Zeytinliğe maden ocağı yönetmeliğini yargıya taşıdılar Zeytinliğe maden ocağı yönetmeliğini yargıya taşıdılar
Aydın Barosu, zeytinlik alanlarda madencilik faaliyeti gerçekleştirilmesine olanak sağlayan yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay’a başvurdu. Baronun Çevre Komisyonu Başkanı İsmail Türkbay, “İncir babadan, zeytin dededen kalmadır” dedi.
Aydın Barosu, zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetlerinin önünü açan yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurması için Danıştay’da dava açtı.
Baronun Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı İsmail Türkbay, baro başkanlığında Aydın Barosu Başkanı Anıl Yetişkin ile avukatların da katıldığı basın toplantısında, “İncir babadan zeytin dededen kalmadır. Bugünkü şartlarda bile 20 senede yetişebilen zeytin ağacı torunlarımızın bize emanetidir. Bize düşen onu korumaktır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1 Mart 2022 tarihinde Resmi Gazetede ‘Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile Maden Yönetmeliğinin 115. Maddesine 4. fıkra eklenerek tapuda zeytinlik olarak gösterilen alanlarda elektrik üretim amaçlı madencilik faaliyetlerine izin verilerek zeytinliklerin yok olmasının yolunu açmıştır” dedi.
Yönetmeliğe eklenen 4. fıkranın, zeytin ağacının idamına, zeytincilikle geçinen halkın aç kalmasına, ülkenin döviz kaybına, zeytinlik arazilerin çoraklaşıp çölleşmesine neden olacağını savunan Türkbay, şöyle devam etti: “Değişen fıkra, nereden bakarsanız bakın, maden ve elektrik için doğanın katledilmesine olanak sağlamaktadır. Fıkrayı incelediğimizde: Ülkenin elektrik ihtiyacı için madencilik faaliyetlerinin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmadığı alanlarda ve madencilik faaliyetinin bitiminde rehabilite edilmek şartıyla izin verileceğini hükme bağlanmıştır. Bir santimetre tarım toprağının oluşması içiz 100-150 yıl geçmesi gerekir. Maden aranan zeytinlik alanların tekrar tarım alanına döndürülmesi çok zordur. Kentimizde yerinden sökülen ve yeni alanlara dikilen zeytin ağaçlarının tutmadığı, tutanların da verim vermediğinin örneklerini Atça mahallesinde Denizli-İzmir karayolunda, Efeler Girne Mahallesinde otoban kenarında görmekteyiz.”
ANAYASA MADDELERİNİ ANIMSATTI
Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal ve laik bir hukuk devleti olduğunu anımsatan Türkbay, şunları kaydetti:
“Anayasanın 11. maddesinde ‘Kanunlar anayasaya aykırı olamaz’ 13. maddesi Anayasada belirlenen Temel hak ve özgürlükler Anayasada belirlenen sebeplerle ancak kanunla sınırlandırılabilir. Anayasanın 35. Maddesine göre mülkiyet hakkı temel hak ve özgürlüklerden olup ancak kanunla sınırlanabilir. Yönetmelikle sınırlanamaz ve ortadan kaldırılamaz.
3573 sayılı yasanın 20. maddesi ve kanun yönetmeliğinin 23. maddesi: ‘Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevî atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ayrıca Türk Medeni Kanunun 717. maddesi ‘Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın yok olmasıyla sona erer. Kamulaştırma halinde mülkiyetin ne zaman sona ereceği özel kanunla belirlenir’ hükmünü getirmiştir.”
“ZEYTİNLİKLERİN FELAKETİ OLUR”
“Maden yönetmeliğinde yapılan bu değişiklik maden (kömür) işletmelerinin yanında zeytinlik alanlarda jeotermal kuyu sondajı ve jeotermal santral kurulmasının önünü açmaktadır” bilgisini veren Türkbay, “Yönetmelik değişikliği her yönüyle hukuka aykırıdır ve zeytin yetiştirilen bölgeleri felaketi olur. Baromuz, yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay’a dava açmış bulunmaktadır. Yönetmelik değişikliğinin iptali için hukuki her yolu deneyeceğimizi, dün olduğu gibi bu gün de halkımızın yanında ve onun sesi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz” diyerek sözlerini tamamladı.

Bir yanıt yazın