Kuzeyi̇n Oğlu

Nisan 2, 2025

İki çocuk
rahatlıkla oturduğumuz
kapının eşiğine
kendi başıma zor sığıyorum bugün
büyüdükçe insan
yalnız mı kalıyor ne?

Şiir onun mudur değil midir bilmiyordum ama aklımda kalan bu dizeleri ilk ondan dinlemiştim. Vefatını, bu çarşamba günü yayımlanacak olan ‘’Çevre İçin ‘Yarın’ Çok Geç’’ (III) başlıklı yazımın konusu üzerinde çalışırken, aynı gece kızımdan öğrendim.

“Bayramda ölenlere çok üzülüyorum” demişti bir röportajında.

Bayramın ikinci günü vefatıyla tüm sevenlerini üzen kendisi oldu bu kez.

Erteleme gereği duyduğum yazım, ‘’Kuzey, hiçbir zaman şimdilerde olduğu kadar popüler olmamıştı.’’ cümlesiyle başlıyordu, yerini alan bu metnin başlığı da Kuzey oldu.

Edip ağabey 2 Mart Pazar günü vefat ettiğinde, ‘’Çevre İçin ‘Yarın’ Çok Geç’’ (I) başlıklı yazımı ertelemiştim.

Kuzeyin oğlu, pazarı pazartesiye bağlayan gece vefat etti.

Aradan sadece 29 gün geçmişti. Daha Edip ağabeyi kaybetmenin acısına alışamamışken, bir de Volkan Konak’ı kaybetmek gerçekten çok zor gelecek sevenlerine.

Volkan Konak fenalaşınca, ilk müdahale konseri izlemeye gelen doktorlar tarafından yapılmış. Bu doktorlardan biri de Ahmet Görkem Yasak. Yasak, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuduğu yıllarda Volkan Konak’la olan anısını paylaşmış.

“Seni Hiç Unutmayacağız.

20 sene önceydi. Kaldığımız öğrenci yurduna gelip ‘Gençler bir şeye ihtiyacınız olduğunda beni direkt arayın.’ diye telefonunu vermiştin. Yardımcı olduğun o genç büyüdü, doktor oldu; son anlarında seni kurtarmaya çalıştı. Güle güle Kuzeyin oğlu. Seni hiç unutmayacağız.”

Bu kadar tesadüfün arka arkaya gelmesi de çok fazlaydı ama…

Bazı insanlar vardır, sadece söyledikleriyle değil, duruşlarıyla da iz bırakır. Onlar ki Türkiye’yi her zaman ayağa kaldırırlar. Kendisine özgü üslubu, zaman zaman şiir okuyarak icra ettiği şarkıları, besteleri ve sesiyle, halk müziğinin son dönemdeki en büyük isimlerinden Volkan Konak da onlardan biriydi.

Gerçek bir sanatçı olmanın sorumluluğuyla bu topluma; ekonomik ve sosyal açıdan güçlü bir ülke olma hayaliyle, korkmadan doğru mesajlar vermekten hiç çekinmedi. Hep dik durdu, sözünü sakınmadı, sesini hiç kısmadı. Karadeniz’in dalgası kadar hırçın, mimoza çiçeği kadar narindi. Karadeniz türkülerini, Karadeniz’i sevdiren insandı; cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı olarak hiçbir zaman eğilip bükülmedi.

Kendi deyimiyle, bir nevi konser, bir nevi dinleti sunan, muhteşem performansı, anekdotları, ufak takılmaları ve tabiri caizse çatlaklıklarıyla bütün dinleyicilerinin geceyi çok güzel geçirmesini sağlayan hem şarkıları hem şiirleriyle benzersiz olduğunu gösteren kişiydi…

Bir konserinden hatırlıyorum; boyu, posu, saçları, pırıl pırıl bakan gözleriyle tıpkı televizyonda gördüğünüz gibi bir adamdı. Şeytan tüyü mü var dersiniz, yoksa Karadenizli genetiğinden mi bilinmez ama sadece şarkı söylerken değil konuşurken de kendini dinlettiren bir adamdı ve Allah vergisi bir yetenekle sizi hemen avucuna alıveriyordu.

Değişik, akılda kalan kendine has halleri vardı. Örneğin bir insan en kızgın halinde bile gülümseyerek konuşabilir mi? Volkan Konak öyleydi. Sakin sakin ‘’ Ne olur bol bol sanat konuşalım, bu ülkede herkes siyaset konuşuyor.’’ Dedi, sonra birden celallendi ‘’siyasetçilere sormak lazım, en son ne zaman senfonik bir konsere gittiler, ne zaman bir tiyatro izlediler ya da en son ne zaman bir şiir yazdılar veya sırt üstü gökyüzünü seyrederken kitap okudular mı hiç? Ben sanata kıymet veren siyasetçi istiyorum’’ diyerek sözü yine siyasete bağladı.

Çok sık kullandığı şu ‘’aşkım, balım’’ kelimelerinin sırrını, siyasetçilerin akşama kadar birbirlerine sövmelerine karşılık, sevgiyi de hatırlatmak gerekliliğiyle açıklıyordu.

Yoksa tümden unutulacaktı sevgi de aşk da…

‘’Üç tarafı mezarlık olan bir evde yaşadım, oradaki sessiz ve ıssız çığlıklar beni terbiye etti. O yüzden ben seveceğim, sevileceğim ve sonra yok olup gideceğim. Paylaştıkça çoğalacağımı biliyorum.

İnsanlar ölmeyi bayılmak zannediyorlar. Beni anlamak için ölmekte olan insanın dünyaya bakışını görmeniz gerekir. Ben bunları en yakınlarımda yaşadım.’’ Diyor ve ekliyordun…

‘Ölüm bile büyük olmalı’.

 Sahneden gidişin ve sana ait bu sözlerde mi tesadüften ibaretti be Kuzeyin Oğlu?

Göklerde kartal gibiydin

Kanatlarından vuruldun

Mor çiçekli dal gibiydin

Bahar vaktinde kırıldın…

Anısına saygıyla.

Not: Volkan Konak’ın ölümü, sadece bir sanatçının kaybı değil, aynı zamanda 5 yıldızlı otellerde ihmal edilen sağlık tedbirlerinin nelere yol açabileceğini de gözler önüne seriyor.

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar.

Yorumla

Your email address will not be published.