Nitekim geçilmedi de…
Bugün aldığımız her nefes, 110 yıl önce verilmiş son nefes sayesindedir.
İngiliz subay şöyle diyordu, çaresizlik ve cehenneme düşmüş olmanın pişmanlığında;
“Ölü askerleri vardı; 14, 15, 16 yaşlarında ve inan ki gülüyorlardı…
İlk kez, kaybedeceğimizi o gün hissettik.”
İnancın ve umudun, direncin, cesaret ve fedakârlığın öyküsüdür Çanakkale Zaferi…
18 Mart 1915, işgalci emperyalist güçlere “dur” deyip geçit vermeyen kahraman Mehmetçik’in, İstiklal uğruna yazdığı şanlı TÜRK destanına, dünyanın şahit olup şapka çıkardığı gündür…
Gemilerde “Jurnal” adı verilen bir seyir defteri bulunur. Gemi limandayken ya da seyir halindeyken yaşanan gelişmeler bu jurnal defterine kaydedilir. Geminin rotası, hızı, geldiği ve gideceği liman, vardiya değişimleri gibi bilgiler jurnale not edilir.
Gemi sığ sulardan ve önemli suyollarından geçerken de jurnal sürekli güncellenir.
Örneğin, Cebelitarık Boğazı geçilirken “03.00 Cebelitarık’a girildi. 07.00 Cebelitarık geçildi.” gibi, saat belirtilerek yazılır.
Keza İstanbul Boğazı’ndan geçerken, “08.00 İstanbul Boğazına girildi. 10.00 Kavaklar geçildi. 11.00 Hisar geçildi. 13.00 İstanbul Boğazı geçildi” gibi sürekli notlar jurnal edilir.
Lakin aynı gemiler Çanakkale Boğazı’na geldiklerinde jurnal defterine bunlar yazılmaz.
Çanakkale Boğazı seyri tamamlandığında jurnale “09.00 Çanakkale çıkıldı.” yazılır.
Ya da “15.00 Şehitler Abidesi iki milden selamlandı” şeklinde not düşülür.
Çünkü herkes bilir ki bu dünyada her yer geçilir ama ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!…
Gemi kaptanları bunun yazılı bir kural olmadığını, ancak bilginin doğru olduğunu belirtmiştir.
Atatürk‘süz Çanakkale savaşını anlatmak ise hainlikten başka bir şey değildir…
Bu ülke, parsel parsel satanların değil uğrunda can verenlerin ülkesidir…
Başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun…
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi, her yıl 18 Mart günü tüm Türkiye‘de kutlanılan millî gündür.
Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı’nın en çetin ve sonuçları bakımından en önemli cephesidir. Çanakkale Boğazı istihkâmlarının 3 Kasım 1914’te ilk kez bombalanmasından sonra 19 Şubat 1915’te Çanakkale Boğazı’ndaki deniz savaşıyla başlar, ardından karada Seddülbahir, Arıburnu ve Anafartalar cephelerinde devam eder. Deniz harekâtı 18 Mart’a kadar İtilaf gemilerinin ağır bombardımanı ve mayın arama gemilerinin çalışmaları ile Türk topçularının karşı ateşleriyle devam eder. 18 Mart 1915 günü yaşanan deniz muharebeleri, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanır.
Çanakkale’de Türk ordusunun kahramanlık destanının yazılmasında komuta kademesindeki subaylardan başlayarak bütün Mehmetçiklerin büyük katkısı olmuştur. Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında adından en çok bahsedilen komutanlardan biri de Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’dır. Cevat Paşa hem deniz hem de kara muharebelerinde görev yapan birkaç komutandan birisi olarak Çanakkale Cephesi’nde önemli bir yere sahip olmuştur.
325 gün süren savaşlar 9 Ocak 1916’da Türk Ordusunun zaferiyle sona erer.
Çanakkale Zaferi, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık sevdasının, milli birlik ve beraberliğin, fedakârlık ve kahramanlığın sembolü olarak, sadece bir savaşın kazanılmasından çok daha fazlasını ifade eder.
Çanakkale Savaşı’nın en büyük nedenlerinden biri; İtilaf Devletleri’nin Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak istemesidir. Bunu başarmanın en kolay yolu da İstanbul’u işgal etmektir. Eğer İstanbul işgal edilirse, Almanya Balkanlar üzerinden kuşatılacak ve savaş dışı kalacaktır. Bu niyetle Çanakkale önlerine gelmiş ancak Türk ordusunun hem karada hem de denizde kazandığı zaferle bu mümkün olmamış ve 1. Dünya Savaşı 2 yıl kadar uzamıştır.
Çanakkale’de kazanılan bu zafer aynı zamanda, Balkan Savaşları sonunda eski gücünden uzak görünen Türk ordusunun saygınlığını kurtarmış ve eski gücünü koruduğunu ortaya koymuştur.
Yıkılmakta olan bir imparatorluğun içindeki kahraman bir ulusun varlığı yeniden hatırlanmış ve milli bilinçle ortaya konan bu uyanış; 1. Dünya Savaşının arkasından yaşanacak olan Türk Kurtuluş Savaşı’nda Türk milletinin gerçekleştireceği topyekûn direnişin zeminini hazırlamıştır.
Çanakkale Savaşı’nın Türk tarihi açısından önemli sonuçlarından biri de kuşkusuz Mustafa Kemal’in tam anlamıyla tarih sahnesine çıkmış olmasıdır. Arıburnu, Anafartalar ve Conk Bayırında yaptıklarıyla öne çıkan Mustafa Kemal; birkaç sene sonra başlayacak olan Türk Milli Mücadelesinin önderi olarak bir ulusun kurtuluşunu ve bağımsızlığını tesis etmiştir.
Çanakkale Cephesi’nin açılmasının bir diğer sebebi, İtilaf Devletleri’nin, ekonomik problemler yaşayan Çarlık Rusya’sına yardım götürme isteğidir. Çanakkale Savaşı neticesinde boğazların geçilememesi ile istenen yardım Rusya’ya ulaşamamış, 1917’de Rusya’da Bolşevik Devrimi gerçekleşmiş ve Rusya savaş dışı kalmıştır.
Ayrıca Çanakkale Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin aldıkları yenilgi Balkan ülkelerinin tutumlarını da etkilemiş, örneğin bu savaş sonunda Bulgaristan İttifak Devletleri yanında yer alırken, Romanya ve Yunanistan bir süre daha savaş dışında kalmayı tercih etmişlerdir.
“Çanakkale geçilmez tarihte kaldı artık, Çanakkale geçilir, her türlü geçilir hale geliyor. Denizden geçiliyor, havadan geçiliyor, şimdi karadan da geçilmiş olacak.” şeklinde; suiistimale, yanlış anlaşılmaya ve özellikle bir ulusa mal olmuş tarihi bir değeri itibarsızlaştırmaya yönelik bayağı söylemlerin ülke yönetimden sorumlu yetkililerce kullanılması hiç de hoş değildi(r).
Başladığımız gibi bitsin o zaman:
Çanakkale Geçilmez…
Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar.
‘Çevre İçin ‘’Yarın’’ Çok Geç’ (II) ana başlıklı yazımın, ‘Çevre Sorunları ve Çeşitleri, Çevre Sorunlarının Çözüm Arayışlarında Yerelden Küresele Geçiş’ konulu bölümü önümüzdeki hafta devam edecek, bilginize sunarım.