Canlilar İkli̇m Kri̇zi̇ne Uyum Sağlayabi̇li̇r Mi̇?

Eylül 29, 2025

Kapitalist ülkeler çıkarları zedelendiği için iklim krizini görmezden gelse de doğa olayları iklim krizini her fırsatta; sel, yangın, yanardağ patlaması, deprem olarak hatırlatıyor…

Kapitalistlerin anlamadıkları ya da anlamak istemedikleri, doğa ile savaşta galibin insan değil doğa olacağı gerçeğidir…

İnsan dışındaki canlılar iklim krizine çabuk uyum sağlar. Yaşamaya uygun bölgelere göç ederek soyunu sürdürür. Aydında gördüğümüz yeni kumrularımız bunun en güzel örneğidir…

İnsan ise doğal koşullara hemen uyum sağlayamaz, doğayı kendine uydurmaya çalışır. Yaşadığı, uyum sağladığı yerden göç etmesi zordur. Devletler, insan göçüne karşı sınırlarını korumaktadır…

Tarihi bilenler hemen hatırlayacaktır. Deniz Kavimleri göçü denen kuraklığın, kıtlığın ve olağanüstü doğa olaylarının neden olduğu göçler, Anadolu devletlerini yıkmış, kentlerini yakmış, uygarlıkları tarih sahnesinden silmiştir.(1)

Kavimler göçünden sonra da doğal nedenlerle kuraklık, kıtlık, salgın hastalıklar yaşandı. Bunun sonucu hızla artan insan nüfusu azaldı. Kuraklığın ortadan kalkmasıyla insan nüfusu tekrar hem de geometrik olarak arttı. Bu da günümüzde dünyayı açlık ve kuraklıkla karşı karşıya bıraktı…

Hep söylüyorum, anımsatmaya ısrarla devam edeceğim. Anadolu’da çevre kirlenmesi Marshall yardımı ile başladı, 21. Yüzyılda katlanarak devam etti. DSİ Vakfının çıkardığı Su Dünyası Dergisine göre:

Türkiye’nin su kaynakları bakımından zengin olduğu, “Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık su potansiyelinin 2003 yılında 1,642 M3 olduğu bu oranın 2020 1.150 M3’e kadar düşeceği öngörülür.” (2) Türkiye’de nüfusa bağlı olarak kullanılabilir su miktarı hızla azalmaktadır…  

Su Dünyası dergisi, DSİ’nin Anadolu’nun su kaynaklarına nasıl sahip çıktığını ve yapılan yatırımları, alınan önlemleri anlatır. (3) Öngöremedikleri iklim krizi ve ormanların yok edilmesi sonucu su kaynaklarının tahmin edilenden daha önce kirlenmeye ve kurumaya başlamasıdır…

Kentimizin can damarlarından Büyük Menderes Nehrinin debisi son on yıldır azalmakta yazları ise tamamen kurumaktadır. Nehir 2021 yılında tamamen kurudu. Takip eden yıllarda kurumaya devam etti. 2025 yılında Çiftçiye su vermekte sıkıntı yaşandı…

Birleşmiş Milletlerce hazırlattırılan yeni bir rapora göre; Türkiye’nin yüzde 88’i kuraklık tehdidi altında. Ülkemiz 5 yıla kadar su fakiri ülkeler arasına girme tehlikesiyle karşı karşıya… (4)

Meteoroloji uzmanları sonbaharda yağmur, kışın ise bol kar yağacağı tahmininde bulunuyorlar. Eğer yeterli yağmur ve kar yağmazsa Ege Bölgesi başta olmak üzere bütün Anadolu halkı ve çiftçisi zor günler yaşayacaktır…

Peki, yeterli yağmur ve kar yağarsa yağmur suyunun denize akmadan depolayacak önlemler alınıyor mu? Göletler, barajlar yağmur depolamak için hazırlanıyor mu? Yetkililer açıklarsa öğreneceğiz. Su varsa yaşam var, su yoksa yaşam yok! Bunu aklımızın bir köşesine yazıp, su kaynaklarını koruyalım…

KAYNAK:

1-B. Brandau-H. Schıckert, Hititler. S. 314-315

2-Su Dünyası, Aralık 2003-5.Sayısı. S. 33

3-Su Dünyası, Ekim 202-15 Sayısı. S. 18-23

4-İlyas Erbay, makale. https://aktuelada.com/2025/09/01/yaklasmakta-olan-felaketin-farkinda-miyiz/

Yorumla

Your email address will not be published.