Anadolu uygarlığı su havzalarında doğmuş, geliştirilen kültür ürünleri buradan Dünyaya yayılmıştır. Dicle ve Fırat nehirlerinin oluşturduğu Şattülarap suyolunun etrafındaki bereketli topraklarda Sümer, Elam ve Akad uygarlıkları doğmuştur…
Sümer halkı, uygarlıklarının oluşmasına katkı sağlayan Şattülarap suyolunu oluşturan Fırat ve Dicle nehirlerinin doğduğu Anadolu için, büyük su ülkesi anlamına gelen “A-kur-gal” diyorlardı.(1)
Milattan önceki yıllarda Anadolu; su kaynakları, gölleri, dereleri ve nehirleri ile tatlısu zengini bir yarımada idi. O suların kıymeti bilinemedi…
Bugün Bozkır ve yarı çöl haline gelmiş olan Tuz Gölü çevresi bile o yıllarda bugünden çok farklıydı. Bölgenin ormanlarla kaplı olduğu, çok sayıda ören yerinin bulunmasından anlaşılmıştır. (2) İlerleyen yıllarda insan ormanları yok ederek yarı çöl haline getirdi.
Tatlısu rezervlerinin bol, iklimin ılıman, bol yağış alması, dağlarının gür ve verimli ormanlarla kaplı olması Anadolu’yu cazibe merkezi haline getirmiştir.
Elverişli doğa koşulları insanın “yabani hayvanları evcilleşmesine, yabani bitkileri ehlileştirilmesine olanak sağlamış, bu sayede M.Ö. 9.000-7.000 yılları arasında tarım devrimi gerçekleşmiştir. (3)
Tarım devrimi ile birlikte yerleşikliğe geçen insan, barınmak için binlerce yıl hemen hemen hiç değişmeden kullanılan ilk köy evlerini inşa etmiştir…
Anadolu nehirlerinden Kızılırmak Hitit uygarlığını, Sakarya Frig uygarlığını, Gediz ve Küçük Menderes Lidya uygarlığını, Büyük Menderes, Frig, uygarlığı ile birlikte birçok antik kent uygarlığını yaratmıştır…
Batı Anadolu ırmakları, Skamender (Kara Menderes) Truva, Kaikos (Bakır çay) Bergama, Hermos (Gediz Nehri) Lidya ve Smyrna, Kaiktros (Küçük Menderes) Efes, Meandr (Büyük Menderes) Kelania, Beyce Sultan, Hierapolis, Leodikya, Nysa, Miletos, Priene, Tralles ve Magnesia antik kentlerinin uygarlık yaratmasına katkı sağlamıştır…
Bu nehirler, uygarlık geliştirmesine yardım ettikleri kentlerin halkları tarafından saygı gören, tanrılaştırılmış, ululanmış nehirlerdir. (4)
Ulu kabul edilen nehirlerden Büyük Menderes Nehri, tarihte ilk yargılanan ve hüküm giyen nehir olma özelliğini taşır. Havzada kurulmuş bazı kentler onun ismiyle anılır…
Büyük Menderes Nehri’nin mahkûm olmasının asıl nedeni, uygarlık yarattığı gibi uygarlıkları yok etmesinden kaynaklanır. Milet ve Priene kentlerinin limanlarını taşıdığı millerle toprak altında bırakmıştır. (5)
Batı Anadolu nehirlerinden, Küçük Menderes Efes limanını, Gediz İzmir Limanını doldurmuş ama onlar hakkında herhangi bir yakınma olmamıştır…
Nehirler ve havzaları onlarca antik öyküye konu olmuştur. Ama Büyük Menderes ve havzası hakkındaki antik söylenceler hepsinden daha çoktur.
Nehirlerin berrak ve temiz suları tarım yapmayı kolaylaştırmış, sulama sayesinde bol ürün alınmış, ürünlerin işlenmesi için küçük zanaatlar ve tekstil üretimi gelişmiştir…
Büyük Menderes Havzasında kurulmuş kentlerde yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. 6-7 binli yıllarda tekstil üretiminde kullanılan tezgâh ve kumaş parçaları bulunmuştur.
Yöreye yerleşen insan, kentlerini kurarken mimaride bugün kullandığımız birçok inşaat tekniğini geliştirmiş ve uygulamıştır. Bunlardan en önemlileri kentlere su taşımak için geliştirilen su kemerleridir.
Anadolu antik kentlerindeki mimari yapılardan kalıntıları günümüze ulaşanlar mabet, tiyatro, Jimnazyum ve hipodromlar olmuştur.
Kentlerin kanalizasyon ve yağmur suyunu tahliye sistemlerinin mükemmelliği karşısında insan hayrete düşmektedir.
Antik kentler, yer seçimi, doğayla uyumu ve yapılar mimari tekniğiyle iyi düşünülerek inşa edilmiş, sosyal hayatta gereksinim duyulan her şey yapılmıştır…
Örnek alalım…
KAYNAK:
1-Devrim Erşen, Türkiye’nin Antik Kentleri. S. 105
2- J. G. Macqueen, Hititler. S. 11
3-Age. S. 15
4-Halikarnas Balıkçısı Bütün Esreleri 4. Merhaba Anadolu S. 112
5-Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü. S. 216