Geçtiğimiz 8 Mart 2026 Pazar Günü Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlandı. Kutlamanın nereden geldiğini önceki yazılarımda anlattım. Bu gün sizlere Emekçi köylü kadınlarımızı anlatacağım…
Anadolu’da binyıllar içinde değişmeyen tek şey köylünün yaşam şeklidir. O, sahibi olduğu bir avuç toprağı işleyerek ancak karnını doyurur. Ürettiği ürünün çoğu, Cumhuriyet kurulmadan önce elinden alınır egemenleri doyururdu…
Köylünün yaşamında değişmeyen tek gelenek, bu günde aynen uygulanan kadın, erkek eşitliğidir. Her ne kadar Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları kadını insandan saymasa da Anadolu insanı kadını erkeğin eşiti ve yoldaşı olarak gördü…
Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, bir şiirinde köylü kadınlarını şöyle anlatır. “Yüzleri güneştir onların yanık/ ayakları topraktır onların yarık.” Köylü kadınlar; soylarının geleceği için, köylerinin doğasını, toprağını, ormanını, suyunu, havasını korumak, yaşam alanlarını savunmak ve çocuklarını eğitmek için yaşar…
Örneğin; Kurtuluş Savaşında Vatanın kurtulması için çocuğunun ve kendisinin canını hiçe sayarak cepheye cephane, su ve erzak taşıdı. Yetmedi, silaha sarılıp, erkeği ile birlikte düşmanla göğüs göğüse savaştı…
Bu gün Türkiye’nin dört bir yanındaki köylü kadınlar doğalarını, köylerini yok etmeye çalışan; havasını, suyunu, toprağını kirletmeye kalkan kapitalistlerle savaşıyor. Hukuk içinde kalarak köylerini, ağacını, toprağını, suyunu, havasını savunuyor…
Kapitalistlere direnen köylü kadınların temsilcisi, öncüsü durumunda olan bazı kadınlar var. Aydın, Efeler İlçesinden Kızılcaköylü Merhum Leyla Ciyansen, Denizli İli Tavas İlçesine bağlı Avdan Mahallesinden Hatice Kocalar, Muğla İli Milas İlçesi İkizköyden Necla Işık hemen hatırladıklarım…
Köylü kadınlara öncü olan bu kadınların yaşamları araştırılırsa birçok ortak noktaları olduğu görülür. Onların ortak noktaları Yurt (köy) sevgisi, doğa sevgisi, insan ve canlı yaşama olan saygısıdır…
Köy yaşamı zordur, emek ister, çaba ister, toprağı doğayı, canlıları sevmek ister. Çok para kazanmasalar da kazandıkları karınlarını doyurmaya yeter. Kanaatkârdırlar. Erkeklerinin kalbi vatan sevgisiyle doludur…
Kentte yaşayanlar, uydurulmuş köy kahvaltısı masalıyla köylüyü bir eli yağda bir eli balda rahat yaşayan insanlar olarak görür. Öyle gösterilmeye çalışılır. Siz bakmayın son günlerde lüks restoranlarda köy kahvaltısı diye sunulan kahvaltıya. Köylü öyle bir kahvaltıyı rüyasında bile görmemiştir…
Köylü kadınların yaşamları, ders alınacak öyküleri, vatan ve doğa sevgileri, özverileri, Türkiye’de ve Dünyada yaşayan bütün kadınlara, doğaseverlere, yurtseverlere örnek olmalıdır…