Anadolu, insanlık ve Türkler için neden önemlidir? Tarihi süreçte üstlendiği rolü anlayabildik mi? Yabancı ulusların gözü neden onun üzerinde?
Bu soruların yanıtları, Türklerin Anadolu toprakları üzerindeki varlığını sürdürmesini sağlar…
Anadolu’nun önemini birkaç başlık altında toplamak gerekir. Bunlar, kültür ve coğrafi yapı, bitki örtüsü, tarım ürünleri, sular, canlılar ve yeraltı zenginliğidir.
Anadolu’nun kıymetini kadim halklar, Türkler anladı ve ona sahip çıktı ama günümüz yöneticileri kıymetini anlamadı, anlamak istemedi.
Anlasalardı, yerüstü zenginliklerinin maden aramak, HES, RES ve JES kurmak için yok edilmesine izin vermezler, nehirlerin kullanım hakkını devretmezlerdi…
Planlanmadan yapılan maden aramaları, HES’ler, RES’ler ve JES’ler sadece ormanları, tarım alanlarını yok etmekle, canlıları öldürmekle kalmıyor, yaşam kaynağı yerüstü sularını kirletiyor, yeraltı sularını yok ediyor…
Anadolu, ormanlarıyla, endemik bitkileriyle, su havzalarıyla, antik kentleriyle, dört mevsimi bir arada yaşayan coğrafi konumuyla önemlidir…
Uygarlığın doğduğu, yılda üç ürün alınabilecek bereketli topraklara sahip, üç tarafı denizle çevrili, üç kıtanın ortasında konumlanmış yeryüzü cennetlerinden birisisidir…
“Beşikler vermişim Nuh’a Salıncaklar, hamaklar/ Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır…”Dizleriyle Ahmed Arif, Anadolu uygarlığının eskiye dayandığını çok güzel anlatmıştır.
Yetiştirdiği ürünler, yerüstü ve yeraltı zenginliği birçok ulusun ilgisini çekmiş, sahip olabilmek için istila etmeye kalmışlardır…
Onun değerini bilen kadim halklar, Anadolu’nun düşmandan korudular?
Hatti Kralı Pampa önderliğinde birleşip, istilacı Akadlara karşı savaştılar ve düşmanı yendiler. (1)
Mısır Firavunu II. Ramses’e karşı; Hitit Kralının önderliğinde birleşip düşmanı Anadolu’ya sokmadılar. (2)
Anadolu’yu işgale yeltenen Emperyalistlere karşı Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde Çanakkale Destanını yazdılar. Düşmanı Boğazdan içeriye sokmadılar.
Emperyalistlerin maşası Yunan’la savaştılar, düşmanı yenip, kendilerini özgür birey yapan Milli Anadolu devleti, Türkiye Cumhuriyetini kurdular.
Anadolu’yu silahla işgal edilemeyeceklerini anlayan düşmanlar, silah kullanmadan işgal etmenin yollarını aradılar.
Asurlular “Sinsice geldiler, savaşmadan, şehrin bir köşesine yerleştiler ve halkın ticaret hayatını etki altına aldılar. (3) Sömürü düzeni kurdular. Hititlerin sonunu hazırladılar.
Osmanlı Devleti, en güçlü olduğu ve hiçbir ulusa muhtaç olmadığı bir zamanda, sırf iyilik olsun diye ilk resmi kapitülasyonu Fransa’ya verdi…
İlerleyen yıllarda kapitülasyonların sonu gelmedi, Avrupa ülkelerinin birçoğu bundan yararlandı…
Üretmeyen toplumlar, açlıktan ölmemek için üreten toplumların kölesi olurlar.
Osmanlı, üretmedi tüketti, yerli ve milli sanayisini oluşturamadı. Sanayi ürünlerini dışarıdan aldı, borçlandı. Sonunda borçlarını ödeyemez oldu.
Birinci Dünya savaşı sonunda Osmanlı Devleti yıkıldı. Yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, geçmişi bildiğinden üretime önem verdi, üretim seferberliği başlattı…
Toplu iğne yapılamadığı bir dönemde fabrikalar kurdu, çiftçiyi baş tacı yaptı, milletin efendisi ilan etti…
Üretilen tarım ürünleri ülke insanını doyurduğu gibi ihraç edilmeye başlandı. Dünyada kendi kendine yeten ülkeler arsında yerini aldı…
Anadolu’nun yüzü güldü. Yüzünün gülmesi, Marshall planına kadar sürdü.
Asurluların oynadığı oyunu, kapitalist devletler üstlendi. Köylüyü üretim yapamaz hale getirdi.
Kendi öz benliğimize dönüp, ebedi yurdumuz Anadolu’ya sahip çıkmalı ve eski halklar gibi birleşip istilacı emperyalizme karşı koymalıyız…
KAYNAK:
1-Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi. S.21-22
2-Yüksel Güngör, İlk Çağ Anadolu Medeniyetleri. S.68-69, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Merhaba Anadolu. S.169
3-Muazzez İlmiye Çığ, Ortadoğu Uygarlık Mirası-1. S. 2