Türkiye Cumhuriyeti; Anayasasına göre laik, sosyal ve demokratik hukuk devletidir. (1) Karma ekonomi, sosyalist ve kapitalist sistemin bir arada uygulandığı sistemdir. IMF’ye göre; “üst ve orta gelirli, karma ekonomik yapıya sahip, gelişmekte olan ülkedir…” (2)
Türkiye’de uygulanan ekonomik sistem, Cumhuriyetin kuruluşunda devletçiydi. 1950 yılından itibaren kapitalist ağırlıklı, sermayeyi öne alan karma sisteme geçildi. Bunun sonucunda orta sınıf ortadan kalkmaya başladı. Ürün fiyatları arttı, halkın geliri azaldı. Karma ekonomi, zengine getirim sağlayan ekonomik bir sisteme dönüştü…
Liberal ekonomi sistemini uygulayan bir devlet, pazarda satılan tarım ürünlerinin fiyatını belirleyebilir mi? Belirler diyeceksiniz ama belirleyemez, ürünün pazar fiyatını, liberal ekonomide arz ve talep belirler. Ürün azsa fiyat yükselir, Ürün fazla ise düşer…
Kendine yetecek tarım ürünü üretemeyen, yeterli sanayi tesisi ve sermaye birikimi olmayan, petrol kaynakları bulunmayan ülkeler, fiyat artışlarını ve enflasyonu kontrol edemez…
Günümüz Türkiye’sinde yüksek enflasyonun faturası, uygulanan sisteme değil; çiftçiye, esnafa, üreticiye, tüketiciye kesildi. Böyle yaparak, pahalılığın oluşmasından sorumlu olanlar kendilerini koruma çabasına girdi…
Ürün fiyatlarındaki artış, girdi fiyatlarının yüksekliğinden, yeterli tarım üretimi yapılmaması, hayvan yetiştirilmemesi, gelir dağılımının bozuk olmasından kaynaklanır. Enflasyonun artış nedeni doğru saptamalı ve gerekli önlemler alınmalıdır…
Devletçi ekonomik sistem uygulayan ülkelerde ürünlerin satış fiyatlarını devletin belirlemesine “Narh” denir. Narh, tüketiciyi ve üreticiyi koruyan, aracıların haksız para kazanmasının önüne geçen bir sistemdir. Geçmişte, narh uygulaması yaygındı. “Narh uygulaması ilk kez Sümer Devleti uyguladı.” (3)
Osmanlı kentlerinde satılan ürünlerin fiyatları, belediye teşkilatı kuruluncaya kadar Kadı tarafından belirlenir ve denetlenirdi. (4) Osmanlı Kadısı, “Belediye başkanı sıfatıyla esnafın, temizliğini ve fiyatları denetlerdi. Yolsuzluk gördüğünde ceza yazar, dükkânı mühürletirdi.” (5) Böylece haksız kazancın ve vatandaşın zarar görmesinin önüne geçilirdi…
Osmanlı İmparatorluğu’nda 1864 yılında belediye teşkilatı kurulmasına onay veren yasayla, Kadı’nın kentle ilgili görevini belediye başkanı üstlendi. Belediyeler, zabıta teşkilatları ile esnafı ve fiyatları kontrol etmeye başladı…
Yürürlükte bulunan, 5393 Sayılı Belediye Kanunda açık olarak narhtan bahsedilmese de 15. Maddesi (a) bendi, Belediyelere, “belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunma.” Görevi verilmiştir…
Görev kapsamına, belediyenin kent esnafını temizlik yönünden denetlemesi, Pazar yerlerinde satışa sunulan ürünlerin fiyatlarını kontrol etmesi en azından satılan ürün fiyatlarını gösteren etiket konulmasını sağlayacağı anlamı taşır…
Ürün fiyatlarının artmasının asıl nedeni enerji ve diğer girdi fiyatının yüksek olmasıdır. Enerji fiyatının yüksekliği yeterli üretim yapılamamasına neden olur. Enerji ve tarımsal girdi fiyatları yüksek seyrettiği sürece tarım ürünü fiyatlarının düşmeyeceği, aksine yükseleceği açıktır…
KAYNAK:
1-Anayasa 2. Madde
2-Wikipedya
3-Töre Sivrioğlu, Uygarlık Tarihi. S. 44
4-İlber Ortaylı, Hukuk ve İdare Adamı olarak Osmanlı Devletinde Kadı S. 56-57
5-İlhan Akbulut, Türk Hukuk Tarihi. S. 262