Ben Bi̇r Zeyti̇n Ağaciyim…

Mayıs 23, 2022

Kamuoyunu uzun süredir meşgul eden zeytinlik alanların ve zeytin ağacının idamı hükmündeki yönetmelik değişikliğine Danıştay 8. Dairesi yürütmenin durdurulması kararı verdi, zeytinlikler nefes aldı. Beklentimiz kararın iptal edilmesi ve zeytinliklerin yok olmaktan kurtulmasıdır…

Bilim insanlarına göre Anadolu’da zeytin tarımı M.Ö 4000 yıllarında başlamıştır. Sizler de kendi yörenizde aradığınızda kuytularda kalmış binlerce yıl yaşamış, hala canlı, meyve veren bir zeytin ağacı bulabilirsiniz. Büyük Menderes Havzasında oldukça yaşlı bir zeytin ağacı gördüm, resmini çektim, benimle konuştu, bakın neler söyledi:

“Anadolu’nun batısında Büyük Menderes Havzasında yaşama tutunmuş, unutulmuş, insanın gazabından, yangınlardan kurtulmuş, ama yine de insanı, canlıları ve kuşları besleyen üç-dört bin yaşına kadar gelebilmiş zeytin ağaçlarından, biriyim. Kökümden 4 dal çıktı, gövdemin çevresi 10 metreye yakın. Halen meyve veriyorum… 

Çok uzun zamandır yaşıyorum, Anadolu’da yaşamış birçok ulusu gördüm, onların insanlarını besledim, neler gördüm neler. Size kısaca gördüklerimden bazılarını anlatayım:

Truvalıları, Hititleri, Frigyalıları, Lidyalıları, Karyalıları, Yunanlıları gördüm. Perslerin, Kimmerlerin Anadolu’yu talan edip, ormanları ve meyve ağaçlarını yaktığını, İskender’in kent kurmak için ormanları yok edip dağları düzlediğini gördüm. Bizanslıları, Selçukluları, Aydın oğullarını, Osmanlıları, Timur’u gördüm, bana kötülük etseler de onların insanlarını besledim…

İşgalciler dışındaki Anadolu halkı beni hep korudu, sahiplendi, imar etti, karşılıklı birbirimize baktık, bana saygı duydular, sevgiyle baktılar. Sizin yörenizde de mutlaka benim gibi yaşlı, çok şeyler görmüş zeytin ağaçları vardır, onları koruyun ve sahip çıkın! Onlar size çocuklarınızın emanetidir…

Günümüz insanı, meyvemi yer, sağlıklı kalmak için yemeklerinde, salatalarında yağımı kullanır. Odunumu ve çekirdeklerimden oluşan prinayı soğuktan korunmak için yakacak olarak kullanır. Yapraklarım kışın dökülmez, dört mevsim yeşildir, oksijen üretirim. Canlıların nefes almasına yardımcı olurum…

Ama ne yazık ki insan, merak edip nasıl evrimleştiğimi, doğaya olan katkılarımı, canlılara ve insana sağladığım yararları araştırıp soruşturmaz. Nasıl çoğaldığımı merak etmez, beni yok etmek isteyenlere karşı savunmaz…

Meyve çekirdeklerim çok serttir çimlenmek için Karatavuk kuşunun kursağından geçmesi gerekir. Karatavuk çekirdeklerimi taşıyarak yayılmamı sağlar, ben de onu meyvelerimle besler, ağacıma yuva kurmasına izin veririm. Sadece karatavuk değil, birçok kuş ve canlı meyvelerimle beslenir, dallarıma yuva kurar.

Aşılanmadan önce delice tabir edilen bir ağaçtım, meyvelerim daha küçük, acı ve yağım azdı. Buzul çağında Anadolu’nun soğuktan etkilenmeyen kuytu yerlerinde yaşamımı sürdürdüm. Buzul çağı sona erince insan beni yeniden keşfetti; aşıladı, çelikle çoğalttı, meyvelerim arttı, tatlılaştı, yağım çoğaldı. O dönemde yağımı besin ve aydınlatma aracı olarak kullanılmaya başladılar…

Türkiye Cumhuriyetinde özel yasayla korunan meyve ağacıyım. Beni yok etmeye kalkanlara derim ki: Doğa insan olmadan da yaşar. İnsan ise doğa olmadan yaşayamaz. Ey insanoğlu! Soyunu devam ettirmek, sorunsuz yaşamak istiyorsan? Doğayı ve Dünyayı kirletme, ormanları, havayı, suyu ve meyve ağaçlarını koru…”

İşte böyle, zeytin ağacı her şeyi söyledi bize onu korumak düşüyor…

Yorumla

Your email address will not be published.