucu oluşacak boşluğu düşünmek bile istemiyorum…

Zararlılarla savaşan, insan yaşantısını kolaylaştıran kuşlar, edebiyata konu olmuştur. Kuşlar, üzerine yazılmış heykel, şiir, öykü, roman, bestelenmiş şarkı ve türkü bulunur…

Tasavvuf edebiyatında “Turna Kuşu” özel bir yere sahiptir. “Şemsi’nin Dehmurg’unda bazı kuşları karakter ve uğraşları farklı on insan tipini simgeler: Baykuş/sûfî, karga/şair, papağan/âlim, akbaba/kalender, bülbül/hanende (şarkıcı), hüthüt/ hâkim, kırlangıç/ müneccim, tavus/tüccar, keklik/çiftçi, leylek/mürşit.” Olarak kabul edilir. (1)

“Çin, İran Mitolojisinde, Müslümanlık, Hristiyanlık dinlerinde konusu geçen kuş: Zümrüdü Anka’dır.” Çeşitli isimlerle anılan Zümrüdü Anka; “Hüma, Zümrüt, Devlet Kuşu, Simurg, Phoenix, Semender” (2) olarak da isimlendirilmiştir…

Doğada özgürce yaşayan ve olağan zamanlarda göç eden kuşlar, fosil yakıtların kullanımı sonucu oluşan sıcaklık artışı, çevre kirliliği ve iklim krizinden en çok etkilenen canlılar arasında yer alır. Neyse ki kanatları var.

Artan sıcaklık, sulak alanların kuruması, yaşam alanlarının barınılamaz hale gelmesi, yaban hayvanlarının yaşamlarını sürdürmek, oluşan koşullara uyum sağlamak, yeni yaşam alanları bulmak için, göç etmeye zorladı. Kumru ile bazı canlılar, yeni yaşam alanları bulmak, soylarının sürdürmek için harekete geçtiler bile. Aydın’a yerleşen yeni kumrular bunun en görünen örneğidir…

İnsan, soyunun ve canlı yaşamın devamını istiyorsa, doğayı kirletmekten vazgeçip, yaşam alanlarında yaşayan kuşları, canlıları korumak, onlarla dost olmak, bir arada yaşamak zorundadır…

KAYNAK:

1-Ömür Ceylân, Klâsik Türk Şiir’inde Turna’ya Dair (Gazi Üniversitesi HBVAE Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, S.28, Kış 2003)

   https://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/ceylan_turna.pdf

2-Orhan Hançerlioğlu, İslam İnançları Sözlüğü. S.758

Yorumla

Your email address will not be published.