Kategori: Siyaset

  • Bülbül: Vatandaşlık verilen göçmenler, seçmen mi olacak?

    Bülbül: Vatandaşlık verilen göçmenler, seçmen mi olacak?

    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, İstanbul, Gaziantep ve Hatay gibi illerde yaşayan göçmen sayılarını paylaşarak, AKP’ye “Siz vatandaşlık verdiğiniz göçmenleri seçmen olarak mı kullanmak istiyorsunuz? diye sordu.
     
    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, göçmen sayılarını paylaştı.
    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, “Ülkemizin en büyük sorunu derin yoksulluk ve kötü ekonomi yönetimi ile birlikte göçmen sorunudur. Göçmenlerin büyük bölümü genellikle altyapı eksiği bulunan yoksul semtlerde bodrum, gecekondu, çadır yada kötü şartlara sahip konutlarda yaşamaktadırlar. Yaşadıkları yerler hijyenik değil, insan sağlığını tehdit eden yerler” dedi.

    Göçmenlere neye dayanarak, hangi şartlarla vatandaşlık veriliyor diyen CHP’li Bülbül, “Bugün İstanbul’da 540 bin, Gaziantep’te 462 bin, Hatay’da 432 bin, Şanlıurfa’da 429 binden fazla göçmen yaşıyor. 193 bin 293 göçmen Türk vatandaşlığına geçti. Bizlerin en çok merak ettiği konu ise bu göçmenlere hangi kriterlere göre vatandaşlık veriliyor. Vatandaş olanlara herhangi bir güvenlik soruşturması yapılıyor mu? Acaba siz, vatandaşlık verdiğiniz göçmenleri seçmen olarak mı kullanmak istiyorsunuz?” şeklinde konuştu.

  • “İktidar Aydın halkının hizmet almasını engellemeye mi çabalıyor?”

    “İktidar Aydın halkının hizmet almasını engellemeye mi çabalıyor?”

    İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, Aydın Şehir Hastanesi’nin altyapı ve ulaşım çalışmalarını tamamlamaya çalışan Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin önüne çıkartılan engelleri Meclis gündemine getirerek, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci tarafından yanıtlanması talebiyle bir soru önergesi hazırladı.

    “İktidar Aydın halkının hizmet almasını engellemeye mi çabalıyor?”mask
    Büyütmek için resme tıklayın

    Hastane inşaatı için ihtiyaç duyulan ulaşım ve atık su altyapılarının inşa edilmesi amacıyla Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan çevre düzeni planı değişikliğinin Tarım Orman Bakanlığı tarafından geciktirildiğini belirten Sezgin, “18. Madde uygulamasının gerçekleştirilebilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın söz konusu alanın tamamı için izin vermesi gerekmektedir. Bakanlığınıza onay başvurusu yapılmış, ancak, hakkında Kamu Yararı Kararı bulunan alan, Bakanlığınızca uygulama yapılamayacak kadar küçültülmüş halde onaylanmıştır. Ardından Aydın Büyükşehir Belediyesi konunun tekrar değerlendirilmesi amacıyla kararı Bakanlığınıza yeniden göndermiş, ancak, Bakanlığınızca henüz bir işlem yapılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda, AKP ve MHP mensubu meclis üyeleri tarafından Aydın Şehir Hastanesi yolunun finansmanına hayır oyu kullanıldığını da hatırlatan Sezgin’in Tarım ve Orman Bakanı Kirişci’ye yönelttiği sorular şu şekilde:

    1) Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin başvurusu neden ilk aşamada alanı küçültülmüş şekilde onaylanmıştır?

    2) Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin 3 yıla yakın süredir ulaşım ve altyapı yatırımları için gerekli izinleri almaya çabalamasına rağmen, Madde 18 uygulaması yapılması neden geciktirilmektedir?

    3) Gerekli ulaşım ve atık su altyapısı tamamlanmadan Aydın Şehir Hastanesi’nin hizmete başlaması mümkün olmadığı değerlendirildiğinde, Bakanlığınızca Aydın halkının daha nitelikli sağlık hizmeti almasını geciktirici bir tutum izlenmesinin sebebi nedir?

    4) Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısı’nda, iktidarınız mensubu meclis üyeleri tarafından Aydın Şehir Hastanesi yolunun finansmanına hayır oyu kullanılmıştır. Bakanlığınızın tutumu da, Aydın Büyükşehir Belediyesi’ni hizmet sunamaz hale getirmek veya Aydın halkının hizmet almasını engellemek yönünde iktidarınızın izlediği bilinçli bir tavrın uzantısı mıdır?

  • İşte AKP’nin ülkeyi getirdiği durum: hukuk mezunu pazarcı!

    İşte AKP’nin ülkeyi getirdiği durum: hukuk mezunu pazarcı!

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül Aydın’da pazar esnafını ziyaret etti. Zamlara isyan eden esnaf, “Geçen yıl 15 lira olan ürün bu yıl 45 liraya satılıyor. Müşteri geliyor fiyatı soruyor almadan geri gidiyor” sözlerine CHP’li Bülbül “Soran çok ama pahalılıktan dolayı alan yok” şeklinde karşılık verdi.
     
    CHP’li Bülbül ziyaretlerine devam ederken Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu bir gencin pazarcılık yaptığını gördü. Gence neden burada olduğunu neden avukatlık yapmadığını soran CHP’li Bülbül’e gencin yanıtı “Geçim sıkıntısından yapamadım. Konya’da yaşarken Korona başladı param yoktu cebimde mecburen babamın yanına geldim. Mecburen para kazanmam gerekiyor. Benim ev de 4 tane okuyan kardeşim var. Kardeşlerimi okutmam onlara bakmam lazım. Sınavım var Ankara’da oraya gitmem lazım ama gidemiyorum, gidemedim. İkinci sınava gitmek istiyorum. Ama ona da hazırlanamıyorum çünkü pazarda çalışmam gerekiyor.” şeklinde oldu.
     
    Bülbül,  “AKP iktidarı ülkeyi bu duruma getirdi. Vatandaş pazara geliyor sadece bakmakla yetiniyor. Ne kendi istediğini alabiliyor, ne de çocuğunun istediğini alabiliyor. Ben de hukukçuyum, avukatım. Benim meslektaşım burada pazarcılık yapıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. AKP iktidarı ülkeyi resmen uçuruma sürüklüyor, artık milletin canına tak etti. Yine burada çağrı yapıyoruz, derhal seçim olmalı artık millet sandıkta kararını vermeli ve bu iktidar değişmeli” dedi. 

  • Polislere zorunlu tutulan telefon uygulaması Meclis gündeminde!

    Polislere zorunlu tutulan telefon uygulaması Meclis gündeminde!

    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, İl Emniyet Müdürlüklerinin merkez ve ilçe teşkilatlarına 25 Mart 2022 tarihinde bir yazı göndererek, ‘Yıldız Kurumsal Haberleşme Uygulamasının, tüm personel tarafından telefonlarına yüklenerek aktif kullanımının sağlanmasını, konunun sıralı amirlerce takip edilerek herhangi bir aksaklığa sebebiyet verilmemesini istediğini’ açıkladı.

    Söz konusu telefon uygulamasına dikkat çekerek özellikle kişisel verilere erişim ile bu verilerin depolanmasına ilişkin konuşan CHP’li Murat Bakan şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Polislerin, başta tayin yönetmeliği değişikliğiyle ilgili olmak üzere ağır çalışma şartlarına ve polis intiharlarına dair eleştirilerini ifade etmelerinin, bu gerekçeyle 3 bin polis hakkında soruşturma başlatıldığının iddia edilmesi ve iddianın yalanlanmamasının hemen ardından müdürlüklere talimat içerikli bir yazı gönderildi. Bu yazıyla bir telefon uygulamasının polislerce kullanılmasının sağlanması ve sıralı amirlerce takibinin yapılması istendi. Bu bir yandan Bakanlığın personeline karşı görev ve sorumluluklarını artık yerine getiremediğinin, diğer yandan da görevini yerine getiremeyen, personelini koruyup kollayamayan Bakanlığın korku ve baskıyla personelini sindirmeye, adeta personeline gözdağı verme çabasının bir göstergesidir. Seslerini duyurmak isteyen polisleri duymamakta ısrar eden Süleyman Soylu, maalesef birtakım uygulamalarla polisi baskı altına almaya, zorbalıkla sindirmeye çalışıyor. Zamanlama açısından kritik gördüğümüz bu uygulamanın tüm polis memurlarınca kullanımının aksatılmamasının ‘önemi’ ve gerekçesi ne olabilir? Uygulamayla ilgili detaylı bilgi yok. Bu uygulama kim tarafından geliştirildi? 300 bin polisin zorunlu olarak kullanması istenilen bu uygulama, polislerin şahsi telefonlarına indirileceği için birçok kişisel veriye erişim de söz konusu olacak. Polisler, amir tahakkümü, mobbing, soruşturma yeme, sürülme gibi korkularına bir de kişisel verilerinin depolandığı ve takip edildiklerine dair endişe yaşayacaklar. Ayrıca bu uygulamanın güvenilirliğiyle ilgili de soru işaretleri var. Bir siber saldırı olduğunda tüm teşkilatın verileri birilerinin eline geçebilir. Bunun nasıl bir risk olduğunun farkındalar mı?”
    CHP’li Bakan’dan Süleyman Soylu’ya 7 soru!

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren CHP’li Murat Bakan, Soylu’ya 7 soru sordu:

    1- Söz konusu uygulamanın tüm polis memurlarınca kişisel telefonlarına zorunlu olarak indirilerek kullandırılmasının, konunun sıralı amirlerce takibinin yapılması ve herhangi bir aksaklığa sebebiyet verilememesi konusundaki uyarının sebebi/gerekçesi nedir?
    2- Başta tayin yönetmeliği değişikliğiyle ilgili olmak üzere polislerin ağır çalışma şartlarına ve intiharlarına dair eleştirilerini ifade etmelerinin, bu gerekçeyle 3 bin polis hakkında soruşturma başlatıldığı iddiasının ortaya atılmasının ve iddianın yalanlanmamasının hemen ardından talimat içerikli bu yazının ilgili amirlere/müdürlere gönderilmesini nasıl açıklıyorsunuz?
    3- Uygulama ile polis memurlarının telefonlarının durumu ve kimliğini okuma, kişilerini okuma, telefonun kamerasına ve mikrofonuna erişim, fotoğraflarına, medya içeriklerine ve konumuna erişim mümkün hale gelmekte midir?
    4- Yıldız Kurumsal Haberleşme Uygulaması hakkında detaylı bilgiye erişilememektedir. Uygulama kim tarafından geliştirilmiştir?
    5- Söz konusu uygulama indirilen telefondaki hangi verileri, nerede, ne kadar süre depolamaktadır?
    6- Tüm polis teşkilatının kullanmasını istediğiniz bu programın güvenirliliğiyle ilgili ne kadar bilgi sahibisiniz? Emniyet Teşkilatında çalışan tüm polis memurlarının kişisel verilerini toplayacak bu uygulamanın serverları hangi ülkededir? 
    7- Bu uygulama siber saldırılara karşı ne kadar güvenlidir? Bir siber saldırıyla 300 bin polisin verilerinin ele geçirilme ihtimali üzerinden, nasıl bir güvenlik tedbiri sağlanmıştır?

  • CHP’li Bülbül’den iktidara sert sözler

    CHP’li Bülbül’den iktidara sert sözler

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan göçmen sorunuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
     
    Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan göçmenlerle ilgili CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
     
    Soruşturulmadan göçmenlere vatandaşlık verilmesini eleştiren CHP’li Bülbül “Siz vatandaşlık verdiğiniz göçmenleri seçmen olarak mı kullanmak istiyorsunuz? Ama ne yaparsanız yapın Abbas yolcu, sandıkla gideceksiniz” dedi.
     
    CHP’li Bülbül’ün göçmen sorunuyla ilgili açıklamaları şöyle; 
    “Ülkemizin en büyük sorunu ekonomiyle birlikte göçmen sorunudur. Göçmen sorunu ülkemizde yoksulluğu daha da artırmıştır. Çünkü Göçmenler ülkemizde ucuz iş gücü olarak görülüyor, az paraya çok iş yaptırılıyor. Verilere göre, Göçmenlerin yaklaşık %97’si kayıt dışı, düşük vasıflı işlerde çalıştırılmaktadır. 

    Yine göçmenlerin büyük bölümü, genellikle altyapı eksikliği bulunan yoksul semtlerde, bodrum, depo, çadır, gecekondu ya da kötü şartlara sahip konutlarda hayatlarını sürdürmektedir. Göçmenlerin yaşadığı bu yerler güvenlik açısından olduğu kadar sağlık ve hijyen açısından da asgari koşullara sahip değildir. Sığınmacıların yüzde 58’i yetersiz ev eşyasıyla barınmakta, yüzde 7’inin yaşadığı yerde hiç ısıtıcı bulunmamaktadır. Yani bu göçmen sorunu değil, bir sistem sorunudur!
     
    “GÖÇMENLERİ SEÇMEN OLARAK MI KULLANACAKSINIZ?” 
    Bugün İstanbul’da 540 bin, Gaziantep’te 462 bin, Hatay’da 432 bin, Şanlıurfa’da 429 binden fazla göçmen yaşıyor.

    Ankara, Adana, İzmir, Bursa da 100 bin ile 300 bin arasında göçmen var. 
    Göç İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de 3 milyon 761 bin 267 göçmen bulunuyor. Fakat bu rakamın 5 milyona dayandığı tahmin ediliyor. 
    31 Aralık 2021 tarihiyle 84 bin 152’si çocuk olmak üzere 193 bin 293 göçmen Türk vatandaşlığına geçti.
     
    Göçmenlere nasıl vatandaşlık veriyorsunuz? Neye dayanarak neyi referans alarak kimlik kartı veriyorsunuz? Herhangi bir güvenlik soruşturması yapılıyor mu? Siz vatandaşlık verdiğiniz göçmenleri seçmen olarak mı kullanmak istiyorsunuz? Ama ne yaparsanız yapın Abbas yolcu, sandıkla gideceksiniz.

  • CHP’li Bülbül’den Bakan Soylu’ya: memleketin iç güvenlik sorunusun!

    CHP’li Bülbül’den Bakan Soylu’ya: memleketin iç güvenlik sorunusun!

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu ihanetle suçlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya tepki gösterdi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Göç İdaresi Başkanlığı’ndan randevu talep edeceğini söylemesine ilişkin “Kılıçdaroğlu her zamanki gibi saçmalamış yine. Ömrü saçmalamakla devam ediyor” dedi. Bakan Soylu ayrıca, “O şöyle zannediyor; kendi SGK Genel Müdürlüğü’nü yaptığı gibi Göç İdaresi Başkanlığı idare ediyor. O eski Türkiye’deydi. Göç İdaresi Başkanı onun illegal bir şekilde SGK’ya taşıdığı ve bu toplumun bütün huzurunu bozacak adamlardan müteşekkil değil. O bir kere SGK Başkanlığı’nda bu ülkeye yaptığı ihanetlerin bedelini ödesin.” şeklinde konuştu.
     
    “HADSİZ BAKAN, AYNAYA BAK!”
    Bakan Soylu’nun ifadelerine muhalefet cephesinden çok sert tepkiler geldi. O tepkilerden birinin adresi de CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül oldu. CHP’li Bülbül, Soylu’nun Kılıçdaroğlu’na sarf ettiği sözlerle ilgili, “Hadsiz Bakan! İhanet mi? Aynaya bakacaksın! Memleketin iç güvenlik sorunusun! Ve Hukuk önünde mutlaka hesap vereceksin! Sandık yakın. Kaçış yok!” ifadelerini kullandı.

  • CHP’li Bülbül: Kadınların iş gücüne katılımında en düşük ülke Türkiye!

    CHP’li Bülbül: Kadınların iş gücüne katılımında en düşük ülke Türkiye!

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, AKP iktidarının kadınları yok sayan, kadını sadece eve ve eş olma durumuna hapseden politikalarından dolayı sert sözlerle eleştirdi. 

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, AKP’nin kadınları ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğünü belirterek, “Türkiye, 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda 156 ülke arasında maalesef 133. sırada. Türkiye’de son 10 yılda en az 2 bin 534 kadın, erkekler tarafından katledildi” dedi. 

    “KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMINDA EN DÜŞÜK OLAN ÜLKE TÜRKİYE!” 
    CHP’li Süleyman Bülbül, “Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin 20 yıllık AKP iktidarında geldiği vahim durum, artan şiddetten düşük istihdam oranlarına kadar yaşamın her alanında gözlemleniyor. Türkiye’de son 10 yılda en az 2 bin 534 kadın, erkekler tarafından katledildi. 

    Yalnızca Kovid-19 salgınından dolayı yapılan kısıtlamaların olduğu 2020 yılında 16-17 yaş grubunda 13 bin kız çocuğu evlendirildi. OECD ve Avrupa ülkeleri arasında kadınların iş gücüne katılımında en düşük olan ülke Türkiye.

    Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre 2021 itibarıyla Türkiye, 15 yaş üstü kadınların iş gücüne katılımları açısından 187 ülke arasından 165. sırada.” ifadelerini kullandı.
     
    “TÜRKİYE KÜRESEL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNDE 156 ÜLKE ARASINDA 133. SIRADA”
    CHP’li Bülbül, “AKP’nin, kadını yok sayan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen, kadını sadece eve, anneliğe ve eş olma durumuna hapseden politikaları yüzünden Türkiye, 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda 156 ülke arasında maalesef 133. sırada.

    Türkiye’de iş gücüne katılımda erkeklerin oranı yüzde 71, kadınların ise yüzde 34… İş gücüne katılmayan kadınların oranının 27 AB ülkesindeki ortalaması yüzde 32,5 iken, Türkiye’de ise yüzde 65’le bunun iki katıdır. Türkiye’deki kadın istihdam açığı, AB ve Avrupa ülkelerinin tam 3,5 katı. Bu vahim, üzücü tablo AKP iktidarının eseridir.” dedi. 

  • Baydar: Adaylar yük olmamalı

    Baydar: Adaylar yük olmamalı

    CHP önceki dönem Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, genel seçimlerde milletvekilliğine aday adayı olduğunu ifade ederek, aday tespitinin önseçimle yapılması gerektiği çağrısında bulundu. Baydar, “Adaylar Çerçioğlu’na yük olmamalı” yorumunu da yaptı

    2011 – 2018 yılları arasında CHP Aydın Milletvekili olarak parlamentoda görev yapan Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, zamanında veya erken yapılacak bir genel seçimde milletvekili aday adayı olduğunu belirterek, önseçim yapılması çağrısında bulundu.

    Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ferdi Uzun ve yönetimine nezaket ziyareti gerçekleştiren Baydar, basın mensuplarının gündeme ilişkin soruların yanıtladı.

    Konuşmasında merkezi iktidarı eleştiren Baydar, “Belediye bir şeyler yapıyor, çabalıyor, çırpınıyor ama devlet yatırımını az alıyoruz. Sağ soldaki AK Partili illere akıttığı parayı buraya dökmüyor. Biz CHP’ye oy verdiğimiz için cezalandırılıyoruz. Böyle olmamalı. Hakkaniyet bu değildir. ‘Elhamdülillah kul hakkı yemem diyorsun’ ama Aydın’da yaşayan bir buçuk milyon insanın kul hakkını yiyorsun. AK Partili vekillerin düşünmesi gereken budur. Para getirecekler. Aydın’a para gelecek. Para projeye gelir. Para projeye gelir. Projen yoksa para gelmez. ‘Baraj yaptık’ diyorlar onlar zaten devletin projeleri. Onlar yapılacak. 100 bin kişilik bir stadyum yapın göreyim sizi” diye konuştu.

    “AYDIN, CEZALANDIRILMAYI HAK ETMİYOR”
    Aydın’da sağlık hizmetlerinin yeterli olmadığını savunan Baydar, “Burası bir merkez olmalı. Burası medeniyetler beşiği. Bunun devamını getirmemiz lazım. Vekillerimizin hayali olacak. Öyle bedava vekillik yok. İktidar oldun ne yapacaksın? Tartışmamız gereken bir konu: 50 yıl sonra Aydın nasıl olacak? Hangi önemli devlet yatırımları mutlaka iktidar tarafından yapılmalı? Bunları konuşacak yok. Büyükşehir yapsın… Büyükşehir hangisini yapacak? Bütçemiz belli zaten. Devlette para yok mu? Var. Konya’ya, Kayseri’ye parayı döküyorsun. Buraya bir şey vermiyorsun, CHP’ye oy verdiği için. Bu cezalandırmayı biz hak ediyor muyuz?” diye konuştu.

    “ÜSTÜNDEN YÜKÜ ALIN”
    Yeni dönemde nitelikli, proje ve idealleri olan siyasetçi profilinin önem kazandığını vurgulayan Baydar, “Koyarsınız kardeşim sandığı. Örgüt, daha doğrusu vatandaş en önemli kantardır. İki kantara çıkıyorsunuz önce örgüt veya parti üyeleri seçiyor. Arkasından Aydın’ın kantarına çıkacaksın. Aydın seçecek. Bir önseçim olduğu zaman hazır olduğumu ifade etmeye geldim. Önseçim yapıldığı takdirde Aydın’la ilgili her türlü projeyi, Aydın’ımızın önümüzdeki yıllarını tartışalım. Bizim partiden aday gösterilecek arkadaşlar Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Özlem Çerçioğlu’na yük olmamalı. Çerçioğlu, bir de onları seçtirmek için uğraşmamalı. Kendisi zaten başarılı. Onun üstünden bu yükü alın” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Kavaf: İktidar ülkeyi değil, algıyı yönetiyor

    Kavaf: İktidar ülkeyi değil, algıyı yönetiyor

    Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Aliye Kavaf, AK Parti’yi, “İktidar ülkeyi yönetmiyor ama algı yönetiyor. Algılarla çok iyi kamuoyu oluşturuyor ve kamuoyunu yönlendiriyor” sözleriyle eleştirdi

    Aydın’da konuşan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Aliye Kavaf, iktidara “algı yönetimi” eleştirisinde bulundu.

    DEVA Partisi Aydın İl Başkanlığı’nca Zincirlihan’da düzenlenen iftar yemeği, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Aliye Kavaf, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Gencal ve Kurucular Kurulu Üyesi Bahar Ekşi’nin katılımıyla gerçekleşti.

    Yemeğin ardından ilk sözü alan DEVA Partisi Aydın İl Başkanı Meltem Gürler, Ramazan’ın manevi iklimini paylaşmak amacıyla iftar programı düzenlediklerini belirterek, katılımcılara teşekkür etti. Gürler, partisinin Efeler İlçe Başkanlığı görevine Mehmet Karakavukoğlu’nun atandığını ve çalışmalara başladığını ifade etti.

    Gencal ve Ekşi’nin konuşmasının ardından söz alan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Aliye Kavaf, Aydın’da teşkilat toplantısı ve esnaf ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek, “Vatandaşımız çok büyük sıkıntı içerisinde. Hem esnaf hem tüketici konumunda olan vatandaşlarımızın sıkıntılarını paylaştık, dertlerini dinledik, çözüm önerilerimizi anlattık.

    Ülkemiz kaynakları açısından adaletli ve doğru kullanıldığı takdirde vatandaşlarına hak ettiği refahı sağlayabilecek kaynaklara sahip. Ancak çok ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıyayız. Bir yönetilememe haliyle karşı karşıyayız. İnsanımızın insanlık onuruna yaraşır insanca yaşam standardına kavuşması hepimizin temel arzusu. Bunun için siyasetteyiz. Sorunların çözüm merciinin siyaset kurumu içinde olmasına inanıyoruz. Ülkenin siyasetsizleştirilmesini ve siyaset kurumunun itibarsızlaştırılmasını çok tehlikeli buluyoruz. Onun için elini taşın altına koyarak siyaset kurumu aracılığıyla sorunların çözümünün bir parçası olmayı arzu eden vatandaşlarımızın emeği ve gayreti bizim için çok değerli” dedi.

    “GELECEKTEN ÜMİTLİYİZ”
    AK Parti çatısı altında siyaset yaptığı 2009 – 2011 döneminde Devlet Bakanlığı görevinde bulunan Kavaf, “Gelecekten ümitliyiz. Çıkış yolunun taşlarını hep birlikte inşa edeceğiz. Demokrasi köprüsünden geçeceksek bu köprünün taşlarını birlikte inşa edeceğiz. Kimse bunu bizim için inşa etmeyecek. Kimseden böyle bir şey bekleyemeyiz” sözlerine yer verdi.

    Demokrat Parti geleneğinden gelen bir aileye mensup olduğunu anımsatan Kavaf, “AK Parti, Türkiye’de merkez sağı yeniden şekillendirme iddiasıyla ortaya çıktı. Ben de merkez sağdan gelen bir insan olarak ülkede problemlerin çözümüne katkıda bulunacağıma inanarak siyasete başladım. AK Parti’nin ilk yılları Avrupa Birliğiyle mücadele süreçlerinin yoğun olarak yürütüldüğü, demokratikleşme anlamında çok ciddi adımlar atıldığı, ekonomik iyileşme sürecini de çok hızlı yaşadığı bir dönemdir. Sayın Genel Başkanımız o zaman, Hazineden Sorumlu Başbakan Yardımcısıydı. İlerleyen yıllarda iktidar partisinin rotasını başlatılan AB ile müzakere süreçlerinden saptırarak, daha içe kapanık, antidemokratik süreçlere doğru yönlendirmesinden kaynaklanan birtakım rahatsızlıklar içeride de başlamıştı. Bu çerçevede yolumuz ayrıldı” dedi.

    “DEMOKRASİYİ YENİDEN İNŞA ETMEK İSTİYORUZ”
    Partisinin programından söz eden Kavaf, şöyle konuştu:
    “DEVA Partisi, Türkiye’de rafa kaldırılan evrensel hukuk, insan hakları, özgürlükler ve demokrasiyi yeniden inşa etmek, ülkenin kaynaklarının adaletli paylaşımını, istihdam yaratacak yatırımlara yönlendirmek suretiyle insan hayatına refah getirme iddiasıyla ortaya çıkmış bir parti. Dolayısıyla parti programımızın ilk bölümü demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve evrensel hukuklar başlar. Bunları gerçekleştirmeden ekonomik büyüme, gelir dağılımında adalet ve refah sağlanamaz. Bu anlamda DEVA Partisi kendi özgün kimliğiyle Türk siyaset hayatına adım atmış bir partidir. İnşallah önümüzdeki süreçlerde demokratik ortamda yapılacak bir seçimden sonra gerçekleşecek bir iktidar değişikliğinde Türkiye’nin yeniden hukuk, demokrasi ve insan hakları yolunda hızla ilerleyen bir ülke olduğunu hep birlikte göreceğiz.”

    CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI KONUSU
    “İktidar ülkeyi yönetmiyor ama algı yönetiyor” diyerek AK Parti’yi hedef alan Kavaf, “Algılarla çok iyi kamuoyu oluşturuyor ve kamuoyunu yönlendiriyor. İktidar muhalif partiyi, 6’lı masayı, cumhurbaşkanı adayını belirleme ve ilan etme noktasında köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Peki, biz iktidarın cumhurbaşkanı adayını biliyor muyuz? İktidar cephesinden kim çıkıp ‘Cumhurbaşkanı adayıyım’ dedi? Kendi cumhurbaşkanı adaylarını belirlemedikleri halde niye ısrarla muhalefetten adayını belirlemesini istiyorlar? Bu konuda kamuoyunu yönlendiriyorlar ve kamuoyunda algı oluşturuyorlar. İktidar kendi cumhurbaşkanı adayını belirlemeden muhalefet kendi cumhurbaşkanı adayını belirleyecek ondan sonra Türkiye’de o aday üzerinden sürekli bir gündem oluşturacak. Ülkeyi yönetememekten kaynaklanan, çok ciddi ekonomik sıkıntılar, yoksulluk… Hep beraber görüyoruz, şahit oluyoruz. O aday üzerinden yürütülecek yıpratma kampanyasıyla ülkeyi yönetememekten kaynaklı beceriksizliklerini, akılları sıra kamufle edecekler. Seçim sürecine kadar muhalefetin adayını paramparça edecekler. Seçim kararı alınsın. 6’lı masa elbette kendi adayını belirleyecek, ilan edecektir” diyerek sözlerini tamamladı.

  • CHP’li Bülbül: AKP döneminde 3 milyon 435 bin hektar alan heba oldu!

    CHP’li Bülbül: AKP döneminde 3 milyon 435 bin hektar alan heba oldu!

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, “2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar tarım alanı ekilirken, 2020 yılına gelindiğinde ekilen tarım alanı 23 milyon 144 bin hektara düştü.” dedi. 

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül AKP’nin kötü tarım politikaları sonucu Türkiye’nin artık üretim değil tüketim ülkesi olduğunu açıkladığı verilerle ortaya koydu.
     
    TARIMDA İSTİHDAM AKP’NİN KÖTÜ YÖNETİMİ YÜZÜNDEN DÜŞTÜ! 
    CHP’li Süleyman Bülbül, “AKP iktidarının tüketme ve sömürme hevesi ülkede topraktan, fabrikaya üretime dair ne varsa bitirdi. 
    AKP’nin tarım ve gıda sektörünü çıkmaza sokan politikaları, en büyük geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan kırsal bölgelerin nüfusunu kaybetmesine neden oldu. 
    Kırsalda, genç nüfusun kentlere göç etmesi ve çiftçiye destek verilmemesi sonucunda tarım ve hayvancılıkta istihdam edilen kişi sayısı hızla azalıyor.  
    Tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı 2002 yılında 7 milyon 458 binken, AKP’nin kötü yönetimi sonucu 2020 yılı itibarıyla yüzde 44’lük bir düşüşle 4 milyon 157 bine geriledi. “ dedi. 

    EKİLEN TARIM ALANINDA DÜŞÜŞ
    CHP’li Bülbül, “1990 yılında tarımda istihdam edilen nüfusun yüzde 56’sını genç nüfus oluştururken, 2019’da bu oran yüzde 35’e düştü. 
    Tarım sektöründeki tahribat ve tarımda istihdam eden nüfusun azalmasıyla ekilen tarım alanları da her yıl giderek azalıyor. 
    2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar tarım alanı ekilirken, 2020 yılına gelindiğinde ekilen tarım alanı 23 milyon 144 bin hektara düştü.” ifadelerini kullandı.

  • CHP İle Başkanı Çavuş: Fuat Öndeş tarihe geçti

    CHP İle Başkanı Çavuş: Fuat Öndeş tarihe geçti

    Germencik Belediye Başkanı Fuat Öndeş’i hedef alan yayınlar yapan bir gazeteye, CHP Germencik İlçe Başkanı Salih Çavuş tepki gösterdi. Çavuş yazılı olarak yaptığı açıklamada, “Kendini trollük yoluna sokmuş, yanlı ve yandaş bir gazetenin Germencik halkının takdiri ile seçilmiş Belediye Başkanımız Sayın Fuat Öndeş’e istinaden asılsız haberlerle yaratmaya çalıştığı sahte gündem, günümüz koşulları ve vatandaşın gerçek gündemi ortada iken boşa kürek çekme çabasından başka bir şey değildir” dedi.

    CHP Germencik İlçe Başkanı Salih Çavuş’un “yanlı ve yandaş” olarak tarif ettiği bir gazetenin Germencik Belediye Başkanı Fuat Öndeş hakkındaki asılsız haberlere tepkisi sert oldu. Açıklamasında Ak Parti ve MHP İlçe Başkanlarını da hedef alan CHP Germencik İlçe Başkanı Salih Çavuş yazılı olarak yaptığı açıklamasında, “Halk yoksullaşmış, zamlar almış başını gitmiş tık yok. Çünkü konuşacakları tek söz yok. En yakın zamanda MHP’li bir milletvekili ‘zamlar çok fazla geldi, halk tepkili’ dediği için partisinden ihraç edildi. Yani Cumhur İttifakı’nın Germencik’teki temsilcilerini derdi millet değil. Onların tek derdi saray, sarayın huzuru ve kendi huzurları için oturacakları koltuklar. Cumhur İttifakı’nın önceki belediye başkanın 6 bin 250 dönüm ve çeşitli taşınmazların olduğu 195 parça araziyi satarken, bu arkadaşların gözleri görmez, kulakları duymaz, dilleri lal mıydı? O satılan mallar kimin mallarıydı?” dedi.

    “ESKİ YÖNETİMDEN KALAN BORÇLAR ÖDENDİ”
    Çavuş açıklamasında önceki dönemden kalan borçların da ödendiğini vurgulayarak, “Bir önceki dönemden kalan olumsuz ekonomik tabloya rağmen var olan borcun 30 milyon lirasını Belediye Başkanımız Fuat Öndeş’in üstün gayret ve çabası ile ödendi. Fuat Öndeş, önceki dönemin hizmet diye yaptırdığı tesislerin parasını ödedi. Keyfi olarak yıktığı halı saha başta olmak üzere birçok konuda milyonlarca lira tazminat ödedi. Eski belde belediyeleri olan Ortaklar, Mursallı ve Hıdırbeyli’nin ödenmeyen ve ne hikmetse bizim dönemde hatırlanan vergi borçlarını ödedi. Bu süreci başarılı bir şekilde yürüten Belediye Başkanımız Sayın Öndeş bir de hizmetleri devam ettirmiş, sosyal tesisler, işletmeler açmış, sosyal anlamda halkın her zaman en büyük destekçisi olmuştur. Yer satılmışsa yine önceki belediye başkanının keyfi harcamaları sonucu ortaya çıkan borcu ödemek için satılmıştır. Fuat Öndeş yer satın alan bir belediye başkanı olarak tarihe geçti ki hepimiz şahidiz. Belediye binamızı 4 milyon liraya kamulaştırdık üstelik tek kuruş kredi kullanmadan borç almadan. Eski belediye başkanı şahsın millete sattığı hacizli arsaların haczini kaldırarak Bir milyon liraya satın alıp belediye bünyesine dahil eden, gayrimenkul kazandıran bir başkan olarak tarihe geçti. Belediye Başkanımız Sayın Fuat Öndeş’in sattığı bir yer varsa buradan gelen geliri yine bu kente yaptığı yatırımlar için kullandı” dedi.

    “SARAYI KIBLE EDİNMİŞLER”
    Salih Çavuş açıklamasının devamında şunları söyledi: “Sarayı kıblesi edinmiş, şahsa biat etmiş kişilerin, üslubu deniz seviyesinin altına düşürme çabaları bizden karşılık bulmayacaktır. Gönül isterdi ki, belediyelerimize nasıl iftira atarız, nasıl çamur atarız çabası için harcadıkları enerjiyi, milletimizin refah ve ekonomik seviyesini artırma, bugün bulunduğumuz buhrandan çıkarmak için harcasınlar. Ama bu iş vizyon işidir. Onların vizyonu ise sarayın menfaatleri, sarayın şahsınadır. Bizim için asıl gündem şuan milletimizin yaşadığı dar boğazdan çıkarmak çabasıdır. Onların gereksiz her açıklamasına vereceğimiz cevap milletimizin beklentilerine ve umutlarına giden yolda saray şürekasının gündemi değiştirme çabasına çanak tutacaktır. Biz bu gereksiz gündeme çanak tutarsak milletimizin içinde bulunduğu zor yaşam şartlarındaki verdiği mücadeleye hakaret olacağından biz algı değil hizmet ve çözüm yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.”

  • DEVA Partisi Efeler İlçe Başkanı Karakavukoğlu oldu

    DEVA Partisi Efeler İlçe Başkanı Karakavukoğlu oldu

    Aydın genelinde teşkilatlanma çalışmalarına devam eden Deva Partisi’nin Efeler İlçe Başkanı Mehmet Karakavukoğlu oldu.

    Aydın ilçelerinde teşkilatlanma çalışmalarına aralıksız sürdüren Deva Partisi Efeler ilçesinde teşkilatlanma sürecini tamamladı. Zincirlihan Otel’de basın mensuplarını iftar yemeğinde ağırlayan Deva Partisi İl Başkanı Meltem Gürler genel merkezin oluruyla Efeler İlçe Başkanı olarak Mehmet Karakavukoğlu’nun atandığını duyurdu.

    İl Baskanı Gürler, teşkilatlanma çalışmalarına devam ettiklerinin altını çizerek “Aydın İl örgütü olarak ilçelerimizde teşkilatlanma süreçlerimiz devam ediyor. Efeler ilçemizdeki teşkilatlanmayi bitirdik ve genel merkez oluru ile Mehmet Karakavukoğlu ilçe Başkanı olarak atandı. Hayırlı olsun” diye konuştu…

  • CHP Kuşadası İlçe Başkanı Gürbilek’ten AK Parti’ye Soğucak mahallesi tepkisi

    CHP Kuşadası İlçe Başkanı Gürbilek’ten AK Parti’ye Soğucak mahallesi tepkisi

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kuşadası İlçe Başkanı Mehmet Gürbilek, AK Parti Kuşadası İlçe Başkanı Mustafa Gökçe’nin Kuşadası Belediye Meclisi’nde kabul edilen Soğucak Mahallesi  1 / 1000 ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar planı ile ilgili paylaşımına tepki göstererek “Kuşadası Belediyesi tarafından hazırlanan Soğucak Mahallesi 1 / 1000 ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar planı ile yeni bir alan imara açılmamış, aksine 1/ 5000’lik plana uygun olarak çarpık yapılaşmayı önleyici bir plan yapılmıştır” dedi. 
    CHP Kuşadası İlçe Başkanı Mehmet Gürbilek, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: 

    “AKP Kuşadası İlçe Başkanı Sayın Gökçe “Bugün tarla yarın arsa” başlıklı bir yazı paylaşmış. Açıklamasında yerel yönetimimizi Kuşadası’nı imara açıp bundan rant elde etmekle suçlamış ve konuyu kamuoyunun takdirine bırakmış. 

    Sayın Mustafa Gökçe sizin öncelikle cevap vermeniz gereken konular var. Bunları sıra ile kamuoyu ile de paylaşıp size hatırlatacağız. Milletimizi kuru ekmeğe, çiftçimizi bir avuç toprağa muhtaç ettiniz. Köylümüzün tarım arazilerini GES’lerle JES’lerle yok ettiniz. Ülke yangın yerine dönmüş, siz hala kamuoyuna algı operasyonu peşindesiniz. Milletimiz yutmuyor artık bunları. Sayın Gökçe ya gerçeklerden bihaber bu açıklamaları yapıyorsunuz ya da size birileri yanlış bilgiler veriyor. Her zaman söylediğimiz gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyorsunuz. Asıl gündemdeki konuları örtmek için algı operasyonu yapmaya çalıştığınız; Soğucak Mahallesi 1 / 1000 ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar planı zaten imara açık olan bir bölgede çarpık yapılaşmanın önüne geçecek bir plandır.  Mevcut belediye yönetimimiz tarafından imara açılan 1 metrekare alan dahi yoktur.
     
    Sayın Gökçe, her zaman olduğu gibi eksik bilgilerle yola çıktığınız için çelişkilere neden oluyorsunuz. Öncelikle bu alanın 1/5000’lik planı 1994 yılında onaylanarak imara açılmıştır.  Aydın Büyükşehir Belediye Meclisinde, 1 / 5000’lik planı revize edilmiş ve yapılan meclis oylamasında AKP’li meclis üyelerinin de kabul oyu vermesi ile onaylanmıştır. Sormak lazım il meclis üyeleriniz ile dumanla mı haberleşiyorsunuz?
     
    Kuşadası Belediyesi tarafından hazırlanan Soğucak Mahallesi 1 / 1000 ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar planı ile yeni bir alan imara açılmamış, aksine 1/ 5000’lik plana uygun olarak çarpık yapılaşmayı önleyici bir plan yapılmıştır. Bu plan hazırlanırken devletin resmi kurumları olan Tarım İl Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, DSİ, Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü, Müftülük, TEDAŞ gibi kamu kurumlarından uygunluk görüşü alınarak hazırlanmıştır. Bu planda yeşil alan, okul, cami, trafo, yol, park gibi sosyal donatı ve teknik yapılar bölgenin ihtiyacından fazla ve mekansal yapı yönetmeliğine uygun olarak hazırlanmıştır.
     
    Bu plan ile mevcut imarlı alanda çarpık yapılaşmaya müsaade edilmeyeceği gibi yapılaşmaya başlanan fakat sorun yumağı haline gelen ( Soğucak Efes Evleri gibi) parsellerin de imar hattı düzenlenmesi yapılmıştır. Mülk ve imar hattı uyumsuzlukları giderilmiştir. Onaylanan planda konut alanlarına zone 1 ve zone 2 şartı getirilerek 500 metrekare 1 ve 1000 metrekare 1 konut yapılması zorunlu hale getirilmiştir. İddialarınızın aksine bina payları azaltılarak yeşil alanlar artırılmıştır. Mevcut ağaçların korunması şartı getirilmiştir. 

    Özetle Sayın Gökçe, Kuşadası Belediyesi tarafından imara açılan bir alan yoktur. Aksine imara açılmış alanlarda çarpık yapılaşmayı önleyici, kamusal alanların fazlalaştırıldığı, doğanın korunduğu bir planlama yapılmıştır. 

    Memleketimizi bu üst ölçekli planlarla imara açan AKP hükümetidir Sayın Gökçe. Bu konulardaki hassasiyetini öncelikle Çevre Şehircilik Bakanlığına açacağın bir davayla göster de samimiyetini bütün Kuşadası görsün. Milletimizin aklıyla dalga geçmeyi bırakın artık. Konuşmak İçin siyaset değil halkın çıkarları için siyaset yapın.”

  • CHP’li Bülbül’den Danıştay’a Zeytinlik Çağrısı: Hukuka Aykırılığa Seyirci Kalıyorsunuz!

    CHP’li Bülbül’den Danıştay’a Zeytinlik Çağrısı: Hukuka Aykırılığa Seyirci Kalıyorsunuz!

    CHP’li Süleyman Bülbül, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında “Zeytinlik alanların talana açılması ve Danıştay’ın yürütmeyi durdurma ve iptal kararı vermemesine” sert sözlerle yüklendi. 

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül ve beraberinde ki Muğla Milletvekili Burak Erbay, Suat Özcan, Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, Manisa Milletvekili Vehbi Bakırlıoğlu, İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek Danıştay’a seslendi.

    “BİZ ACİL DEDİKÇE DANIŞTAY KARAR SÜRESİNİ UZATIYOR”
    CHP’li Bülbül, 1 Mart’ta yayınlanan yönetmelikle zeytinlik alanların maden sahasına açıldığını ve CHP olarak Danıştay’a dava açtıklarını hatırlatarak, “ Danıştay 8. Dairesi yürütmeyi durdurma talebimizi Bakanlığın savunmasının alınması çerçevesinde reddetti ve bu karar tarafımıza anlaşılamaz bir şekilde 27 Mart tarihinde tebliğ edildi. Danıştay’ın bu kararına karşı 4 Nisan’da yeniden yürütmenin durdurulması talebinde bulunduk. Ancak üzülerek söylememiz gerekirse Anayasa’nın 36’ncı maddesi gereği hak arama hürriyeti açıkça Danıştay tarafından ihlal edilmektedir. Biz konu acil dedikçe Danıştay karar süresini ne yazık ki uzatıyor. Açıkça hukuka aykırı bir işlem olmasına rağmen tam bir aydır, davalı idarenin savunmasının alınması için dosyamız anlaşılamaz bir şekilde ve hukuka aykırı olarak bekletiliyor” dedi.

    “HUKUKA AYKIRI OLMASINA RAĞMEN DANIŞTAY SEYİRCİ KALIYOR”
    CHP’li Bülbül sözlerine şöyle devam etti:
    “Danıştay, yürütmenin durdurulması kararını vermek için Bakanlığın savunmasını beklerken; zeytinliklerin yağmalanmasına başlandı bile.

    Yönetmeliğin hukuka aykırı hükümlerine sığınarak, Muğla ilimizin İkizköy ilçesinde yer alan Akbelen ormanlarındaki asırlık zeytin ağaçları maden şirketleri tarafından söküldü. Vatandaşlar çevre katliamına tepki gösterince gözaltına alındı ve birçok ilimizde zeytin sahalarının yönetmeliğinin iptali davasının sonucu beklenmeden maden işletmelerine yağma ve talan izinleri verilmeye başlandı.”

    DANIŞTAY SEYİRCİ KALIYOR
    “Anayasaya ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanuna açıkça aykırı olan ve telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağı somut olan bir yönetmelik ısrarla yürürlükte tutulmaktadır ve millet adına karar veren Danıştay bu duruma açıkça hukuka aykırı olduğu halde seyirci kalmaktadır. Yasa hükümlerini çevre ve zeytinden yana yorumlamamaktadır.

    Zeytin yıllarca sürdürülebilen bir tarımsal faaliyetken; maden sahalarından çıkarılanlar ise sınırı ve limiti olan hammaddelerdir.”
     
    ZEYTİN AĞAÇLARINA YAKIN YERDE MADEN OLMAZ
    “3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. Maddesine göre “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.”

    YASAMA YETKİSİ GASP EDİLDİ
    “Norm hiyerarşisinde yönetmelikler yasalara uygun hazırlanmalıdır. Böyle bir yönetmelik tarzı üst hukuk normlarına aykırılık içerdiğinden derhal iptali gerekmektedir. Ayrıca Anayasa’nın 7’inci maddesine göre Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olan ve devredilemeyen yasamanın yetkisi gasp edilmiştir. Anayasasının 2. maddesinde belirtilen ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden olan “hukuk devleti” ilkesi, kamusal ve bireysel alanlarda hukuk güvenliğini sağlayan, idarenin hukuka bağlılığını amaç edinen; buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen en önemli unsurlardan biridir. İdarenin yapmış olduğu işlemleri objektif ve aynı zamanda yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime imkân tanıyacak şekilde yapması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu yönetmelik Anayasanın 2.maddesine tamamen aykırıdır.”
     
    DANIŞTAY’A SESLENDİ
    CHP’li Bülbül Danıştay’a seslenerek, “AKP iktidarı, bu kanundışı, açıkça hukuka aykırı yönetmelikle devletin anayasal yükümlülüklerini göz ardı etmiştir. Danıştay ise kararı geciktirerek bu duruma ortak olmaktadır.
     
    Danıştay 8’inci dairesi üyelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çağrıda bulunuyoruz. Ya kararınızı verin ya da zeytinin talanına ve yağmaya ortak olmayın. 
    Sayın üyeler neyi bekliyorsunuz? 

    Bir an önce yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ardından iptali kararları vermek hukukun, adaletin gereğidir.” dedi.

  • Bülbül’den İşçi avukatlar için komisyon talebi

    Bülbül’den İşçi avukatlar için komisyon talebi

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yaklaşık 50 bin asgari ücret ya da asgari ücretin altında ücretle çalışan işçi avukatların olduğunu belirterek “İşçi avukatların yüzde 60’ı yoksulluk sınırının yarısını bile kazanamazken, yüzde 30’u gecikmeli veya eksik ücret almakta. Bir an önce Meclis’te bununla ilgili komisyon kurulmalı ve yasal düzenlemeler neyse yapılmalı” dedi. 

    CHP Aydın Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi avukat Süleyman Bülbül, Avukatlar Günü dolayısıyla Meclis’e araştırma önergesi sundu. Kamuoyunda işçi avukatlar olarak bilenen, kanundaki adıyla bağlı çalışan avukatların sorunlarının tespiti için verdiği önergede Bülbül sorunları şöyle sıraladı:  

    SGK PRİMLERİ, TELİF HAKLARI, BASKI, MOBBİNG 
    “Türkiye’deki barolara kayıtlı 160 bin 651 avukat bulunmaktadır. Bu avukatların yaklaşık 50 binini asgari ücret ya da asgari ücretin altında bir ücretle çalışmakta, İş Kanuna göre çalışıp, Avukatlık Kanuna göre yargılanmaktalar. İşçi avukatlar çalıştıkları bürolarda avukatlık mesleği ile bağdaşmayan işler yapmanın yanı sıra SGK primleri gerçek ücretleri üzerinden yatmamakta, hazırladıkları dilekçelerden telif almamakta, patronların baskı ve mobbingine maruz kalmakta hatta kanuna aykırı olan kayıt dışı çalıştırılmaktadırlar.”

    ANAYASAYA AYKIRI
    “Bu durumlar Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”, “Çalışma hakkı ve ödevi”, “Ücrette adalet sağlanması” hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa’nın ruhunu ve özünü korumak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevidir. Bu nedenle İş Kanununa bağlı çalışan avukatların sorunlarının tespit edilmesi ve bu sorunların çözümü için yasamada yapılması gereken düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kurulması gerekmektedir.”

  • Başkan Kaya'dan AK Parti’li Celbek'e yanıt

    Başkan Kaya'dan AK Parti’li Celbek'e yanıt

    İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, kendisine yönelik “Kaya, el öperek 3 seneyi geçirdi.” ifadelerini kullanan AK Parti İncirliova İlçe Başkanı Hüseyin Celbek’e yanıt verdi. Başkan Kaya “İstiyorsun ki zamlar altında inim inim inleyen vatandaşlar, zamları konuşmasın, ülkeyi yöneten iktidar partisi olarak bizi eleştirmesinler, benim Aytekin Kaya’yla olan kavgamı konuşsunlar istiyorsun.” dedi.
     
    AK Parti İncirliova İlçe Başkanı Hüseyin Celbek’in, İncirliova Belediyesi’nin 3 senede gerçekleştirdiği hizmetlere dair yaptığı değerlendirmede kullandığı “El öperek üç seneyi geçirdiniz çok güzel fakat halk artık hizmet bekliyor” sözlerine İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya yaptığı yazılı açıklama ile yanıt verdi. Ramazan ayının birlik, beraberlik, kardeşlik ayı olduğuna dikkat çeken ve bu günlerde kısır siyasi tartışmalara girmeyeceğini belirten Başkan Kaya “Söylediğin her şeye, sorduğun her soruya belgesiyle verecek cevabım var, ancak aldığım terbiye, içinde büyüdüğüm kültür gereği mübarek Ramazan ayında senin beni içine çekmeye çalıştığın kısır siyasi tartışmalara girmeyeceğim. Seni anlıyorum, istiyorsun ki zamlar altında inim inim inleyen vatandaşlar, zamları konuşmasın, ülkeyi yöneten iktidar partisi olarak bizi eleştirmesinler, benim Aytekin Kaya’yla olan kavgamı (!) konuşsunlar istiyorsun.” ifadeleri kullandı. 

    “HODRİ MEYDANINA HODRİ MEYDAN” 
    Ramazan ayının ardından kendisine yöneltilen her soruya belgeleriyle cevap vereceğini söyleyen Başkan Kaya “Benim Allah’tan başka kimseden korkum yok, siyaset başta olmak üzere hiçbir konuda veremeyeceğim cevabım zaten yok. Hodri meydanına hodri meydan, sürekli el öpüyorsun diyerek beni sözde eleştirmişsin ya, ne demiş o ellerini saygıyla öptüğümüz büyüklerimiz, atalarımız: ‘Halep ordaysa arşın burada.” dedi.
     
    İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya’nın açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Ellerinden her zaman saygıyla öptüğüm” büyüklerimden hep şunu duydum. Mübarek Ramazan ayı birlik, beraberlik ve kardeşlik ayıdır. Bu mübarek günlerde tartışma olmaz siyaseten de olsa kavga hiç olmaz. Bu sebeple sözde beni eleştiren iktidar partisi İncirliova İlçe Başkanına cevabımdır:
     
    Söylediğin her şeye, sorduğun her soruya belgesiyle verecek cevabım var, ancak aldığım terbiye, içinde büyüdüğüm kültür gereği mübarek Ramazan ayında senin beni içine çekmeye çalıştığın kısır siyasi tartışmalara girmeyeceğim. Seni anlıyorum, istiyorsun ki zamlar altında inim inim inleyen vatandaşlar, zamları konuşmasın, ülkeyi yöneten iktidar partisi olarak bizi eleştirmesinler, benim Aytekin Kaya’yla olan kavgamı (!) konuşsunlar istiyorsun. 

    Kusura bakma ben bu tuzağa düşmem. Sizin tuzağınıza düşüp buradan size siyaseten ekmek çıkmasına izin vermem. Ama ben ille de bir şey almak istiyorum dersen, sana güzel bir Ramazan pidesi gönderebilirim. 

    İktidar Partisinin Sayın İlçe Başkanı; on bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayı geçsin, oruçlarımızı tutalım, ibadetlerimizi yapalım, hayırlısıyla bayrama erişelim, bayramdan sonra sorduğun her soruya belgesiyle cevap vereceğim. Benim Allah’tan başka kimseden korkum yok, siyaset başta olmak üzere hiçbir konuda veremeyeceğim cevabım zaten yok. Hodri meydanına hodri meydan, sürekli el öpüyorsun diyerek beni sözde eleştirmişsin ya, ne demiş o ellerini saygıyla öptüğümüz büyüklerimiz, atalarımız: ‘Halep ordaysa arşın burada.’ 

    Benim şu an tek derdim, insafsızca yapılan zamların perişan ettiği, evine ekmek götürmekte zorlanan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza oruçlarını tutarlarken rahatlıkla sahur ve iftar yapabilmeleri için, her Ramazan ayında ‘İncirliova halkının hediyesi’ olarak dağıtacağımız gıda kolilerini hazırlamak. Siz kısır siyasetinizi yapmaya devam edin, biz işimizi yapıyoruz. 

    Bu vesileyle sizin ve tüm İncirliovalı hemşerilerimizin Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor, birlik, beraberlik ve kardeşlik ayı olan mübarek Ramazan ayının İncirliovamız başta olmak üzere tüm insanlık alemine sağlık, huzur, bereket getirmesini diliyorum.

  • Koçarlı’ya 3 yılda 78 Milyonluk tarihi yatırım

    Koçarlı’ya 3 yılda 78 Milyonluk tarihi yatırım

    Koçarlı Belediyesi’nin 2019 – 2022 yılları arasında Koçarlı’ya yaptığı yatırım miktarı 78 Milyon TL’ye ulaştı. Başkan Kaplan, “İnşallah önümüzdeki yıllarda da birçok yatırımı ve projemizi hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. Koçarlımızın bin günde çehresi değişti ve Koçarlı’mız için ne yapsak azdır. Gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    31 Mart 2019 yerel seçimlerinde halkın teveccühü ve tevazusuyla göreve gelen Koçarlı Belediye Başkanı Nedim Kaplan, geride bıraktığı bin günü aşan 3 yıllık süre içerisinde ilçe genelinde önemli projeler hayata geçirildi. Koçarlı tarihinde ilk kez bu denli yatırımı Başkan Nedim Kaplan döneminde alan Koçarlı ilçesi marka ilçe olma yolunda emin adımlar ile ilerliyor. Netleşen rakamlar, ilçede 3 yıllık periyotta gerçekleştirilen yatırım miktarının 78 Milyon TL’ye ulaştığını ortaya koydu. 

    YATIRIMLARIN VE PROJELERİN ARDI ARKASI KESİLMİYOR
    Belediye Binası, Emniyet ve Jandarma binası, Millet Bahçesi, Düğün salonları, çok amaçlı konferans Salonu gibi önemli yatırımları ilçeye kazandırdıklarını ifade eden Başkan Kaplan,  “Ayrıca KYK Yurdu, Koçarlı Devlet Hastanesi, Koçarlı Çakırbeyli Turizm yolu, Cihanoğlu Kulesi ve Çevre düzenlemesi, Latmos Bölgesi Çevre düzenlemesi projesi, Adnan Menderes Kent Orman yenilemesi, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Hizmet Binası, Kocababa deresi ıslah çalışması ve peyzaj düzenlemesi, Tarımsal Amaçlı Soğuk hava deposu yapımı, Engelsiz Yaşam Merkezi, Engelsiz Yaşam Parkı, Yaşlı Yaşam Köyü projesi, Yeniköy Trap atış merkezi, Yeni mahalle yaşam merkezi ve Spor tesisleri, Gençlik merkezi, Kapalı spor salonu, Kapalı yarı olimpik yüzme havuzu projesini hayata geçirecek olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bunların yanında Akıllı Şehirler projemiz, Biyogaz tesisi projemiz ile sıfır atık projesi kapsamında gerçekleştirecek olduğumuz Atık Getirme Merkezi projelerimiz, Güneş Enerji Santrali Projesi, TOKİ Projesi ile de ilçemize daha da değer kazandıracağız” diye konuştu. 

    “SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ İLE DE VATANDAŞIN YANINDAYIZ”
    İlçede yaşayan ihtiyaç sahibi ve ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşları da görmezden gelmeyen Başkan Kaplan, kendilerine destek olmak için büyük önem verdiği sosyal sorumluluk projeleri ile de vatandaşın her daim yanında olduğunu hissettiriyor. 

    Menderes Halk Ekmek projesi ile halka uygun fiyata kaliteli ekmek sunmaya devam eden Koçarlı Belediyesi, Aşevi ile de yine ihtiyaç sahibi ve yardıma muhtaç vatandaşlara 7 gün boyunca sıcak yemek hizmeti veriyor. 

    Başkan Kaplan, “Mersinbeleni mahallemizde bulunan fırınımızda odun ateşinde pişen günlük 4 bin ekmeğimizi halkımıza ucuz ve kaliteli olarak sunuyoruz.  Ayrıca aşevimiz ile ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın evlerine KOBEL Sosyal Hizmet Birimimiz ile  365 gün sıcak yemek yardımı yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

    MAHALLELERDE YOLLAR YENİLENİYOR
    Koçarlı Belediyesi tarafından muhtarlardan gelen talepler doğrultusunda kötü görünümlü ve güvensiz yollar üzerinde hayata geçirdiği kilitli parke taşı yenilemelerinin aralıksız olarak devam ettiğini ifade eden Başkan Kaplan,  “Fen İşleri Müdürlüğümüz parke taşı döşeme çalışmalarında önemli bir yol kat etti. Ekiplerimiz ihtiyaç duyulan mahallelerimizde son bir yıl içerisinde 30 bin metrekare kilitli parke taşı döşemesi yapıldı” diye konuştu.

    GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİNDE HİZMETTE EŞİTLİK
    “Gönül Belediyeciliği” ve “Bu İlçeye Değer” sloganı ile yol haritasını belirleyerek ihtiyaç ve öncelikleri ortaya koyan projelerde, hizmette eşitlik ilkesiyle doğrudan ihtiyaca yönelik yatırımlar gerçekleştiren Koçarlı Belediye Başkanı Nedim Kaplan, “Koçarlı’yı marka ilçe yapma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Koçarlımıza, kazandırılacak olduğumuz yatırımları hızlandırmak için Bakanlarımız, Milletvekillerimiz ve Genel Müdürlerimiz ile sürekli temaslarda bulunuyoruz. Bizim tek amacımız daha yaşanılabilir bir Koçarlı inşa etmek. Yarınlara daha yaşanılabilir bir Koçarlı bırakabilmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Biz çalıştıkça Koçarlımız gelişiyor ve kazanıyor.” diye konuştu.

    3 YILDA 78 MİLYONLUK YATIRIM
    Başkan Kaplan, “Hizmette 3 yılımızı geride bıraktık. Bu 3 yılda 78 milyonluk yatırım ile ilçemize değer kattık. Belediye meclis üyelerimiz, personelimiz ve tüm ekibimiz ile ilk günkü heyecan ve Koçarlı sevdasıyla 3 yılda çok yol kat ettik. Ama yolumuz daha uzun. Bugüne kadar yaptığımız hizmetler gelecek yıllarda yapacak oluğumuz hizmetlerin teminatıdır.  Biz halkımıza verdiğimiz sözler noktasında ne dediysek onları bir bir hayata geçiriyoruz. Koçarlı bugüne kadar almadığı yatırımları almaya başladı ve bu güzel ilçemiz yatırıma doyacak. Koçarlı için ne yapsak azdır” diye konuştu.

    Kaplan ayrıca, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, partimizin ilkeleri çerçevesinde ilçemizin her noktasına hizmet götürmeye çalıştık ve devam ediyoruz. Toplamda 78 Milyon TL’lik yatırım gerçekleştirilen ilçemizin yeni yüzü hem esnafı hem de vatandaşları memnun ediyor. Bizlere bu hizmet yolunda destek olan başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Bakanlarımız, Milletvekillerimiz, Aydın Valimiz sayın Hüseyin Aksoy, kurumlarımız ve hemşerilerimiz her zaman olduğu gibi önümüzde ki yıllarda da destek olacakları şüphesiz. Kendilerine şahsım ve ilçem adına teşekkür ediyorum” dedi.

  • Sığınma evlerindeki kadınlar 5 seçimdir oy kullanamıyor!

    Sığınma evlerindeki kadınlar 5 seçimdir oy kullanamıyor!

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, Milletvekili Seçim Kanunu’nun Genel Kurul görüşmelerinde konuştu. Bülbül, “Sığınma evlerinde kalan kadınlar 5 seçimdir oy kullanamıyor. Bu kadınların seçme hakkını neden engelliyorsunuz?” dedi. 

    AKP iktidarının seçme hakkını engellediğini belirten CHP’li Bülbül, “Son 5 seçimdir sığınma evlerinde kalan kadınlar, şiddet gördüğü adresten uzaklaşmak için kimliğini karartan kadınlar, kimliklerini adreslerini gizleyen kadınlar oy kullanamıyor. 5 seçimdir bu kadınların seçme hakkını neden engelliyorsunuz? Avrupa da olduğu gibi sığınma evlerinde ya da belirli noktalarda bu kadınların oy kullanmalarını neden sağlamıyorsunuz?” diye sordu. 

    “PARTİLİ CUMHURBAŞKANI’NA SEÇİM YASAĞI UYGULAMIYORSUNUZ” 
    Seçim Kanunu’nun 11. Maddesine göre Cumhurbaşkanı’nın seçim yasaklarından muaf olup, devletin parasıyla seçim propagandası yapacak olmasını eleştiren CHP’li Süleyman Bülbül, “Seçim yasaklarına uyacaklar, uymayacaklar belirlenmiş. Seçim yasaklarına gireceklerde Başbakan’ın üzeri çiziliyor ama yerine Cumhurbaşkanı yazılmıyor ama bakanlar yazılıyor. Partili Cumhurbaşkanı’na, partili devlet başkanına seçim yasağı uygulamıyorsunuz. Seçimde karşı partiler devlete, devlet bütçesine karşı yarışacak. Siz Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrası olan hiçbir kişiye zümreye aileye imtiyaz tanınamaz maddesini ihlal ediyorsunuz. “ dedi.

    “BUNLAR AKP’DE ÜYE OLUP SONRA DA AVUKATLIKTAN HAKİMLEĞE GEÇENLER” 
    Kıdemli hakimlerin yerine birinci sınıfa ayrılmış hakimlerin getirilmesine değinen CHP’li Bülbül, “61 yıldır kullanılan kıdemli hakim maddesini çıkarıyorsunuz. Birinci sınıfa ayrılmış, birinci sınıfta bulunan hakimlerin arasından kurayla il ve ilçe seçim kurullarına kurayla hakim seçeceksiniz. 9 bin 548 adli yargı hakimi var. Bin 368’i birinci sınıfa ayrılmış, 3 bin 763’üde birinci sınıf hakim. Bu hakimler 15 Temmuz’dan sonra girmiş yani AKP iktidarında giren hakimler. Bunlar AKP’de üye olan, yönetici olan sonra da hakimliğe geçen avukatlar. Yani siz il ve ilçe seçim kurullarını eski AKP’li üyeler ve yöneticilerden mi yapacaksınız? Seçim güvenliğini böyle mi sağlayacaksınız? Sonra da demokrasiden bahsediyorsunuz. Böyle demokrasi olabilir mi?” diyerek tepki gösterdi. 

    “BİR KİŞİNİN İRADESİNİ 84 MİLYON KİŞİNİN İRADESİ SANDIKTA GÖNDERECEK” 
    AKP iktidarının artık sona geldiğini ifade eden CHP’li Bülbül, “Getirilen seçim düzenlemesi artık bu işin bittiğini gösteriyor. AKP iktidarının artık bir hikayesi kalmadı. AKP iktidarının Türkiye’ye verebileceği bir şey kalmadı. Bakın memleket bitmiş durumda. Enflasyonda 178 ülke arasında 8. sıradayız. Çiftçi, emekli, esnaf, memur bitmiş. Artık ne yaparsanız, ne getirirseniz, ne değiştirirseniz değiştirin gidiyorsunuz. Bir kişinin iradesini 84 milyon kişinin iradesi sandıkta gönderecek.” dedi. 

  • CHP’li Bülbül: Türkiye’de kadın olmak çok zor

    CHP’li Bülbül: Türkiye’de kadın olmak çok zor

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri sırasında konuştu. CHP’li Bülbül, “Kadın öldürülüyor, tehdit ediliyor, kadın taciz ediliyor ama uygulamada hâkim ve savcı bütün kararlarını kadını taciz eden, tehdit eden, şiddet uygulayan fail lehine kullanıyor.” değerlendirmesi yaparak liyakatin önemine vurgu yaptı.

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ İKLİMİ VAR MI?”
    CHP’li Bülbül sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de kadın olmak çok zor. Neden zor? Türkiye’nin iklimine bakacaksınız. Türkiye’de demokrasi iklimi var mı? Cinsiyet eşitsizliği raporunda 156 ülke arasında 133. ülkeyiz. İklime bakın, demokrasi endeksinde ise, 2021 yılında 167 ülke arasında 103. sıradayız. Türkiye, 21 ülkenin bulunduğu Batı Avrupa ülkeleri arasında sonuncu.”

    “2022 OCAK AYINDA 26 KADIN CİNAYETİ, 28 ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞTİ”
    “Kadınlara, gece yürüyüşü yaptığından dolayı 8 Mart’ta cop ile gaz ile polis şiddeti uygulanmadı mı? Uygulandı. Türkiye’de kadın olmak çok zor. 2002 ile 2021 yılı arasında Türkiye’de en az 7 bin 71 kadının yaşam hakkı ihlal edildi. 2021 yılında en az 175 kadın, iş cinayetleri sonucunda yaşamını yitirdi. 2021 yılında en az 339 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 790 kadına şiddet uygulandı. 2022 yılının ocak ayında 26 kadın cinayeti, 28 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Yani Türkiye’de, kadın olmak çok zor.”

    “KADINA ŞİDDET ABARTILIYOR” DİYEN BİR CUMHURBAŞKANIMIZ VAR”
    “Kadına şiddet abartılıyor’ diyen Türkiye’de bir cumhurbaşkanımız var. ‘Kadın erkek eşitliği fıtrata ters’ diyen bir cumhurbaşkanımız var. ‘Kadına iz bırakmadan dayak atmak mubah’ diyen belediye başkanı var. ‘Evdeki işler yetmiyor mu?’ diyen eski Çevre ve Orman Bakanı bir milletvekili var.”

    “KARARLAR FAİL LEHİNE KULLANILIYOR”
    “Takdiri indirim kadına yönelik şiddete eylemi yapan faile uygulanıyor. Bir de haksız tahrik indirimi var, kararlara bakıyorum, hakimlerin kararlarında yüzde 99’unda ‘haksız tahrik indirimi’ uygulanıyor. Kadın öldürülüyor, tehdit ediliyor, kadın taciz ediliyor ama uygulamada hakim ve savcı bütün kararlarını kadını taciz eden, tehdit eden, şiddet uygulayan fail lehine kullanıyor. Bu işin çözümü liyakatli hâkim- savcı, yargı bağımsızlığı ve yürütmeye bağlanmayan bir yargı ile çözülebilir.”

  • Tezcan: Gidiyor gitmekte olan, geliyor gelmekte olan

    Tezcan: Gidiyor gitmekte olan, geliyor gelmekte olan

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, “Seçimin kapısı geçimden geçer arkadaşlar, seçimin kapısı geçimden geçer. Milletin geçim kapısını kapattıysanız bilin ki seçim kapısı da size kapalıdır. Gidiyor gitmekte olan, geliyor gelmekte olan” dedi

    Cumhur İttifakı’nın büyük bir sıkıntı içinde olduğunu savunan Tezcan, “İktidarı kaybetme tehlikesi içerisindeki her siyasi parti gibi Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler de can simidi olarak seçim mevzuatında değişiklik yapma yolunu seçmişlerdir, arayış bu. Siyaset, milletin gönlünde itibar kazanmakla yapılır. Siyaset yolculuğu milletin gönlünde itibar kazanmaktan geçer. Eğer milletin gönlünde itibarınızı kaybetmişseniz milletin gönlünde kaybettiğiniz itibarı kanunun satır aralarındaki tuzaklarda bulamazsınız, bulamazsınız. Şimdi, görüyoruz ki AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi kaybettiği itibarı kanunun satır aralarında aramaya çalışıyor” dedi.

    “NİYE YÜZDE 7?”
    Ekonomik sorunlara değinen Tezcan, “Çarşıya, pazara güç yetmiyor. Mazot 3 kat artmış, et 2 kat artmış, süt artmış, ayçiçeği artmış, vatandaş çarşıya gidemeyecek, pazara gidemeyecek hâle gelmiş; AK Parti kaybettiğini yanlış yerde arıyor. Bu kanun teklifinin altında imzası olan arkadaşlar, bu itibarı kanunun satır aralarında kaybetmediniz; çarşıda kaybettiniz, pazarda kaybettiniz, markette kaybettiniz, nerede kaybettiyseniz orada arayın, burada boşuna uğraşmayın. Burada bulamayacaksınız” ifadelerini kullandı.

    Teklifin yasalaşması durumunda yüzde 10’luk seçim barajının yüzde 7’ye indirileceğini anımsatan Tezcan, şöyle devam etti: “Güzel, teşekkür ederiz. Yüzde 10 barajın fazla olduğunu bakın, değil günlerdir, aylardır yıllardır konuşuyoruz ya, dilimizde tüy bitti. E, yüzde 7’yi lütfetmiş arkadaşlarımız. Şimdi soruyorum, niye yüzde 7? Niye yüzde 7? Ha, milletimiz bunu biliyor, hesabı yaptınız. Milliyetçi Hareket Partisinin ihtiyaç duyduğu oran yüzde 7. Ya, bizi niye uğraştırıyorsunuz? O zaman gelin, hep beraber bir teklif verelim, birlikte diyelim ki Milliyetçi Hareket Partisinin ihtiyacı olan oran neyse baraj odur diyelim. Niye 3,7,5,8 diye uğraşıyorsunuz?”

    “GİDİYOR GİTMEKTE OLAN”
    Bülent Tezcan, “Bakın, her seferinde, burada sayın hatip de savunurken ‘E canım, yönetimde istikrar için baraj gerekli’ dedi. İyi de o, parlamenter sistemde gerekliydi. ‘E, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde yürütme tek kişi, onu da millet seçiyor’ bunu diyen sizsiniz. E, milletin seçtiği yürütmenin doğrudan vatandaşın oyuyla seçildiği sistemde artık barajın yönetimde istikrara bir etkisi yok ki. Artık mesele temsilde adalet. Bu sistem sürecekse barajın tamamen kalkması lazım ama makul bir baraj, en azından 6 siyasi partinin ortak mutabakatında söylediği gibi yüzde 3, evrensel ölçülerde de “Makul baraj yüzde 3’tür.’ deniyor. Ya, niye yüzde 3 getirmiyorsunuz? ‘Yok, MHP’nin ihtiyacına göre belirleyeceğiz, siyaset mühendisliği yapacağız’ diyorsunuz; siyaset mühendisliği. Ama boşuna uğraşıyorsunuz. Gitmekte olanın hiçbir zaman seçim kanunlarını değiştirerek çöküşten kurtulduğu görülmemiştir. Gidiyor gitmekte olan, geliyor gelmekte olan. Bu da sizi kurtarmayacak” sözlerine yer verdi.

    “MİLLET BU DERTTEN KURTULACAK”
    Türkiye’de 1950’den bu yana en kıdemli hâkimlerin seçim kurulu başkanı olarak görev yaptığını ifade eden Tezcan, şu görüşleri aktardı:

    “Rahmetli Menderes bundan rahatsız olmadı, rahmetli Celal Bayar bundan rahatsız olmadı, rahmetli Ecevit, Demirel, Turgut Özal, sayın bütün liderleri, hiçbirinin aklına bundan rahatsız olmak gelmedi; niye siz rahatsızsınız? En kıdemli hâkimden niye rahatsızsınız? En kıdemli hâkimin yerine tombaladan çıkan hâkimi koymaya çalışıyorsunuz. En kıdemli hâkimin yerine tombaladan çıkan hâkimle seçim yapmak isteyeni bu millet sandıkta tombala torbasının içine sokacak hiç şüpheniz olmasın. Elinizde patlayacak. Şimdi, deniyor ki yıllardır uygulanan bir yöntem var: Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu olan parti varsa Mecliste her şeyi yapar. Grup Başkan Vekili vardır, öneri verir; ya, bu siyasi partilerin seçime girme hakkı da var. İşin ilginci, 2002 yılı seçimlerine giderken AK Parti de teşkilat şartını gerçekleştirmemiş olmasına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu olduğu için seçime girme hakkı kazandı ve yirmi yıldır milletin verdiği oyla iktidarsınız. Ya, yirmi sene önce bu kanunun size tanıdığı hakkı şimdi hangi endişeyle başkalarının elinden almaya çalışıyorsunuz, hangi endişeyle almaya çalışıyorsunuz? Ha, belli ki demokrasiye kurduğunuz tuzağı bozmaya dönük 15 milletvekilinin demokrasi kahramanı olarak İYİ Partiye gidip oyununuzu bozması canınızı çok acıtmış. Hâlâ canınız yanıyor, hâlâ canınız yanıyor. Belli ki bu. İşin özü şu: Seçimin kapısı geçimden geçer. Milletin geçim kapısını kapattıysanız bilin ki seçim kapısı da size kapalıdır. Bugün geçimin kapısı kapalı, onun için seçimin kapısının anahtarı bizim elimizde ve inşallah, o kapıyı açacağız, millet de bu dertten kurtulacak.”

  • CHP’li Bülbül: Kadına yönelik şiddet bağımsız yargı ile önlenebilir

    CHP’li Bülbül: Kadına yönelik şiddet bağımsız yargı ile önlenebilir

    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili getirilen kanun teklifini “seçim öncesi göz boyama” şeklinde tanımladı. Bülbül, “İstanbul sözleşmesinden çıktınız. Şimdi hatanızın üstünü örtmeye çalışıyorsunuz ama getirdiğiniz kanun teklifi tam bir fiyasko” dedi. 

    Kadına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesini öngören düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Adalet Komisyonu’nda görüşüldü. Komisyonda konuşma yapan CHP’li Bülbül, “Kadınlar, 8 Mart’ta gece yürüyüşü yaptığı için copla, gazla polis şiddetine maruz kaldı. 2002 ile 2020 arasında Türkiye’de en az 7 bin 71 kadının yaşama hakkı ihlal edildi. 2021 yılında en az 175 kadın iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirdi. 2021’de en az 339 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 793 kadına şiddet uygulandı. Ama kadına yönelik şiddet eylemini yapan sanıklara takdiri indirim kullanılıyor. Kadın öldürülüyor, kadın tehdit ediliyor, taciz ediliyor ama uygulamada hakim ve savcılar bütün kararlarını kadını taciz eden tehdit eden fail lehine kullanıyor. Bu işin, sorunun çözümü kadına yönelik şiddet kanunları değişikliği değil. Bu işin çözümü liyakatli hakim savcı, yargı bağımsızlığı, yargı tarafsızlığı ve yürütmeye bağlanmayan yargı.”  ifadelerini kullandı. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere AKP’lilerin kadınlarla ilgili skandal sözlerini hatırlatan CHP’li Bülbül, “ ‘Türkiye’de kadına şiddet abartılıyor, Kadın-Erkek eşitliği fıtrata ters’ diyen bir Cumhurbaşkanı var. ‘Kadına iz bırakmadan dayak atmak mubah’ diyen belediye başkanı var. ‘Evdeki işler yetmiyor mu?’ diyen AKP milletvekili var. ‘Kadınlar iş aradığı için işsizlik artıyor’ diyen bir AKP bakanı var. Bu zihniyetle getirdiğiniz kanun teklifi de göz boyamanın ötesine geçmez. Güya ceza yükseltmişsiniz. Ama yükselttiğiniz ceza da faili cezaevinde bir gün tutmaya bile yetmiyor” dedi.

  • DEVA Partisi’nden Başkan Çerçioğlu’na ziyaret

    DEVA Partisi’nden Başkan Çerçioğlu’na ziyaret

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Aydın İl Başkanı Meltem Gürler ve yönetim kurulu üyeleri, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu ziyaret etti.
     
    Önümüzdeki süreçte Aydın’da yapılacak olan çalışmaların değerlendirildiği ve planlandığı ziyarette Cumhuriyet Halk Partisi Aydın İl Başkan Ali Çankır da hazır bulundu. Başkan Çerçioğlu ve İl Başkanı Gürler ramazan ayının bolluk ve bereket getirmesini temenni etti. Ukrayna-Rusya savaşının da değerlendirildiği ziyarette Başkan Çerçioğlu ve Başkan Gürler, barışın bir an önce tesis edilmesini istediklerini ifade etti.

  • Torun: Büyükşehirlerimizle gurur duyuyoruz

    Torun: Büyükşehirlerimizle gurur duyuyoruz

    Cumhuriyet Halk Partili 11 büyükşehir belediye başkanının katıldığı “Büyükşehir Belediye Başkanları Buluşması” Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun ev sahipliğinde Aydın’da yapılıyor. Toplantının açılışında bir konuşma yapan CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “Seçim öncesi yapılan kara ve kirli propagandaya rağmen onlar tam tersine vatandaşlarımızın zor gününde yanındalar, uçuk-kaçık projelerle uğraşmıyorlar ve vatandaşlarımızın en önemli taleplerini yerine getiriyorlar. Yapılan bütün güven endekslerinde ve anketlerde de bizim belediyelerimiz en önde çıkıyor. Bu da biz gurur veriyor” ifadelerine kullandı. 

    Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun konuşmasında “31 Mart’ta ve 23 Haziran’da aslında çok önemli bir şey başardık. Birçok büyükşehiri, il ve ilçeyi aldık fakat demokrasinin yeri geldiğinde devletin bütün gücünü elinde bulunduran, her türlü haksız hukuksuz işlemler yapmasına rağmen, demokratik anlayışın dışında her şeyi yapmasına rağmen, sandıkta o gücü yenebileceğimizi ispat ettik ve şimdi önümüzde bir genel seçim süreci var. 31 Mart’taki ve 23 Haziran’daki başarımızı önümüzdeki ilk genel seçimde de ortaya koyacağız. Buradaki en büyük gücümüz, vatandaşın nezdinde en büyük güvenimiz belediye başkanlarımızın, belediyelerimizin başarısı. Onlar her türlü zorluklara, her türlü baskıya, dayatmaya rağmen işlerini olağanüstü yapıyorlar” şeklinde konuştu. 

    Belediye başkanlarının seçim öncesi yapılan kara ve kirli propagandaya rağmen canla başla çalıştıklarının altını çizen Torun “Onlar tam tersine vatandaşlarımızın zor gününde yanındalar, uçuk-kaçık projelerle uğraşmıyorlar ve vatandaşlarımızın en önemli taleplerini yerine getiriyorlar. Yapılan bütün güven endekslerinde ve anketlerde de bizim belediyelerimiz en önde çıkıyor. Bu da biz gurur veriyor. Biliyoruz onlar kamudan kredi kullanamıyor. Yurtdışından uzun vadeli, düşük faizli krediler buluyorlar, ki bu ülkenin menfaatine, maalesef saraydan onay alamıyorlar. Ülkede ortaya çıkan olumsuzluğun faturası da maalesef onların sırtına yükleniyor. Ama belediye başkanlarımız asla şikâyet etmeden var güçleriyle bu zor günlerde, bu dar günlerde vatandaşımızın yanında oluyorlar. 365 gün sorunlarını çözmek için mücadele ediyorlar” dedi. 

    Özellikle büyükşehir belediyelerinin yaşadıkları sıkıntılara dikkati çeken Torun “Kâh UKOME’den karar çıkartamıyorlar, kâh İller Bankası’ndan teminat mektubu alamıyorlar, kâh ihaleleri iptal oluyor; ama büyük bir azimle ve mücadeleyle görevlerine devam ediyorlar. Onlarla gurur duyduğumuzu ve onların başarısıyla bu ülkenin geleceğinin çok daha iyi olacağını ve bu ülkenin önümüzdeki günlerde onların hizmetiyle birlikte normalleşeceğine yürekten inanıyorum. Bu toplantılar daha önce de birçok büyükşehrimizde yapıldı, oldukça da verimli geçti. Büyükşehir Belediye başkanlarımız kendi aralarında ortak akıl oluşturmak, bazı sorunların çözümlerinde bilgi alışverişinde bulunmak ve ülkemizin geleceğiyle ilgili önemli kararlı alma noktasında bir araya geliyorlar ve tartışıyorlar. Bu toplantılardan çok önemli sonuçlar çıkıyor. Biz de bu toplantılardan istifade ediyoruz ve diğer belediyelerimize taşımaya çalışıyoruz. Ev sahibimiz Sayın Özlem Çerçioğlu’na ev sahipliğinden dolayı teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • CHP’li Bülbül’den kritik soru: Birinci sınıfa ayrılan hakimlerin kaçı AKP üyesi?

    CHP’li Bülbül’den kritik soru: Birinci sınıfa ayrılan hakimlerin kaçı AKP üyesi?

    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, Milletvekili Seçim Kanununun Anayasa Komisyonu’nda yapılan görüşmelerinde konuştu. Bülbül, “Bugün itibarıyla 3.763 birinci sınıf hâkim, 1.368 de birinci sınıfa ayrılan hâkim var. Bunların kaçı AKP üyesi, açıklansın” dedi. 
     
    Milletvekili Seçim Kanununun görüşmeleri Anayasa Komisyonu’nda yapıldı. Sabah saatlerine kadar süren toplantıda CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül dikkat çeken bir konuşma yaptı.

    “NEDEN BİRİNCİ SINIF VE KIDEMLİ HAKİM’E GÜVENMİYORSUNUZ?”
    Kritik noktaya değinerek, birinci sınıfa ayrılan hakimlerin kaçı AKP üyesi diye soran CHP’li Bülbül, “Elli yıldan beri kıdemli hâkimler, il ve ilçe seçim kurulu başkanlığı yapıyor. Yeni getirilen düzenlemede kıdemli hâkimlerin seçim kurulu başkanı olması kaldırılıyor. Bugün itibarıyla 3 bin 763 birinci sınıf hâkim var. Bin 368 de birinci sınıfa ayrılan hâkim var. Siz neden birinci sınıf hâkime ve kıdemli hâkime güvenmiyorsunuz? Bu bin 368 hâkim içerisinde AKP üyesi olarak aldığınız kaç tane hâkim var? Niçin kıdemli hakimleri çıkarıp birinci sınıfa ayrılma koşulunu getirdiniz? Seçim güvenliğini nasıl sağlayacağız?“ diye sordu. 

    “CUMHURBAŞKANINA NEDEN SEÇİM YASAKLARI KAPSAMINA GİRMİYOR?”
    Yeni kanuna göre, Cumhurbaşkanının seçim yasaklarından muaf olmasını eleştiren CHP’li Bülbül, “Cumhurbaşkanı neden seçim yasakları kapsamına girmiyor? Cumhurbaşkanı, partili bir Cumhurbaşkanı değil mi şu anda tek adam değil mi yürütmenin başı değil mi?
    Bakanlara seçim yasağını getiriyorsunuz ama Cumhurbaşkanına getirmiyorsunuz. Birçok yasada Başbakanı silip Cumhurbaşkanı yazıyorsunuz ama orada yazmıyorsunuz” dedi.

    “İNSANLAR HAKLARINI KULLANIRKEN BAŞIMA BİR ŞEY GELECEK Mİ DİYE DÜŞÜNÜYOR”
    Haksız ve hukuksuzlara değinen CHP’li Bülbül, “2018’den bugüne devam eden Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi denilen sistemde anayasal hak ve özgürlükler kullanılamıyor. Seçimle ilgili düzenlemeler, seçim güvenliği açısından dışarıda kalıyor ve demokrasinin olmadığını her alanda yaşıyoruz. Sokakta yaşıyoruz, Meclis’te yaşıyoruz, cezaevinde yaşıyoruz, mahkemelerde yaşıyoruz, kuyruklarda yaşıyoruz ve insanlar anayasal hak ve özgürlüklerini kullanırken “Acaba başıma bir şey gelecek mi?” diye düşünüyor.

    2022 yılında cezaevlerine 6,5 milyar TL pay ayrılmış. Bu muhaliflere “İktidara karşı sesini çıkarırsan yolun ya gözaltıdır ya gazdır ya sopadır ya da cezaevidir” demek oluyor. Bu durumda, toplumun demokratik olmayan yapısında yeni bir seçim kanunu teklifi önümüze geliyor. Bu seçim kanunu teklifinden seçim güvenliği, Anayasa’nın 67/2’nci maddesinde oluşan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını ve özgürlüklerini çıkarmaya, bu hakları kullanmaya dair madde var mı diye bakıyoruz.” diye konuştu.