Her yıl 5 Haziran “Dünya Çevre Günü,” Haziranın 2nci haftası “Çevre Koruma Haftası” olarak kutlanır. Kutlamalar, 1972 yılında başlamıştır.
1972 yılına gelininceye kadar doğadaki canlılara ve ekosistemlere verilen zarar ve çevre kirliliği görmezden gelinmiş, yeterli ve etkin önlem alınmamıştır…
Kutlama törenleri bu yıl Virüs salgını gölgesinde genellikle salonlarda ve sanal ortamda basın açıklaması ve belediye başkanlarının bisiklet üzerinde Co2 emisyonunun azaltılmasına vurgu yapan konuşmaları ile yapılmıştır.
Konuşmacılar, insanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olduğunu, Anayasa ile garanti altına alındığını, yetkililerin haklarını tanımasını ve korunmasını talep etmiştir…
İnançlı, çevre dostu birkaç kişi hariç, 5 Haziran törenlerinde yapılan konuşmalarda dile getirilen talepler bir dahaki kutlamaya kadar unutulacaktır.
Çevrenin ve doğanın korunması için ekran karşısında ve meydanlarda atılan hamasi nutuklar orada kalacak, değişen bir şey olmayacaktır.
Törene katılan yetkililer, törenden sonra Türkiye’nin dört bir köşesinde yapılan doğa talanı ve çevre kirliliğinden bir daha söz etmeyecektir…
Dünya’da cennet olarak kabul edilen Anadolu’nun dört bir köşesinde doğa katliamı hız kesmeden sürecek, yine önlem alınmayacak…
Cennet içinde cennet olan Aydın’ın eşsiz güzellikteki doğası kirletilmeye, yok edilmeye devam edecek…
Ege Bölgesinin can damarlarından Büyük Menderes Nehri’nin kirlilik nedeniyle can çekişmekte olduğundan, milyonlarca balığın öldüğünden bahsedilmeyecek…
Kirlenme ve doğa talanı ile mücadele etmesi, önlem alması gereken yetkililer yine olayları görmezden gelecek…
Ülkenin yerli enerji kaynaklarına, elektrik enerjisine, madene olan ihtiyacı gerekçe gösterilerek çevrenin kirletilmesi, doğanın talan edilmesi insan ve canlı sağlığının tehdit altına alınmasına göz yumulacak ya da sessiz kalınacak…
Çevreyi savunan, yetkilileri göreve davet eden çevreciler ile toprağını, suyunu, havasını koruyan köylüler halkı kışkırtmakla suçlanacak…
Büyük Menderes Nehri Havzasında yetişen ürünlerin başka coğrafyada bu tat ve kalitede yetişmediğine, antik kentlerin Dünya Kültür mirası olduğuna aldırılmadan her yörede, her kente maden aramasına, RES, Termik ve Jeotermal santral kurulmasına izin verilecek…
Yapılan ölçümlerde Türkiye’nin en kirli havasına sahip illerinden biri olduğu saptanan Aydın ili halkının, nefes alamıyoruz feryatlarını duymayacaklar.
Jeotermal santrallar kurulmadan önce bahar geldiğinde dağları Kekik ve Arguvan, ovaları ve kentleri portakal ve ıhlamur çiçeği kokan Aydın’ın şimdi neden çürük yumurta koktuğu yetkililerce araştırılıp önlem alınmayacak…
Yetkililer yine televizyon programlarında; toprağı zehirleyen, Atmosferi ve suları kirleten, insan sağlığını hiçe sayan jeotermal enerjinin yararlarını ballandırarak anlatmaya devam edecekler…
Bir dahaki 5 Hazirana kadar bu böyle devam edip gidecek…
Bir güne sığdırılıp kutlanan ertesi gün unutulan özel günlerin saptırmaca, dikkatleri başka yöne çekme, bir şeyleri gizleme, kitlelerin gazını alma ve bölme çabaları olduğunu düşünürüm.
Bütün bir yıl çevreyi görmezden gelen, kirletilmesine sessiz kalanlar, sadece 5 Haziran günü ortaya çıkıp çevreci olduklarını, çevreyi koruduklarını haykırıp, halkı inandırmaya çalışıyorlar…
Sizce garip değil mi?

Bir yanıt yazın