Kategori: Siyaset

  • CHP’li Bülbül: Su politikası yok çiftçi mağdur

    CHP’li Bülbül: Su politikası yok çiftçi mağdur

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın’da çiftçilerin tarlalarını yeterince sulayamamasıyla ilgili hükümete yüklendi. Hükümetin su politikası olmadığını belirten Bülbül bu nedenle çiftçi mağdur ediliyor dedi.

    Barajlardaki su oranlarını sıralayan Bülbül, “Aydın’da 2020 yılında barajlardaki doluluk oranı yaklaşık yüzde 60 seviyelerindeydi. Sulama kısıtlaması kararı alındığı Mart ayında ise bu oran yüzde 35 seviyelerindeydi. En son alınan bilgiye göre doluluk oranı Çine Adnan Menderes’te yüzde 26, Bozdoğan Kemer Barajı’nda yüzde 56, Adıgüzel Barajı’nda ise yüzde 21 seviyelerinde. Baraj seviyelerindeki bu düşüşün nedenlerinin başında hükümetin su politikasının ve suyu korumaya dair herhangi bir tedbirin olmaması geliyor. Yerel sulama birliklerinin yönetimlerinin kayyumlara verilmesi nedeniyle o bölgedeki sulama planlarının da yapılamadığı da bir gerçektir” dedi.     

    ÇİFTÇİLER BUĞDAY EKİMİNE BAŞLADI

    Aydın Valiliği’nin “Kısıtlı Sulama Programı” başlatmasının ardından çiftçilere sadece 2 kez su verildiğini ve bunun dışında sulama yapan çiftçilere ceza kesildiğini hatırlatan Bülbül, “Yaptıkları uygulama yüzünden çiftçiler yaşanacak su sorunu öngörerek pamuk veya mısır üretimini bırakmış yaklaşık 100 bin dönümlük bir alana daha az su isteyen buğday ekimine geçmiştir. Bu çiftçinin ekonomik olarak kazancının yarı yarıya düşmesi demek” dedi.

    SULAMA SİSTEMİ DEĞİŞMELİ

    Bu durumun çözümü içi buharlaşma oranının oldukça düşük olduğu modern sulama sistemlerinden biri olan damla sulama sistemine geçilmesi gerektiğini belirten Bülbül, “Aydın’ın tamamında damla sulama sistemi kullanılarak sulama yapılabilir. Hem su daha verimli kullanılır hem de çiftçiler mağdur olmaz. Hükümetin bir an önce bu konuda adım atması gerek” dedi.

  • İYİ Partili Sezgin: İktidar, süt üreticilerine sahip çıkmalıdır

    İYİ Partili Sezgin: İktidar, süt üreticilerine sahip çıkmalıdır

    İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, Türkiye genelinde süt alımı yapan firmaların, pandemiyi, tam kapanmayı ve stokların dolu olmasını gerekçe göstererek Arife günü ve Ramazan Bayramı boyunca süt alımı yapmayacaklarını açıkladığını hatırlatarak; “İktidar, bu zor günlerde süt üreticilerine sahip çıkmalıdır” dedi.

    Ellerinde kalan sütü satabilecek ya da saklayabilecek imkanlara sahip olmayan üreticiler sütlerini dökmek, damızlık hayvanlarını ise kesmek zorunda kaldıklarının altını çizen İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin; “Bu sorun uzun bir süredir her yıl bahar aylarında yaşanmakta olmasına rağmen üreticilerin lehine ve kalıcı bir çözüm geliştirilememiştir. Ayrıca, daha önceki yıllarda piyasayı regüle etmek amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından süttozu üretimi maksadıyla gerçekleştirilen süt alımları bu yıl gerçekleştirilmemiştir” dedi ve açıklamalarını şöyle sürdürdü:
     
    “Son yıllarda dövizde yaşanan kritik düzeydeki artış nedeniyle ithalata bağlı yem sektöründe fiyatlar sürekli artış göstermektedir. Geçen yıla oranla yonca %50, mısır silajı %100, fabrika yemi %70 oranında zamlanmışken süt fiyatına sadece %5 zam gelmiştir. İktidar ne süt fiyatlarında üreticiyi koruyacak bir artış sağlayabilmiş, ne de yem fiyatlarındaki fahiş artışı denetleyerek kontrol altına alabilmiştir.
     
    İktidarın süt sektörünü etkili şekilde planlayamamış olması nedeniyle, süt stoku her bahar bir öncekine göre daha yüksek rakamlara ulaşmaktadır. Her yıl yaşanan bu sorunun ortadan kaldırılması için bugüne kadar kalıcı bir çözüm üretilememiştir. Gelinen noktada iktidar, süt arzındaki fazlalığı regüle etmek amacıyla süt alımı yaparak özellikle küçük ve orta ölçekli üreticileri desteklemeli, ayrıca raf ömrü daha uzun olan ürünlerin üretimine yönelik teşvik ve destekler vererek üreticilerin mağduriyetini gidermelidir. Tam kapanmanın ardından vereceğim soru önergesiyle meseleyi TBMM gündemine getirerek, süt üreticilerinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için konunun takipçisi olacağım.”

     

  • CHP’li Bülbül’den Bakan Soylu’ya “Sedat Peker” Tepkisi

    CHP’li Bülbül’den Bakan Soylu’ya “Sedat Peker” Tepkisi

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Sedat Peker ile ilgili CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sarf ettiği sözlere tepki gösterdi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili açıklamalarına cevap verdi. Soylu, “Bir ülkede Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, Kırmızı Bülten talep edilen organize suç örgütü yöneticisinin, güvenlik güçlerimize yönelik iftira ve akla sığmayan ithamlarına sığınarak siyaset yapar mı? Acizlik, çürümüşlük. Mafyaya neler yaptığımızı, nasıl çökerttiğimizi, bu bağırtıların neden çıktığını sorarsan anlatırım. Mafya konusunda tek yapamadığımız, her seçim kaybeden siyaset mafyasının, Türk Siyaseti’ne musallatlığına çaresiz kalmaktır.” dedi.

    “ACİZLİK, ÇÜRÜMÜŞLÜK, REZİLLİK NEDİR BİR DAHA DÜŞÜNÜN!”

    Bakan Soylu’ya bir yanıt da CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül’den geldi. CHP’li Bülbül, “Sedat Peker 1998-2003 yılları arasında defalarca farklı suçlardan ceza alıp cezaevine girdi. Sonra çıkarılan yasayla cezası dolmadan cezaevinden çıktı. Ama o sadece sizin söylediğiniz gibi bir “suç örgüt yöneticisi” değil Süleyman Soylu. 30 Mart 2014 yerel seçim öncesi silahlanma çağrısı yaptı. 2015’te Emine Erdoğan’ın özel kalem müdürünün düğününe katıldı ve bu düğünde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile tokalaştı, fotoğraf verdi. Erdoğan ile yan yana fotoğraflarını kullanarak koalisyon kurulamadığı için 1 Kasım 2015’te bir kez daha yapılan genel seçimlere destek için AKP’ye destek mitingleri yaptı. Yine 2015’te AKP’li belediye tarafından yaptığı hizmetlerden ötürü “hizmet nişanı” verildi. Barış Akademisyenlerini tehdit etti. Emniyet tarafından kendisine koruma polisi verildi. AKP medyasında doğum günleri kutlandı. Bu liste uzar gider… Şimdi acizlik, çürümüşlük, rezillik nedir bir daha düşünün!” ifadelerini kullandı.

  • CHP’li Bülbül Bakan’a yaşamına son veren çiftçileri hatırlattı

    CHP’li Bülbül Bakan’a yaşamına son veren çiftçileri hatırlattı

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaşamına son veren çiftçileri hatırlatarak Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye “Çiftçiler yeterli desteği alamadıkları, artan girdi maliyetleri, ithalata dayalı tarım politikaları ve ekonomik kriz gibi nedenlerle artık nefes alamaz durumdadır” dedi.

    Son olarak Muğla’da bir çiftçi “Borcum çok. Traktörümü de satın borçlarımı ödeyin. Bu onursuzluğa dayanamam” yazan bir not bırakarak yaşamına son verdi. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, bunun üzerine Bakan Pakdemirli’ye yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi sundu. Önergesinde ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaşamına son veren çiftçileri hatırlatan Bülbül “Çiftçiler yeterli desteği alamadıkları, artan girdi maliyetleri, ithalata dayalı tarım politikaları ve ekonomik kriz gibi nedenlerle artık nefes alamaz durumdadır” dedi.

    Çiftçilerin ne ürettikleri malları satabildiklerini ne de borçlarını ödeyebildiklerini belirten Bülbül, Bakan’a şu soruları yönetti:

    1. Çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve bankalara olan toplam borcu ne kadardır? Bu borcun ne kadarlık bir kısmı vadesinde ödenememiştir?
    2. Çiftçilerin tarımsal sulamadan ve elektrikten kaynaklanan borçları ne kadardır?
    3. Son beş yılda tarımsal kredi borçlarından dolayı hakkında icra takibi başlatılmış çiftçi sayısı kaçtır?
    4. Son beş yılda borçlarından dolayı kaç çiftçi hakkında haciz başlatılmıştır?
    5. Son 5 yılda çiftçilere ait kaç traktör ve gayrimenkulun icra yolu ile satışı gerçekleştirilmiştir?

  • CHP’li Bülbül: Sorumlu, çiftçiye ödenmesi gereken parayı yandaşa peşkeş çeken iktidardır

    CHP’li Bülbül: Sorumlu, çiftçiye ödenmesi gereken parayı yandaşa peşkeş çeken iktidardır

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, borçları yüzünden yaşamına son veren çiftçiyle ilgili konuştu.
    Muğla’nın Milas ilçesinde yaşayan ve bir süredir borçlarını ödeyemediği için bunalımda olan iki çocuk babası çiftçi, av tüfeği ile yaşamına son verdi. Milaslı çiftçinin borçları nedeniyle hayatına son verdiği ortaya çıktı.
    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül de yaşanan acı olayla ilgili, “Muğla’da bir çiftçi, “Borcum çok, traktörümü de satın borçlarımı ödeyin, bu onursuzluğa dayanamam” notu bırakarak intihar etti. Asıl “Sorumlu” Tarım Kanunu gereği çiftçiye ödenmesi gereken 210 milyar lirayı yandaşlarına peşkeş çeken, çiftçiyi 61 kat borçlandıran AKP iktidarıdır. Verilen sözler tutulmuyor. Çiftçiye yönelik elle tutulur hiçbir destek yok ve bugün çiftçi yalnız bırakıldı, kaderine terk edildi. Son günlerde yaşanan intihar olaylarına böylece bir yenisi daha eklenmiş oldu ve onun da gerekçesi yine ekonomi!” ifadelerini kullandı.

  • CHP'li Bülbül'den İmamoğlu'na açılan soruşturmaya tepki!

    CHP'li Bülbül'den İmamoğlu'na açılan soruşturmaya tepki!

    Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan soruşturma ile ilgili konuştu.
    İBB Başkan Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz yıl İstanbul’un fethinin 567. yıldönümünde Fatih Sultan Mehmet Türbesi’nde düzenlenen anma törenine katılmış ve bu esnada Fatih Sultan Mehmet’in eşi Gülbahar Hatun’un da türbesini ziyaret etmişti. Ziyaret sırasında İmamoğlu’nun ‘türbede elleri arkada bağlı gezdiği’ için soruşturma başlatılmış ve bu bilgi İBB Sözcüsü Murat Ongun tarafından da onaylanmıştı.
    “GENELGE Mİ BEKLİYORSUNUZ?”
    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül de İmamoğlu hakkında başlatılan soruşturmaya tepki gösterdi. Açıklamasında hukukun üstünlüğüne ve tarafsızlık ilkesine vurgu yapan Bülbül, “Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattı. Üstelik 100 TL’lik dezenfektanı 175 TL’ye satıp devleti zarara uğrattı! Hakkında soruşturma açılmak yerine Cumhurbaşkanı tarafından teşekkür edildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında ‘türbede elleri arkada bağlı gezdiği’ için yapılan ihbara itibar edip soruşturma izni için başvuruda bulunan savcılara soruyorum; Hangi kanuna bakıyorsunuz? Yoksa bu durumun suç kapsamına alınması için genelge mi bekliyorsunuz? Hukukun, adaletin saygınlığı, tarafsızlığı, bağımsızlığı demokrasinin güvencesidir” dedi.

  • BÜLBÜL; "AKP İKTİDARININ YURTTAŞLARIN YAŞAM TARZINA BİR MÜDAHALESİDİR"

    BÜLBÜL; "AKP İKTİDARININ YURTTAŞLARIN YAŞAM TARZINA BİR MÜDAHALESİDİR"

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, tam kapanma uygulaması süresince alkolün yasaklanması ile ilgili polemiklere dair açıklamada bulundu.

    AKP iktidarının alkol yasağı ile vatandaşların yaşam tarzına müdahale ettiğini ifade eden CHP’li Bülbül, şunları söyledi:

    “ALKOL SATMAK DA KULLANMAK DA YASALDIR!”

    “İktidar olmak insanların yaşam tarzlarına, zevklerine, yiyip içmelerine karışma hakkı vermez. 18 günlük kapanmada alkol satışının yasak olması, AKP iktidarının yurttaşlarımızın yaşam tazına bir müdahalesidir. Alkollü içkilerin alımı ve satımı 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda düzenlenmektedir. Bu kanunda olmayan, sırf cumhurbaşkanı, saray buyurdu diye, İçişleri Bakanı da ‘yasak’ dedi diye satışlar durduruldu.Şimdi de sistemin Valilerinin  talimatı ile Hıfzısıhha kurulu kararları dayanak gösterilerek anayasaya aykırı hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması içeren alkol yasağı getiriliyor.Bu hukuki dayanağı olmayan kararlar hakların ve özgürlüklerin sadece kanunla sınırlanabileceğine ilişkin 13. Maddesine aykırıdır.Bu durum açıkça kanuna, hukuk devletinin esaslarına aykırıdır. Alkol satmak da kullanmak da Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre yasaldır. Yani iktidar olmak, insanları yaşam tarzlarına ve zevklerine karışma hakkını, yasaları çiğneme hakkını kimseye vermez. Demokrasi ve özgürlüklerin gereği, herkesin yaşam biçimine saygı duymaktan geçer ama AKP, bu ölçütün yanından bile geçmemektedir.”

  • Başkan Günel, Kılıçdaroğlu’na çalışmalar hakkında bilgi verdi

    Başkan Günel, Kılıçdaroğlu’na çalışmalar hakkında bilgi verdi

    Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde video konferans yöntemi ile gerçekleşen toplantıya katıldı. Başkan Ömer Günel, toplantıda yaşama geçirdikleri projeler ve pandemi döneminde yürüttükleri çalışmalar hakkında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na bilgi verdi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ege Bölgesi’ndeki CHP’li belediyelerin başkanlarıyla dijital ortamda bir toplantı gerçekleştirdi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel de toplantıya katılarak yaşama geçirdikleri projeler ve pandemi döneminde yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Covid-19 ile mücadeleyi aralıksız sürdürdüklerini belirten Başkan Ömer Günel “Pandemi koşullarını fırsata çevirerek kentimizi güzelleştirmek için hiç durmadan çalışıyoruz” dedi.

    “KENTİMİZİ TURİZM SEZONUNA HAZIRLADIK”

    Koronavirüs salgınının en çok turizm sektörünü yaraladığına dikkat çeken Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, “Turizm rakamlarımız normal şartlarda iyi gözüküyor. Ancak pandeminin gidişatıyla ilgili kaygılar var. Tüm esnafımız gelişmeleri bekliyor. Geçen hafta Antalya’da gerçekleşen Lastminute Fuarı’na katıldık. Ruslar ülkemize gelmek için normalleşme sürecinin başlamasını bekliyor. Geçen sene Kuşadası’nda 8’inci sırada olan Rus pazarı bu sene 2’nci sıraya yükseldi.  Ukraynalılar da aynı bekleyişteler. Önümüzdeki hafta Ukrayna’da düzenlenecek fuara katılacağız. Kruvaziyer konusunda da aynı durumdayız. Rezervasyonlar var fakat pandemi koşulları engel oluyor. Haziran ayında gemi gelmesini bekliyoruz. Biz Kuşadası Belediyesi olarak pandemi koşullarına rağmen kentimizi turizm sezonuna hazır hale getirdik. Turistik çarşılarımızda alt ve üst yapı yenileme çalışması yürüttük. Plajlarımızı da aynı şekilde sezona hazırladık” diye konuştu.

    “SOSYAL YARDIMLARIMIZ ARALIKSIZ SÜRDÜ”

    Pandemi sürecinde ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal yardımların aralıksız sürdüğünü belirten Başkan Ömer Günel, “Kuşadası Belediyesi olarak pandemi döneminde vatandaşlarımızı asla yalnız bırakmadık. Her zaman yanlarında olmaya çalıştık. Sosyal yardımlarımız aralıksız sürdü. Temizlik ve hijyen çalışmalarımız rutin olarak devam etti ve ediyor. Geçtiğimiz sene tarım alanında büyük bir atılım gerçekleştirerek ‘Adabahçe’ adıyla bir proje yaşama geçirdik. Proje kapsamında daha önceden kullanılmayan belediyemize ait tarım arazilerini faaliyete soktuk. Arazileri çevre mahallelerdeki tarım kooperatifleriyle ortaklaşa işliyoruz. Elde edilen mahsulleri ise yine proje ile bağlantılı bir iş olan AdaMarket Ekspres aracı ile vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. 30 Ekim tarihinde Ege Denizi’nde meydana gelen deprem Kuşadası’nı da etkiledi. Depremin ardından tüm ekiplerimizle sahadaydık. Vatandaşlarımızın yardımına koştuk. Daha sonra ise kentsel dönüşüm müdürlüğü kurduk. Hasar görmüş binaların hızlı bir şekilde dönüşümüne destek vermek istedik. Hem de kentimizde geleceğe yönelik projeleri denetlemek istedik. Ayrıca kentsel dönüşümü teşvik etmek istiyoruz” dedi.

  • CHP’li Bülbül: Türkiye Cumhuriyeti, Anayasaya Aykırı Genelgeler Cumhuriyeti Haline Geldi

    CHP’li Bülbül: Türkiye Cumhuriyeti, Anayasaya Aykırı Genelgeler Cumhuriyeti Haline Geldi

    CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, “Türkiye Cumhuriyeti artık Anayasaya aykırı ’Genelgeler Cumhuriyeti’ oldu” dedi.

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı genelge ile toplumsal olaylarda görüntü ve ses kaydı alınması yasaklandı. Gerekçe olarak ise özel hayatın gizliliği ihlali gösterildi. CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül ise genelgeyle ilgili şunları söyledi:

    “İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ ÖRTMEYE ÇALIŞMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

    “Türkiye’de bir ucube sistem var. Bu ucube sistemin temelinde Saray rejimi var. Saray’da belirlenen kurallar topluma yönlendiriliyor. Normlar Hiyerarşisi bitmiş durumda. Yönetmelik, genelge, kanun, anayasa. Bu hiyerarşinin devamı mümkün değil bu sistemde. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ses ve görüntü kaydının alınmasına dair yayınladığı genelge özgürlükleri kısıtlayan, insan hakları ihlallerini örtmeye çalışmaktan başka bir şey değildir”

    “YENİ BİR SUÇ TİPİ YARATIYORSUNUZ”

    “Burada hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması var. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sadece kanunla olabilecek bir şeydir, bir genelge ile olamaz. Anayasamız açık. Anayasa’nın 13. Maddesi açıkça temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını, Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ancak kanunla sınırlanabilir diye açıkça hüküm vermiş. Siz ne yapıyorsunuz? Burada kolluk personelinin toplumsal olaylarda ses ve görüntü kaydının vatandaşlarca alınmasının yasaklanmasına dair genelgeyle siz insan hakları ihlallerini mi, özgürlükleri kısıtlayıp bu ihlalleri mi örtmeye çalışıyorsunuz. Yeni bir suç tipi yaratıyorsunuz. Hukuk devletlerinde bu tür özgürlüklerin kısıtlanması kabul edilebilir bir durum değil”

    “İFŞADAN NEDEN KORKUYORLAR?”

    “Hani demokrasiyi, özgürlükleri getireceklerdi? Hani İnsan Hakları Eylem Planını Sayın Cumhurbaşkanı çıkıp da 1 Mart’ta açıklamıştı. Orada demişti ki özgürlükler, kişilerin güvenliği ve ifade özgürlüğü sağlanacak denmişti. Polisler yasal bir şey yapıyorsa, kolluk kuvvetleri yasal bir şey yapıyorsa bunda korkulacak ne var? Vatandaş ses ve görüntü alıyorsa, bunda yasaya aykırı bir şey yoksa ifşadan neden korkuyorlar?”

    “KANUNA DAYANMAYAN GENELGELERLE MEMLEKET İDARE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    “Polisler 1 Mayıs’ta yaptıkları müdahalelerde şiddete varan davranışlar içinde bulundular. Bu çerçevede gazeteciler sesli ve görüntülü şekilde olayları aktarmak istediler. Yol TV Muhabiri Özge Uyanık bunu yaptı. 1 Mayıs’ta olayları görüntüleyen gazetecilik mesleğini yapan Özge Uyanık’ın ‘niye görüntülüyorsun?’ diyerek cep telefonunun üzerine bastılar. Bir gazetecinin basın özgürlüğünün engellenmesinden, vatandaşın haber ve bilgi alma hakkının engellenmesini görüyoruz burada. Gazeteciye ‘niye ses ve görüntü alıyorsun?’ diye cep telefonunu ezmeye kalkan polisin şiddeti ve ölçüsüzlüğü diğer vatandaşlara bu genelge çerçevesinde yapılmaya başlandı ve diyorlar ki bu bir genelgeye dayanıyor. Genelgeye neye dayanıyor? Genelge kanuna dayanmıyor. Kanuna ve Anayasa’ya dayanamayan genelgelerle bu memleket idare edilmeye çalışılıyor. Bu hukuk devleti değil, ucube bir sistem. Demokratik olmayan, özgürlüklerin bir kenara atıldığı bir sistem.”

    “VATANDAŞIN HAKLARI NE OLACAK?”

    “Bu sistemle sadece diyorlar ki Anayasa’nın 20. Maddesinde bulunan kişisel verilerin korunmasına ilişkin hakları polislerin, kolluk kuvvetlerinin ve 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanun’undaki hakları korunacak deniyor. Vatandaşın hakları ne olacak? Vatandaşın ifade özgürlüğü hakkı ne olacak? Düşünce, ifade özgürlüğü, kanaat hürriyeti ne olacak? Yaşam hakkı ne olacak? Kişi güvenliği ve hürriyeti nasıl korunacak? En önemlisi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkında belirlenen ifade özgürlüğü nasıl korunacak? Yasaya göre toplantı ve gösteri, yürüyüş hakkını kullanmak isteyen, barışçıl gösteri yapmak isteyen vatandaşlara karşı polis ölçüsüz ve şiddet içeren davranışlar içerisine girdiği zaman, vatandaş ses ya da görüntü alıyorsa neden bu suç olsun. Suç işleyeni ortaya çıkarmak ne zaman suç oldu. Kendini savunmaya kalktığı zaman ‘hayır sen suç işliyorsun’ diye vatandaşı gözaltına mı alacaksın? Bu, emniyetin çıkardığı genelge, kolluk kuvvetinin ölçüsüz şiddet uygulayan, anayasadan doğan hak ve hürriyetlerini kullanmak isteyen vatandaşların hak ve hürriyetlerini bir kenara itmek için yaptığı, yasaya aykırı eylemlerini örtmek için çıkarılan bir genelgedir. Böyle genelge olmaz.”

    “MEMLEKETİ TAMAMEN CEZAEVİ HALİNE GETİRİN”

    “AKP’nin Anayasa Mahkemeleri Kararları karnesi çok kötü. Özgür olmayan ülkeler statüsündeyiz şu an Türkiye olarak. İnsan hakları konusundaki samimiyetine kimse inanmıyor. O bakımdan açıklanan insan hakları eylem planları, yargı reformlarının tamamı sözdedir ve samimi değildir. İçki alım satımında da genelgede yok, vatandaşa diyorlar ki sen satmayacaksın. Bunda ise kanunda yok, genelge çıkarıyorlar. Polisin yaptığı işleri resmetmeyeceksin. Neden korkuyorsunuz? Hukuk devletinin en büyük özelliği, demokrasi ve özgürlüklerin korunmasıdır. Hak ve özgürlüklerin sınırlanmasının kanunla ve anayasal hükümlerle olmasıdır ama siz genelgelerle yapmaya başlıyorsanız artık genelgeler devleti haline geldik demektir. Genelgelerle hak kısıtlayın, özgürlükleri kısıtlayın ve memleketi tamamen cezaevi haline getirin. Böyle şey olmaz. Bu kabul edilemez. Anayasaya ve Hukuk Devleti ilkelerine aykırı genelge uygulanamaz.”

  • CHP’li Bülbül: Salgın Krizini Fırsata Çevirmek Bu Olsa Gerek!

    CHP’li Bülbül: Salgın Krizini Fırsata Çevirmek Bu Olsa Gerek!

    Cumhuriyet Halk Partisi Aydın Milletvekili TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, hukuka aykırı genelge ile ses ve görüntü alınmasını engelleyen iktidar, şimdi de polislere gazete toplattırıyor dedi.

    CHP Aydın Milletvekili Bülbül, son yayımlanan genelgeye tepki göstererek açıklamasında: “Hukuka aykırı genelgeyle eylemlerde gazetecilerin ve yurttaşların ses ve görüntü almasını engelleyen AKP iktidarı şimdi de gazeteleri toplattırıyor.

    Halkın haber alma hakkını, doğru bilgilere erişimini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Salgın krizini fırsata çevirmek bu olsa gerek!” dedi.

  • CHP’li Bülbül’den düzenlemeye tepki

    CHP’li Bülbül’den düzenlemeye tepki

    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, bugün Resmi Gazetede yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkındaki Yönetmeliğe “Kripto varlık ve hizmet sağlayıcılar” ibaresinin eklenmesi hakkında açıklama yaptı. Bülbül, kanunilik ilkesini ihlal ettiğini vurguladı.

    “Yönetmeliğin dayandığı Kanunda yükümlüler tanımlanmış durumda. Bunlar dışında belirlenecek yükümlülerin de Cumhurbaşkanınca tespit edileceği kanunda ifade edilmiş” diyen Bülbül, “Esas olan, Anayasa’nın 123. maddesi uyarınca idarenin kanuniliğidir. Hüküm altına alınan hususların çerçevesi kanunla çizilmeli, yönetmeliğe bırakılmamalıdır. Ayrıca, Anayasanın 2. ve 7. maddelerindeki hukuk devleti ilkesi ve yasama yetkisi de ihlal ediliyor. Mevcut fıkra tabi ki hiçbir kanuni sınır tanımıyor ve cumhurbaşkanı kimler kanun çerçevesinde yükümlü, kimler değil belirleyebiliyor. Bu sefer de “Kripto varlık ve hizmet sağlayıcılar”ı yükümlü tanımlamak istemiş ve bu durum yasama faaliyeti olmaksızın mevzuata girmiş. Ucube sistemin anayasaya aykırılıklarının bir örneği daha” dedi. 

  • CHP’li Bülbül: Polis şiddetinin kanıtlarını genelge ile yok edemezler

    CHP’li Bülbül: Polis şiddetinin kanıtlarını genelge ile yok edemezler

    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, “Bu genelge açıkça polis şiddetini örtmek için çıkarıldı. Kısaca şiddet uygulayanlar suçlu değil ama bunu görüntüleyenler suçlu olacak” dedi.

    Emniyet Genel Müdürlüğünün kolluk personelinin ses ve görüntü kaydının alınmasına dair yayınladığı genelgeyle ilgili CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül’den tepki geldi. Bülbül, iktidarın özgürlükleri ve insan hakları giderek kısıtladığını ifade ederek, “Tek adam rejimi güya insan hakları eylem planıyla demokrasiyi, özgürlükleri kuvvetlendirecekti. Daha bugün İnsan Hakları Eylem Planı hakkında Genelge yayımlandı ama evrensel ilkeler ve haklar ülkemizde tersine işliyor. Eylem planlarının için boş niyetin ise göstermelik olduğu Emniyetin genelgesiyle bir kere daha tescillendi. Artık polisin müdahalesi, şiddeti öyle bir noktaya ulaştı ki artık yaşam hakkı tehlike altında. Bu durumu yaratan iktidar, bunun önüne geçmek için çaba sarf etmek yerine polis şiddetini saman altı etmek için elinden geleni yapıyor” dedi.

    YURTTAŞIN GÖRÜNTÜ ALMASI KENDİNİ SAVUNMA ARACIDIR

    Bülbül genelgenin Anayasanın 20. maddesinde yer alan kişisel verilerin korunması hakkına ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununa dayandırıldığını belirterek, “İktidar kişisel verilere ve 2559 sayılı kanuna bu kadar önem veriyorsa önce kişisel verilerin nasıl kullanıldığı belli olmayan güvenlik soruşturmasına, 2559 sayılı Kanuna aykırı olarak, dur ihtarı bile yapmadan fiziki kuvvet ve silah kullanan polise baksın. Yurttaşın ifade özgürlüğü, yaşam hakkı, vücut bütünlüğü, toplanma ve yürüyüş hakkı ihlal edilirken görüntü almak kendini savunma aracıdır. Yurttaşın görüntü alması polis şiddetinin kanıtlarıdır ve bunu genelgeyle ile yok edemezler. Kimse kanun çerçevesinde görevini yapan polisi ifşa etmek istemez. Ortada bir hukuksuzluk var ve bu hukuksuzluk giderilmiyor ki yurttaşlar sesini duyurmak istiyor. Siz polis şiddetini sona erdirirseniz zaten yurttaşın kamerayla, sesle yaşanan ihlali ortaya çıkarma, kendini savunma gibi bir amacı olmaz. Bu durumda iktidara göre şiddet uygulamak suç oluşturmuyor ama faili ifşa etmek suç oluşturuyor” dedi.

    GENELGE CUMHURİYETİ

    Bülbül, hak ve özgürlüklerin genelgelerle kısıtlanamayacağını vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti artık Genelgeler Cumhuriyeti oldu. Kanun değişikliği gereken her iş genelgelerle oldubittiye getiriliyor. Hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir. Böylesine bir tedbirin genelgeyle getirilmesi ne uzaktan ne de yakından hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmıyor” dedi.

  • CHP’li BÜLBÜL; Alkol satmak da kullanmak da yasaldır

    CHP’li BÜLBÜL; Alkol satmak da kullanmak da yasaldır

    CHP Aydın Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, sokağa çıkma yasağı olduğu dönemde alkol satışının da yasak olmasını “İktidar olmak insanların yaşam tarzlarına, zevklerine karışma hakkını, yasaları çiğneme hakkını vermez” diyerek tepki gösterdi.

    Salgın nedeniyle alınan kısıtlamalar arasında bulunan alkol satışı yasağı 17 günlük sokağa çıkma yasağında da devam edecek. Hem alkol satışı yapan tekel bayileri hem de yurttaşlar duruma tepkili.

    CHP’li Bülbül, alkol satışının yasak olmasının AKP’nin yaşam tarzına müdahale olduğunu belirterek “Alkollü içkilerin alımı ve satımı 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda düzenlenmekte. Bu kanunda olmayan, sırf Cumhurbaşkanı buyurdu, İçişleri bakanı da ‘yasak’ dedi diye satışları durduramazlar. Bu açıkça kanuna aykırı. Alkol satmak da kullanmak da yasaldır. İktidar olmak insanların yaşam tarzlarına, zevklerine karışma hakkını, yasaları çiğneme hakkını vermez. Demokrasi ve özgürlüklerin gereği herkesin yaşam biçimine saygı duymaktan geçer. AKP bu ölçütün yanından bile geçemiyor” dedi.

  • Bülbül: Otoyol bahanesiyle tarlalara çöreklendiler!

    Bülbül: Otoyol bahanesiyle tarlalara çöreklendiler!

    CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, güzergah değişikliği ile gündeme gelen Aydın-Denizli Otoyol Projesini için “AKP iktidarı yol bahanesiyle yurttaşın tarlasına çörekleniyor” dedi.

    Aydın-Denizli Otoyol Projesinin güzergahının değiştiği, değiştirilen proje kapsamında yolun yurttaşların tarlalarından geçtiği gündeme geldi. CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, Meclis gündemine taşıdı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına ayrı ayrı soru önergeleri vererek konuyu Meclis’e taşıdı.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Bülbül, “Aydın ili Buharkent ilçesinin giriş ve çıkış güzergahının 3. kez revize edildiği ve revize sonucunda projenin Buharkent ve çevresinin sebze ihtiyacını temin eden tarım arazilerinden geçtiği söyleniyor. Ancak, bunun gibi değişiklikleri yapmak için belli süreçlerin tamamlanması gerekir. Öncelikle, proje için verilen 08.02.2017 tarihli ÇED Olumlu kararına konu olan ÇED Raporu, ilgili revizeleri kapsamıyor. Aynı şekilde, proje kapsamında yapıldığı iddia edilen revizeleri kapsayan imar planı değişiklikleri askıya çıkarılmamıştır. Kısaca AKP iktidarı yol bahanesiyle yurttaşın tarlasına çöreklenmeye çalışıyor.” dedi.

    Bülbül, idari süreçler dışında acele kamulaştırma sürecinin usulsüzlüğüne dikkat çekerek “Proje için 24 Eylül 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2973 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla Aydın-Denizli Otoyolu kapsamında ilgili alanların acele kamulaştırılması kararlaştırılmıştır. Ancak, söz konusu acele kamulaştırma kararının hangi koordinatları ya da ada ve parselleri kapsadığı belli olmadığı gibi, acele kamulaştırmanın sürecine ilişkin idare tarafından el atma davası dahi açılmadan bölgede çalışmalar başlatılmış, Buharkent’te zeytin ağaçları sökülmüştür. Hiçbir yargı süreci işletilmeden ve bedel tespiti yapılmadan arazide zemin etüdü yapılmaya başlandığı yurttaşlar tarafından ifade edilmiştir. Hukuk devletinin bittiği, vatandaşın emeklerinin, geçim kaynağının bir hiç uğruna ziyan edildiği bir noktadayız” ifadelerini kullandı.

    Bülbül, bahsi geçen bakanlıklara şu soruları sordu:

    1. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında kaç kez revize yapılmıştır ?
    2. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yapılan revizelerin bilimsel, teknik ve yasal gerekçeleri nelerdir?
    3. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında bağlantı yollarının bulunacağı koordinatlarda değişiklik yapılmış mıdır?
    4. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında bağlantı yollarının bulunacağı koordinatlarda değişiklik yapıldığına dair bir bildirim yapılmış mıdır?
    5. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yapıldığı iddia edilen revizelerle ilgili imar planı değişikliği başvurusu yapılmış mıdır ?
    6. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yapıldığı iddia edilen revizelerle ilgili imar planı değişikliği yapılmış mıdır ?
    7. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yapıldığı iddia edilen revizelerle ilgili imar planı değişiklikleri ne zaman askıya çıkarılacaktır ?
    8. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yapılan revizlerle ilgili yeniden ÇED süreci işletilmesi için başvuru yapılmış mıdır?
    9. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yaptığınız iddia edilen revize sonrasında bağlantı yollarının bulunacağı alanla ilgili ÇED kararı, kesinleşmiş imar planı, kamulaştırma işlemleri olmadan sebze tarımı yapılan alanlarda çalışma yapmanızın, zeytin ağaçlarını kesmenizin yasal dayanakları var mıdır ?
    10. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında, söz konusu otoyol güzergahının geçeceği tarım alanlarıyla ilgili tarım dışı amaçla kullanıma ilişkin Toprak Koruma Kurulu kararı alınmış mıdır?
    11. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında, söz konusu otoyol güzergahının tarım alanlarından geçmesi nedeniyle, kurumunuzdan görüş ya da olur istenilmiş midir?
    12. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında, söz konusu otoyol güzergahının tarım alanlarından geçmesiyle ilgili kurumunuzca verilmiş olumlu ya da olumsuz görüşler nelerdir ?
    13. Aydın-Denizli otoyolu güzergahının Buharkent sınırlarındaki kısmında yaptığınız iddia edilen revize sonrasında bağlantı yollarının bulunacağı alanla ilgili ÇED kararı, kesinleşmiş imar planı, kamulaştırma işlemleri olmadan sebze tarımı yapılan alanlarda çalışma yapılmasına, zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı hukuki bir girişimde bulunacak mısınız ?
  • Biden'a tepki gösteren Bülbül; Meselenin çözümü tarihçilerdedir

    Biden'a tepki gösteren Bülbül; Meselenin çözümü tarihçilerdedir

    CHP Aydın Milletvekili TBMM Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, ABD Başkanı Joe Biden’ın soykırım açıklamasına tepki gösterdi.

    CHP Aydın Milletvekili TBMM Adalet Komisyonu üyesi Bülbül, sosyal medyadan yaptığı açıklamada “ABD’nin 1915 olaylarıyla ilgili aldığı Soykırım kararı kesinlikle kabul edilemez. Bu meselenin çözümü siyasilerde değil tarihçilerdedir. 
    Ancak AKP’nin ısrarlı sürdürdüğü yanlış dış politikaları yüzünden siyasete alet edilmektedir.” dedi. 

  • Atay: Öncelikle kendi tarihlerine bakmalılar

    Atay: Öncelikle kendi tarihlerine bakmalılar

    Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay ABD Başkanı Joe Biden’ın soykırım açıklamasına tepki gösterdi.

    Efeler Belediye Başkanı Fatih Atay, sosyal medyadan yaptığı açıklamada “ABD Başkanı’nın 1915’te yaşanan acı olayları “soykırım” olarak nitelendirmesini reddediyor, şiddetle kınıyorum. Ülkemizi töhmet altında bırakan bu açıklamayı yapanların öncelikle kendi tarihlerine bakmasını tavsiye ediyorum” dedi. 

  • Savaş'tan hem ABD Başkanı'na, hem HDP'ye sert tepki

    Savaş'tan hem ABD Başkanı'na, hem HDP'ye sert tepki

    AK Parti Aydın Milletvekili, TBMM KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş, 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen ABD Başkanı Joe Biden’e sert tepki göstererek, “Batı, popülist siyasi ifadelerle utanç tarihini gizleyemez.” dedi.

    Sosyal medya hesaplarından yaptığı iki ayrı paylaşımında Hem ABD Başkanı Joe Biden’e, hemde Biden’in sözde soykırım açıklamasına destek veren HDP’ye tepki gösteren AK Parti Aydın Milletvekili, TBMM KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş, ABD Başkanı Joe Biden’ın, 1915 olayları için hiçbir hukuki dayanağı olmadığı halde “soykırım” ifadesini kullanmasını şiddetle kınadığını belirterek, “Bu yalanı reddediyoruz” dedi.

    Açıklamasında, “Batı, popülist siyasi ifadelerle utanç tarihini gizleyemez. Tarihi şanla ve şerefle dolu milletimizi, kendileriyle karıştırmasınlar!” uyarısında bulunan AK Parti Aydın Milletvekili, TBMM KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş’ın, HDP’nin bu konuda ki tutumuna da tepkisi sert oldu.

    Savaş, HDP’ye yönelik paylaşımda; “24 Nisan Sözde Ermeni Soykırımı yalanını savunmakta beis görmeyen HDP, yine milletine düşman ve yine devletine ihanet içerisinde bir tavır sergilemiştir.

    Şaşırdık mı: ELBETTE HAYIR!. Millet ittifakı şaşırdı mı peki HDP’nin bu tepkisine?” ifadelerini kullandı.

  • Bülbül; Halk sağlığı ticari sır olmuş!

    Bülbül; Halk sağlığı ticari sır olmuş!

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, termik santrallerin saldığı zararlı gazlar için yapılması gereken sürekli emisyon ölçüm verilerini “ticari sır olduğunu” belirterek açıklamadı.

    CHP Aydın Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, Türkiye’deki özelleştirilen termik santralleri hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Bülbül önergesinde, santrallerin hangi iyileştirmeleri yapması gerektiği, ölçüm cihazlarının olup olmadığı ve sürekli emisyon ölçüm sonuçlarını sordu.

    CHP’li Bülbül’ün önergesine yanıt veren Bakan Kurum, yatırım ve iyileştirmelerle ilgili bilgi vermezken, termik santrallerin saldığı zararlı gazlar için yapılması gereken sürekli emisyon ölçüm verilerini “ticari sır olduğunu” söyledi:

    “Termik santralleri bacalarında kurulu bulunan sürekli emisyon ölçüm sistemlerinden elde edilen ölçüm sonuçları Bilgi Edinme Kanunu’nun 23. Maddesi ‘Ticari Sır’ başlığında yer alan hususlar kapsamında değerlendirildiği için kamuoyu ile paylaşılamamaktadır.” 

    NEYE GÖRE TİCARİ SIR?

    Bakan Kurum’un yanıtını değerlendiren Bülbül, “Yurttaşlarımızın yaşam alanları katledilirken salınan gazlar nedeniyle sağlıkları bozulmaktadır. Bir kişinin yaşamını etkileyen, çevresel risk oluşturan faaliyetler nasıl ticari sır olabilir. Santrallerin ölçüm verileri ilgili kanunun hangi hususları kapsamında ticari sır olmuş Bakan bunu açıklamalı. Bu veriler kamusal bilgidir ve süreç şeffaf yönetilmelidir” dedi.

    Soru önergesine düzgün bir yanıt alamadığını belirten Bülbül, “Gönderilen yanıt sadece kağıt israfıdır. Kahramanmaraş Afşin A, Kütahya Seyitömer, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal, Zonguldak Çatalağzı, Manisa Soma, Orhaneli, Muğla Yatağan, Afşin B ve Çayırhan Termik Santrallerinde hangi yatırımların yapıldığı yanıtsız. Hangi santralin iyileştirilmesi tamamlandı, yanıtsız. Bu cevaplar Bakanlıkta var ama sır gibi saklanıyor. Bunlar ticari değil Bakan sırrı” dedi.

    ÖLÇÜM SİSTEMLERİ ÇALIŞMIYOR

    CHP’li Bülbül, önergeye verilen yanıtta bahsi geçen santrallerde sürekli emisyon ölçüm sistemlerinin kurulu olduğu belirtilse de sistemlerin çalışmadığını iddia etti. Bülbül, “Sistemler kurulu ama Bakanlığa veri gitmiyor. Örneğin iki hafta önce Ankara’daki Çayırhan A termik santralinde baca gazı arıtma sistemi yandı. Santraldeki bu durum nedeniyle veriler uzun süre öğrenilemez. Bu santraldeki ölçümleri nasıl elde etmeyi düşünüyorlar?” dedi.

  • CHP’li Bülbül kaçak kazıyı Bakan’a sordu

    CHP’li Bülbül kaçak kazıyı Bakan’a sordu

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın Umurlu Organize Sanayi Bölgesinde izinsiz yapılan jeotermal faaliyetler için yapılan kazıyı Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a sordu. Bülbül, “Salgın döneminde jeotermallerle ilgili her türlü barışçıl ve hak savunuculuğu eylemleri yasaklanırken ve yurttaşlara maske ve mesafe bahane edilerek idari para cezaları kesilirken izinsiz kazıların devam etmesi ve bu kazılara göz yumulması kabul edilmez” dedi.

    Aydın Umurlu Organize Sanayi Bölgesi’nde, 15 Nisan 2021 günü saatler süren elektrik kesintisinin nedeninin Karyek Jeotermal isimli firmanın elektrik dağıtım şirketi AYDEM’e haber vermeden yaptığı kazının olduğu ortaya çıkmıştı.

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül konuyu Meclis’e taşıdı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Bülbül, “Yapılan kazıda organize sanayi bölgesini besleyen müstakil elektrik kablolarının kopartıldığı ve sanayi kuruluşlarının da kesinti sebebiyle üretim yapılamadığından büyük zarara uğradığı ifade edilmiştir. Salgın döneminde jeotermallerle ilgili her türlü barışçıl ve hak savunuculuğu eylemleri yasaklanırken ve yurttaşlara maske ve mesafe bahane edilerek idari para cezaları kesilirken izinsiz kazıların devam etmesi ve bu kazılara göz yumulması kabul edilmez” dedi.

    CHP’li Bülbül Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:

        1. Adı geçen firma hangi proje kapsamında faaliyetlerini yürütmektedir?
        2. Proje hakkında ÇED süreci yürütülmüş müdür?
        3. Firmanın ilgili proje kapsamında kazıyı yapmak için izinleri mevcut mudur?
        4. Kazı projenin hangi faaliyeti kapsamında yapılmaktadır?
        5. Bölge ekonomisinde gerçekleşen mevcut zarar kapsamında oluşan zarar ne kadardır?
        6. Ortaya çıkan zararın nasıl telafi edilmesi planlanmaktadır?
        7. İlgili firmaya herhangi bir yaptırım uygulanacak mıdır?
        8. Yaptırım uygulanacaksa bu yaptırım nedir, para cezası ise değeri ne kadardır?
  • Milletvekili Sezgin: Aydın-Denizli Otoyolu için ne kadar tarım arazisi yok edilecek?

    Milletvekili Sezgin: Aydın-Denizli Otoyolu için ne kadar tarım arazisi yok edilecek?

    İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, ihalesi geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen Aydın-Denizli Otoyolu projesi kapsamında Büyük Menderes Havzası’nda kaç dönüm meyve ve tarım arazisinin kamulaştırılacağını Meclis gündemine taşıdı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergede Aydın Sezgin, proje kapsamında 140 kilometre otoyol, 23 kilometre bağlantı yolu olmak üzere toplam 163 kilometre uzunluğunda yol inşa edileceğini belirterek, toplam kaç dönüm tarım arazisinin kamulaştırılacağının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.

    “BÜYÜK MENDERES EKOSİSTEMİ NASIL ETKİLENECEK?”

    Aydın’da faaliyet gösteren çeşitli kurum ve STK’ların açıklamalarına göre, Aydın-Denizli otoyolu için 25 bin dönüm meyve bahçesi ve tarım arazisinin yok edileceğinin belirtildiğini ifade eden Sezgin, proje nedeniyle Büyük Menderes Havzası’nda ekosistemin nasıl etkileneceğine ilişkin ne tür çalışmalar yapıldığının açıklanmasını istedi.

    İYİ Partili Sezgin ayrıca önergesinde, otoyolun tarım ve çevre üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerini bertaraf etmeye yönelik ne gibi tedbirler alındığının da kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.

  • DEVA Partisi’nden Kuşadası Belediyesi’ne nezaket ziyareti

    DEVA Partisi’nden Kuşadası Belediyesi’ne nezaket ziyareti

    Deva Partisi Kuşadası İlçe Başkanlığı kurucu üyeleri, Kuşadası Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Kurucu üyeler, Başkan Vekili Özgün Limoncu tarafından karşılandı.

    Kuşadası Belediye Başkan Vekili Özgün Limoncu, Deva Partisi Kuşadası İlçe Başkanlığı kurucu üyeleriyle bir araya geldi. Başkanlık makamında gerçekleşen görüşmede partinin kurucu üyeleri, Başkan Vekili Özgün Limoncu’ya Kuşadası’nda yapmayı planladıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Başkan Vekili Özgün Limoncu ise Deva Partisi Kuşadası İlçe Başkanlığı kurucu üyelerine nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti.

  • Mimar Sinan Üniversitesi Meclis Gündeminde

    Mimar Sinan Üniversitesi Meclis Gündeminde

    CHP Aydın Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne aktarılmasını Meclis’e taşıdı.

    Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin Fındıklı Yerleşkesindeki Cemile Sultan Sarayının da Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aktarılmasının ardından, yerleşkedeki tüm binalar vakıflara ait olmuş oldu. Konuyu Meclis’e taşıyan CHP’li Süleyman Bülbül, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    CHP’li Bülbül önergesinde, sarayın 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 30. Maddesine dayanarak devredildiğini ancak maddenin mülkiyet hakkına, anayasaya ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirterek, “Bu kapsamda Cemile Sultan Sarayının vakfa devredilmesiyle kamuoyuyla paylaşılması gereken hususlar mevcuttur” ifadelerine yer verdi.

    Bülbül önergesinde Bakan Ersoy’a şu 6 soruyu sordu:

    1. Cemile Sultan Sarayı 5737 sayılı kanunun 30. maddesinde bahsi geçen üç kriteri nasıl sağlamaktadır?
    2. Cemile Sultan Saray’ı vakıf suretiyle mi yapılmıştır?
    3. Yapılan devirle Saray hangi vakfa devredilmiştir?
    4. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin tescil sonrasında yapmış olduğu açıklamada sembolik bir kira ödeyeceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda ödenecek kira ne kadardır?
    5.  Binanın vakıf adına tescil edilmesi ile ne amaçlanmaktadır?
    6. Binanın kullanım şekliyle ilgili bir değişiklik olacak mıdır?
  • Milletvekili Sezgin; JES’ler yüzünden insan sağlığı hiçe sayılamaz

    Milletvekili Sezgin; JES’ler yüzünden insan sağlığı hiçe sayılamaz

    İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, seçim bölgesi Aydın’da kamuoyunun öncelikli gündem maddelerinden JES’ler hakkında basın açıklaması yaptı.

    Jeotermal Enerji Santralleri (JES) yüzünden insan sağlığının hiçe sayılmasının kabul edilemeyeceğini söyleyen İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, “İYİ Parti olarak bu talan ve tehditle mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz” dedi.

    Milletvekili Aydın Adnan Sezgin açıklamasında şunları söyledi:  “Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında verilen desteklere ilişkin 2 Şubat 2021 tarih ve 7/40788 sayılı soru önergeme Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez tarafından verilen yanıtta enerji yatırımlarında insan sağlığı, çevre, tarım ve hayvancılık üzerindeki olumsuz etkilerin dikkate alınmadığı teyit edilerek, sadece işletme maliyetlerinin ve karlılığın göz önünde bulundurulduğunun altı çizilmiştir. Soru önergesinde yönelttiğim ‘YEKDEM kapsamındaki destek miktarları hangi kriterler göz önünde bulundurularak belirlenmektedir? YEKDEM kapsamındaki en yüksek desteğin, çevreye ve doğaya en zararlı enerji santralleri olan JES ve HES’lere verilmesinin sebebi nedir?’ şeklindeki sorularıma verilen yanıtta Sayın Bakan, ‘Türkiye’nin toplam elektrik enerjisi üretimindeki yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payının ve kaynak çeşitliliğinin artırılması suretiyle elektrik enerjisi üretiminde dengeli bir portföy oluşturulması hususu Bakanlığımızın temel politikasıdır. Yurt sathında kurulacak yeni elektrik santralleri bu minvalde değerlendirilmektedir’ ifadeleri kullanılarak, enerji yatırımlarında çevresel risklerin, insan sağlığı, tarım ve hayvancılık üzerindeki olumsuz yansımaların dikkate alınmadığı teyit edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ZARARI DOĞRULANMIŞ”

    “Bakanlık, ‘YEKDEM düzenlemesi, kaynakların etkin yönetimi gözetilerek yatırım ve işletme maliyetleri çerçevesinde belirlenmiştir’ şeklindeki ifadeleriyle, JES ve HES’ler başta olmak üzere enerji yatırımlarında yalnızca ekonomik değerlendirme yapıldığını bir defa daha ortaya koymuştur” diyen Milletvekili Sezgin, “İnsan sağlığı, çevre, tarım ve hayvancılık üzerindekiler başta olmak üzere, zararları pek çok araştırma ve rapor ile doğrulanmış olan jeotermal enerji santrallerinin teşvikine ısrarla devam edilmektedir. Ülkemizin toplam enerji ihtiyacına marjinal katkısı oldukça düşük olan ve birkaç enerji şirketine rant yaratmaktan başka ekonomik katkısı bulunmayan JES’ler uğruna Aydın’da tarımın, doğal değerlerin ve insan sağlığının riske atılıyor olması kabul edilebilir değildir. İYİ Parti olarak bu talan ve tehditle mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz!” dedi.

  • Başkan Günel: Büyükşehir Belediyemizin hizmetleri kitapçıklara sığmaz

    Başkan Günel: Büyükşehir Belediyemizin hizmetleri kitapçıklara sığmaz

    Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kabul edilen 2020 Faaliyet Raporu ile ilgili konuşan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, “Bazı hizmetleri videolara, kitapçıklara sığdırmak kolay değil. Meclis üyesi arkadaşlarımız bir gezi yaparak yaşama geçirilen hizmetleri yerinde görsünler, vatandaşlarımızın memnuniyetini bizzat kendileri değerlendirsinler” dedi.

    Aydın Büyükşehir Belediyesi Nisan Ayı Olağan Toplantısı, Şükran Güngör-Yıldız Kenter Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantıda 2020 yılı faaliyet raporu oy çokluğuyla kabul edildi. Faaliyet ve denetim raporları ile ilgili olarak eleştiride bulunan AK Partili Meclis Üyesi Neşe Menderes’e yanıt ise Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’den geldi.

    Faaliyet raporu ile ilgili olarak söz alan Başkan Ömer Günel, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na ve ekibine teşekkür ederek “Bilindiği üzere 2020 yılı sadece ülkemizde değil tüm dünyada pandemi ile mücadele halinde geçmiş ve buna bağlı olarak ekonomik olarak büyük bir durgunluk yaşanmıştır. Ancak bu durgunluğa rağmen Büyükşehir Belediyemizin yatırım ve hizmetleri hız kesmeden devam etmiştir. Faaliyet raporunda ve sunumda gördüğümüz, ayrıca bu şehrin bir vatandaşı olarak bizzat şahit olduğum üzere hizmet ve yatırımlar katlanarak devam etmiştir” dedi.

    HİZMETLERİ ANLAMAK İSTEYENLERE GEZİ DÜZENLENEBİLİR

    Bazı hizmetleri videolara, kitapçıklara sığdırmanın çok kolay olmadığına dikkat çeken Başkan Ömer Günel “Benim bu konuda bir önerim var. Meclis üyesi arkadaşlarımız, mümkünse Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve Büyükşehir bürokratlarımızın talimatıyla bir gezi planlasınlar ve yapılan hizmetleri yerinde görsünler. Vatandaşlarımızın memnuniyetini bizzat kendileri değerlendirsinler. Biz Kuşadası’nda bunu iki kez yaptık fakat maalesef muhalefet meclis üyesi arkadaşlarımız bu geziye katılmadılar. Ben sizin böyle bir gezi talep etmenizi tavsiye ederim. Böylece burada soyut eleştiri yapmak yerine yapılan çalışmaları somut olarak görme ve o şekilde değerlendirme şansı yakalarsınız” diye konuştu. AK Parti’li Meclis Üyesi Neşe Menderes’in Denetim Komisyonu Raporu ile ilgili olarak yaptığı eleştirilere de yanıt veren Başkan Ömer Günel, “Denetim Komisyonunda AK Parti’li meclis üyeleri de bulunuyor. Bu durumda kendi arkadaşlarınızı da eleştirmiş oldunuz” dedi.

    2020 YILINDA DA ÖRNEK BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI

    Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin 2020 yılında da örnek bir belediyecilik anlayışına imza attığını vurgulayan Başkan Ömer Günel şöyle konuştu: “Büyükşehir Belediyemizin kentimizde yaşayanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan örnek belediyecilik anlayışı ile sürdürülebilir, yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik hizmetleri kapsamında 2020 yılında da şehrimizin her köşesinde yatırımlar yaptığı görülmüştür. Kentimize yeni bir çehre kazandıracak olan toplam 177 bin metrekare büyüklüğe sahip Aydın Tekstil Alanının restorasyonu buna örnektir. Yatırım tamamlandığında bu alan Ege Bölgesi’nin cazibe merkezi haline gelecektir. Bunun yanında Kuşadası merkezinde 10 bin metrekarelik Tariş arazisinde restorasyon çalışmaları başlamış olup proje bitiminde yeşil alanlar, sosyal kültürel alanlar, yer altı otoparkı ve hizmet binası gibi birçok alan vatandaşlarımızın hizmetine sunulacaktır. Ayrıca Büyükşehir Belediyemizin yol ve alt yapı hamlesi hem merkezde hem de kırsalda 2020 yılında da hız kesmeden devam etmiştir. Yapılan 21 bin milyon 700 bin yola ilave olarak 2 buçuk milyon metrekare yeni yol yapılmış, alt yapının da yenilenmesi ile birlikte şehrimizin daha da modern bir hale gelmesi için önemli adımlar atılmıştır. Öte yandan Otizm Merkezi yapılarak özel eğitime gereksinim duyan otizmli evlatlarımıza hizmet verilmeye başlanmıştır. Çocuklarımızın eğitimi için Efeler ilçesi Girne Mahallesi’nde kreş yapımı tamamlanmıştır. Didim’de balıkçı teknelerinin barınması amacıyla Mavişehir Halk Marinası açılmıştır. Bunların yanı sıra tarımsal kalkınmanın önünü açarak binlerce ailenin ekonomik değer yaratmasına katkıda bulunmuştur. Üreticiye destek, tüketiciye hizmet anlayışı ile yola çıkılan Ege Et ile hem besicimize destek sağlanırken hem de geniş ürün portföyü ile halkımızın beklentilerine cevap verilmiştir. Ege Et mağazalarında kadın kooperatifleri tarafından üretilen ürünlere yer verilerek yerel ekonomiye katkı sağlanmıştır. Bunların yanında kültürel miras korunmuş, bölge turizmine katkı yapılmıştır.”

    PANDEMİ İLE MÜCADELEDE DE FARKINI ORTAYA KOYDU

    Başkan Ömer Günel, Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürdüğü dezenfeksiyon çalışması, maske üretimi ve sosyal yardımlar ile pandemi ile mücadelede de farkını ortaya koyduğuna dikkat çeken Başkan Ömer Günel “Büyükşehir Belediyemiz ve bağlı şirketleri ‘Halk ister, Büyükşehir yapar’ prensibi ile 2020 yılında da vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına karşılık vermiştir. Şehrimizin büyüdüğünü ve geliştiğini görmenin haklı gururunu ve mutluluğunu bizlere yaşatan başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu olmak üzere emeği geçen bürokratlarımıza, emekçi personellerimize ve değerli meclis üyelerimize şahsım ve grubum adına teşekkür ediyorum” dedi.