Kategori: Siyaset

  • "Tarım ve orman sektörü, rekorların kırıldığı bir sektör oldu"

    "Tarım ve orman sektörü, rekorların kırıldığı bir sektör oldu"

    AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, tarım ve orman sektörünün, Cumhuriyet tarihi rekorlarının kırıldığı bir sektör haline geldiğini söyledi.

    Türkiye’nin sektörde 2003 yılından bu yana son 17 yılın 14’ünde büyüme gösterdiğini ifade eden AK Partili Yavuz, “Ülkemizin ekonomisi ve sosyal yapısında en önemli sektörlerin başında gelen tarım ve ormancılık, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemimiz sayesinde daha etkin ve kararlı politikalar uygulayan Tarım ve Orman Bakanlığımızın sayesinde ekonomimize önemli katkılar sağlayan bir sektör olmaya devam etmektedir. Türkiye, sektörde 2003 yılından bu yana son 17 yılın 14’ünde büyüme göstererek bugün önemli birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır. Tarım sektörümüz 2019 yılını yüzde 3,7 büyüme ile tamamlamıştır. 2020 yılı birinci çeyrekte yüzde 2,1, ikinci çeyrekte yüzde 4,3, üçüncü çeyrekte yüzde 6,2 büyüme göstermiştir. Türkiye tarım sektörü Dünya Bankası verilerine göre 2003-2019 döneminde ortalama yüzde 2,8’lik büyüme ile birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır.” dedi.

    “AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TARIMSAL GÜCÜ OLDUK”
    2002-2019 dönemindeki bitkisel, hayvansal ve toplam tarımsal üretim değerleri hakkında açıklamalarda bulunan Milletvekili Yavuz, “Bitkisel Üretim Değeri yüzde 506 artışla 32,3 milyar TL’den 195,8 milyar TL’ye, Hayvansal Üretim Değeri yüzde 1.202 artışla 19,9 milyar TL’den 259,2 milyar TL’ye, Toplam Tarımsal Üretim Değeri yüzde 774 artışla 52,1 milyar TL’den 455 milyar TL’ye yükselmiştir. Tarım sektörü GSYH’si son 17 yılda 36,9 milyar TL’den 277,5 milyar TL’ye yükselerek toplam GSYH’ye yüzde 6,4 katkı sağlamıştır. 2020 yılı Ocak-Eylül döneminde GSYH bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artış göstermiş ve 248,5 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2002-2019 dönemi GSYH’de yüzde 652 artış göstererek milli gelire katkımız ile Avrupa’nın en büyük tarımsal gücü olduk. 2019 yılında 193 ülkeye, 1.827 çeşit tarımsal ürün ihraç edildi. 18 milyar dolar ihracat, 12,7 milyar dolar ithalat yapıldı. Dış ticaret fazlası ise 5,3 milyar dolar olmuştur. 2020 yılı ilk 9 ayında ise Covid-19 salgınına rağmen 13,3 milyar dolar tarım ve gıda ürünleri ihracatı yapılmıştır. Hayvansal ürün ihracatında Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık Canlı hayvan, hayvansal ürün ve su ürünleri ihracatımız 9,5 kat arttı. 2002 yılında canlı hayvan ve hayvansal ürün İhracatımız 246,4 milyon dolar, İthalatımız 98,6 milyon dolar iken 2019 yılında ihracatımızı 2 milyar 345 milyon dolar seviyesine çıkarırken, ithalat oranını 1 milyar 82 milyon dolar seviyesinde tutmayı başardık. İhracat ve ithalat arasında dengelere baktığımızda 2002 yılında denge rakamı 147,8 milyon dolar iken 2019 da 1 milyar 263 milyon dolar seviyesindedir. 2020 yılına baktığımızda ise Ocak-Eylül ayları içerisinde ihracatımız 1 milyar 604 milyon dolar iken ithalatımız ise sadece 487,7 milyon dolar aradaki denge 1 milyar 116 milyon dolardır.” diye konuştu.

    “ÜRETİM 27 BİN TONDAN 200 BİN TONA YÜKSELDİ”
    Milletvekili Yavuz, şunları kaydetti: “Su ürünleri ihracatımız son 18 yılda yaklaşık yüzde 645 oranında artarak 27 bin tondan 200 bin tona yükselmiştir. İhracat değeri ise 2002 yılına göre yüzde 961 artış göstermiş ve 1.026 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizin orman ürünleri ithalatı 2001 yılında 168 milyon dolar iken, 2018 yılında bu değer yüzde 492 artışla 827 milyon dolara yükselmiştir. Orman ürünleri ihracatı ise, 2001 yılında 109 milyon dolar düzeyinde iken, 2018 yılında yüzde 757 artışla bu değer 826 milyon dolar düzeyine yükselmiştir. Yine ahşap ürünlerle ilgili ilk kez 2018 yılında ihracat ithalat dengesi sağlanmış olup, 2019 yılında 885 milyon ihracata karşılık, 406 milyon dolar ithalat yapılarak ilk kez bu sektörde cari fazla verilmiştir. 2019 yılı odun dışı orman ürünleri ihracatımız 1,1 milyon dolar olarak gerçekleşmiş, 2020 yıl sonuna kadar 1,3 milyon dolar olması beklenmektedir. Çiftçilerimizin en önemli girdisi olan mazot ve gübre desteklemelerine devam edilmektedir. Mazot maliyetinin yüzde 50’si desteklenmektedir. Mevcut gübre desteklerine ilaveten tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması için 2019 üretim yılında organik ve organomineral gübre kullanan üreticilerimize 10 TL/da destekleme uygulaması başlatılmıştır. Çiftçilerimize üretim maliyetleri ile iç ve dış fiyatlar dikkate alınarak fark ödemesi desteği verilmektedir. Fark ödemesi desteği, buğday, arpa, çavdar, yulaf, çeltik, dane mısır, tritikale, kuru fasulye, nohut, mercimek, yağlık ayçiçeği, kütlü pamuk, soya, aspir, kolza, yaş çay, zeytinyağı ve dane zeytin olmak üzere toplam 18 üründe uygulanmaktadır. Arz ve talep durumu ile üretici maliyetleri dikkate alınarak kütlü pamuk ve yağlık ayçiçeğine yapılan fark ödemesi desteklerinde artış söz konusudur. Kütlü pamuk fark ödemesi desteği yüzde 37,5 artışla kg başına 110 kuruş, yağlık ayçiçeği fark ödemesi desteği yüzde 25 artışla kg başına 50 kuruşa çıkarılmıştır.”

    “153 MİLYAR TL HİBE DESTEK ÖDENMİŞTİR”
    Yavuz, açıklamasına şu şekilde devam etti: “Su ürünleri yetiştiriciliği 2003 yılında ilk kez destek kapsamına alınmıştır. Bugüne kadar 1,350 milyar TL destek ödenmiştir. Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması programı kapsamında 2017 yılında 7 milyon TL, 2018 yılında 8,2 milyon TL ve 2019 yılında 12,8 milyon TL olmak üzere toplam 28 milyon TL ödeme yapılmıştır. 2002 yılında 1,8 milyar TL olan tarımsal destek miktarı, 2019 yılında 17,2 milyar TL’ye (İlave ödeneklerle birlikte), 2020 yılında yüzde 28 artışla 22 milyar TL’ye yükseltilmiştir. Genel Bütçeden ayrılan pay çerçevesinde 2003-2020 Kasım döneminde toplam 153 milyar TL hibe destek ödenmiştir. 2020 Kasım ayı itibariyle 18,4 milyar TL destek ödenmiş olup, ödemeler devam etmektedir. 2020 yıl sonu itibariyle son 18 yılda çiftçilerimize toplam 157 milyar TL nakit hibe destek sağlanmış olacaktır. 2021 yılında ise üreticilerimize yaklaşık 22 milyar TL tarımsal destek sağlanması planlanmaktadır. Bir milyar lira İlave yedek ödenekle birlikte üreticilerimize 23 milyar TL destek vermiş olacağız.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde, sonuca odaklı bütüncül yaklaşım ve uygulamaları ile tarım orman sektörünü Cumhuriyet tarihimizde rekorların kırıldığı bir sektör haline getiren Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2021 yılı bütçesinin, milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, her zaman üreticilerimizin yanında olan ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyor, Tarım ve Orman Bakanımız Sn. Dr. Bekir Pakdemirli’ye teşekkür ediyorum.”

  • CHP’li Bülbül o konuşmayı bakana sordu

    CHP’li Bülbül o konuşmayı bakana sordu

    CHP Aydın Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, Sincan Cezaevi’nde görülen 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü davası öncesi hakimin Cumhurbaşkanı danışmanı ile telefonda görüştüğü yönündeki haberleri Adalet Bakanı’na sordu. 
    Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Bülbül, önergede basına yansıyan olayı şöyle anlattı:
      
    “20 Ekim 2020 tarihinde görülen duruşmasında, mahkeme başkanının duruşmaya geç kalması üzerine üye hakim, diğer üyeye, “Başkan nerede?” diye sorması ve üye hakimin “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanı ile görüşüyor” dediği mikrofonun açık kalması nedeniyle salonda duyulmuştur. Sanık bunun üzerine “reddi hakim” talebinde bulunmuşlar ancak talep reddedilmiştir.”
     
    MAHKEMENİN BAĞIMSIZLIĞI KALMADI
    Anayasa’nın 138’inci maddesindeki “Mahkemelerin bağımsızlığı” hükmünü hatırlatan Bülbül, “Ancak 20 Ekim tarihinde yaşanan somut olay sonrasında bağımsızlığı ve tarafsızlığı şüpheye düşen hakimin davayı görmeye devam etmesi Anayasa’ya aykırıdır” dedi.

    Bülbül, Bakan’ Gül’e şu soruları yöneltti: 
    1-Söz konusu olayın ardından mahkemeye heyeti hakkında HSK tarafından soruşturma başlatılmış mıdır? 

    2-Taraflılığı açık olan heyet hakkında neden sanıkların “reddi hakim” talebi reddedilmiştir? Gerekçesi nedir?

    3-Cumhurbaşkanı danışmanı ya da Cumhurbaşkanı avukatı sıfatıyla bası kişilerin soruşturma ya da kovuşturma aşamasında yargıya müdahale ettikleri iddiaları uzun süredir gündemdedir. 20 Ekim tarihli duruşmada yaşanan bu olay ise iddiaların kanıtı niteliğindedir. Bu olay ve benzer iddialarla ilgili bir soruşturma yürütülmekte midir? 

  • Kılıçdaroğlu ile Aksakal görüştü

    Kılıçdaroğlu ile Aksakal görüştü

    DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilegerçekleştirdiği görüşmeden sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’ye ilişkin yaptığı parti kapatma açıklamasını değerlendirdi.
     
    Yurt Gazetesi’nde yer alan haberde DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HDP’nin kapatılması tartışmalarına ilişkin, “Bir siyasi partiyi kapatmak aynı suçu işleyecek insanların bir başka parti kurmasına engel teşkil etmiyor. Eğer HDP içerisinde Türk Ceza Kanununa, devlet geleneğine, bağımsızlığına, halkın huzuruna yönelik suç işleyen unsurlar varsa devletin vakit geçirmeden yargı sisteminin bunları ortaya çıkarması ve adalete teslim etmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.

    Aksakal, CHP Genel Merkezinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyarette bulundu. Parti merkezine gelişinde CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke tarafından karşılanan Aksakal, daha sonra Kılıçdaroğlu ile buluştu.
     
    Görüşme sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Aksakal, ekonomi ve hukuk reformu çalışmalarına ilişkin partisinin önerilerini CHP yönetimiyle paylaştıklarını belirtti. Devletin, özel sektörün gücünü aşan üretim alanlarına dönük yatırımları gerçekleştirmesinin ve piyasalarda düzenleyici rol oynamasının zorunlu olduğunu kaydeden Aksakal, bu nedenle Türkiye’nin zaman geçirmeden karma ekonomi modeline geçmesini talep etti.

    Toplumun devlete güvenini sağlamak için yapması gerekenlere işaret eden Aksakal:
    “Toplumda güveni sağlamak, gelişmiş demokrasilerdeki hukukun üstünlüğünü merkezine alan ‘Adalet yerini bulsun isterse kıyamet kopsun.’ düsturunun karşılık bulduğu, üzerinde baskı ve vesayetin olmadığı bağımsız yargının yeniden tesisiyle mümkün olacaktır.”

    Suçu kurumlar değil kişiler işler. Bir siyasi partiyi kapatmak aynı suçu işleyecek insanların bir başka parti kurmasına engel teşkil etmiyor. Dolayısıyla parti kapatmakla umulan yarar elde edilemez.

    Eğer HDP içerisinde Türk Ceza Kanununa, devlet geleneğine, bağımsızlığına, halkın huzuruna yönelik suç işleyen unsurlar varsa devletin vakit geçirmeden yargı sisteminin bunları ortaya çıkarması ve adalete teslim etmesi gerekiyor.

    Bunun dışında öyle çat kapı ‘partiyi kapatırız, kapısına kilit asarız’ gibi anlayışın demokrasilerde, hele hele hukuk ve demokrasi reformu arayışının bulunduğu bir dönemde konuşulması abesle iştigaldir.” dedi.

  • İlçe Başkanı Gürbilek: Hükümet kriz yönetiminde sınıfta kaldı

    İlçe Başkanı Gürbilek: Hükümet kriz yönetiminde sınıfta kaldı

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kuşadası İlçe Başkanı Mehmet Gürbilek, AKP iktidarının koronovirüs salgın sürecini düzgün şekilde yönetemediğine dikkat çeken bir açıklama yaptı. Hükümetin yaptığı çalışmalarla sınıfta kaldığını belirten Gürbilek, “kriz yönetiminde çuvalladılar” dedi.
           
    CHP Kuşadası İlçe Başkanı Mehmet Gürbilek, Ak Parti hükümetinin koronavirüs salgın sürecini yönetemediğini ifade etti.

    Gürbilek yaptığı açıklamada, “Bütün dünyada ve ülkemizde etkisini göstermeye devam eden covid-19 salgın süreci onuncu ayını doldurmak üzere. Bu süreçte ülkece yaşadığımız sıkıntılar da her gün artarak devam etmekte. Maalesef 18 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı bu krizde de çuvalladı. Ülkeyi yönetememenin verdiği acizlikle vatandaşı kaderine terk ederek, yarınlarla ilgili umutlarını köreltti ve artık tek alternatif olamadığını da resmen ilan etmiş oldu. Her ne kadar algı yönetimi ve rakamlarla oynayarak günü kurtarmaya çalışsa da vatandaş artık kralın çıplak olduğunu görmekte. Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Kuşadası’nda da süreç pek farklı işlemiyor. İktidarın 18 yıldır yapmış olduğu yanlış iç ve dış politikalar nedeniyle zaten zor durumda olan turizm sektörü salgının da etkisiyle maalesef entübe hale gelmiş durumda. İlçemizde turizm esnafı, işvereni, işçisi ekonomik ve psikolojik olarak hayatlarında hiç olmadıkları kadar zor durumda. Hükümetin büyük bir gururla yardım diyerek dağıttığı, borçlarına borç katarak verdiği yüksek faizli krediler de artık tükenmiş ve ilçemizde birçok sektör çalışanı kaderine terk edilmiştir. CHP’li belediyelerimizin olduğu yerlerde yerel yönetimlerimiz bir nebze de olsa tüm vatandaşların sorunlarına can suyu olmak için çalışıyor olsalar da bunların da birçoğu iktidar tarafından engellenmiştir. Peki, ne olacak şimdi, bu girdaptan nasıl çıkacağız? Çözüm önerileri bellidir, yapılacaklar çok basittir. Yeter ki kaynaklar kendi milletine aktarılsın ve biran önce uygulamaya koyulsun” dedi.

    CHP İlçe Başkanı Gürbilek, esnafın krizden kurtuluşunu sağlayacak olan maddeleri şöyle sıraladı;

    -Aylık BAĞ-KUR taksitleri devlet tarafından ödenmeli

    -Destek adı altında esnafa verilen krediler en az 2 yıl faizsiz olarak ertelenmeli

    -Her esnafa aylık bir asgari ücret geçimini sağlaması amacıyla maaş bağlanmalı

    -Faizsiz ya da çok düşük faizle en az 2 sene taksit ertelenerek kredi verilmeli

    -Esnafa yönelik sicil affı çıkarılmalı

    -Esnaflardan alınan tüm vergiler süresiz ertelenmeli

    -Esnafımıza yönelik icra işlemleri durdurulmalıdır

  • CHP Aydın Milletvekili Yıldız'dan hükümete tepki

    CHP Aydın Milletvekili Yıldız'dan hükümete tepki

    CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, Ulaştırma Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde söz aldı. CHP’li Yıldız, “Yap-işlet-devret modeli maalesef Türkiye’de, yap-işlet-soy modeli olmuştur” sözleriyle hükümeti eleştirdi.

    TBMM’de devam eden Ulaştırma Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde, CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız meclis kürsüsünden konuşma yaptı. CHP’li Yıldız, bütçe görüşmelerinde Ulaştırma Bakanlığının uygulamalarını ve projelerini eleştirerek, “Değerli arkadaşlar, yap-işlet-devret modeli maalesef Türkiye’de, yap-işlet-soy modeli olmuştur. Size bir örnek vereceğim. Osmangazi, Yavuz Selim, diğer otoyolların dışında, kendi bölgemden. Daha yeni, Aydın ile Denizli arasında on sekiz yıldır beklediğimiz otoyolun ihalesi yapıldı. Biz de on sekiz yıldır bekliyoruz. AKP bu yolu yapacak, Aydınlı vatandaşlar Denizli’ye giderken rahat rahat gidecekler, 6 lira para ödeyecekler. ‘Niye 6 lira ödüyorum, niye?’ diyorum çünkü İzmir ile Aydın arasına yapılan otoyol artı çift gidiş-dönüş tünel var. Ben, İzmir’den arabamla Aydın’a giderken 6 lira ödüyorum ama bir ihale oldu, bir inceleme yaptım, bir baktım ki ne 6 lirası, ne 7 lirası, ne 8 lirası tamı tamına 60 lira yapmışlar, 60 lira yani 10 katı. 125 kilometre Aydın-İzmir arası, 125 kilometre Aydın-Denizli arası arkadaşlar. 60 lira! O yolun maliyetine bakıyorum, 400 ila 450 milyon euro maliyeti var. Yani Ulaştırma Bakanı onu ihaleye çıkarsaydı, bir açık ihale olsaydı, belki de 350’ye de yapılabilirdi. O zaman Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oraya 60 lira değil de 6 lira ödeyeceklerdi” ifadelerini kullandı.

    “Bu yetmiyormuş gibi 35 bin araba garantisi verdiniz” diyen Yıldız, şunları kaydetti:

    “Bu, yılda ne yapıyor biliyor musunuz arkadaşlar? 92 milyon euro yapıyor, 92 milyon euro. Bu bir yılla yetmiyor, tam on yedi yıl yandaş müteahhide Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak her yıl 92 milyon euro para ödemek zorundayız. O yetmiyor, 35 bini geçtikten sonra, farz edelim üç yıl sonra 50 bin araba geçti oradan, 15 bin araba farkı yine o müteahhidin cebine giriyor yani devlete girmeyecek. Bu da bu sistemle resmen yap-işlet-soy modeli olarak önümüze getiriliyor. Değerli arkadaşlar, yap-işlet-devret modelinde yaptığınız bütün işlerin hepsinde yanlışlık var. İşte onun için Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki: ‘Ben gelir gelmez Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında yap-işlet-devret modellerinin hepsini kamulaştıracağım.’ Evet, bunu yapmak zorundayız. Düşünün yani 1 lira koyuyor, 9 lira kazanıyor. Bu parayı kim veriyor? Cebinizden mi ödüyorsunuz? Sayın Bakanlar, size soruyorum. Sizden önceki Bakan neden görevden alındı Sayın Bakan? Soru soruyorum: Sizden önceki Bakan, Sayın Turan’ı neden görevden aldınız, biliyor musunuz? Haksızlığa tahammül edemedi, sarayın talimatına uymadığı için görevden alındı.”

  • CHP’den AK Partili Erdem’e reklam tepkisi

    CHP’den AK Partili Erdem’e reklam tepkisi

    CHP Aydın milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı gıda yardımlarını ifşa etmesini eleştiren AK Parti Aydın eski milletvekili Mehmet Erdem’e tepki gösterdi.

    Manşet Gazetesi’nden Filiz Özdemir’in haberi şöyle:
    AK Parti Aydın eski milletvekilli Mehmet Erdem sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yurttaşlara ve esnafa yaptığı gıda yardımlarını ifşa etmesini eleştirerek “Yardım değil reklam” eleştirisi getirmişti. Erdem ayrıca Büyükşehir’in gıda kolisi değil para yardımı yapmasını talep etmişti. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’den, AK Partili Erdem’in eleştirisine tepki geldi. CHP’li Bülbül, “Salgın nedeniyle milyonlarca insan mağdur olduğunu hatırlatarak “Hükümetin tek yaptığı kredi teşvikleri vermek. Hiçbir geliri kalmayan yurttaşın kredileri nasıl ödeyeceği ise meçhulken CHP’li belediyelerin yaptığı yardımlar ise engelleniyor” dedi.

    “YURTTAŞI DEĞİL İTİBARINI DÜŞÜNÜYOR”
    Ak Parti hükümetinin İstanbul, Ankara, Adana, Eskişehir’de belediyelerin aşevlerine, bağış paralarına el koyduğunu savunan CHP’li Bülbül “Şimdi de Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yardım kolilerine ‘neden para dağıtmıyor’ diye itiraz ediyor. Bu sözler AKP’nin ülkeyi nasıl yoksullaştırdığının açık itirafıdır. Aynı zamanda AKP zihniyetinin de göstergesidir. AKP, tüm ülkenin kenetlenmesi gereken, siyaset üstü böyle bir dönemde bile yurttaşı değil kendi rantını, itibarını düşünüyor. Ama itibar yardım hizmetlerini engelleyerek, eleştirerek, boş sözlerle sağlanmaz” sözleriyle Mehmet Erdem’e tepki gösterdi.

  • CHP Aydın Milletvekili Bülbül’den yardımların engellenmesine tepki

    CHP Aydın Milletvekili Bülbül’den yardımların engellenmesine tepki

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, salgın döneminde CHP’li belediyelerin yurttaşlara ve esnafa yaptıkları yardımlara iktidar tarafından el konulmasına ve yapılan yardımların eleştirilmesine tepki gösterdi.

    Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığının yaptığı koli yardımlarına yönelik “para yerine koli dağıtıyorlar” sözlerine tepki gösteren CHP’li Bülbül, “Salgın nedeniyle milyonlarca insan mağdur durumda. Esnaf kepenk kapatmış, çalışanlar işsiz kalmışken hükümetin tek yaptığı kredi teşvikleri vermek. Hiçbir geliri kalmayan yurttaşın kredileri nasıl ödeyeceği ise meçhulken CHP’li belediyelerin yaptığı yardımlar ise engelleniyor. İstanbul, Ankara, Adana, Eskişehir’de belediyelerin aşevlerine, bağış paralarına el koyuyor. Şimdi de Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yardım kolilerine, ‘Neden para dağıtmıyor?’ diye itiraz ediyor. Bu sözler AKP’nin ülkeyi nasıl yoksullaştırdığının açık itirafıdır. Aynı zamanda AKP zihniyetinin de göstergesidir. AKP, tüm ülkenin kenetlenmesi gereken, siyaset üstü böyle bir dönemde bile yurttaşı değil kendi rantını, itibarını düşünüyor. Ama itibar, yardım hizmetlerini engelleyerek, eleştirerek, boş sözlerle sağlanmaz” dedi.

  • Milletvekili Bülbül: Bakanlığa göre salgın bitmiş!

    Milletvekili Bülbül: Bakanlığa göre salgın bitmiş!

    Didim’de kurulması planlanan ve salgın nedeniyle ertelenen balık çiftlikleriyle ilgili toplantı için salgın devam etmesine rağmen yeniden tarih verildi. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, “Anlaşılan o ki, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına göre salgın Didim’de bitmiş” yorumunu yaptı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 8 Aralık 2020’de yaptığı ilana göre 3 proje için halk katılım toplantılarının 24 ve 25 Aralık 2020’de yapılacağını belirten Bülbül, “Daha önce salgın gerekçesiyle toplantı ertelenirken üzerinden bir ay geçmeden tekrar toplantı duyurusu yapılması ve diğer 2 proje hakkında da ilana çıkılması bu tür uygulamaların ciddiyetsiz ve plansız olduğunu gösterir” dedi.
     
    BODRUM-DİDİM ARASINDA 173 ÇİFTLİK 
    Çiftliklerde kullanılan çeşitli kimyasalların, ilaçların, antibiyotiklerin, GDO’lu yemler ve ölü balıkların özellikle Didim sahillerini çöplüğe dönüştürdüğünü, insan sağlığını ve deniz ekosistemini tehdit ettiğini söyleyen Bülbül, “Sadece Bodrum-Didim arasında denizde 173 balık çiftliği varken 13 Kasım’da Söke ve Didim’de olmak üzere iki balık çiftliğinin daha ÇED süreci başlatılmıştır. Aydın’ın yapısını koruyan ve sürdürülebilir kalkınmaya konu olan projelere ihtiyacı varken, ekosistemi yok eden kontrolsüz projelerin varlığı kabul edilemez. Yaşam alanlarını yok eden ve çevresel tahribatlar son bulmalı, Aydın’ın balık çiftlikleri ile yok olmasına izin verilmemelidir” dedi.

    CHP’li Bülbül, konuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önerge verdi. Önergede salgın nedeniyle ertelenen katılım toplantısının salgın geçmemesine rağmen neden yeniden toplantı tarihi verildiği ve Bodrum-Didim arasında 173 balık çiftliği mevcut iken ardı ardına balık çiftlikleri kurulmasındaki amacın ne olduğunu sordu.  

  • İYİ Parti’li Sezgin, İktidarın Aydın'a verdiği sözleri hatırlattı

    İYİ Parti’li Sezgin, İktidarın Aydın'a verdiği sözleri hatırlattı

    İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, TBMM Genel Kurulu Bütçe Görüşmeleri ile ilgili yaptığı açıklamada iktidarı eleştirerek, “Sözlerinin tutmama alışkanlıkları Aydın’da da devam ediyor” dedi.
           
    TBMM’de bütçe görüşmeleri ile ilgili açıklamalarda bulunan İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, AK Parti iktidarının Aydın’daki yatırım sözlerini hatırlatarak, sert bir dille eleştirdi. Aydın’ın 18 yıldır ihmal edildiğini ifade eden Sezgin; “Memleketim Aydın’ın hem kamu yatırımları hem de sanayi yatırımları açısından 18 yıldır ihmal edildiğini hatırlatmak istiyorum. AK Parti’li milletvekili arkadaşlar tarafından gazetelere geçen yıl ‘2020 Aydın’a yatırım yılı olacak’ şeklinde açıklamalar yapıldığını hatırlıyorum. Gerçi, bu arkadaşlar 2019 yılı için de ‘Aydın’da yatırım yılı olacak’ ifadelerini kullanmışlardı. Her zaman olduğu gibi bu vaatler yine boş çıktı” dedi. 

    AK Parti’li milletvekillerinin “Ortaklar-Selçuk Demir Yolu Tüneli, Sarıçay Barajı, Aydın-Denizli Otoyol Projesi, Aydın Adliye Sarayı başlıca takip edeceğimiz projelerdir. Nazilli Organize Sanayi Bölgesi’nde Konteyner Tren Hattı Projesi de gündemimizde olacaktır. Nazilli’de Sümerbank fabrikasını da yeniden çalışır hâle getireceğiz. Nazilli-Beydağ-Ödemiş kara yolunun yenilenmesi de gündemimizde olacak. Nazilli’de kurulması planlanan Sümer üniversitesi projesini de takip edeceğiz” şeklindeki açıklamalarını hatırlatan İYİ Parti’li Sezgin, bu yatırımlar ile ilgili kayda değer ilerlemelerin olmadığını ifade etti. 

    Aydın-Denizli Otoyol Projesi’nin sözleşmesini garabet abidesi olarak değerlendiren Sezgin; “Bu projede ihale yapılmıştır ancak sözleşme tam bir garabet abidesidir. İktidarın sözlerini tutmama alışkanlığı, ulusal düzlemde olduğu gibi yerel düzlemde de istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Yerine getirilmeyen vaatlerin tepkisini ilk seçimlerde göreceğinizden şüphem yoktur” dedi.

  • İlçe Başkanı Çumralı: Karacasu esnafımız ayakta durmakta güçlük çekiyor

    İlçe Başkanı Çumralı: Karacasu esnafımız ayakta durmakta güçlük çekiyor

    Cumhuriyet Halk Partisi Karacasu İlçe Başkanı Cengiz Çumralı, Karacasu esnafının zor durumda olduğunu belirterek, “Karacasu esnafımız ayakta durmakta güçlük çekiyor. Esnaflarımız için AKP iktidarı acil bir paket çıkarmalı ve esnafımıza daha fazla yük olmaktan vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Başkan Çumralı yaptığı açıklamada, “Tarihe tanıklık eden tarih kokan ilçemizin çok kıymetli esnafları Covid-19 pandemi salgını sebebiyle belki de tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. İlçemizin esnafları bazı günler siftah bile yapamazken günü gelen borçlar can sıkmaya, huzur kaçırmaya devam ediyor. Akp iktidarının bu zor günlerde yanlıya ve yandaşa yaptığı destekler gözle görülür bir şekilde artarken, esnafını ve halkını görmezden gelmesi tüm esnaflarımızın bitme noktasına gelmesinin en büyük sebebidir. Havuz şirketlerinin tüm vergi borçları silinirken, esnaflarımıza vergi üstüne vergi eklemerek adeta iflas etmeleri isteniyor. Esnafına bu denli acımayan, düşünmeyen ve yüklenen başka bir iktidar hiç olmamıştır. Karacasu ilçemizin çok değerli esnafları bu zor günleri atlatmak için çırpınırken, sessiz kalan çözüm yerine dert olan iktidar sahipleri bilsin ki bu günler elbet geçer ama bu günler unutulmaz” ifadelerini kullandı.

    Esnaf için çözüm önerilerini de sıralayan Başkan Cengiz Çumralı şu önerilerde bulundu:

    “Esnaflarımız için Akp iktidarı acil bir paket çıkarmalı ve esnafımıza daha fazla yük olmaktan vazgeçmelidir.
    Çözüm önerileri bellidir, yapılacaklar çok basittir. Yeter ki kaynaklar kendi milletine aktarılsın. Çözüm önerilerimiz bellidir ve biran önce uygulanmaya koyulmalıdır.
    Aylık Bağkur taksitleri devlet tarafından ÖDENMELİ,
    Destek adı altında esnafa verilen krediler en az 2 yıl faizsiz olarak ERTELENMELİ,
    Her esnafa aylık bir asgari ücret geçimini sağlaması amacıyla maaş BAĞLANMALI,
    Faizsiz ya da çok düşük faizle en az 2 sene taksit ertelenerek kredi VERİLMELİ,
    Esnafa yönelik sicil affı ÇIKARILMALI,
    Esnaflardan alınan tüm vergiler süresiz ERTELENMELİ,
    Esnafımıza yönelik icra işlemleri DURDURULMALIDIR.”

  • İyi Parti'li Sezgin'den Bakan Pakdemirli'ye soru önergesi

    İyi Parti'li Sezgin'den Bakan Pakdemirli'ye soru önergesi

    İyi Parti’li Sezgin’den Bakan Pakdemirli’ye soru önergesi

    İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından cevaplanması için meclise soru önergesi verdi.
           
    Bakanlar Kurulu kararıyla sulama birliklerinin alanları içerisinde kalan yeraltı suyu kuyularından tarımsal amaçlı kullanım olması durumunda üreticilerden kullanım bedeli alınması kararı ile ilgili soru önergesi veren Sezgin, sulama birliklerinin alanları dışında kalan yeraltı suyunu kullananlardan ücret alınmazken, ücret ödemek zorunda kalan üreticilerin cezalandırıldığına dikkat çekti. Sezgin, meclise verdiği önergede “24 Eylül 2012 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, sulama birliklerinin sulama alanı içinde yer alan yeraltı suyu kuyularından tarımsal amaçlı sulama yapılması durumunda, üreticilerden yeraltı suyu kullanım bedeli alınması kararlaştırılmıştır. Bu düzenlemeyle, sulama alanı içinde kalan yeraltı kuyularından, su fiyat tarifesinin en az yüzde 25’inin tahsil edilmesi zorunlu hale gelmiştir. Sulama birliklerinin sulama alanı içinde yer almayan yeraltı suyu kuyularından herhangi bir ücret tahsil edilmemektedir. Dolayısıyla, sulama birliklerinin sulama alanı içinde üretim yapmakta olan üreticiler adeta cezalandırılmaktadır” ifadelerine yer verdi.

    İYİ Parti’ki Sezgin verdiği öngerde şu sorulara yer verdi;

    1) Sulama birliklerinin sulama alanı içinde yer almayan yeraltı suyu kuyularından herhangi bir bedel alınmamaktayken, sulama birliklerinin sulama alanı içinde yer alan kuyulardan neden yeraltı suyu kullanım bedeli tahsil edilmektedir?
    2) Sulama birlikleri, bazı bölgelerde sorumlu oldukları arazilerin büyük bir kesimine su yetiştirememekte, buna karşılık su getiremediği bölgelerde üreticilerin kendi imkanlarıyla sulama yapmasını da cezalandırmaktadır. Burada amaç üreticiyi korumak mı yoksa üreticiyi korumak amacıyla kurulan kurumu korumak mıdır? 
    3) Yeraltı suyu kullanım bedeli gerçekten yeraltı suyunun kullanılması karşılığında tahsil edilmekteyse, sulama birliklerinin sulama alanında yer almayan yeraltı sularından neden kullanım bedeli alınmamaktadır?
    4) Asıl amacı üreticileri korumak ve tarımsal üretimi geliştirmek olan sulama birlikleri, hangi mantıkla adeta üreticileri cezalandırmanın bir aracı haline getirilmiştir? Üreticileri korumanın bir aracı olan sulama birlikleri, neden bir araç olmaktan çıkartılarak bir amaç haline getirilmiştir? 
    5) Sulama birliklerinin işleyişiyle ilgili, birlikleri değil üreticileri koruyan bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?

  • İlçe Başkanı Uysal: Buharkent esnafı nefes darlığı yaşıyor

    İlçe Başkanı Uysal: Buharkent esnafı nefes darlığı yaşıyor

    Cumhuriyet Halk Partisi Buharkent İlçe Başkanı Kudret Uysal, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla esnafın sorunlarına dikkat çekti. Başkan Uysal, “Tunus’a el uzatan AKP iktidarı esnaflarımızın kaçan uykusunun sebebidir” dedi.

    Başkan Uysal yaptığı açıklamada, “Aydınımızın en doğusundaki şirin ilçemiz Buharkent’te esnaflarımız yarınlarını göremez hale geldi. İlçenin esnafları yaşanan bu zor günlerde kara kara düşünmekte, ne yapacağını bilememektedirler. Covid-19 pandemi salgını sebebiyle alınan kararlar ve uygulamalar yaşadığımız ekonomik çöküntü ile birlikte esnafımızı bitirme noktasına gelmiştir. Esnaflarımız artık sadece virüs ile değil geçim derdiyle de mücadele etmektedir. Siftah yapmadan dükkân kapatan esnaflarımızın yüzüne dahi bakamayacak olanlar son olarak Tunus’a 5 milyon dolarlık hibe desteğinde bulundu. Yaklaşık 17 bin asgari ücrete denk geliyor bu destek. 17 bin esnafına nefes olmak varken, Tunus’a el uzatan AKP iktidarı esnaflarımızın kaçan uykusunun sebebidir” dedi.

    Çözüm önerilerini de sıralayan Başkan Uysal şu ifadeleri kullandı:

    Çözüm değil dert olma politikasıyla esnafın sırtına yüklenen bu zorlukların çözümü bellidir.
    Aylık Bağkur taksitleri devlet tarafından ÖDENMELİ,
    Destek adı altında esnafa verilen krediler en az 2 yıl faizsiz olarak ERTELENMELİ,
    Her esnafa aylık bir asgari ücret geçimini sağlaması amacıyla maaş BAĞLANMALI,
    Faizsiz ya da çok düşük faizle en az 2 sene taksit ertelenerek kredi VERİLMELİ,
    Esnafa yönelik sicil affı ÇIKARILMALI,
    Esnaflardan alınan tüm vergiler süresiz ERTELENMELİ,
    Esnafımıza yönelik icra işlemleri DURDURULMALIDIR.

  • Milletvekili Yavuz, milli enerji politikasının önemine değindi

    Milletvekili Yavuz, milli enerji politikasının önemine değindi

    TBMM Genel Kurulunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile ilgili ve bağlı kuruluşların 2021 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor. AK Parti Grubu adına konuşan AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, “Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte daha güçlü bir aktör haline getirecek olan politikalarımız, öz kaynaklarımızın daha etkin ve verimli kullanılmasıyla yol gösterici konumdadır.” dedi.

    AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, çift başlı sistem olarak değerlendirdikleri parlamenter sistem sonrası hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sayesinde, alınan hızlı kararla hedeflere daha güçlü ve emin adımlarla ilerlediklerini söyledi.

    Güçlü ekonomi ve ulusal güvenlik temeliyle şekillenen milli enerji ve maden politikasının, Türkiye’nin bölgesel ve küresel enerji piyasasında katedeceği yolu aydınlatması açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Yavuz, “Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte daha güçlü bir aktör haline getirecek olan politikalarımız, öz kaynaklarımızın daha etkin ve verimli kullanılmasıyla yol gösterici konumdadır.” dedi.

    Türkiye’nin dünya rezervinin yaklaşık yüzde 73’üne sahip olduğu bor madenindeki üretimle dünya ihtiyacının yarısından fazlasını karşıladığını belirten Yavuz, “Dünya rezervinin yaklaşık yüzde 40’ını elimizde bulundurduğumuz doğal taşlar, 2019 maden ihracatımızın da yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Keza, elektrik ihtiyacının yüzde 34’ünü karşılayan kömür üretimi 2019 yılında kamu ve özel olmak üzere toplam 101,6 milyon tonla tarihi bir rekor kırmıştır. Cari açık konusunda da artı yazan madenlerimizden bir tanesi de altındır. Sektörün çatı kuruluşu olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü doğal kaynaklara güvenli bir gelecek inşa etme vizyonuna sahiptir.” değerlendirmesini yaptı.

  • Milletvekili Bülbül: AYM hukuk sınırlarını aştı

    Milletvekili Bülbül: AYM hukuk sınırlarını aştı

    CHP Aydın Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, çoklu baro ve delege sistemini getiren Avukatlık Kanunundaki değişikliklerin iptaline karşın AYM’nin verdiği ret kararı hakkında açıklama yaptı.

    Çoklu baro sisteminin hukuk faciası olduğunu belirten Bülbül şunları söyledi: 

    “AYM kararında çoklu baro maddesi hakkında, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının aynı bölgede birden fazla olamayacağı yönünde getirilmiş bir sınırlama bulunmadığı; bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına anayasal açıdan herhangi bir engel olmadığı şeklinde değerlendirme yaptı. Verilecek kararlarda temel hukuk kuralları dikkate alınmalıdır. Ancak AYM hukukun çizdiği sınırları aşmıştır.”

    EŞİTSİZ TEMSİL VE DEMOKRASİ YOK EDİLDİ
    “AYM, vermiş olduğu karar ile daha önce Türk Diş Hekimleri Birliği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliğini, Türk Veteriner Hekimler Birliği davalarında göz önüne aldığı eşitlik ve temsilde adalet ilkesini dışlamıştır. Kararda, delege sistemi hakkında baroların daha fazla söz sahibi olacağı; çoğulcu ve katılımcı demokrasi için elverişli olacağı belirtilmiştir. Delege sayısında öngörülen eşitsiz temsil ilkesiyle nasıl bir demokrasi ortamı yaratılabileceğini çok merak konusu. 49 üyesi bulunan Ardahan Barosu da 4 bin 983 üyesi bulunan Antalya Barosu da TBB’de 4 delege ile temsil edilecek. En fazla üye sayısına sahip üç büyük şehirdeki baroların etkinliği tahayyül edilemez ve demokratik olmayan şekilde azaldı. Bunun neresi eşitliğe, katılımcı demokrasiye uygun?”
     

  • Kalınomuz'dan ihraç kararıyla ilgili ilk açıklama

    Kalınomuz'dan ihraç kararıyla ilgili ilk açıklama

    CHP’den ihraç edilen önceki İl Başkanlarından Barkan Kalınomuz, ihraç kararı ile ilgili Aydın Kulis’e açıklama yaptı. Partideki ideolojik savrulmayı eleştirdiği için ihraç edildiğini ve bundan onur duyduğunu söyleyen Kalınomuz, “Şimdiye kadar söylediklerimin içinde bir tane yalan, bir tane yanlış varsa Aydın meydanında kendimi asarım” dedi.

    Aydın Kulis‘e açıklamalarda bulunan eski il başkanı Kalınomuz “İhraç edildim. Atatürk’ün kurduğu CHP’den değil, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurduğu devşirme Y-CHP’den ihraç edildim. Partinin ideolojik savrulmasını eleştirdiğim için, bu Genel Başkanın partiye yakışmadığını ifade ettiğim için atılıyor olmaktan gurur duyuyorum. Bu ihraç kararını, bir şeref madalyası olarak taşıyacağım. Bu partiden ihraç edilmem çok olağan. Nice Mehmet Bekaroğuları, nice Sezgin Tanrıkulu’ları, nice Yüksel Taşkınlar, nice Canan’lar var. O nedenle biz de zaten bu partiye yakışmıyorduk.  Bugün eksen kayması yaşayan bir parti var. Mezhepçi bir yaklaşım var. Tarih nasıl Ekmeleddin’i benim yargıladığım gibi yargılıyorsa, bunları da süreç içerisinde yargılayacak. Zaman her şeyin ilacı.” dedi. 

    Kalınomuz, Aydın Kulis‘teki açıklamalarına şöyle devam etti:
    “Verilen karara itiraz etme tenezzülünde bile bulunmayacağım. Benim için yok hükmündedir. Kendilerine başarılar diliyorum. Disiplin Kurulu Başkanının bu süreçte bana karşı gösterdiği nazik tavrından dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Ben savunma dahi yapmadım. Savunma yapma gereği de hissetmedim.  Şimdiye kadar söylediklerimin içinde bir tane yalan bir tane yanlış varsa aydın meydanında kendimi asarım. Benim söylediklerim yalan ve yanlış şeyler değil, duyulmak istenmeyen şeyler. 

    “KUTLAMA YEMEĞİ YİYECEĞİZ” 
    Üstümden bir yük kalktı. Bugün eşim sevgi ile beraber kutlama yemeği yiyeceğiz.  Biz gerçek CHP’nin oluşumu için yolumuza bakıyoruz. Ocak ayında parti kurulacak. Bize düşen ne görev varsa biz de o oluşumun içinde oluruz. İl Başkanlığı gibi bir makama beni yakıştırıyorlar. Böyle bir mecburiyet de yok. Önemli olan ülke menfaatleri ve Atatürk. Yeni oluşum içinde partinin tuvaletini temizleme görevi verseler onu da yaparım.”

  • Eski İl Başkanı Barkan Kalınomuz CHP’den ihraç edildi

    Eski İl Başkanı Barkan Kalınomuz CHP’den ihraç edildi

    Cumhuriyet Halk Partisi Aydın eski İl Başkanı Barkan Kalınomuz ile ilgili İl Disiplin Kurulu kararını verdi.

    Sosyal medyada yaptığı açıklamalar nedeniyle Barkan Kalınomuz, Hüseyin Gündüz, Taner Güven ile bazı partililer geçtiğimiz ay İl Disiplin Kuruluna sevk edilmişti. Üç ismin savunma sürelerinin dolmasının ardından toplanan İl Disiplin Kurulu, Barkan Kalınomuz, Baykan Gür, Nuray Yıldırım ve Ahmet Ören’in kesin ihracına karar verdi.

    Öte yandan, CHP Söke eski İlçe Başkanı Hüseyin Gündüz ile Söke Belediyesi’ne bağlı LİMA AŞ Genel Müdürü Taner Güven’in durumuna bir sonraki toplantıda karar verileceği öğrenildi.

  • Karpuzlu CHP İlçe Başkanı Ozan: Karpuzlumuza sahip çıkılmasını bekliyoruz

    Karpuzlu CHP İlçe Başkanı Ozan: Karpuzlumuza sahip çıkılmasını bekliyoruz

    Cumhuriyet Halk Partisi Karpuzlu İlçe Başkanı Tuğrul Ozan, koronavirüs salgını nedeniyle Karpuzlu’da esnafın zor durumda olduğunu ve Karpuzlu Belediyesi’nin yeterli çalışmayı yapmadığını söyledi. Başkan Ozan, “Sanki Belediyeye ölü toprağı serilmiş. Yetkililerimizden Karpuzlumuza sahip çıkılmasını bekliyoruz” dedi.

    CHP Karpuzlu İlçe Başkanı Tuğrul Ozan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, koronavirüs tedbirleri kapsamında iş yeri kapanan bir esnafın inşaat işine başladığını, diğer esnafların ise çaresiz olduğunu söyledi. Başkan Ozcan, “İlçemizde koronavirüsle mücadele kapsamında yapılan kısıtlamalar sebebiyle ilçemiz esnafları zor durumda. İlçemiz esnaflarından Beşparmak lokantası sahibi Yiğit Beşparmak kira giderler ve sigorta giderlerini ve ailesinin ihtiyacını karşılayamadığından dolayı Muğla Milas ilçesine babasıyla inşaat işine gidiyor. Hadi anladık bu esnafımız çözümü bulmuş. Lakin diğer esnaflarımız ne yapsın” dedi.

    Paylaşımının devamında yetkilileri göreve çağıran Başkan Ozcan, “Kahvecilerimiz, lokantacılarımız, küçük esnaflarımız zor durumda. Kiralar ödenmiyor, sigortalar yatmıyor, esnafımız eve ekmek götürmekte zorlanıyor. Kahveci esnaflarımız çay ocağı ruhsatı olmadığından çaresiz, tost ocağı, lokantacılarımız paket servis kültürü oluşmadığından büyük mağduriyet oluşmaktadır. Yetkililerimizi göreve çağırıyoruz. CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun esnaf paketi uygulamaya geçmelidir. İlçemiz belediyesi CHP’li belediyeler gibi koronavirüse duyarlı değil. Esnafımızın kira borçlarına duyarlı değil, maske dağıtımı yok, dezekfeksiyon yok. Meclis toplanamıyor. Sanki belediyeye ölü toprağı serilmiş. Yetkililerimizden Karpuzlumuza sahip çıkılmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Meclis Üyesi Macaroğlu: Dertlere derman olmak bizim işimiz

    Meclis Üyesi Macaroğlu: Dertlere derman olmak bizim işimiz

    Efeler Belediyesi’nin CHP’li Meclis Üyesi Yüksel Macaroğlu, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla AK Parti grubunu sert sözlerle eleştirdi. Macaroğlu, “Dertlere derman olmak bizim, dertlere dert katmak sizin işiniz” dedi.

    Efeler Belediye Meclis Üyesi CHP’li Yüksel Macaroğlu, Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin AK Parti Grup Sözcüsü Mustafa Arı’ya sert sözlerle yüklendi. Macaroğlu, “Gün geçmiyor ki Aydın’daki suskunluk sarmalı bazı arkadaşların dillerini sarmasın. Birkaç gün önce sorduğum sorular yanıtsız kaldı. Yani bizler, vatandaşlarımız yanıtı biliyor da, soruları yanıtlaması gerekenler yine körebe oynuyor. Vızıldayan bir arkadaşımıza asıl konuşması, cevaplaması gereken konuları anlatmıştım, hâlâ ses-seda yok. Sorular basit sorular aslında. TARİŞ Alanı’nda depolama için ne kadar kira verdin? İsteyen her vatandaş bu alanda depolama yapabilir mi? Mesela böyle bir alanda tüp depolasak bunun bir sakıncası var mıdır? Bu yaptığınız etik mi? Sonuçta eşiniz orada yönetici” dedi.

    Açıklamasının devamında, AK Partililerin Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet ve yatırımlarını kıskandığını söyleyen Macaroğlu, “Aydın’da bu soruların cevaplarını bilen arıların olduğundan haberdarız da ses veremediklerini görünce onlar adına üzülüyoruz. Bunlara cevap vermek yerine Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne saldırıyorsunuz. Çalışmaları kıskanıyorsunuz. Başarıları kıskanıyorsunuz. Halkımızın desteğini kıskanıyorsunuz” dedi.

    Esnafın entübe durumda olduğunu hatırlatan CHP’li Macaroğlu, “Bakın beyler; esnaf yıllardır borç batağından kurtulamamış, geleceği göremiyor, siftah yapmadan günü geçiyor ama bunların hiç bu konuları dert ettiğini görmedik. Esnaf  ‘entübe’ durumdadır. Kepenk kapatan esnafın derdini bir sorun, kredisinin ödeme günü gelen esnafın derdini bir sorun bakalım ne diyecekler size. Belediyecilik dersine bunları da ekleyeceğiz. Sosyal belediyecilik nedir, esnafın, ihtiyaç sahibi vatandaşın yanında olmak ne demektir öğreteceğiz. Dertlere derman olmak bizim, dertlere dert katmak sizin işiniz” ifadelerini kullandı.

  • CHP’li Beko işçilere ‘bayram ikramiyesi’ için kanun teklifi verdi.

    CHP’li Beko işçilere ‘bayram ikramiyesi’ için kanun teklifi verdi.

    CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, işçilerin insan olmaktan kaynaklanan temel ihtiyaçlarını giderebilecek asgari ücretin 3.100 lira olmasını talep ettiğine dikkat çekti. Beko, “Şeker ve kurban bayramında en az bir maaş tutarında iki ikramiye verilmesi için meclis gerekli adımları atmalıdır” diyerek konuyla ilgili kanun teklifi verdi.

    CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, işçilerin gerçek beklentilerinin ocak ayı itibariyle uygulanacak olan asgari ücret tartışmalarının gölgesinde bırakıldığını belirtti. Sadece insan olmaktan kaynaklanan temel ihtiyaçlarını giderebilecek kadar ücret talep ettiklerine vurgu yapan Beko, TBMM’ye sunduğu kanun teklifi ile işçilerin bu insanca yaşam ücretine bir katkı sağlamayı hedefleyen iki ikramiye verilmesini amaçlıyor. Beko, “Teklif edilen bu düzenleme ile asgari ücretle yaşamını sürdüren yurttaşlar için ve asgari ücrete bağlı olarak şekillenen ücretler genel düzeyinde acil iyileştirme yapılması hedeflenmektedir. Milyonlarca yurttaşımıza, içinde bulundukları bu zor koşullarda nefes aldırmak ve orta ve uzun vadede yapılacak değişikliklere zemin hazırlamak adına asgari ücretle çalışan tüm işçilere yılda iki defa asgari ücretin net tutarı kadar Bayram İkramiyesi verilmesi hedeflenmektedir” dedi.

    ASGARİ ÜCRET BELİRLENİRKEN COVİD-19 DİKKATE ALINMALIDIR
    Türkiye’de asgari ücretin tek bir işçi için hesaplandığını ve bu durumun uluslararası standartlara aykırı olduğunu vurgulayan CHP’li Beko, “Asgari ücretle çalışan 10 milyon işçinin hepsi sanki bekarmış gibi hesap yapılmaktadır. Bu nedenle; asgari ücret belirlenirken işçinin ailesi de dikkate alınmalı, en azından 4 kişi için hesaplanmalıdır. Bir yılda doğalgaza yapılan %40 oranında zam sonrası asgari ücretle çalışanlar kışı birinci derecede yakınlarıyla geçiriyorlar. Asgari ücret tespitinde geçim koşulları ve milli gelir artışı dikkate alınmalıdır. Milli gelirden yani gayrı safi milli hasıladan pay verilmelidir. Asgari ücretle çalışan işçiden milyarlarca vergi alınırken, başta beşli çete olmak üzere fason işverenlerin vergileri siliniyor. Bunun adil bir uygulama olmadığını ifade etmek istiyorum. Adalet halkın ekmeğidir, işçilerin de geleceğidir. Bu nedenle; diyorum ki; AGİ yani asgari geçim indirimi asgari ücretin dışında kalmalıdır. Asgari ücretten kesinlikle vergi alınmamalıdır. Asgari ücret yıllık olarak hesaplanmalıdır. Asgari ücret tespit komisyonu demokratik hale getirilmelidir. Komisyonda DİSK ve HAK-İŞ de mutlaka olmalıdır. Asli sahipleri olan asgari ücretle çalışan bir erkek bir de kadın işçi mutlaka komisyonda olmalıdır. İşçi ve memur ayrımı yapılmamalıdır. Tek asgari ücret olmalı, işçi memur ayrımı ortadan kaldırılmalıdır. 2021 asgari ücreti Covid-19 salgını dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Asgari ücret kararını verenlerin de adil ve vicdanlı olmasını bekliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Bülbül: 18 yılda 62 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı

    Bülbül: 18 yılda 62 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Meclis’te devam eden bütçe görüşmelerinde konuştu. AKP iktidarı boyunca 62 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını belirten Bülbül, 2002-2019 arasında 11 liman, 98 elektrik santrali, 50 tesis ve işletme, 11 otel, 3 bin 917 taşınmaz ve araç muayene hizmetleri ile madencilik faaliyetlerinin özelleştirildiğini söyledi.

    Bülbül ayrıca Enerji dağıtım şirketlerinin temsil, ağırlama ve seyahat gibi keyfî giderleri beş yıl daha elektrik faturalarına ekleneceğini belirtti. 

    CHP’li Bülbül konuşmasında şunları ifade etti:
    “2002 yılından günümüze kadar da toplam 62 milyar dolarlık satış gerçekleştirilmiş. AKP iktidarda olduğu süre boyunca 273 kuruluşta satış, devir işlemleri yapılmış; bu kuruluşlardan 268’indeyse kamu payı bırakılmamış yani kamu payı sadece 5’inde kalmış, 268’inde kamu payı bir kenara itilmiş. Bu paralar on sekiz yıl sonunda uçup gitmiş, cumhuriyet değerleri peşkeş çekilmiş. 

    TÜRK TELEKOM LÜBNANLILARA TANK PALET KATARLILARA
    “Özelleştirme adı altında satılan bütün varlıklarımız bir avuç iktidar yandaşına peşkeş çekilmiş, önce fabrikalar elden çıkarılmış, Türkiye Şeker Kurumuna ait 14 şeker fabrikası özelleştirilmiş, sonra TÜRK TELEKOM Lübnanlıların, TÜPRAŞ İsraillilerin, PETKİM Azerbaycan’ın, Tank Palet ise Katarlılara peşkeş çekilmiş. Satacak şirket bırakmayınca tesis ve varlık satmaya başlanılmış, önce elektrik dağıtım şirketlerini sonra da kamu arazilerini, elektrik santrallerini, limanlarını elden çıkarmaya başlamışsınız ve çıkarmaya hâlâ devam etmektesiniz.” 

    YAKLAŞIK 10 BİN KİŞİ İŞTEN ÇIKARILDI
    2002-2019 arasında 11 liman, 98 elektrik santrali, 50 tesis ve işletme, 11 otel, 3.917 taşınmaz ve araç muayene hizmetleri ile maden ruhsatları özelleştirilmiş; buralarda çalışan 72.825 kişiden 9.295’i ise işten çıkarılmış. Peki, ne için, kim için? 

    ŞİRKETLERİN SEYAHAT GİDERİ FATURALARA YANSIYACAK!
    “Enerji dağıtım şirketleri devletin elindeki hatları bakım ve yenileme güvencesiyle devralmışlardı ancak bakım, onarım ve kayıp maliyetlerini kendilerini karşılamadılar, faturalara yansıttılar. Bu uygulamanın doğru olmadığına hükmeden Yargıtay kararını ise birkaç saat içinde çıkarılan yasayla bertaraf ettiniz. Dün de bir tebliğ yayımlandı, pandemi ve ekonomik kriz yüzünden işsiz kalan, geliri düşen halk elektrik faturasını ödemekte zorluk çekerken elektrik şirketlerinin temsil, ağırlama ve seyahat gibi keyfî giderleri beş yıl daha elektrik faturalarına eklenecek. Tüketiciyi ilgilendirmeyen bu tip birçok harcama elektrik faturasına yansıtılacak. Sizin düzeninizde her zaman kazanan hep şirketler, kaybedense vatandaş. İşte, sizin özelleştirme politikanız bu.”

    TÜİK YALAN SÖYLÜYOR
    “Diğer bir batık gemi ise saraya bağlı çalışan TÜİK. Pandemiden önce var olan ekonomik kriz salgınla beraber ekonomik buhrana dönüştü, işsizlik, döviz kurları rekor kırdı ama TÜİK’e göre her şey güllük gülistanlık. TÜİK yine gerçeklerle uzaktan yakından bağdaşan tespitlerde bulunmuyor. Ülkemizde yaşanılan krizin tamir edilmesi bir yana tüm bunlar bilerek saklanıyor. Sayıştayın TÜİK’in 2019 yılı raporunda da kurumun kendi hesaplarının bile hatalı tutulduğu belirtildi. TÜİK açıkça yalan söylüyor, büyüme verileri, istihdam verisi, enflasyon da yalan; kurumlarda liyakati bitirdiniz, sadakat dönemini getirdiniz. Artık bu kurumun inandırıcılığının tarafsızlığının kalmadığını biliyoruz. Şu an iktidarın ve ona bağlı kurumların tanımı şu: Körler sağırlar birbirini ağırlar.

  • CHP Buharkent İlçe Başkanı Uysal: İlçemizde bir fıkrada yaşıyor gibiyiz!

    CHP Buharkent İlçe Başkanı Uysal: İlçemizde bir fıkrada yaşıyor gibiyiz!

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Buharkent İlçe Başkanı Kudret Uysal, Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) Belediye Başkanı Mehmet Erol’un Denizli’de ikamet etmesiyle ilgili tartışma üzerine açtı ağzını, yumdu gözünü. Kudret Uysal, lale devri yaşadıklarını iddia ettiği AKP’lilerin halkın sorunlarını anlamaktan ve çözmekten uzak olduklarını ifade etti.
           
    Açıklamasında dün yapılan Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında yaşanan maaş polemiğine de değinen CHP Buharkent İlçe Başkanı Kudret Uysal, Aydınlıların Özlem Çerçioğlu’nun yanında olduklarının altını çizdi. Kudret Uysal’ın açıklaması şöyle:

    “Buharkent’te bir fıkranın içindeki garip hallerden birini yaşıyor gibiyiz. Komşunun evinde yaşayıp, kendi evine kahve içmeye gelen bir belediye başkanı yetmezmiş gibi, bir de onun beraberindekilerin yağ gibi suyun üstüne çıkmaya çalışan halleri ile uğraşıyoruz. Yıllardır parçası oldukları sarayın saltanat kayığında keyif çatanlar, saltanat-taht benzetmeleri yapmış.

    Konuşmak için konuşunca olacağı da budur zaten. ‘Deveye boynun eğri demişler; nerem doğru ki demiş’. Bunlarınki de o misal, hiçbir yeri doğru değil. Devenin boynu bile bunların yanında düz kalır, düz! Gerçi geçen gün dili çözülmüş; ‘Kısa Süreli Çalışma Ödeneği adı altında hükümetimiz bir destek verdi. Nedir bu? Ücretsiz izne ayrıl, ücret tahakkuk etmesin size. Size sigorta primi de tahakkuk etmesin. Ben de bu işçiye ayda 1168 lira, damga vergisi kesildikten sonra rakam budur. Yazıktır. Aydın Efeler’de yaşadığını düşünelim bir işçinin. Ev kiraları nerelerde? 1168 lirayla bir kişi ev kirasını mı ödeyecek, ekmek mi alacak? İnsanları bu duruma getirmeye gerek yok’ diyerek isyan etmiş mensubu bulunduğu iktidara.

    Bakın size defalarca sorduk saltanatı ama tık ses yok. Aydın Büyükşehir Belediyesi AKP grup sözcüsünün eşi bir çiftçi birliğinde müdür olarak çalışırken, sözcünün orada tüplerini istiflemesi etik midir? Buraya ayda kaç lira ödüyor acaba kira olarak? Neden kendine bir depo tutmuyor? Başka vatandaşlarımız da istese orayı depo olarak kullanabilirler mi? Bu sorular hep cevapsız.

    Sarayın saltanat kayığında lale devri yaşayan beyler halkın sorunları nelerdir bilmez, esnaf ne halde bilmez, çiftçi ne halde hiç bilmez. Biz biliyoruz ki; Aydınlı her daim kendisinin yanında olan, gururumuz Özlem Başkanın yanındadır. Sizin boşa çabalarınız görev süreniz kadar olur. Sonra silinip gideceksiniz haberiniz olsun.

    Bu arada vatandaşlarımız su parasından fazla gelen katı atık paralarından çok rahatsız onu da size söyleyeyim. Gerçi sizin pek umurunuzda değil böyle şeyler ama…”

  • CHP İzmir Milletvekili Kılıç: Karanlığı lanetlemektense hep beraber bir mum yakacağız

    CHP İzmir Milletvekili Kılıç: Karanlığı lanetlemektense hep beraber bir mum yakacağız

    CHP İzmir Milletvekili, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Av. Sevda Erdan Kılıç, TBMM, Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kurumlarının 2021 yılı bütçeleri aleyhinde TBMM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. 

    800 yıllık geçmişe dayanan “bütçe hakkının” demokrasi mücadelesinin en önemli kazanımlarından birisi olduğunu vurgulayan Av. Sevda Erdan Kılıç, “Demokrasilerde vergilerin toplanıp harcanması konusundaki kararlar, halkın temsilcilerinin olduğu parlamentolara bırakılmıştır. Bütçe hakkı, iktidarlar tarafından yok sayılır veya kısıtlanırsa demokrasiden, kuvvetler ayrılığından, hak ve özgürlüklerden söz edilemez.” dedi.

    CHP Milletvekili Av. Kılıç, 5 hafta Komisyonda görüşülen bütçeyi 2 hafta boyunca da Meclis’te görüşüp oylayacaklarını ifade ederek, “Olmayacak ama diyelim ki oldu, bütçe Meclis’ten geçmedi. Peki ne olacak ne değişecek? Tabii ki hiçbir şey değişmeyecek. Saray rejimi sayesinde Cumhurbaşkanı halkın olması gereken bütçeyi, şahsının bütçesi kabul edip yeniden değerleme oranında artırarak uygulayabilecek.” ifadesini kullandı. 

    “(BÜTÇE NE OLDU?) YANDI, BİTTİ, KÜL OLDU”
    CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, konuşmasında şu hususları belirtti: 
    “Şimdi şehirlerimize döndüğümüzde vatandaş bize sorarsa; ‘Bütçe nerede?’ Komisyonda. ‘Komisyon nerede?’ Mecliste. ‘Meclis nerede?’ Çoğunluğu sarayın emrinde. ‘Bütçe ne oldu?’ Yandı, bitti, kül oldu. 

    Bugün görüştüğümüz kurumlar, devletin çatı kurumları. Bu kurumlara ayrılan bütçelere baktığımızda maalesef yalnızca bir yandaş firmanın bir ihalesi bile bu kurumların yıllık bütçelerinin 10-15 katı. Fakat kurumların işleyişine bakarsak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, soru önergeleri konusunda takındığı tavırla zaten saray rejimiyle etkisiz hale gelen yasamayı, Meclis’e ve vatandaşa karşı sorumluluğu olmayan bakanların kibrine mahkum etmiştir. Aynı işi yapıp farklı ücret alan Meclis çalışanları, Meclis emekçileri konusunda takındığı tavırla da ‘ücrette adaletsizlik Meclis’te başlıyor.’ dedirtmiştir. Hele ki milletvekilimiz Enis Berberoğlu konusunda, sadece açıklama yapıp göreve davet etmeyerek milletvekillerinin bile haklarını koruyamaz olmuştur.

    Diğer kurumlara bakarsak; milli saraylardan tarihi eserler kaybolmuş, RTÜK yandaşlıkta pik yapmış, opera, bale, tiyatro yok sayılmış, turizm sektörü kendi kaderine terk edilmiş, dünya harikalarından olan Kapadokya katledilmeye çalışılmıştır ve en acısı da adında Atatürk olan kurumlarda, bu ülkenin kurucusu, önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün izleri silinmeye çalışılmıştır.”

    CHP Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, 18 yıllık AKP iktidarında ve Covid sürecinde müzisyenlerin yaptığı sanata iş gözüyle bakılmadığını, enstrümanlarını satacak kadar zor durumda bırakıldıklarını, sanatçıların sosyal haklardan mahrum bırakılarak intihara sürüklendiğini, tiyatrocular ve kamera arkası emekçilerinin açlığa terk edildiğini, çağın tanığı müzik camiasına ve sanat emekçilerine “Ben insan değil miyim?” bile dedirtildiğini bildirdi. 

    “İKTİDAR VATANDAŞIN SORUNLARINA EL UZATMADI AMA IBAN’LE EL AÇTI”
    Son 10 yılda asgari ücret, yani iktidarın gözünde kürek mahkumluğunun bedeli sadece 4 kat artarken, sarayın giderlerine ayrılan bütçenin tam tamına 36 kat arttığını belirten Av. Sevda Erdan Kılıç, “Covid’den önce zaten ekonomi batmıştı; iktidar, insanları sefalete mahkum etmişti. Covid döneminde ise iktidar, vatandaşın feryatlarına kulaklarını kapatmış, vatandaşa el uzatmayıp IBAN’la el açmıştır, hatta gerçek rakamları da saklayarak vatandaşların yaşam hakkını bile yok saymıştır.” dedi. 

    CHP İzmir Milletvekili Av. Kılıç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: 
    “Bizler; yoksuldan, ezilenden, emekçiden, haklıdan yana olanlar Konfüçyüs’ün deyimiyle, ‘karanlığı lanetlemektense hep beraber bir mum yakacağız.’ Cumhuriyet Halk Partisi nasıl ki ilk yüz yılda bu ülkeye cumhuriyeti getirdiyse, ikinci yüz yılda da ülkenin üstüne yeniden güneş gibi doğacak ve demokrasi şemsiyesi altında, hiçbir kesim ayırt edilmeksizin emek, göz nuru, alın teri hak ettiği değeri bulacaktır diyor, oyumun aleyhte olduğunu belirtiyorum.” 
     

  • CHP’li Altıntaş’tan AK Parti grubuna ‘önerge’ tepkisi

    CHP’li Altıntaş’tan AK Parti grubuna ‘önerge’ tepkisi

    Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li Meclis Üyesi Barış Altıntaş, Büyükşehir Meclisi’nde önerge veren AK Parti grubuna tepki gösterdi. Altıntaş, “Yanlış yere veriyorsunuz önergeyi beyler” dedi.

    CHP’li Altıntaş yaptığı yazılı açıklamada “Dün gerçekleştirdiğimiz Aralık ayı Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısında AKP Grubu bir soru önergesinde bulunuyor, Pandemi tedbirleri kapsamında hangi işletmelerin faaliyeti tamamen durdurulduğu, ücretsiz izinde bulunan ve 1168 lira İŞKUR desteği dışında geliri olmayan işçilere herhangi bir sosyal destek vermeyi planlıyor musunuz? gibi akla ziyan ve birbiriyle örtüşmeyen sorular soruyor. Gerçi önerge vermeyi bile beceremiyorlar muhatabı Büyükşehir değil. Yanlış yere veriyorsunuz önergeyi beyler.” dedi ve şunları söyledi.

    “Bir kere böyle bir dönemde işçiye 1168 TL gibi bir rakamı layık gören, işletmelerin –kendinizin de söylediği gibi- “tedbir kapsamında” faaliyetini durduran, dönüşümlü çalışma yap diyen sizsiniz. Bunların hesabını niye bize soruyorsunuz? Bunu anlamak mümkün değil. Grup Sözcünüzü de anlamak mümkün değil, daha bir gün önce “Kısa Süreli Çalışma Ödeneği adı altında hükümetimiz bir destek verdi. Nedir bu? Ücretsiz izne ayrıl, ücret tahakkuk etmesin size. Size sigorta primi de tahakkuk etmesin. Ben de bu işçiye ayda 1168 lira, damga vergisi kesildikten sonra rakam budur. Yazıktır. Aydın Efeler’de yaşadığını düşünelim bir işçinin. Ev kiraları nerelerde? 1168 lirayla bir kişi ev kirasını mı ödeyecek, ekmek mi alacak? İnsanları bu duruma getirmeye gerek yok.” demedi mi?

    Pandemi dönemindeki işsizlik sizin ayıbınız. Kısa çalışma ödeneğini uzatıp kapsamını genişleterek ‘emekçileri cezalandırma’ haline getiren de sizsiniz. Biz bütün CHP’li Belediyeler işinden olan kısa çalışma ödeneğine mahkûm edilen vatandaşlarımıza sosyal yardım ödemeleri yapmayı çok istedik ama sizin iktidarınız bunun hukuki altyapısını oluşturmadığı gibi bize de engel oldu. Hatta hatırlayın Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu, “Devlet içinde devlet olmaz ama millet içinde imece olur” sözleriyle kampanyaların engellenmesine tepki göstermişti.

    Keşke kâğıda yazıp bize böyle sorular soracağınıza, elinizi taşın altına koysanız da iktidarınızın verdiği 1168 TL İŞKUR ödemesinin üstünü bizim tamamlayabileceğimiz hukuki zemini temin edebilseniz ya da sesinizi yükseltip iktidarınıza “1168 TL işçilerimize yetmez artırın” diyebilseniz. Ama nerdeeee?

    İşçi kardeşlerimizi bu kadar düşünüyorsanız gereksiz sorular sormak yerine ‘ne yapabiliriz?’ noktasında buluşabilmeyi teklif edebilseydiniz, o zaman samimiyetinize inanırdık. Ama biz sizin koyduğu şartlara uymaya çalışıyoruz ve bu cendereden yasal anlamda çıkamıyoruz. Hadi bakalım hodri meydan gerçekten işçi dostuysanız, bu kadar işçi kardeşlerimizi düşünüyorsanız abilerinizle görüşün, 1168 TL İŞKUR desteğinin asgari ücrete tamamlanacak kısmını belediyelerin ödemesine izin verilmesini sağlayın, biz de hemen yapalım!”

  • İYİ Partili Çıray: Kılıçdaroğlu bu sefer cumhurbaşkanı adayı

    İYİ Partili Çıray: Kılıçdaroğlu bu sefer cumhurbaşkanı adayı

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmayla ilgili İYİ Partili Aytun Çıray “Konuşmanın coşkusuna baktığımızda sayın Kılıçdaroğlu bu defa cumhurbaşkanı adayı” yorumunu yaptı.
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu Meclis’teki bütçe görüşmelerinde açıklamalarda bulunduğu sırada kendisine ‘Aday ol’ diyen AK Parti milletvekillerine, “Benim aday olup olamayacağımı size kim söyledi?” yanıtını verdi.

    İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray ise Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki konuşmasını Twitter’dan paylaştığı bir mesajla değerlendirdi.
    Çıray paylaşımında “Bütçe konuşmasının satır aralarına… Ve konuşmanın coşkusuna baktığımızda sayın Kılıçdaroğlu bu defa cumhurbaşkanı adayı.” ifadelerini kullandı.