3 Mart Devrim Kanunlarının yıldönümü nedeni ile yazılı bir açıklama yapan Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Aydın Şube Başkanı Remzi Çomakcı; “3 Mart Devrim Kanunları Yaşıyor” dedi.
3 Mart’ın demokratik, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetine giden yolda en önemli adımların atıldığı, yalnızca siyasal alanda değil toplumsal alanda da köklü değişimlerin temelini oluşturan devrim kanunlarının yıldönümü olduğunu anımsatan Çomakcı; “Bundan tam doksan sekiz yıl önce bugün;
3 Mart 1924’te, 429 sayılı Kanunla, Şeriyye (Din İşleri Bakanlığı),
Evkaf Vekâleti (Evkaf Vekâleti son dönem Osmanlı hükûmetlerinde vakıf kurumlarından sorumlu olan bakanlıktır),
Erkânı Harbiye-i Umumiye Vekâleti (Harp İşleri Bakanlığı) kaldırılmış,
Şeriyye Vekâletinin yerine Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı,
Evkaf Vekâletinin yerine Vakıflar Genel Müdürlüğü,
Erkânı Harbiye-i Umumiye Vekâleti yerine de Genel Kurmay Başkanlığı kurulmuştur.
430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunuyla Eğitim Birliği ilkesi yaşama geçirilmiş, 431 sayılı Kanunla da halifelik kaldırılarak, rejimin laik niteliği açıkça ifade edilmiş ve bugünkü Türkiye’nin temelleri atılmıştır.” ifade etti.
O günün sosyal ve siyasal koşulları gözönüne alındığı, yapılan düzenlemelerin gerçekten devrim nitelinde büyük dönüşümler olduğunun iyi anlaşılması gerektiğinin altını çizen Çomakcı, açıklamasını şöyle sürdürdü.
“Bütün dünyada büyük bir ilgi ve hayranlıkla izlenilen bu devrimlerle, Türkiye Cumhuriyetinde kanunları yapma ve yürütme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi ile onun kurduğu hükümete verilmiştir. Hukukta laiklik ilkesi doğrultusunda düzenlemelere geçilmiş, şeri hukukun uygulayıcıları olan şeriyye mahkemelerinin yanı sıra bu vekâlet tarafından yönetilen okullar ve medreseler kaldırılmıştır. Uluslaşma sürecinin temel taşlarından biri olan Eğitim Birliği İlkesiyle farklı köken, kültür ve tercihlerden gelerek Türkiye mozaiğini oluşturan milyonlarca insanımız yurttaşlık bilinci ve sorumluluğu kazanmış, çağdışı bütün konular ve öğretiler eğitim programlarından çıkarılmıştır.
Laikliğin devletin nitelikleri arasında belirtilmesi Anayasada 1928 ve 1937’de yapılan düzenlemelerle gerçekleşmişse de, bu sürecin ilk adımını hilafetin kaldırılması oluşturmuştur. Halife mevcut oldukça Türkiye’de yapılması zorunlu olan sosyal ve laik karakterdeki devrimlerin yapılamayacağını düşünen Ulu Önder Atatürk, 1924 yılının ocak ve şubat aylarını geçirdiği İzmir’de halifeliğin kaldırılması zamanının geldiğine karar vermiş, 1 Mart 1924’te laikliği -sözcük olarak anmaksızın- savunurken de “dini siyasetten arındırmak dinin de gereğidir” demiştir.
Bu kanunlarla, din, mezhep, inanç, köken, kültür ve yöresel farklılıklardan kaynaklanan özellikler birer zenginlik olarak kabul edilmiş ve Cumhuriyeti bugünlere getiren yurttaşlık bilinci oluşturulmuştur. Bağımsızlık esasından yola çıkılan bu süreçte, siyaset ile din arasındaki ilişki resmen koparılmış, çoğulcu demokrasinin gereği olarak, laiklik yaşamın her alanında egemen kılınmıştır; çünkü bir rejim demokratikse çoğulcu, çoğulcuysa laik olmak zorundadır. Çoğulcu demokraside hiçbir düşünsel ya da dinsel başkalık yok edilemez, görmezlikten gelinemez ve başkalarına dayatılamaz.
Cumhuriyetin eğitim devrimi yolunu açan 3 Mart 1924 de devrim kanunlarının kabul edilmesiyle, Türkiye’de aydınlanma devriminin ve kırsalın kalkınmasında öncü rolünü gerçekleştirecek olan Köy Enstitüleri’ne giden yolu açmıştır.
Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED) Aydın Şubesi olarak, 3 Mart 1924 Devrim Kanunlarının kabulünün doksan sekizinci yılında, Cumhuriyetin devrimci mirasını savunmaya, korumaya ve ileri taşımaya olan kararlılığımız vazgeçilmez temel ilkemizdir. Dün olduğu gibi, bugünde aydınlanmanın ışığını söndürmeyeceğiz!”

Bir yanıt yazın