Antroposen (3)

Haziran 11, 2025

Geleceğin menüsü:

Haşlama, fırında pişirme, kızartma, buğulama, ızgara plastik ürünler…

Sizin tercihiniz hangisi olurdu?

Hani bir karikatür vardır: mezarlıkta iki elinde bavullarıyla dikelen yaşlı bir adam, sol tarafında kocaman plastik poşetler üst üste yığılı, mezarının başında elinde tırpanla onu bekleyen dört büyük meleğin en çalışkan olanı! Melek torbalara doğru işaret ederek; ‘’Bu yolculukta bagaj almıyoruz, gittiğiniz yerde paraya ihtiyacınız olmayacak. Keşke bu kadar çalmasaydınız.’’ demektedir.

Firavunlar da denemişti ama olmadı işte! Kafaları çalışsaydı zaten, mumyalandıklarında akciğer, karaciğer, mide ve bağırsaklarını bile yeni yaşamlarında kullanabilmeleri için saklatırken, beyinlerini burunlarından çengelle fitil fitil çıkarıp attırırlar mıydı?

Bagaj alınmayan o yolculuğun sonunda paraya ihtiyaç olunmayan öyle bir yer var mıdır bilmiyoruz ama cennetin ta kendisi olan bu dünyayı cehenneme çevirecek tedbirleri almaya ‘’hemen-şimdi’’ başlamazsak, yarının çok ama çok geç olacağı tartışma götürmez bir gerçek.

Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayacak ekonomik, çevresel ve sosyal bileşenleri eşit ölçüde göz önünde bulundurmak kaydıyla, bütüncül bir yaklaşım sağlayarak oluşturulacak sürdürülebilirliği tüm insanların her zaman her yerde koşulsuz desteklemesi tek koşuldur!…

Gelecek nesiller ve dünyamız için, geleceğe ipotek koyan bugün yaşadığımız acı tablo karşısında bizlere düşen görev, ekolojik yıkımın etkilerini ve sorunları dile getirerek çözüme katkı vermek, insanlarda ve kamu yönetimlerinde farkındalık yaratmaktır.

Dünya tarihinde ilk kez insan eliyle yaratılan kıtaydı 8.Kıta. Diğer adıyla Plastik Kıta. Sorun şu ki, bu plastik yığınını yaratmış olmamız bir yana; plastik kullanımı sağlık sorunlarından sosyal, ekonomik ve çevresel krizlere, ekosistemin bozulmasına kadar ciddi ve geniş kapsamlı problemlere yol açarken; bu konuda dişe dokunur bir şey yapmıyor olmamız.  

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) verilerine göre, dünyada her dakikada bir milyon plastik şişe satın alınıyor ve her yıl 5 trilyon plastik poşet kullanılıyor. Plastik su şişesi endüstrisinde patlama yaşanırken, 1 milyon plastik   üretimi için yılda 17 milyon varil petrol harcanıyor. 1900’lerin başında üretilen plastik, 1950’lerde kâğıt keselerin aksine daha dayanıklı ve uzun ömürlü olduğu gerekçesiyle poşet olarak kullanılmaya başlandı.

Plastik üretimi 1970’lerden bu yana diğer materyallerden daha hızlı artış gösterirken, tarihsel büyüme eğilimlerinin devam etmesi halinde halihazırda ortalama yıllık 460 milyon ton olan küresel plastik üretiminin 2050’ye kadar 1,1 milyar tona ulaşması bekleniyor. Rakamlar çeşitli kaynaklara göre üç aşa beş yukarı farklılık gösterebiliyor olsa da gerçek olan tek şey, plastiğin şu Cennet Dünyamızdaki yaşama giderek geri dönülmez büyük zararlar verdiği.

Tüm plastiklerin yaklaşık yüzde 36’sı gıda ve içecek kapları için tek kullanımlık plastik ambalajlamada kullanılıyor ve bunların yaklaşık yüzde 85’i çöplüklere gidiyor veya geri dönüşüme uğramadan atık haline geliyor. Tek kullanımlık plastik ürünlerin yaklaşık yüzde 98’inin fosil yakıt ve benzeri ham maddelerden üretildiği göz önüne alındığında, fosil yakıt bazlı plastik üretimi, kullanımı ve bertarafıyla ilişkili sera gazı emisyonları seviyesinin 2050’ye kadar küresel karbon bütçesinin yüzde 20’nin üzerine çıkması öngörülüyor.

Plastiklerin geri dönüştürüldüğüne dair yaygın bir inanç olsa da bu bir şehir efsanesi. Dünya genelinde ortaya çıkan milyonlarca ton plastik atık geri dönüştürülemiyor. Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Küresel Plastik Görünümü raporunda, dünya genelinde mevcut plastik atıkların sadece yüzde 9’unun başarılı şekilde geri dönüştürüldüğü belirtiliyor.

Fakat geri dönüşüm üzerine yapılan bir araştırmada elde edilen bulgulara göre, yeniden kullanılan plastiklerin kimyasal salınımı daha fazla. Araştırmacılar, yaygın olarak kullanılan geri dönüştürülmüş plastik şişenin, yeni üretilmiş şişelerden daha fazla zararlı kimyasallar geçirdiğini tespit etmiş. Plastik şişelerden içeceklere sızan 150 kimyasaldan 18’i yönetmeliklerdeki sınırları aşan seviyelerde.

Plastik su sektörü muazzam küresel başarıyı yakalarken plastik kirliliği krizini beslemekle kalmıyor, yılda milyarlarca plastik şişenin doldurulmasına yardımcı olmak için çıkarılan yeraltı suları, içme suyu kaynakları için de muazzam bir potansiyel bir tehdit oluşturuyor. Geleceğin savaşlarının en büyük sebebinin temiz su kaynaklarını ele geçirmek amaçlı olacağı kesin. Kadim uygarlıklar beşiği Anadol’um. Fırat ve Dicle’ne mukayyet olasın!

Küresel plastik atıkların yüzde 19’u yakılırken, yaklaşık yüzde 50’si düzenli çöp depolama alanlarına gidiyor, geriye kalan yüzde 22’sinin de kontrolsüz çöp sahaları veya çevreye atıldığı belirtiliyor aynı OECD raporunda. Örneğin 1 ton plastiğin yakılması sonucunda 2.9 ton karbondioksit atmosfere salınıyor. Çıkan kimyasallar da solunum yoluyla canlılara yaşamsal zararlar veriyor. Toprağa, bitkilere, yüzey sularına ve yer altı sularına kadar sızıyor; besin zinciri yoluyla da insan ve hayvan sağlığını etkiliyor.   

Plastik Kıtanın tek plastik çöp alanı olmadığını, şu anda dünyanın 5 ayrı noktasında buna benzer atıkların toplanmaya devam ettiğini üzülerek belirtelim. Bu atıkların kütlesinin 2050 yılında denizde yaşayan tüm balıkların kütlesine eşitleneceği tahmin ediliyor. Dünyaya neredeyse kıta büyüklüğünde bir alan eklenmesine sebep oluyoruz ama çoğumuz bunun farkında bile değiliz. İnsanlar çöpü evden uzaklaştırıp kurtulmaları gereken madde olarak gördüğü sürece çevresel krizlerle boğuşmaya devam etmek zorunda kalacaklar. Antroposen, yani İnsan Çağında doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğimiz kesin.

Güneşin ve dalgaların etkisiyle çoğunluğu yarım santimetreden küçük mikro plastiklere dönüşmüş durumda olan bu yığını uzaktan görebilmek çok zor. Aralarında 1977’de üretilmiş mega plastik çöpler de var, 1995’de Gameboy olarak üretilmiş makro plastikler de. Göremediklerimizin görebildiklerimizden çok daha tehlikeli olduğundan (adınız her ne olursa olsun) emin olun.

Mikro plastiklerle ilgili en büyük sorun zararsız moleküllere ayrışamamaları ve/veya ayrışmalarının yüzlerce, hatta binlerce yıl sürmesi. Ayrışma süreci gerçekleşirken ortaya çıkan mikro plastikler her ortama giriyor, hayvanlar ve insanlar tarafından tüketiliyor, su kaynakları kirleniyor.

Mikro plastikler balinalardan planktonlara kadar çok çeşitli deniz organizmalarında ve ticari et, deniz ürünleri, tarım ürünleri ve içilebilir içme suyumuzda tespit edilmiş. Mevcut su arıtma tesisleri bu mikro plastikleri tamamen ortadan kaldıramamakta.

Sonuç itibarıyla, mikrosuyla, makrosuyla, megasıyla olsun plastikler 700’den fazla canlı türünü tehdit ediyor. Örneğin ışıltılı plastik parçalarını gören kuşlar onların yenmemesi gerektiğini nereden bilsin ki? Yapılan araştırmalarda deniz kuşlarının ve kaplumbağalarının midesinden plastik parçaları çıkıyor. Her yıl milyonlarca deniz canlısı bu yüzden ölüyor.

Bunları yiyen balıkları umursamaktan daha önemli işleriniz olabilir belki. Ama unutmayın ki o balıklar besin zincirinin sadece bir parçası. Zincirin diğer ucunda da insanlar var!…

İşte tam da bu nedenle geleceğin menüsü: haşlama, fırında pişirme, kızartma, buğulama, ızgara plastik ürünler. Sağlığınızı düşünüyorsanız eğer tercihinizi bugün den itibaren, hatta şu an yapmalısınız…  

Balık mı yersiniz, plastik mi?…

Sevgi ve sağlıcakla kalın dostlar.

Yorumla

Your email address will not be published.