Bir coğrafyanın güzelliği; yetiştirdiği ürünler, barındırdığı canlı çeşitliliği, üzerinde yaşayan insanın yarattığı uygarlıkla ölçülür…
Anadolu, yeryüzü cennetlerinden biridir. Aydın bu cennetin içinde bir cennettir.
“Anadolu coğrafyasının topraküstü, toprakaltı zenginliği ve denizlerinin güzelliği, verimliliği bitip tükenir gibi değildi?” (1) Tüketmeye çalışıyorlar.
Büyük Menderes Nehri, Orta Anadolu’dan doğup, Ege Denizine kavuşuncaya kadar geçtiği bölgeye bereket saçar, hayat verir.
Toprakları verimli olduğu için bölgede onlarca antik kent kurulmuştur. Bu kentler, bölgenin zenginliğini ve yerleşme elverişliliğini gösterir.
Geliştirdiği uygarlık, yetiştirdiği bilim insanları dünyaya örnek olmuştur…
13. Asırda Cuma ovasından Nazilli’ye kadar olan topraklar, zenginliği ile her ulusun gözünü kamaştırmış, iştahını kabartmıştır. (2)
****
Büyük Menderes Nehri, yeryüzüne çıktıktan sonra, bir göle, denize dökülmeden önce başka bir göle girerek döngüsünü tamamlar.
Bu özellik Dünyanın başka bir nehrinde görülmez…
Kadim halklar, nehrin insana sağladığı olanakları gözardı etmemiş, O’nu tanrı kabul ederek onurlandırmıştır.(3)
Can veren, can alan suları çok çeşitli balıkları barındırır. Kıyısındaki ağaçlar kuşların yuvasıdır.
İşte bu nehir, ne yazık ki, 20. yüzyılda ölmeye başladı…
Fabrika atıkları, evsel atıklar ve kanalizasyon suları arıtmadan nehre deşarj edildi…
Sadece bunlar değil, jeotermal akışkan, çiftçilerin kullandığı kimyasallar yağmur suları ile nehre karıştı.
Nehrin suyu, canlı yaşayamayacak şekilde kirlendi.
*****
Nehir suyunda yaşayan balıklar ve diğer su canlıları ölmeye başladı. Nehir suyunda Oksijen tükendi, canlı yaşayamaz hale geldi.
Kapitalizm, “akan su kir tutmaz.” Diyerek insanları kandırdı, para uğruna suları kirletmeye başladı.
Kirletmeye devam ediyor.
Nehir, bugün eski günlerdeki gibi bolluk ve bereket taşımıyor.
Can almaya devam ediyor. Çevresinde yaşayan insanlara hastalık taşıyan kanala dönüştü…
Kuşların cıvıltıları, bülbüllerin ve karatavukların şarkıları duyulmaz oldu…
Kokudan yanına yaklaşılmıyor.
Halkımız yapılanlara sessiz kaldı, kirleten devlettir, yapar dedi.
Sağlıklı bir çevrede yaşamanın anayasal bir hak olduğunu anlamadı, öğrenmedi, hakkını aramadı…
Oysa biraz araştırsa, nehirlerine sahip çıkan ulusların başarısını görürdü.
Yeni Zelenda yerlileri Maoriler, 160 yıllık çabalarının sonucunu aldılar.
Yaşam alanlarında bulunan onlara ve doğaya hayat veren, “ Whanganui Nehrinin” canlı varlık olarak tanınmasını sağladılar…(4)
Hintliler,
Hindistan’ın Büyük Ganj ve Yamuna nehirlerini canlı varlık olarak kabul edilmesini talep ettiler.
Hindistan yargısı nehirleri canlı varlık kabul etmiş, haklara sahip olduğuna karar verdi. (5)
İstenirse, çaba gösterilirse hukuk içinde her şey yapılabilir…
Dünya’da ve Türkiye’de örnekleri var…
******
Kadim halkların Tanrı kabul ettiği,
Afyon, Uşak, Denizli ve Aydın illerinin gözbebeği, can damarı olan,
Büyük menderes Nehrini kirlilikten kurtarıp, eski günlerindeki canlı haline döndürebiliriz…
Gerekli yasal adımların atılması ve nehrin kurtarılması için,
4 kentin belediye başkanlarının ve milletvekillerinin öncü olması, yol göstermesi ve nehri sahiplenmesi gerekmektedir.
Sayın Belediye başkanları; milletvekilleri, gelin birlik olalım, sözle değil, eyleme geçerek, nehri kurtaralım.
Halk sizden bunu bekliyor. Var mısınız?
KAYNAK:
1-Halikarnas Balıkçısı, Bütün Eserleri 4- Merhaba Anadolu. S. 33
2-İlber Ortaylı, Türklerin tarihi. Cilt 1. S.244
3-Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü. S. 216
4-www.ntv.com.tr/dunya/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak- tanindi,svYQgsLBVkO_43aE0Qq_TA
5-24.com.tr/haber/ganj-ve-yamuna-nehirleri-de-canli-varlik-statusu-kazandi,395286