Bi̇r Arpa Boyu Yol Aldik Mi?

Mayıs 24, 2021

Çocukluğumuzda duyduğumuz masallar: “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…” Diye başlar, “döndüm baktım geriye, bir arpa boyu yol almamışız.” Diye biterdi. Masalın sonundaki o cümle, insanlığın geçirdiği aşamayı gösterir, doğadan hiç ders almadığımızı anlatır. Martin Luther King’in dediği gibi;  “Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik, kardeş gibi yaşamayı unuttuk.”  Bu güzel söze bir cümle ben ekliyeyim, sadece insanı değil, doğayı da unuttuk, ona yabancılaştık, yok ediyoruz…

Buraya nerden geldin, amacın ne, neyi ima etmek istiyorsun? Gibi birden çok soru sorduğunuza eminim, sormakta yerden göğe kadar haklısınız! Anlatayım: Dünya’ da 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü coşkuyla kutlandı, bizde tıs yok! Tarım üretimi, köylü ve çiftçi gereksiz diye düşünülüyor olmalı. Virüs salgınının, doğanın talan edilmesinin ürünü olduğunu anlamadan, sevdiklerimize sıkıca sarılamadan bir Ramazan Bayramı daha geçirdik. Çuvaldızı başkasına batırmadan, iğneyi önce kendimize batırmak zorunda olduğumuz için bu konuya girdim.

Doğaya uyumsuz hatta doğaya düşman teknolojiye dayalı bir uygarlığın, aynı zamanda Dünya canlı yaşamının sonunu getirebileceğini çok az kişi düşünmüştür. Buz devrinin sonunda mağaradan çıkıp, avcı ve toplayıcı yaşamı bırakıp yerleşikliğe geçen insan, tarım devrini gerçekleştirip, uygarlaşmaya başladığı gün, aynı zamanda doğaya karşı çıktığı, onu istediği şekilde dönüştürmeye, doğaya uyumsuz teknoloji oluşturmaya başladığı gün olmuştur.

İnsan, doğayı ve canlıları yok eden teknoloji üretmeye çalışırken, insan dışındaki bütün canlılar doğayla uyum içerisinde yaşamış ve evrimleşmiştir…

Virüs salgını nedeniyle eve kapatıldığımız 2020 yılı Mart ayında evimin karşısındaki parkta gözlemlediğim, “Saksağan” kuşunun özelliklerini, yaşam alanı olan parkta neler yaptığını, diğer kuşlar ve kedilerle nasıl iletişim kurduğunu Aydın paragrafta aynı adla yayınlanan köşe yazımda anlatmıştım. (1) Geçen yıl gözlemlediğim saksağan çifti yine yuvasını tamir edip yumurtaya yattı, bakalım bu yıl kaç yavruları olacak?

Saksağanın bu yıl beni şaşırtan davranışı; bayatlayınca kedi-köpek yesin, yabana gitmesin diye mahallede yaşayanlar tarafından gelişigüzel yuvasının altına attığı ekmek, pide, makarna gibi besin maddelerinin oluşturduğu, insan ve hayvan sağlığını tehdit eden çirkin görüntüye ve çevre kirliliğine dayanamaması olmuştur. Görmeden inanmayacağınız bir olaya tanık oldum. Saksağan, yuvasının altına atılan gıda atıklarını birer birer alıp, civardaki evlerin bahçelerindeki toprağa gömerek, mıntıka temizliği yaptı. İnsana, “sokak hayvanlarını besleyecekseniz karalına uyun! Çevreyi kirletmeden besleyin” mesajını verdi.

Saksağanın ve kargaların, “Yedi yaşında bir çocuğun zekâsına sahip olduğunu” (2) öğrenince, bundan böyle, “Kuş Beyinli” deyimini asla kullanmamaya karar verdim. İnsan eliyle iyilik olsun diye oluşturulan kirlilikten saksağan rahatsız oluyor, kirliliği yaratan, kendilerini açısından sokak hayvanlarını doyurduklarını sanan insanlar rahatsız olmuyor! Çünkü onlar, her şeyin tazesine, güzeline alışmış, bayat ekmek ve benzeri yiyecekleri tüketmiyor. Nasıl olsa tazesi markette var, parasını verdi mi? En iyisini alacak durumda, bayatlayınca at gitsin!…

Çoğu insan, bayat diye beğenmeyip çöpe attığı o yiyecekler için, tarladan sofrasına gelinceye kadar harcanan emeği, tarım işçilerinin güneş altında, kızgın sıcakta çektiklerini, harcanan su miktarını, soluduğumuz havaya ne kadar Co2 ve sera gazı salındığını bilmiyor, bilenler ise umursamıyor.

Sadece yiyecekleri değil, modası geçti diye giymediği tekstil ürünlerini ve kullanmadığı metal eşyalarını da çöpe atıyor. Geri dönüştürmek, tamir ederek kullanmak yerine, çöpe atılan metal eşyaların imali için harcanan ve yerine konulması mümkün olmayan doğal değerleri hiç düşünmüyor. Bilerek ya da bilmeyerek bu hareketi ile doğaya, insana ve diğer canlılara zarar veriyor, kötülük ediyor.

Son yüz yılda doğayla uyumsuz teknoloji ve ona dayalı sanayi öyle bir ivmeyle gelişti ki, dünya adeta çöplüğe döndü. Kirletilmedik, su kaynağı, zehirlenmedik tarım toprağı, bozulmadık, kesilmedik, yakılmadık orman kalmadı…

Doğayla dost yaşamak zorunda olduğumuzu insan dışındaki bütün canlılar biliyor ve ona göre hareket ediyor. İnsan doğayla dost olmamakta ısrar ediyor, doğa olmadan yaşamına devam edemeyeceğini görmezden geliyor. Bu aymazlık nereye kadar sürecek!

KAYNAK:

1-https://www.aydinparagraf.com/saksagan-makale,157.html

2-https://evrimagaci.org/karga-zekasi-kargalarin-bas-dondurucu-zekasina-ornekler-5393



 

Yorumla

Your email address will not be published.