2024 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları Türkiye’de en fazla orman yangını çıkan yıl olarak kayda geçecektir. Yanan sadece ağaçlar değildir. Ülkenin ciğerleri ve canlı yaşamıdır…
Orman ve ağaç soluduğumuz havada bulunan Oksijeni bedava üreten eşsiz fabrikadır. Su döngüsünü düzenler, yağışların sel olmasının önüne geçer ve heyelana engel olur, bölge ısısının yükselmesini veya azalmasını ayarlar. Yaban hayatını barındırır ve korur…
Meyveleri ve kerestesi ile insanın ve canlıların ihtiyaçlarını karşılar. Bunlar hemen akla gelenler. Diğer faydalarını saymaya kalksam sayfalarca yazmam gerekir, bu kadarla yetineyim…
Ormanın canlı yaşamın geleceği için önemini, Anayasa ve ilgili yasaları, uluslararası sözleşmeleri hatırlatarak nasıl korunacağı, yangın çıkması halinde kimlerin nasıl müdahale edeceğini hatırlayalım…
Hukukun genel prensiplerinden birisi yasaların, yönetmeliklerin anayasaya aykırı olamayacağı kuralıdır. Anayasanın 11. Maddesi; “Anayasa, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar, Anayasaya aykırı olamaz.” Hükmünü getirmiştir…
Anayasanın 169. Maddesi, ağaç ve orman nasıl korunacağını, yanan alanlara herhangi bir tesis kurulamayacağını, yeniden ağaçlandırılacağını hükme bağlamıştır. Öte yandan Paris İklim sözleşmesi ile mevcut ormanları koruma ve yeni ormanlar kurma taahhüdünde bulunulmuştur…
Türkiye Cumhuriyeti kurumlarıyla bütündür. Hükümet, kurumlar arası eşgüdümü sağlar, ülkenin birlik ve bütünlüğünü korur. Anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanır. 6831 Sayılı Orman Kanunun 69. Maddesi ormanlık alanlarda sorumlunun Orman Bakanlığı ve OGM olduğunu hükme bağlamıştır…
Orman yangınlarında orman personelinin yanında; köylülerden, askerden, ordunun uçak ve helikopterlerinden, belediye itfaiyesinden yararlanılır…
Anayasanın 169. Maddesi ne yazık ki, RES, HES, JES kurmak, maden aramak, turizm yatırımları ve diğer nedenlerle imara açılarak delinmiş, mevcut ormanlar korunamamıştır. Hatta son çıkarılan 7334 sayılı yasa ile ormanlar turizm için feda edilmiştir…
Orman yoksa içecek su yok, oksijen yok, yeraltı suyu yok, temiz tarım toprağı yok! Sonuçta yaşam yok! Ormanı koruması gereken kurumlar kurumayınca orman yangınları arttı. Ormanı koruma görevini köylü, çevreciler ve gönüllüler üstlendi…
Türk Ulusu, elbet orman yangınlarının üstesinden gelecektir. Bu tür olayların tekrarlanmaması ve cennet vatanın kararmaması için devlet kurumlarının yanında yer alacak, onların Anayasanın, yasaların çizdiği çerçeve içinde hareket etmesini sağlayacak, yanan alanları tekrar ağaçlandırıp, ormana dönüştürecektir…